Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Motosiklet kazası geçiren birçok kişi, kaza anında kask takmadığı için tazminat hakkını tamamen kaybedip kaybetmediğini merak eder. Cevap çoğu zaman "hayır"dır. Ancak kasksızlık, ödenecek tazminatın müterafik kusur nedeniyle azaltılmasına yol açabilir. Bu yazıda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 52 çerçevesinde kazazedenin bilmesi gereken esaslar anlatılmaktadır.
ℹ️ Kısa Cevap
Kask takmamak, tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kasksızlık zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim, tazminattan indirim yapabilir. İndirimin oranı olayın özelliklerine göre belirlenir.
📑 İçindekiler
Kısa cevap: Müterafik kusur, zarar görenin kendi davranışıyla zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmasıdır.
TBK m. 52'ye göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Burada belirleyici nokta, kazazedenin davranışının kazayı mı yoksa yaralanmanın ağırlığını mı etkilediğidir.
Kask örneğinde kasksızlık çoğu zaman kazanın sebebi değildir. Ancak baş bölgesindeki yaralanmanın ağırlaşmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle indirim, kazanın oluşumundan çok zararın büyümesi üzerinden tartışılır.
Kısa cevap: Kask zorunluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 78 ile Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 150 ve eki Cetvel hükümlerine dayanır.
Bu düzenlemeler bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletleri kapsar. Zorunluluğun kapsamı kişiye göre değişir:
Kısa cevap: Hayır. Kasksızlık, zarara katkısı ölçüsünde tazminattan indirim sebebi olabilir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) kapsamında sürekli iş göremezlik tazminatı talep eden motosiklet sürücüsüne karşı, sigorta tarafı çoğu zaman kask savunmasına başvurur. Bu savunma kabul edilirse ödenecek tutar azalır. Savunmanın kabul edilmesi için kasksızlığın ispatlanması ve zararın doğmasında veya artmasında etkili olduğunun gösterilmesi gerekir.
İndirim oranı için kanunda sabit bir yüzde yoktur. Oran, hâkimin olayın koşullarına göre yaptığı değerlendirmeyle belirlenir. Kasksızlığın yaralanmaya etkisi, gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle araştırılabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Kasksızlık, karşı tarafın kusurunu ortadan kaldırmaz. Yalnızca ödenecek tazminat miktarını etkileyebilir. Bu nedenle sigorta şirketinin yaptığı indirim hesabı gözden geçirilmeden kabul edilmemelidir.
Motosiklet kazalarında maluliyet raporu ve kask meselesine ilişkin farklı bir emsal karar incelemesi için motosiklet kazası maluliyet raporu ve kask konulu emsal karar yazısına göz atabilirsiniz.
Kısa cevap: Evet. Müterafik kusur bir def'i (itiraz) değildir; hâkim bu hususu kendiliğinden değerlendirmek zorundadır.
Önemli: Sigorta şirketi müterafik kusur savunması yapmasa bile, kasksızlık dosyadaki delillerle sabitse indirim gündeme gelebilir.
Kasksızlık iddiası genellikle şu delillerle tartışılır:
Kaza tespit tutanağında kasksızlığın yer alması, bu hususun ispatında önemli bir delil olarak değerlendirilir.
Kısa cevap: Koruma gözlüğü kullanmamak, yolcunun kasksızlığı ve trafik kurallarına aykırı sürüş gibi haller tartışılabilir. Her biri somut olayda ayrıca incelenir.
Hayır. Kusur oranı, kazanın oluşumunda tarafların ne ölçüde kusurlu olduğunu gösterir. Müterafik kusur ise zarar görenin, zararın doğmasına veya artmasına katkısıdır. İki değerlendirme ayrı yapılır ve tazminat hesabında birlikte sonuç doğurabilir. Kusur oranına yönelik itirazlar için trafik kazasında kusur oranına itiraz yazısı incelenebilir.
ℹ️ Ceza Yargılaması Ayrı Bir Süreçtir
Kazada ölüm veya ağır yaralanma varsa karşı tarafın ceza sorumluluğu ayrıca gündeme gelir. Bu noktada ölümlü trafik kazalarında bilinçli ve basit taksir ayrımı önem taşır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Kask takmamış olmanız, tazminat hakkınızı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak sigorta tarafı bu gerekçeyle indirim yapabileceğinden dosyanın ilk aşamadan itibaren doğru kurulması önem taşır. Kaza tespit tutanağınızı, tedavi evraklarınızı ve maluliyet raporunuzu iletişim sayfası üzerinden Maya Avukatlık Bürosu'na iletebilir, dosyanız için hukuki danışmanlık alabilirsiniz.
Evet. Kasksızlık tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa müterafik kusur nedeniyle indirim yapılabilir.
TBK m. 52, hâkime tazminatı indirme veya tamamen kaldırma yetkisi tanır. Uygulamada sonuç, olayın koşullarına ve kasksızlığın zarara etkisine göre belirlenir.
Hayır. Kanunda sabit bir oran yoktur. İndirim, hâkimin olay bazında yaptığı değerlendirmeye bağlıdır.
Evet. Müterafik kusur bir def'i değildir ve hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Yolcular için de koruma başlığı zorunludur. Yaralanan yolcunun kasksızlığı, kendi tazminat talebinde indirim konusu olabilir.
Kendiliğinden doğurmaz. Sürücü belgesizliğin kazayla ve zararla bağlantısı olup olmadığı somut olayda değerlendirilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 06.04.2026 T. 2026/2295 E. 2026/3701 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) peliçesi ile sigortalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin 05.10.2019 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 390.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, davacı tarafından sunulan raporun yönetmeliğe aykırı olduğunu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin 24.09.2021 tarihli ve 2021/İHK-31472 Karar sayılı kararıyla; itirazın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İtiraz Hakem Heyetinin 24.09.2021 tarihli ve 2021/İHK-31472 Karar sayılı kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 12.06.2023 tarihli, 2022/3143 Esas ve 2023/7836 Karar sayılı ilamı ile, İtiraz Hakem Heyetince; davacının fiziksel bulgularının yanında psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınması gerektiği, söz konusu raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nevrotik, stresle ilgili somatoform bozukluklar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.12.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliği bulunmadığını, teknik faiz oranları esas alınarak davacının zararının hesaplanması gerektiğini, davacının sürücü belgesi olmaması ve kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigortalı aracın hususi kullanımda olması nedeniyle yasal faizine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesiyle teminat altına alınan araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İtiraz Hakem Heyeti kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Somut olayda hükme esas alınan ... Tıp Fakültesi Adli Tıp anabilim Dalı tarafından düzenlenen 19.11.2024 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen travma sonrası stres bozukluğuna bağlı sürekli iş göremezlik oranı %.20 olarak hesaplanmış, İtiraz Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun ve sürekli olduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporundan Iğdır Devlet Hastanesinde 10.07.2020 ilâ 18.01.2021 tarihleri arasında tedavi kaydı olduğu ancak 18.01.2021 tarihinden sonra tedavisinin devam edip etmediği, bu tarihten sonra rahatsızlığı nedeniyle ilaç kullanıp kullanmadığına ilişkin kayıt mevcut değildir. Bu hali davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı, maluliyeti var ise sürekli olup olmadığı yönünde tereddüt hasıl olduğundan rapor hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının fiziksel bulgularının yanında psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınmalıdır. Söz konusu raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan davacının ikametgahına ek yakın yetkili sağlık kurulundan denetime elverişli rapor alınıp davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. Dosyanın incelenmesinde, sigortalı aracın tescil bilgilerine göre kullanım amacının hususi olduğu görülmektedir. Ancak İtiraz Hakem Heyetince avans faizine hükmedilmiştir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; aracın tescil bilgilerine göre kullanım amacının hususi olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
4. 6098 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
2918 sayılı Kanun’un 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur.
Davacının motosiklet sürücüsü olmasına rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir.
Somut olayda; motosiklet sürücüsü olan davacının koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, kaza tespit tutanağı ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
06.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


