Vasiyetname Düzenledikten Sonra Satış Yapılırsa Muris Muvazaası Ortaya Çıkar mı?

Bir yakınınız vefat etmeden önce mal varlığını önce vasiyet yoluyla bir mirasçısına bıraktı, sonra da aynı taşınmazı yine ona "satış" göstererek devretti mi? Bu durum, Yargıtay içtihatlarında güçlü bir muris muvazaası (mirasçıdan mal kaçırma) emaresi olarak değerlendirilmektedir. Bu yazıda, bu tür devirlerin hukuken nasıl değerlendirildiğini ve mirasçı olarak haklarınızı nasıl koruyabileceğinizi anlatıyoruz.

📌 Bu İçerik Kimin İşine Yarar?

Mirasından pay alamadığını düşünen, kardeşine veya diğer mirasçılara devredilen taşınmazların gerçek bir satış olmadığından şüphelenen mirasçılar içindir.

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedir?

Muris muvazaası, bir kişinin (murisin) mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağış (Donation) yapmak istediği halde bunu satış (Sale) sözleşmesi gibi göstererek taşınmazını devretmesidir. Tapuda "satış" yazsa da, tarafların gerçek iradesi karşılıksız devirdir. Bu durum tespit edildiğinde, mirasçı bu işlemin iptalini ve kendi payının tesciline karar verilmesini isteyebilir.

Bu tür davalar, uygulamada tapu iptali ve tescil davası olarak açılır; tescil mümkün değilse alacak talebi de gündeme gelebilir.

Vasiyetname Sonrası Satış Neden Güçlü Bir Muvazaa Şüphesi Doğurur?

Uygulamada sık karşılaşılan bir durum şudur: Muris, önce bir mirasçısına vasiyetname ile taşınmazını bırakır. Yıllar sonra ise aynı taşınmazı, yine aynı kişiye bu sefer "satış" yoluyla devreder.

Yargı içtihatlarına göre bu sıralama tesadüf değildir. Murisin taşınmazı zaten vasiyet yoluyla o kişiye bırakma iradesini önceden ortaya koymuş olması, sonrasında yapılan "satış" işleminin de aslında gerçek bir alım-satım olmadığını, bağış iradesinin bir devamı niteliğinde olduğunu güçlü şekilde düşündürür.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Aynı taşınmaz için önce vasiyetname düzenlenip sonra satış yapılması tek başına yeterli değildir; mahkeme bunu diğer emarelerle (bedel, ihtiyaç, tereke durumu) birlikte değerlendirir. Yine de bu sıralama davanızda güçlü bir dayanak oluşturabilir.

Mahkemelerin Muvazaayı Tespit Ederken Aradığı Emareler

Bir devrin muvazaalı olup olmadığını değerlendirirken mahkemeler tek bir kritere değil, birden fazla olguya birlikte bakar:

Murisin Ekonomik İhtiyacı Murisin satış tarihinde gerçekten paraya ihtiyacı olup olmadığı araştırılır.
Terekede Bedel İzi Satıştan elde edildiği iddia edilen paranın, murisin vefatındaki mal varlığında (tereke) herhangi bir izinin bulunup bulunmadığına bakılır.
Alıcının Ödeme Gücü Taşınmazı satın aldığı iddia edilen davalının, o bedeli ödeyebilecek maddi güce sahip olup olmadığı incelenir.
Bakım İlişkisi Devrin aslında bir "bakım karşılığı" olduğu savunuluyorsa, bu ilişkinin gerçekliği ve süresi ayrıca değerlendirilir.

Tapu İptali ve Tescil Davası Süreci Nasıl İşler?

1
Tapu ve Tereke Araştırması: Dava öncesinde devir tarihleri, vasiyetname içeriği ve murisin mal varlığı hareketleri incelenir.
2
Dava Dilekçesinin Hazırlanması: Tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak talebini içeren dilekçe yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine sunulur.
3
Tanık ve Bilirkişi İncelemesi: Murisin ekonomik durumu, taraflar arası ilişki ve devrin gerçekliği tanık beyanları ve gerekirse bilirkişi raporuyla değerlendirilir.
4
Karar ve Olası İstinaf/Temyiz: İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf, gerekirse Yargıtay temyiz yolu açıktır.

İspat Yükü Mirasçıya mı Aittir?

Kural olarak muvazaayı iddia eden mirasçı bunu ispatla yükümlüdür. Ancak somut olayda vasiyetname ile satışın aynı taşınmaz için art arda yapılmış olması gibi güçlü karineler varsa, bu durum mirasçının ispat yükünü önemli ölçüde kolaylaştırabilir; hatta bazı durumlarda davalı tarafın yemin deliline başvurmasına gerek kalmadan dava kabul edilebilir.

✅ Bilmeniz Gereken

Somut olguların (vasiyet + satış sıralaması, terekede bedel izi olmaması, murisin ihtiyacı bulunmaması) birlikte değerlendirilmesi, mirasçı lehine güçlü bir tablo ortaya koyabilir.

Benzer Konularda Diğer İçeriklerimiz

Konuyla bağlantılı diğer değerlendirmelerimize şu yazılardan ulaşabilirsiniz: Muris Muvazaası Davalarında Ciddi Bir Hata, En Değerli Taşınmazın Devri ve Muris Muvazaası, Muris Muvazaası ve Şirket Hisse Devrinin İptali.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Bir yakınınızın taşınmazının önce vasiyet, sonra satış yoluyla başka bir mirasçıya devredildiğini düşünüyorsanız, tapu kayıtlarını ve tereke durumunu vakit kaybetmeden incelemeniz önemlidir. Maya Avukatlık Bürosu olarak durumunuzu değerlendirmek ve size yol göstermek için bize ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Muris muvazaası davası açmak için süre sınırı var mı?

Tapu iptali ve tescil davasında Yargıtay yerleşik içtihadına göre kural olarak zamanaşımı süresi işlemez; ancak somut olaya göre değerlendirme yapılması için avukata danışmanız önerilir.

Vasiyetname sonrasında yapılan satış otomatik olarak muvazaalı mı sayılır?

Hayır, otomatik değildir. Mahkeme; murisin ekonomik durumu, terekedeki bedel izi, alıcının ödeme gücü gibi tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonuca varır.

Dava kimlere karşı açılır?

Dava, taşınmazın devredildiği kişi veya kişilere (davalı mirasçı/3. kişi) karşı, tapu iptali ve tescil talebiyle açılır.

Tapu iptali mümkün olmazsa ne olur?

Taşınmazın 3. kişilere devredilmiş olması gibi tescilin mümkün olmadığı hallerde, mirasçı payına karşılık gelen bedelin tazminini talep edebilir.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 06.10.2025 T., 2024/4243 E., 2025/4236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının muris ...'nın kızı, davalılardan ...'in murisin oğlu, davalı ...'in ise muristen önce ölen oğlu ...'ın kızı olduğunu, murisin davacıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak 922 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlarını davalılara satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde de alacak talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 922 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 23.10.2000 tarihinde kendisine vasiyet edildiğini, murisin 2000-2018 yılları arasında fakirlik yardımı aldığını, taşınmazlarını satmak istediğini çevresine duyurduğunu, kendisinin de bedelini elden ödemek suretiyle dava konusu taşınmazı 2003 yılında satın aldığını, taşınmazın bedelin annesinin topluca aldığı emekli ikramiyesi ve borç para ile ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı bedeli mukabilinde satın aldığını, kendisine ve diğer davalı ...'e yapılan satış işlemlerinden sonra muris babasının davacıya para verdiğini, murisin bu parayı çocukları arasında mal paylaştırma saiki ile yaptığını, murise kendisinin baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tek katlı ev, 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2 katlı ev ve tek katlı yapı bulunduğu, murisin 1 parsel sayılı taşınmazda ikamet ettiği, davalı ... evlenirken 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 katlı evin yaptırıldığının tanık anlatımlarından anlaşıldığı, 1 parsel sayılı taşınmazdaki yapının davacı ... ve muris kardeşi ............. tarafından sağlanan katkı ile muris tarafından yapıldığı, davalı ...'in murisin torunu olduğu, davalı ... evlenene kadar muris babası ile birlikte 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıda birlikte ikamet ettikleri, ayrı bir bütçelerinin bulunmadığı, birlikte hareket ettikleri, muris ...'e ölene kadar davalı ... tarafından bakıldığı, murisin herhangi bir emekli aylığı almadığı, geçimini hayvancılıkla sağladığı, bir süre sonra hayvanlarını sattığı, satıştan elde ettiği para tükenince taşınmazları satmak istediği, davalılara satış suretiyle devrettiği, semenin her zaman para olmayacağı, davalılar tarafından murisin bakım ihtiyaçlarının giderildiği, tanık beyanlarına göre davacıyı evlendikten sonra görmedikleri, davalıların taşınmazı alım güçlerinin olduğu, taşınmazları bedeli karşılığında aldıkları, mal kaçırma kastı olmadığı yönünde davalıların yemin ettikleri, muvazaa olgusunun davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların 2000 yılında davalı mirasçılara muris tarafından vasiyetname yoluyla bağışlandığı, sonrasında ise aynı taşınmazların bu sefer satış yoluyla davalılara devredildiği, bu durumun murisin en başından itibaren terekeden mal kaçırma kastını gösterdiği, bu satışların gerçek bir satış olmadığı, murisin asıl amacının bağış yapmak olduğu, davacıdan mal kaçırmak amaçlı yapıldığı açıkça anlaşılan ve resmi vasiyetnamenin sonrasında yapılan resmi senetlerin muvazaalı olarak ihdas edildiği, böylelikle davacının davasını yemin deliline başvurulmadan ispat ettiği, satışın yapıldığı tarihte murisin paraya ihtiyacının olmadığı, vefatında terekesinde bir satış bedelinin çıkmadığı, dava konusu olayda davalılara yapılan devrin bedelinin bakım olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, söz konusu devirlerde dava konusu taşınmazları davacı olan mirasçısından mal kaçırmak ve mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devrettiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; küçük yaşlardan itibaren çalışarak babasına yardım ettiğini, babasının maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazları satılığa çıkardığını, dışarıdan kişilerin satın almaması için kendisinin satın aldığını, kendisine devredilen 2 parsel sayılı taşınmazı bedeli mukabilinde aldığını ayrıca taşınmazdaki binayı kendisinin yaptığını, babasının satış bedellerinden kızı davacıya da pay vererek sağlığında paylaşım yaptığını, murise sağlığında kendisinin baktığını, davacının murisle hiç ilgilenmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle, murisin dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazı kendisine vasiyet ettiğini murisin iyice fakirliğe düşüp de taşınmazını satmak isteyince öğrendiğini, muris dedesinin taşınmazı satın almasını istediğini, onun ricasını kırmayarak biriktirmiş olduğu paralarla ve annesinin emekli ikramiyesi ile taşınmazı satın aldığını, muris tarafından düzenlenen vasiyetnamenin kendi lehine olmasına rağmen murisin geçinememesi nedeniyle taşınmazı satın almasının muvazaanın bulunmadığını gösterdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse alacak istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1934 doğumlu ...'ün 17.03.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak kızı davacı ...; oğlu davalı ... ve torunu davalı ...'in kaldığı; murisin ölmeden önce .............. Noterliğinin 23.10.2000 tarihli vasiyetnamesi ile 922 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalı ...'a vasiyet ettiği, taşınmazın daha sonra 12.08.2003 tarihinde muris tarafından davalı ...'e satış suretiyle devredildiği; murisin dava konusu 922 ada 2 parsel sayılı taşınmazı ............... Noterliğinin 14.06.2000 tarihli vasiyetnamesi ile davalı ...'e vasiyet ettiği, taşınmazın 17.04.2006 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve davalı ... tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı ... ve davalı ...'in temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 17.906,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'den; 8.111,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2