Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi, arsa payını müteahhide devreder; karşılığında inşa edilecek bağımsız bölümlerin kendisine verilmesini bekler. İnşaat gecikince ya da yarım kalınca asıl risk başlar. Tapuda müteahhit adına geçmiş paylar üçüncü kişilere satılabilir veya ipotek edilebilir. Dava yıllarca sürerken tapudaki tablo değişirse, kazanılan dava bile sonuç vermeyebilir.
İşte bu noktada ihtiyati tedbir devreye girer. Bu yazıda arsa sahibinin tapuya tedbir koydurma şartları, "yaklaşık ispat" ölçüsü, delil tespiti ve bilirkişi raporunun rolü ile 6306 sayılı Kanun kapsamındaki projelerin özellikleri ele alınmaktadır.
📌 Kısaca Özet
Arsa sahibi, sözleşmenin feshi veya tasfiyesi davasıyla birlikte (veya öncesinde) tapudaki bağımsız bölümlerin devrini önleyen ihtiyati tedbir isteyebilir. Mahkeme tam ispat değil, yaklaşık ispat arar. İnşaat seviyesi çoğu zaman keşif ve bilirkişi raporuyla ortaya konur. Tedbir, teminat karşılığında ve somutlaştırılmış bağımsız bölümlerle sınırlı olarak verilebilir.
📑 İçindekiler
Kısa cevap: Arsa sahibi, müteahhidin temerrüdü halinde süre vererek sözleşmeden dönebilir, tasfiye ve zararının giderilmesini isteyebilir. Alternatif olarak TBK m.484 uyarınca tazminat karşılığı fesih yolunu da seçebilir.
Sözleşmede kararlaştırılan teslim süresi dolduğu halde inşaat tamamlanmamışsa, müteahhit temerrüde düşmüş olabilir. Ancak her gecikme otomatik olarak sözleşmeden dönme hakkı doğurmaz. Gecikmenin kusurlu olup olmadığı, sözleşmedeki süreler, arsa sahibinin kendi edimlerini yerine getirip getirmediği ve ruhsat, idari engel ya da mücbir sebep gibi savunmalar birlikte incelenir.
Arsa sahibinin önünde başlıca şu yollar bulunur:
İnşaat belirli bir seviyeye geldikten sonra sözleşme sona erdiriliyorsa, mahkeme geriye etkili dönme ile sözleşmenin ileriye etkili sona ermesi arasında ayrım yapar. Bu ayrım, tapuların iadesini ve tasfiyenin kapsamını doğrudan etkiler. Bu nedenle inşaatın fiziki gerçekleşme oranının doğru tespiti hem fesih davasında hem de tedbir talebinde belirleyici olur.
Kısa cevap: İhtiyati tedbir, dava sonuçlanıncaya kadar mevcut durumun korunması için verilen geçici koruma kararıdır. Tapuya işlenen tedbir şerhi, belirtilen bağımsız bölümlerin devir ve satışını önler.
HMK m.389 uyarınca ihtiyati tedbir, iki durumda gündeme gelir:
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde bu risk somuttur. Müteahhit adına geçmiş arsa payları üzerindeki bağımsız bölümler satılırsa ya da ipotek edilirse, arsa sahibinin tapuyu geri alma ve kendisine düşen bölümleri teslim alma hakkı ciddi biçimde zorlaşır. Tedbir şerhi, tapu kaydına bakan herkes için görünür bir engel oluşturur.
Tedbir, dava açılmadan önce veya dava sırasında istenebilir (HMK m.390/1). Haklarının derhâl korunması zorunluysa hâkim karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir (HMK m.390/2).
Kısa cevap: Yaklaşık ispat, hâkimde tam kanaat değil, iddianın doğru olma ihtimalinin güçlü olduğu yönünde kanaat oluşmasıdır. Yalnızca iddia veya beyan yeterli değildir.
HMK m.390/3 uyarınca tedbir isteyen, dilekçesinde tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Mahkeme dört başlıkta değerlendirme yapar:
Yaklaşık ispatta işe yarayan başlıca deliller şunlardır:
Tedbir, yargılama sürerken verilen geçici korumadır ve esasa ilişkin kesin hüküm değildir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için yargılama gerekmesi, tek başına tedbirin reddi için yeterli sayılmayabilir. Mahkemeden beklenen, yaklaşık ispat ve tedbir sebebi bakımından somut bir değerlendirme yapmasıdır. Ret kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabilir (HMK m.391/3).
Kısa cevap: İnşaat seviyesi, hem sözleşmenin akıbetini hem de tedbirin kapsamını belirleyen en somut veridir. Mahkeme keşif yaparak bilirkişiden ön tespit raporu alabilir; bu rapor yaklaşık ispatı güçlendirir.
Delil tespiti (HMK m.400 ve devamı), özellikle inşaatın durumunun zamanla değişebileceği hallerde önem kazanır. Bilirkişi; fiziki gerçekleşme oranını, yapılan ve eksik kalan imalatları, ruhsat ve projeye uygunluğu ve bağımsız bölümlerin durumunu raporlar. Bu bulgular, hem fesih davasında hem de tedbir talebinde ortak bir zemin oluşturur.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Tedbir kararında neyin üzerine ve ne tür bir tedbir verildiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır (HMK m.391/2). Tedbir istenen ada, parsel ve bağımsız bölüm numaraları açıkça gösterilmelidir. Belirsiz bırakılan bir talep reddedilebilir veya uygulanamaz hâle gelebilir.
Kısa cevap: Mal kaçırma ve hileli işlem delili, ihtiyati hacizde aranan bir şarttır. Ayni hak ve tapu odaklı ihtiyati tedbirde ise ölçü, HMK m.389-390 uyarınca tedbir sebebi ve haklılığın yaklaşık ispatıdır. Somut olayın özelliklerine göre mahkemenin takdiri değişebilir.
Pratikte iki kurum sık karıştırılır. Aralarındaki fark, delil stratejisini baştan değiştirir:
Kısa cevap: 6306 kapsamındaki projelerde birden fazla arsa sahibi bulunduğundan, tek malikin talebi diğerlerinin haklarını da etkileyebilir. Bu nedenle tedbir, davacının hakları ve açıkça belirlenen bağımsız bölümlerle sınırlı tutulmaya çalışılır.
Kentsel dönüşüm projelerinde sözleşme çoğu zaman çok sayıda malikle yapılır. Bir malikin feshi ve tedbir talebi, projenin bütününü etkileyebilir. Mahkemenin değerlendirmesinde şu unsurlar öne çıkar:
ℹ️ Kentsel Dönüşümle İlgili Diğer İçerikler
• Kentsel Dönüşüme İlişkin Kat Malikleri Kurul Kararının İptali Davası
• Kentsel Dönüşümde Tapuda Mesken, Fiilen İşyeri Olan Bağımsız Bölüm
• Kentsel Dönüşüm Alanları İnşaatla İlgili Harçlardan Muaftır
• Kentsel Dönüşüm Sürecinde Yersiz Ödenen Tapu Harçlarının İadesi
Kısa cevap: Tedbir isteyen, haksız çıkması halinde karşı tarafın uğrayacağı zarara karşılık teminat göstermekle yükümlüdür (HMK m.392). Mahkeme teminatın türünü ve tutarını takdir eder; belirli hallerde teminatsız karar da verebilir.
HMK m.392 uyarınca talep resmî bir belgeye ya da başka bir kesin delile dayanıyorsa veya durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini belirterek teminat alınmamasına karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kişi teminat göstermez. Asıl davaya ilişkin hüküm kesinleştiğinde veya tedbir kalktığında bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
Tedbirin kapsamı da orantılılık ilkesine göre belirlenir. Örneğin inşaat faaliyetinin tümünün durdurulması yerine, yalnızca müteahhide devredilmiş paylar ve açıkça belirlenmiş bağımsız bölümler üzerinde devir ve satışı önleyen bir tedbir gündeme gelebilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Tedbir kararı, davanın kazanıldığı anlamına gelmez. Tedbirin sonradan haksız çıkması halinde karşı tarafın uğradığı zarar tazmin edilebilir. Teminatın amacı da budur. Talebin delil durumu bu nedenle dikkatle hazırlanmalıdır.
Kısa cevap: Belgelerin toplanması, inşaat seviyesinin tespiti, temerrüt bildirimi, dava ve tedbir talebi, teminat ve tapuya şerh işlenmesi şeklinde ilerler.
Sözleşmenin feshi, tasfiyesi veya tapu iptal ve tescil davasıyla birlikte, ilgili bağımsız bölümler üzerine ihtiyati tedbir talep edilebilir. Tedbir şerhi işlendikten sonra devir ve satış işlemleri engellenir. Talebin kapsamı ve delil durumu somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Hayır. Tedbir dava açılmadan önce veya dava sırasında istenebilir (HMK m.390/1). Dava açılmadan önce tedbir alınmışsa, kanunda öngörülen kısa süre içinde esas davanın açılması gerekir.
Mal kaçırma delili ihtiyati hacizde aranan bir şarttır. Tapu odaklı ihtiyati tedbirde ise tedbir sebebi ve haklılığın yaklaşık ispatı esas alınır (HMK m.389-390). Yine de her somut olayda mahkemenin takdiri farklılaşabilir.
Kural olarak evet (HMK m.392). Talep resmî belgeye veya kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini belirterek teminat aranmamasına karar verebilir.
Evet. Karşı taraf, tedbirin uygulandığı andan ya da uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz edebilir (HMK m.394). İtiraz kural olarak uygulamayı durdurmaz.
Ret kararına karşı kanun yoluna (istinaf) başvurulabilir (HMK m.391/3). Süreler kısa olduğundan karar tebliğ edilir edilmez avukata danışılmalıdır. İstinaf incelemesinde ret kararı kaldırılabilir ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilebilir.
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1027
KARAR NO: 2026/993
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/06/2026
NUMARASI: 2026/191 Esas,
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğuracak şekilde feshine (sözleşmeden dönme), sözleşmenin tasfiyesi kapsamında devredilmiş edimlerin iadesine, menfi zararın tahsiline, olmadığı takdirde TBK m-484 kapsamında tazminat karşılığı fesih ve tasfiye talebine ilişkindir.
Davacı arsa hissedarı, sözleşmenin süresinde ifa edilmediğini, inşaatın fiilen gerçekleşme oranının %60 seviyesinde olduğunu iddia etmiş, davalı yüklenici şirket vekili ise, müvekkili şirketin belediye tarafından yetkilendirildiğini, yargı kararları ile tesis edilen ihtiyati tedbir nedeniyle gecikme yaşandığını, 06.02.2023 tarihli depremin ülke genelinde yarattığı sonuçlardan etkilendiğini, davacının sözleşmenin 6.maddesi uyarınca kendi öncelikli edimini yerine getirmediğini davacının talebinin diğer malikleri de etkilediğini, geriye etkili fesih şartlarının bulunmadığını, davacının terditli talebinin mümkün olmadığını, inşaatın yarım kalmasının telafisi imkansız zararlara yol açacağı, davacının ihtiyati tedbir talebinde kötü niyetli olduğunu savunmuştur.
Davacı davayla birlikte, taşınmaz/bağımsız bölümler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve inşai faaliyetin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece istinafa konu 04.06.2026 tarihli ara kararla " .... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi, ... ada ... nolu parselde kayıtlı bağımsız bölümler üzerinde devir-satış- temlikin önlemek ile inşaatın esaslı imalatlarında durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin davacının iddiasının haklılığının ve yerinde olup olmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği öte yandan davalının mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya ya da alacaklının haklarını ihlal eder hileli işlemlerde bulunduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf talebinde özetle, bilirkişi raporuna göre (%60 tamamlama oranı ) yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, satış yetkisinin davalıda olmasının telafisi güç zararlar doğuracağını, menfaatler dengesinin davacılar lehine olduğunu savunmuştur.
Uyuşmazlık, 6306 sayılı Yasa kapsamında arsa malikleriyle davalı yüklenici arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa maliklerinden biri olup, sözleşmede kararlaştırılan teslim süresi dolmasına rağmen inşaatın ancak %60 seviyesinde tamamlandığını ileri sürerek davalının temerrüdü nedeniyle sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, sözleşmenin tasfiyesi ile verilenlerin iadesine, menfi zararın tahsiline, olmadığı takdirde TBK 484.maddesi uyarınca teminat karşılığı sözleşmenin feshine ve tasfiyesinin yapılmasını talep etmiştir. Davalı yüklenici temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını, sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Davacı arsa maliklerinin terditli her iki talebi dikkate alındığında sözleşmenin tasfiyesinin istendiği anlaşılmaktadır. İlk talep davalının temerrüdüne dayandırılmaktadır. Davalı yüklenicinin temerrüde düşüp düşmediği, temerrüde düşmüş ise bunda kusurlu olup olmadığı, yapılan inşaatın fiziki gerçekleşme oranı ve bu orana göre sözleşmeden dönme mi yoksa sözleşmenin ileriye dönük sona ermesi koşullarından hangisinin bulunduğu, projenin 6306 sayılı Yasa kapsamında olması, davacı taleplerinin diğer arsa maliklerinin haklarını etkileyecek olması hususları bir arada değerlendirildiğinde; mahkemece öncelikle, davacının tapusunu talep ettiği taşınmaz/bağımsız bölümleri açıklattırılıp somutlaştırıldıktan sonra sözleşmenin paylaşım hükümleri ve yukarıda belirtilen somut koşullar da dikkate alınarak tedbire esas olacak şekilde delil tespiti mahiyetinde keşif yapılarak bilirkişiden alınacak ön tespit raporuyla yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde tarafların menfaat dengesi, tedbirde orantılık ilkesi de gözetilerek uygun bir teminat karşılığında davacı tarafından davalıya devredilen paylarla sınırlı olarak devri önler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih, 2026/... Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Müteahhidin teslim süresini geçirdiği, inşaatın yarım kaldığı veya bağımsız bölümlerin tapuda devrinden endişe edilen durumlarda zaman kritik önem taşır. Sözleşme, tapu kaydı, ihtarname ve inşaat seviyesine ilişkin belgeler birlikte değerlendirilmeden atılan adımlar hak kaybına yol açabilir. Dosyanızı iletişim sayfasından Maya Avukatlık Bürosu'na iletebilir, İstanbul Anadolu Yakası ve Türkiye genelindeki gayrimenkul ve inşaat uyuşmazlıkları için hukuki danışmanlık talep edebilirsiniz.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


