Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılan taşınmaz devirlerinde, tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark sıklıkla ilk dikkat çeken unsurdur. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu fark, tek başına muris muvazaasının ispatı için yeterli kabul edilmemektedir. Bu yazıda, mahkemelerin fahiş bedel farkını hangi kriterlerle birlikte değerlendirdiği ve mal kaçırma kastının nasıl ispatlandığı ele alınmaktadır.
İçindekiler
Kısa cevap: Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, aslında bağışlamak istediği bir taşınmazı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek devretmesidir.
Bu işlemde görünürdeki sözleşme ile tarafların gerçek iradesi birbirini tutmaz. Konunun genel hukuki dayanağı, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde yer alan muvazaa hükmüdür. Miras hukukundaki özel çerçevesi ise 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile çizilmiştir.
Muris muvazaası yalnızca taşınmazlarla sınırlı değildir; uygun koşullarda şirket hisse devirlerinde de aynı ilkeler uygulanabilmektedir. Murisin önceden bir vasiyetname düzenlemiş olması ise ayrı bir değerlendirme konusu oluşturabilir.
Kısa cevap: Hayır. Yargıtay'a göre, bilirkişi incelemesiyle tespit edilen gerçek değer ile resmî akitte gösterilen satış bedeli arasındaki büyük farkın tek başına devri muvazaalı hâle getirmediği kabul edilmektedir.
Uygulamada düşük bedelli satışlar sıkça görülür; bu durum her zaman mal kaçırma kastını göstermez. Mahkeme, bedel farkını dosyadaki diğer tüm delillerle birlikte değerlendirir. Bu nedenle yalnızca bir ekspertiz raporuna dayanarak açılan davalarda ispat eksik kalabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Tapuda gösterilen bedelin piyasa değerinin çok altında olması, tek başına dava açmak için yeterli bir gerekçe olarak görülmemelidir. Mahkemeler bu farkı, ancak dosyadaki diğer emarelerle birlikte bir bütün hâlinde değerlendirmektedir.
Yargıtay kararlarında, bedel farkına rağmen mal kaçırma kastının bulunmadığı sonucuna varılan bazı tipik durumlar bulunmaktadır. Bu hâller davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Buna karşılık, taşınmazda satıştan sonra da murisin oturmaya devam etmesi gibi göstergeler, tam tersine muvazaa ihtimalini güçlendiren bir unsur olarak değerlendirilebilmektedir. Taşınmazın sonradan üçüncü bir kişiye devredildiği durumlarda ise zincirleme devir ve iyiniyet meselesi ayrıca incelenir.
Muris muvazaası davalarında hâkim, tek bir delile değil dosyanın bütününe bakar. Tanık beyanları, mirasçılık belgesindeki pay dağılımı, murisin sağlık durumu ve kiminle yaşadığı, ailenin ekonomik koşulları birlikte değerlendirilir.
✅ Bütüncül Değerlendirme İlkesi
Gerçek bedel ile tapu bedeli arasındaki fark, mal kaçırma kastının tek başına delili değil, diğer delillerle birlikte tartılan bir emaredir. Mahkeme, mirasçıya bırakılan başka mal varlığını ve bakım ilişkisini de birlikte inceler.
Mal kaçırma kastının ispatına ilişkin genel ilkeler için ayrıntılı yazımıza da bakılabilir.
Türk hukukunda genel ispat kuralı, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın o vakıayı ispatla yükümlü olmasıdır (HMK m. 190). Muris muvazaası davalarında da bu kural geçerlidir: muvazaa iddiasını ileri süren davacı, murisin gerçek iradesinin bağış olduğunu ispatlamalıdır.
Resmî şekilde yapılmış bir satış sözleşmesinin geçerlilik karinesinden yararlandığı unutulmamalıdır. Bu nedenle salt bedel farkına dayanan bir dava dilekçesi, ispat yükünü tek başına karşılamayabilir. Davacı tarafın, kendi kurduğu muvazaalı bir işleme dayanarak hak iddia edemeyeceğine ilişkin sınırlamalar da ayrıca dikkate alınmalıdır (kendi muvazaasına dayanma yasağı).
Miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar, saklı paylı olup olmadığına bakılmaksızın muris muvazaasına dayalı tapu iptali davası açabilir. Dava hakkı murisin ölümüyle birlikte doğar; miras bırakan hayattayken bu dava açılamaz.
Yerleşik içtihada göre bu davalar, mutlak butlanla sakat bir işlemin iptaline yönelik olduğundan belirli bir süreyle sınırlı değildir. Ancak her dosyanın kendine özgü koşulları bulunabileceğinden, somut durumun bir avukatla birlikte değerlendirilmesi önerilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 25.02.2026 T. 2025/4032 E. 2026/1451 K.
Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; annesi tarafından 20.10.2000 tarihli vasiyetname ile Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 34 46... parsel numaralı taşınmazın kardeşi ...'a bırakıldığını, düzenlenen vasiyetname ile miras hakkının zedelendiğini ileri sürerek 20.10.2000 tarihli vasiyetnamenin iptalini talep etmiş; davacı vekili 21.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ve yeniden sundukları dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın muris ... tarafından davalı ...'a satış suretiyle devredildiğini vasiyetnamenin iptali davası açıldıktan sonra öğrendiklerini, bu nedenle davayı tümden ıslah ederek davaya tapu iptali ve tescil davası olarak devam etmek istediklerini, murisin davacıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı ...'ya satış göstermek suretiyle muvazaalı olarak devrettiğini, vasiyetnamenin iptali davası açıldıktan sonra davalı ...'nın da taşınmazı 30.11.2016 tarihinde ...'a devrettiğini, bu nedenle HMK'nın 125/1-a maddesine göre davayı kayıt maliki ...'a karşı sürdürmek istediklerini belirterek dava konusu taşınmazın davalı ... adına tapu kaydının iptali ile davacı adına hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının ıslah ile dava türünü değiştirdiğini, bunun mümkün olmadığını ve bu hususu kabul etmediklerini, davalı ile eski davalı ... arasında hiçbir akraba ilişkisi ya da yakınlık bulunmadığını, müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişi olarak dava konusu taşınmazı satın aldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2021 tarihli ve 2016/307 Esas, 2021/232 Karar sayılı kararıyla; muris muvazaası iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/904 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek bedel ile resmi akitte gösterilen bedel arasında fahiş fark olmasının ilk davalı ... ile davalı ... arasında gerçekleştirilen satış işleminin muvazaalı olduğunu ispat etmeyeceği, davalı ...'nin taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, davalı ...'ın kötü niyetinin varlığının usulünce ispatlanamadığı, ıslah dilekçesi sunulması ile yeniden delil bildirme hak ve imkanı doğacağına dair bir yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 27.03.2023 tarihli ve 2022/5375 Esas, 2023/1790 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, davacı vekilinin 21.03.2018 tarihli tam ıslah dilekçesi ve ekinde sundukları yeni dava dilekçesi ile vasiyetnamenin iptaline ilişkin davayı muris muvazaasına dönüştürdüğü, HMK'nın 180. maddesi uyarınca davasını tamamen ıslah eden tarafın bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olduğu, tam ıslah ile davanın hukuki niteliğinin değişmesi halinde yeniden delil bildirilebileceğine dair bir hüküm yoksa da aksi yönde bir hüküm de bulunmadığı, ilk davanın niteliği itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmaması halinde, tam ıslahla değiştirilen davanın tanıkla ispatının mümkün olduğu durumlarda, iddianın ispatı açısından tanık deliline dayanılabilmesinin hukuki dinlenilme hakkının bir güvencesi olduğunu, hâl böyle olunca; davacı taraf, tam ıslah bildirimi sonrası verdiği yeni dava dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre davacı tarafa tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebligata elverişli adreslerini içeren listeyi sunması için süre verilmesi, tanık bildirdiği takdirde dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken tam ıslah dilekçesi sunulması ile yeniden delil bildirme hak ve imkanı doğacağına dair yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesinin, hukukî dinlenilme hakkının ve bu hakkın alt unsurları olan "iddia ve savunma hakkı" ile "açıklama ve ispat hakkı"nın ihlâli niteliğinde olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vasiyetnamenin iptali olarak açılan davanın tam ıslah dilekçesi ile muris muvazaası nedeniyle tapu iptali olarak değiştirildiği, muris ...'ın 34 46... parsel sayılı taşınmazını davalı ...'ya mirasçılardan mal kaçırma kastı ile devrettiği, işlemin aslında bağış olduğu, ...'nın taşınmazı dava tarihinden sonra ...'ye devrettiği iddia edilerek ... adına olan tapu kaydının iptal edilerek davacının miras payına göre davacı adına tescilinin talep edildiği, ibraz edilen mirasçılık belgesinden murisin mirası 3 pay kabul edilerek davacı ve davalı ...'ya ayrı ayrı 1 pay verildiği, davacı tanıklarının murisin yatalak olduğu dönemde, ameliyattan sonra kızı ...'nın yanında kaldığı ve murisin kızı ...'nın yanında iken vefat ettiğini, davalı tanıklarının ise murise ölünceye kadar bakması karşılığında dava konusu taşınmazın muris tarafından ...'ya devredildiğini beyan ettikleri, muris adına kayıtlı iken mirasçılara intikal eden Gebze ilçesinde 1 adet bağımsız bölüm ile halen muris adına kayıtlı olan Trabzon ilinde elbirliği mülkiyetli çay bahçesi olması karşısında davacı tarafın murisin mirasçılardan mal kaçırma kastı ile dava konusu taşınmazı kızı ...'ya devrettiği iddiasını ispatlayamadığı gibi davalı ... ile davalı ... arasındaki devrin muvazaalı olduğunu da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Hayır. Bedel farkı tek başına yeterli bir delil değildir; diğer delillerle (tanık beyanları, diğer miras payları, bakım ilişkisi vb.) birlikte değerlendirilir.
Yerleşik içtihada göre bu davalar mutlak butlan iddiasına dayandığından belirli bir süreyle sınırlı değildir; yine de her dosya kendi koşullarında değerlendirilmelidir.
Gerçek bir bakım ilişkisi ispatlanırsa, mahkeme bunu mal kaçırma kastının bulunmadığına dair güçlü bir gösterge olarak değerlendirebilir.
Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir; süre delil durumuna, bilirkişi incelemesine ve istinaf/temyiz aşamalarına göre değişebilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Mirastan mal kaçırıldığını düşünüyor ve tapuda gösterilen bedelin gerçek değerden çok düşük olduğunu fark ettiyseniz, bu durum tek başına dava açmak için yeterli olmayabilir; dosyanızdaki delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek durumunuzu görüşebilirsiniz.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


