Home / Useful Links
Publications
Information articles and useful resources for clients abroad.

İran uyruklu veya İranlı asıllı kişiler Türkiye'de yaşarken, çalışırken, yatırım yaparken ya da sınır kapılarından geçerken çoğu zaman iki hukuk düzeninin kesiştiği dosyalarla karşılaşır. İran'da düzenlenmiş bir nüfus kaydı Türkiye'deki ikamet izni veya vatandaşlık dosyasının temelini oluşturur. İran mahkemesinden alınmış bir karar Türkiye'de nüfus müdürlüğünde, icra dairesinde ya da tapuda aranır. Tersine, Türkiye'de verilmiş bir idari karar veya mahkeme kararı İran'daki aile ve mal varlığı ilişkilerini etkiler.
Bu sayfa, İranlı müvekkillerin Türkiye'de en sık karşılaştığı hukuki konuları tek yerde toplar. Her konu için hangi makamın yetkili olduğu, hangi belgelerin hazırlanması gerektiği ve hangi sürelerin kritik olduğu anlatılır. Konuların ayrıntısı ayrı yazılarda ele alınır; bu sayfa bir başlangıç noktası ve başvuru rehberidir.
Maya Avukatlık Bürosu, İstanbul Anadolu Yakası'nda (Kartal) faaliyet göstermektedir. Büronun İran'da ofisi bulunmamaktadır; gerekli hâllerde İran'daki meslektaşlarla ve yabancı bürolarla iş birliği yapılmaktadır. Büro, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ve yabancı uyruklu müvekkillerin Türkiye'deki dosyalarını da yürütmektedir. Hizmet dili Türkçe ve İngilizcedir; Farsça belgeler yeminli tercüme ile işleme alınır.
ℹ️ Temel Kural
İran, 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraf değildir. İran'da düzenlenen resmî belgeler (nüfus kaydı, evlilik veya boşanma belgesi, mahkeme kararı, vekâletname) Türkiye'de kullanılmadan önce tasdik zincirinden ve Farsça–Türkçe yeminli tercümeden geçirilir. Eksik tasdik veya tercüme; ikamet izni, vatandaşlık ve dava dosyalarında gecikmeye yol açabilir.
İçindekiler
İranlı müvekkiller dosyalarını genellikle yurt dışından ya da Türkiye'nin farklı illerinden iletir. Aşağıdaki sıra, ilk değerlendirmenin hızlı yapılabilmesi için önerilen yöntemdir.
⚠️ Süresi Kısa Olan Dosyalar
Sınır dışı kararı, gözaltı veya tutuklama, ceza davasında tebliğ edilen iddianame ve idari gözetim kararlarında süreler günlerle ölçülür. Bu dosyalarda belgelerin tasdiki ve tercümesi beklenmeden önce iletişim sayfası üzerinden karar veya tutanağın görüntüsü iletilmelidir.
İran Apostil Sözleşmesi'ne taraf olmadığından, İran'da düzenlenen belgelerde apostil yerine diplomatik tasdik yolu izlenir. Dışişleri Bakanlığı'nın tasdik bilgilendirmesine göre yabancı ülke belgeleri için genel olarak şu yöntemler uygulanır:
Hangi yolun uygulanacağı belgenin türüne ve kullanılacağı makama göre değişebilir. İşlemden önce ilgili kurumun güncel talebi teyit edilmelidir.
İran uyruklu kişilerin Türkiye'deki hukuki durumu, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde belirlenir. Dosyaların çoğu ikamet izni, sınır dışı kararı, uluslararası koruma ve vatandaşlık başlıklarında toplanır.
Vize muafiyetinin veya vizenin tanıdığı süreden ya da doksan günden fazla kalacak yabancılar ikamet izni almak zorundadır (6458 sayılı Kanun m.19). Süre aşımı idari para cezası, sınır dışı ve giriş yasağı ile sonuçlanabilir. Güncel muafiyet süresi Dışişleri Bakanlığı ve Emniyet kaynaklarından teyit edilmelidir.
Taşınmaz sahipliğine dayanan kısa dönem ikamet izni başvurularında Göç İdaresi, taşınmazın konut niteliğinde olmasını ve bu amaçla kullanılmasını aramaktadır; taşınmaz almak ikamet izninin verileceği anlamına gelmez. Göç İdaresi ayrıca mekânsal yoğunlaşmayı önlemek amacıyla bazı mahalle ve ilçeleri dönemsel olarak yeni ikamet izni başvurusuna kapatabilmektedir. Güncel liste başvurudan önce teyit edilmelidir.
İkamet izni süresi dolmadan da iptal edilebilir. Başvurunun reddi veya iznin iptali hâlinde, idari işlemlere karşı genel dava süresi tebliğ tarihinden itibaren altmış gündür; kararda gösterilen süre ve merci esas alınmalıdır.
Sınır dışı kararları 6458 sayılı Kanun'un 52 ila 60. maddelerinde düzenlenmiştir. Karar valilik tarafından alınır ve gerekçesiyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir.
⚠️ Yedi Günlük Süre
Sınır dışı kararına karşı idare mahkemesine başvuru süresi tebliğden itibaren yedi gündür ve takvim günü üzerinden hesaplanır. Süresi içinde dava açılırsa, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemez (m.53/3). Sürenin kaçırılması davanın süreden reddine yol açabilir.
İran'a dönmekten çekinen kişiler uluslararası koruma başvurusunda bulunabilir. Başvurunun işleyişi, süreler ve ret kararına karşı idari yargı yolu dosyanın aşamasına göre değişir. Başvuru sürecinde yapılan beyanlar ve sunulan belgeler sonraki aşamaları belirlediğinden, ifade verilmeden önce hukuki destek alınması önerilir.
5901 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca belirli yatırımları yapan yabancılar, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel bulunmaması şartıyla Cumhurbaşkanı kararıyla Türk vatandaşlığını kazanabilir. Taşınmaz yoluyla vatandaşlıkta temel şart, en az 400.000 ABD doları veya karşılığı döviz tutarındaki taşınmazın tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi konularak edinilmesidir (Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.20). Bunun yanında belirli tutarlarda sabit sermaye yatırımı, bankada mevduat tutma ve devlet borçlanma araçları gibi yollar da bulunmaktadır. Güncel tutarlar ve şartlar işlem tarihinde teyit edilmelidir.
5901 sayılı Kanun'un 40. maddesine göre vatandaşlığa alma kararı, hukuki şartlar oluşmadan verildiği sonradan anlaşılırsa geri alınabilir. İdari yargı uygulamasında, geri almaya dayanak yapılan engelin vatandaşlığın kazanıldığı tarihte veya öncesinde mevcut bir hukuki ya da maddi olguya dayanması aranmaktadır; sonradan ortaya çıkan olaylar, geçmiş dönemle bağlantılı olmadıkça tek başına yeterli sayılmaz. Geri alma kararı eş ve çocukların nüfus kayıtlarını da etkilediğinden aile üyelerine ilişkin işlemler birlikte değerlendirilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Başvuru sırasında bilinmeyen bir iade talebi veya yargılama bilgisi, vatandaşlık kazanıldıktan sonra ortaya çıktığında geri alma sürecini başlatabilir. Bu nedenle başvurudan önce kişinin İran'daki ceza ve hukuk dosyalarının durumu belgelerle kontrol edilmelidir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3827 E. , 2025/4243 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3827
Karar No : 2025/4243
DAVACILAR : Kendi adlarına asaleten, çocukları ...
(...) ve ... adına velayeten ... (...) ve ...(...)
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
VEKİLİ : ... Genel Müdürü ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından;
1) ... (...) ve ... (...)'ın 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine ilişkin kısmı ile
2) Ebeveynleri hakkındaki bu karar nedeniyle diğer davacılar ... (...) ve ... (...)'nın nüfus kaydının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin,
iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, İran uyruklu olup Azeri kökenli ve Türk soylu oldukları, 13 yıldır Türkiye’de yaşadıkları, ...'ın 250.000,00 Dolar değerinde taşınmaz alması üzerine 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığına alındıkları, vatandaşlığa alındıktan sonra Türkiye’de yerleşik hayatlarına devam ettikleri, yatırımlar yaptıkları, davacı çocukların da Türk okullarında eğitim aldıkları, ailenin hiçbir ferdi hakkında Türkiye’de bulundukları süreçte soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı, sicil kaydı olmadığı, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi kapsamında vatandaşlıklarının geri alınmasını gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, ayrıca ...'nın İran’da avukatlık mesleğini icra ettiği, ülkesinde vekil olarak takip ettiği bir davada hakkında şikayette bulunulması üzerine gıyabında yapılan yargılamada ifadeye çağrıldığı, Türkiye’de olduğu için habersiz olması neticesinde hakkında kırmızı bülten oluşturulduğu, salt kırmızı bülten olmasının vatandaşlığın geri alınması için yeterli bir sebep olmadığı, öte yandan sadece ... hakkındaki iddiaya istinaden anne ve iki çocuğunun da vatandaşlığının geri alınmasının Yasaya aykırı olduğu, kaldı ki annenin istisnai vatandaşlık başvurusunun kabulüne bağlı olarak kendilerinin de vatandaşlık kazandığı belirtilerek hukuka uygun bulunmayan dava konusu kararın iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğu anlaşılarak “hukuki şartların oluşmadığı sonradan anlaşıldığından” geri alındığı, davacılar hakkında yapılan arşiv araştırması sonucu Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında; ilgililerin Türk vatandaşlığına alınmalarında herhangi bir sakınca tespit edilmediğinden davacıların 22/07/2019 tarih ve 2019/1353 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığına alındıkları, ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında davacılardan ...'nın “dolandırıcılık ve kara para aklama” suçlarından İran makamlarının talebi üzerine tanzim edilen kırmızı bültenle arandığının tespit edildiği, yine aynı davacı hakkında İran İnterpol birimi tarafından "Dolandırıcılık" suçundan iadesi amacıyla doğrudan talep mesajıyla arandığı belirtilerek diplomatik kanallar üzerinden iade talepnamesinin gönderildiği, bu haliyle davacıların Türk vatandaşlığına alınması kararına ilişkin olarak hukuki şartların oluşmadığı sonradan anlaşıldığından, 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca kararın geri alındığı, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, İran uyruklu olan davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde; "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmüne, "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde; "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmüne yer verilmiştir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki halinde; "(1) Kanunun 12 nci maddesinde sayılan hallerde yabancı, istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilir. (2) Aşağıdaki şartlardan herhangi birini sağlayan yabancı, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir: ... b) En az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarındaki taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın aldığı veya kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş, en az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarı peşin olarak yatırılan ve tapu siciline üç yıl süreyle devir ve terkini yapılmayacağı taahhüdü şerh edilmek şartıyla noterde düzenlenmiş sözleşme ile taşınmazın satışının vaat edildiği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tespit edilen..." hükmü, "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde; "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." hükmü yer almıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında bulunan yabancılar, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilmekte olup; işlem tarihinde söz konusu hukuki şartın sağlanmadığının işlemin tesisinden sonra fark edilmesi halinde anılan Kanun'un 40. maddesi uyarınca vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin işlem geri alınabilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanan davacılardan ...'nın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarının talebi üzerine tanzim edilen kırmızı bülten ile aranması gerekçe gösterilerek davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğunun sonradan anlaşıldığından bahisle Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin işlem geri alınmış ise de davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik karardan önce işlemin sebep unsurunun (şahsın kırmızı bültenle aranmasının) Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 27/06/2019 ve 19/07/2019 tarihli yazılarıyla davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği gibi İran adli makamlarınca anılan davacının aranmasından sarfınazar edildiği, ayrıca davacının İnterpol Veri Tabanı'nda (ASF) herhangi bir kaydına rastlanmadığı ve davacı hakkında tanzim edilen M-67 (INTERPOL/Yer ve Kimlik Tespiti Amaçlıdır) kodlu tahdidin de kaldırıldığı, öte yandan bu husus dışında davacıların hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındıklarını ispata yarayacak herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacılara ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacıları temsilen vekili Av. ...'ün geldiği, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...'in, İçişleri Bakanlığını temsilen Av. ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
İran vatandaşı olan davacılardan ... (...) ve eşi ... (...), 22/01/2019 tarihinde 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma istemiyle İstanbul Valiliği'ne başvuruda bulunmuşlardır.
Söz konusu başvuru üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve (...) sayılı yazısı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, davacılara yönelik arşiv araştırması yapılması istenilmiştir. Bu yazıya cevaben gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacılardan ... hakkında 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrası kapsamında kalan suç/sakınca kaydından dolayı herhangi bir ilişiğin tespit edilemediği, diğer davacı ... hakkında ise “tehdit” suçundan ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında işlem yapıldığı belirtilmiştir.
Ayrıca, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, İran Interpol’ünce, davacılardan ...’nın (...) “dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarınca aranması nedeniyle yerinin tespit edilerek iadesi amacıyla yakalanmasının talep edilmesi üzerine bu davacı hakkında “M-67 INTERPOL Yer ve Kimlik Tepiti” kodlu tahdit veri girişinin yapıldığının, İnterpol Aranan Şahıslar (ASF) veri tabanında ise tanınmadığının belirtildiği, yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nce İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, ...'nın ... İnşaat Yatırım İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi isimli firmada çalışmak amacıyla 17/07/2019 tarihine kadar geçerli çalışma izninin bulunduğuna, ilgili ASF sisteminden yapılan sorgulama neticesinde ise, şahsın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarının talebine istinaden tanzim edilen ... sayılı kırmızı bültenle arandığının tespit edildiğine yer verilmiştir.
Sonrasında davacılardan ... (...) ve eşi ... (...) ile kendileriyle birlikte işlem gören ergin olmayan çocukları 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanmışlardır.
Dosya içerisinde yer alan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nce Adalet Bakanlığı'na gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, Emniyet Genel Müdürlüğü yazıları kapsamında ... (...)’nın hakkındaki kırmızı bültene istinaden İran’a iade edilmek üzere arandığı, bu kapsamda Türk vatandaşlığını kazanma kararı onaylanan adı geçen şahsa ilişkin gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için görüş sorulduğu, bu yazıya cevap verilmemesi üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve E... sayılı yazısıyla tekrar görüş sorulduğu, bunun üzerine Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu'nun ... tarih ve E... sayılı yazısıyla, Türk vatandaşının yabancı bir ülkeye iadesinin söz konusu olmadığı, ayrıca adı geçen hakkında kırmızı bülten haricinde iade evrakı bulunmadığından bir değerlendirme yapılamadığı, vatandaşlık başvurusuna ilişkin ise 5901 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesinin İçişleri Bakanlığı'nın takdirinde olduğu hususlarına yer verildiği, ayrıca Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu'nun ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, davacılardan ...'ı hakkında 3 ayrı dosyada yapılan soruşturmaların ikisinde "1136 sayılı Kanun’a aykırılık" suçundan ve "infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına, "Tehdit" suçundan açılan davada ise beraatine karar verildiğinin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla bildirildiği, öte yandan davacılardan ...'nın “kırmızı bültende belirtilen suçlara ilişkin olarak suç anlatımlarının yetersiz olduğu, dolandırıcılık suçu için eylemin meydana geliş şekli hakkında bilgi verilmediği, bu nedenle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının anlaşılamadığı, diplomatik kanaldan iletilmiş herhangi bir iade evrakı da bulunmadığı dikkate alındığında mevzuatımıza göre suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilemediği"nin belirtildiği görülmektedir.
Ardından, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nce Emniyet Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı yazıda, davacıların nüfus kütüklerine tescillerinin yapıldığı, ancak davacılardan ... (...)'ın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarınca arandığının bildirilmesi üzerine 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacılardan ... (...) ve eşi ... (...)'ın vatandaşlığa alınmalarına ilişkin kısımlarının 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla geri alındığı, kendileriyle birlikte işlem gören ergin olmayan çocukları ... (...) ve ... (...)ın nüfus kaydının silinmesine karar verildiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, dosya içerisinde yer alan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, ... ve eşi ... hakkında 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca vatandaşlık işlemlerine esas teşkil etmek üzere milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halleri bulunup bulunmadığına ilişkin arşiv araştırması yapılmasının ilgili kurumlardan istenildiği, bu yazıya cevaben Emniyet Genel Müdürlüğü'nce gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan tahkikat kapsamında adrese gidildiğinde davacıların bulunamadıkları, ayrıca Adalet Bakanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısında, yabancı hakkındaki iade evrakı iletilmeden suça ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağının bildirildiği anlaşıldığından, bu aşamada söz konusu yabancının vatandaşlık talebinin değerlendirilmesinin uygun olmayacağı bildirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, İran İnterpolünden alınan 06/12/2021 tarihli mesajda özetle; İran adli makamlarınca davacılardan ... (...)'nın aranmasından sarfınazar edildiğinin belirtildiği, konuya ilişkin olarak adı geçene ilişkin yapılan tetkiklerde adı geçenin İnterpol Veri Tabanı'nda (ASF) herhangi bir kaydına rastlanmadığı, şahıs hakkında Daire Başkanlığınca tanzim edilen M-67 (INTERPOL/Yer ve Kimlik Tespiti Amaçlıdır) kodlu tahdidin de kaldırıldığı hususuna yer verilmiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarından yapılan incelemede, anılan davacı hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği; "1136 sayılı Kanun'a aykırılık" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın, yapılan itirazın ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik iş numaralı ve 05/03/2020 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine aynı tarihte kesinleştiği; "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın, yapılan itirazın ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik iş numaralı ve ... tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine aynı tarihte kesinleştiği; ... Sulh Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında “tehdit” suçundan yapılan yargılama sonucunda ise, anılan Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla adı geçenin beraatine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmemesi üzerine 14/05/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilahare Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan 31/07/2023 tarihli yazıda ise; İran İnterpol biriminden alınan 21/05/2023 tarihli mesajda özetle, davacılardan ... (...)'nın "Dolandırıcılık" suçundan bir kez daha iadesi amacıyla uluslararası seviyede doğrudan talep mesajı ile arandığı belirtilerek iade evrakının diplomatik kanal yoluyla gönderildiği belirtilmiştir. Bunun üzerine Dairemizin 15/04/2025 tarihli ara kararı ile iptal edilen ... kontrol numaralı kırmızı bültene konu suç ile iade talebine konu suçun aynı suç olup olmadığı sorularak doğrudan talep mesajı ile konuya ilişkin belgelerin birer örneği Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünden istenilmiştir.
Anılan ara kararı üzerine gönderilen Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 25/06/2025 tarihli cevabı ve ekleri ile Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarihli cevabı ve ekleri incelendiğinde; İran İslam Cumhuriyeti ... Büyükelçiliğinin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına nota ekinde sunduğu İran İslam Cumhuriyeti Uluslararası Yargı Erki'nin ... tarih ve ... sayılı iade talepnamesi ve mahkumiyet kararına göre davacılardan ... (...)'nın ... tarihinde İran vatandaşına karşı Türkiye'de işlediği "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçundan yargılanarak Tahran Temyiz Mahkemesi 39. Şubesinin ... tarihli kararı ile 6 ay hapis ve 4000 dolar para cezasına mahkum edildiği, söz konusu cezanın kesinleşmesi nedeniyle anılan davacının İran'a iadesinin talep edildiği, yine İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına iletilen ... tarihli notada, adı geçen davacı hakkında "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçundan kaynaklı iade talebinin aynen devam ettiğinin belirtildiği, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının ... tarihli bilgi notuna göre, anılan mahkumiyet kararına konu suç ile aynı davacı hakkında yayımlanan ve İran adli makamlarınca verilen beraat kararı üzerine iptal edilen kırmızı bültene konu suçun birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;
"Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 20. maddesinde,
(1) Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararlar, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
(2) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır.
(3) Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocukları, ergin olduktan sonra Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvurdukları takdirde haklarında 11 inci madde hükümleri uygulanır." hükmü;
"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasının eş ve çocuklar bakımından sonuçları" başlıklı 37. maddesinde,
"(1) Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması, eşin vatandaşlığına tesir etmez.
(2) Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları ana ve babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.
(3) Evlilik birliği içinde ana veya babadan birinin Türk vatandaşlığını kazanması durumunda, Türk vatandaşı olmayan eşin muvafakat etmesi halinde çocuk, ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.
(4) Türk vatandaşlığını kazanan ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte velayeti kendisinde bulunan çocuğu, Türk vatandaşı olmayan eşin muvafakat etmesi halinde ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.
(5) Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hâkim kararına göre işlem yapılır.
(6) Ana veya babadan birinin ölmüş olması halinde çocuk, Türk vatandaşlığını kazanan ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.
(7) Türk vatandaşlığını kazanan ananın evlilik birliği dışında doğan çocuğu anaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.
(8) Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuran ana veya babanın çocuklarının ana veya baba ile birlikte işlem görmesi esastır. Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocukları ergin olduktan sonra Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvurdukları takdirde haklarında 15 inci maddedeki hükümler uygulanır." kuralına;
"Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır.
Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.
Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.
Ancak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, objektif ve şüpheye yer bırakmayacak bilgiler ile ortaya konulması gerektiği de kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta; davalı idareler tarafından sunulan savunma dilekçelerinde, dava konusu kararın sebebi olarak; Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin yazıları ile bildirilen, davacılardan ... (...)'nın 2018 yılında işlediği iddia olunan "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran adli makamlarının talebine istinaden uluslararası seviyede kırmızı bülten ile aranmasının gösterildiği anlaşılmaktadır.
Anılan sebep unsurunun değerlendirilmesi sonucu Dairemizin 16/03/2022 tarihli kararıyla bahse konu kırmızı bültenin davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik 22/07/2019 tarihli Cumhurbaşkanı kararından önce Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 27/06/2019 ve 19/07/2019 tarihli yazılarıyla davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği ve İran adli makamlarınca anılan davacının aranmasından sarfınazar edildiği gerekçeleriyle dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bilahare Dairemizin bu kararına davalı idarelerce yapılan itirazı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/11/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/859 sayılı kararıyla da, bahse konu bültenin mevcut haliyle suç unsurlarının oluşup oluşmadığının anlaşılması bakımından yeterli olmadığı ve bu nedenle dava konusu işlemlerin tesisine yeterli dayanak teşkil edemeyeceği, idarece eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki kırmızı bültenin de tümüyle kaldırıldığı gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla, anılan kararlarda farklı gerekçelerle de vurgulandığı üzere, bahse konu kırmızı bültenin dava konusu işlemlerin sebep unsurunu oluşturamayacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Öte yandan, yukarıda özetlenen, davacı hakkında Türkiye'de yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığı ve beraat kararlarıyla sonuçlanan soruşturma ve kovuşturmaların da dava konusu işlemlere dayanak teşkil edemeyeceği açıktır.
Bununla birlikte, her iki yargı kararından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan 31/07/2023 tarihli yazıda; İran İnterpol biriminden alınan 21/05/2023 tarihli mesajda özetle, davacılardan ... (...)'nın "Dolandırıcılık" suçundan bir kez daha iadesi amacıyla uluslararası seviyede doğrudan talep mesajı ile arandığının belirtildiği ve bu hususun dava konusu işlemler yönünden yeni bir sebep unsuru teşkil edebileceği (sebep ikamesi yapılabileceği) anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü için Emniyet Genel Müdürlüğünün 31/07/2023 tarihli yazısınında belirtilen iade talebine konu suç iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle, dava konusu kararın hukuki dayanağı olan 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır.
Bu kapsamda, Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının ... tarihli Bilgi Notu ile İran İslam Cumhuriyeti Uluslararası Yargı Erki tarafından gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıya ekli iade talepnamesinin incelenmesinden; davacılardan ... (...)'nın ... tarihinde, yani Türk vatandaşlığını kazandığı 22/07/2019 tarihinden önce işlediği "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçu nedeniyle İran İslam Cumhuriyeti'nde yapılan yargılaması sonucunda, suçun, davacının kendisini, yasa dışı yollarla Türkiye'ye giren bir İran vatandaşına göçmen hukuku konusunda uzman uluslararası avukat olarak tanıtarak ve Türkiye'nin göç ve polis kuruluşlarında sağlam ilişkileri olduğunu belirterek bu kişiyi kurtaracağını vaat edip para alması, ancak herhangi bir eylemde bulunmaması suretiyle işlendiği, ilgilinin İran İslam Cumhuriyeti yargı mercilerine şikayette bulunması üzerine Tahran Temyiz Mahkemesi 39. Şubesinin ... tarihli kararı ile davacının 6 ay hapis ve 4000 dolar para cezasına mahkum edildiği, söz konusu cezanın kesinleşmesi nedeniyle anılan davacının İran'a iadesinin talep edildiği, anılan mahkumiyet kararına konu "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçu ile aynı davacı hakkında daha önce yayımlanan ve İran adli makamlarınca verilen beraat kararına istinaden iptal edilen kırmızı bültene konu "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçunun birbirinden farklı olduğu, böylelikle varlığı idare tarafından sonradan öğrenilmekle birlikte vatandaşlığın kazanıldığı tarih itibarıyla mevcut bir maddi olayın bulunduğu görüldüğünden, davacılardan ... (...) tarafından işlenen "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçunun "hukuki şartların oluşmadığı" iddiası kapsamında ele alınabileceği ve işleme dayanak teşkil edebileceği sonucuna varılmış; bu itibarla anılan suçun, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edip etmeyeceği incelenmiştir.
Bu çerçevede, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Dışişleri Bakanlığına gönderilen ... tarih ve ... sayılı Nota'ya ekli iade talepnamesinde, davacının "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçunu işlediğinin ortaya konulması bakımından sunulan mahkeme kararında yer alan; suçun işlenme biçimi, işlenildiği yer ve zaman, tanıklarla birlikte telefon yazışmaları gibi birçok delillin ve nihayetinde mahkumiyet hükmünün, idarenin takdir yetkisi kapsamında davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden sakıncalı görülmesi" yolundaki değerlendirmesi bakımından yeterli olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacılardan ... (...)'nın milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı bulunması üzerine, davacılardan ... (...) ve ... (...)'nın Türk vatandaşlığını kazanma kararının, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verildiği gerekçesiyle geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında ve ebeveynleri hakkındaki bu karar nedeniyle diğer davacılar ... (...) ve ... (...)'nın nüfus kaydının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Türkiye'nin İran ile sınır komşusu olması nedeniyle Gürbulak ve Kapıköy gibi sınır kapılarında, tır ve araç kontrollerinde ve havalimanı bagaj aramalarında İran uyruklu kişilerle ilgili dosyalar yüksek yargı kararlarına da yansımaktadır. Bu dosyalar çoğunlukla uyuşturucu madde ithali, gümrük kaçakçılığı, sahte belge ve göçmen kaçakçılığı başlıklarında toplanır.
Bu başlıkların ayrıntısı için sitedeki ilgili yazılara bakılabilir:
Sınır kapılarında yapılan araç ve tır aramalarında cep telefonu, sigara, akaryakıt ve benzeri eşyanın izinsiz getirilmesi 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında değerlendirilir. Dosyalarda eşyanın miktarı, kimin adına taşındığı, gümrük beyanının yapılıp yapılmadığı ve aramanın hukuka uygunluğu üzerinde durulur. El konulan eşya ve araç bakımından müsadere ayrıca ele alınır.
Sahte pasaport, kimlik veya diploma kullanımı resmî belgede sahtecilik (TCK m.204), hileli davranışlarla haksız kazanç sağlama ise dolandırıcılık (TCK m.157-158) kapsamında değerlendirilir. Düzensiz göçmenlerin Türkiye'ye veya Türkiye üzerinden başka bir ülkeye geçirilmesi göçmen kaçakçılığı (TCK m.79), mağdurların sömürü amacıyla tutulması insan ticareti (TCK m.80) hükümlerine tabidir. İran uyruklu kişiler bu dosyalarda sanık olabildiği gibi mağdur veya tanık sıfatıyla da yer alır.
İran adli makamlarının Interpol aracılığıyla yayımlattığı kırmızı bülten veya diplomatik yolla ilettiği iade talebi; gözaltı, tutuklama, ikamet izni ve vatandaşlık işlemlerini etkileyebilir. Türkiye ile İran arasındaki Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması; adli yardımlaşma, iade ve hükümlü nakli gibi mekanizmaları düzenler. İade talebinin dayandığı suçun niteliği, kovuşturma sebebinin niteliği ve kişinin ülkesine gönderilmesinin doğuracağı sonuçlar dosyada ayrıca incelenir.
⚠️ Gözaltında İlk Adımlar
Gözaltına alınan her şüpheli müdafi yardımından yararlanabilir (CMK m.149) ve Türkçe bilmiyorsa tercümandan faydalanma hakkına sahiptir (CMK m.202). İfade verilmeden önce avukatla görüşülmesi, beyanların sonraki aşamaları belirlemesi bakımından önemlidir.
10. Ceza Dairesi 2024/8636 E. , 2025/868 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2413 E., 2024/2076 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
4. Eksik inceleme yapıldığına,
5. Kararın maddi olayın özelliklerine, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğuna,
6. Re'sen nazara alınacak nedenlere,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Dosya kapsamına göre, olay günü sanığın beraberindeki İran vatandaşı ... ve ailesi ile İran'dan Türkiye'ye B99700 sefer sayılı uçak ile İstanbul Havalimanına ulaştıktan sonra uçaktaki valizlerin x-ray marifetiyle yapılan kontrolleri sırasında bagaj etiketinden ...'ya ait olduğu ve sonrasında içerisinde sigara kutuları arasına gizlenmiş 2100 adet methadone içeren tabletin ele geçirildiği valizi ve diğer valizleri ...'nın ilgili banttan aldığının tespit edilmesi, sanık ...'nın kovuşturma aşamasında sigaraları İran'dan ... satın aldığını savunması ve tanık ...'ın da benzer şekildeki beyanı
karşısında; ... hakkında suç duyurusunda bulunulması, makul bir süre dava açılmasının beklenilmesi; dava açılması ve sorgusunun yapılması halinde bu dava ile birleştirilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Suç konusu uyuşturucu maddenin 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı yönünde laboratuvar imkanları daha geniş olan İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesinden rapor alınması ve neticesine göre uygulama yapılması gerekirken, yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2025 tarihinde karar verildi.
İran–Türkiye ticaretinde uyuşmazlıklar çoğunlukla hisse devri bedelinin ödenmemesi, mal bedeli ve çek alacakları, ortaklık ilişkileri ve belgelendirilmemiş para transferleri etrafında toplanır. Uyuşmazlığın Türkiye'de mi İran'da mı görüleceği, hangi hukukun uygulanacağı ve alacağın nasıl ispat edileceği, ilk günden planlanması gereken üç sorudur.
Sözleşmede İran hukukunun uygulanacağı veya uyuşmazlığın İran'da çözüleceği belirtilmişse, Türk mahkemesinde açılan davada yetki itirazı ileri sürülebilir. MÖHUK m.47 uyarınca taraflar yabancı bir mahkemeyi yetkili kılabilir; ancak yetkilendirilen mahkemenin belirli veya en azından belirlenebilir olması gerekir. Farsça, İngilizce ve Türkçe metinler arasında fark varsa hangi metnin esas alınacağı ve hükmün yetki şartı mı tahkim şartı mı olduğu ayrıca tartışılır. Uygulanacak hukuk ise MÖHUK m.24 çerçevesinde açıkça veya örtülü olarak seçilmiş olabilir.
Türkiye'de dava açan yabancı davacıdan yargılama giderleri için teminat istenip istenmeyeceği MÖHUK m.48 ve ikili anlaşma hükümleri çerçevesinde incelenir. Teminatın süresinde yatırılmaması dava şartı eksikliği sonucunu doğurabileceğinden, bu konu dava açılmadan önce değerlendirilmelidir.
Yazılı belge olmadan nakit teslim edildiği iddiasında, teslimin ve geri ödeme sebebinin ispatı kolay olmaz. Banka kayıtları, yazışmalar ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir. Bu nedenle yüksek tutarlı ödemelerin yazılı sözleşme ve banka dekontuyla yapılması önerilir.
Türkiye'de ticari faaliyet yürütmek için kurulan şirketlerde, işlem kolaylığı amacıyla şirket müdürlüğünün veya temsil yetkisinin Türk ortağa bırakılması uygulamada görülmektedir. Ortaklar arasındaki güven ilişkisi bozulduğunda hisse devri, müdürün azli, ortaklığın ve şirketin feshi gibi talepler gündeme gelir. Limited şirketlerde haklı sebeple fesih TTK m.636'da düzenlenmiştir. Bu dosyalarda ticaret sicil kayıtları, genel kurul kararları ve hisse devir belgeleri öncelikli delillerdir.
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1057
KARAR NO: 2021/1114
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2021
NUMARASI: 2019/1028 Esas 2021/237 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2021
Milletler arası yetki itirazının kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkilin İran vatandaşı olduğunu, 2017 yılında İran'da bir maden şirketinde hissedar bulunduğunu, davalın kendilerine ait hisseleri satın almak istediğini,hisse devri yapıldığını, davalının ilk ödemeyi gerçekleştirdiğini, ancak son ödeme zamanı olan 14.11.2017 tarihinde çek verilerek yapılması planlanan ödemeyi yapmadığını, o dönem şirket yetkilisinin vefat etmesi nedeni ile ödemenin bir süre yapılmayacağının ifade edildiğini, müvekkilinin ibraz süresini kaçırdığını, 05.03.2018 tarihinde, yeni yetkili ile davacı ödeme planına ilişkin bir protokol düzenlendiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, beyan ederek borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına,borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, taraflar arasındaki ihtilafta İran mahkemelerinin yetkili olduğunu, hisse devir sözleşmesinin 7. Maddesinde, İran yasalarının uygulanacağının ve adli makamlarının İran Adli Makamları olduğunun düzenlendiğini,davacıya belirlenecek gerekli teminatı yatırması için kesin süre verilmesi ve teminat yatırılmaz ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini,ayrıca husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, dava konusu hisse devir sözleşmesinin 7. Maddesinde İran Yasalarının uygulanacağı, Adli Makamlarının İran Adli Makamları olduğu ve konunun İran Ticaret Odası Hakemlerinde icra edileceğinin düzenlendiği, davacı tarafından delil olarak sunulan sözleşmenin, davalının muvafakati olmadan geri alamayacağından (HMK.196/1 md.) uyuşmazlığın, sözleşmenin 7. Maddesinde belirtilen konunun İran Ticaret Odası Hakemlerinde icra edileceği düzenlemesinin tahkim şartı olarak yorumlanması gerektiği gerekçesiyle yetki yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; İran ülkesinin eyalet sistemi ile yönetildiğini ve ülkede 31 eyalet bulunduğunu, yetki şartının geçerli olması için uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin açıkça gösterilmesi gerektiğini, oysa sözleşmede yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin maddenin açık olarak düzenlenmediğini, davalı tarafın usule uygun bir yetki itirazında bulunmadığını, yetkili mahkemenin açıkça belirtilmediğini, her ne kadar sözleşmenin Türkçe çevirisinde İran Ticaret Odası hakimleri ibaresi yer almış ise de, sözleşmenin orjinalinde yer alan İngilizce ibareye bakıldığında yalnızca İran Mahkemeleri ibaresinin yer aldığını, her iki halde de yasaya uygun olarak düzenlenmiş yetki anlaşması bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. MÖHUK’nın 47. maddesinde de yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabilecekleri düzenlenmiştir.Ancak, yetki sözleşmesi düzenlenirken, yetkili mahkemenin somut olarak belirlenmesi, en azından belirlenebilir olması gerekmektedir. Somut olayda, dosyada mübrez sözleşmenin Türkçe'ye çevrilen 7. Maddesi; "işbu sözleşmede hisse kesin devrinde İran Yasaları geçerlidir, oluşabilir uyuşmazlıklar ve sözleşme açıklamaları veya taraflarca uygulanmasına, öncelikle taraflarca uyuşmazlık konusunu arkadaşça müzakere ile gidersinler, arkadaşça uyuşmazlık giderilmediği durumda konu İran ticaret odası hakemlerince irca edilecektir." şeklindedir. Buna karşılık davalı taraf; uyuşmazlıkta İran yasalarının uygulanacağını ve ihtilafta İran mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuştur. Sözleşmenin Farsça metninden Türkçe'ye çevrili halinde tahkim şartı bulunduğu, İran mahkemelerinin yetkisine ilişkin herhangi bir düzenleme içermediği, davalının cevap dilekçesinde ise sadece yetkiye yönelik itirazda bulunduğu, tahkim ilk itirazında bulunmadığı,yetki sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi belirlilik şartı taşımadığından davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Buna karşılık davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğü üzere, sözleşmenin İngilizce metninde, farsça metninden farklı olarak, uyuşmazlık halinde İran mahkemelerinin yetkili kılındığı kabul edilse dahi, yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Somut olayda yetki sözleşmesinin yetkili mahkemenin belirlenmesine imkan verecek bilgileri içermemiş olması nedeniyle geçerli bir yetki şartından bahsetmek de mümkün olmayacaktır. Öte yandan yetki itirazında bulunan davalının Türk uyruklu bulunduğu ,ülkesinde ikametgahı mahkemesinde kendisini daha iyi savunabileceği halde ,yabancı bir mahkemenin yetkili olduğu yolunda ki itirazı MK 2.ye de aykırı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince yetki itirazının reddine karar verilerek davanın esası incelenmesi gerekirken kabulune karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalının tahkim ilk itirazında bulunmadığı ,yetki itirazının tahkim ilk itirazı olarak yorumlanamayacağı ,sözleşme de yabancı mahkemeyi yetkili kılan iç hukukumuza göre geçerli bir yetki sözleşmesi mevcut olmadığı,olsa dahi davalı tarafça yetki itirazının ileri sürülmesi MK 2 ye aykırı olacağından davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmüş,hukuka aykırı kararın kaldırılmasına,dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2021 Tarih 2019/1028 Esas 2021/237 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2021
Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesi 2644 sayılı Tapu Kanunu m.35'e tabidir. 2012'de yapılan değişiklikle karşılıklılık şartı kaldırılmış; edinim hakkı Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen ülke vatandaşlarına tanınmıştır. Kişi başına ülke genelinde edinilebilecek taşınmaz 30 hektarla sınırlıdır ve askerî yasak bölgelerde yabancılar taşınmaz edinemez. İran uyruklu alıcı bakımından ülke listesinin ve ilgili ilde uygulanan ek sınırlamaların güncel durumu, işlemden önce tapu müdürlüğünden teyit edilmelidir.
Ön ödemeli konut satış sözleşmesiyle bedelin önemli bölümünü ödeyen alıcı, tapu devrinden önce satıcı şirketin iflas etmesi hâlinde ciddi bir risk altında kalır. Uygulamada, tapu siciline şerh verilmemiş ve adi yazılı yapılmış sözleşmelerin kişisel hak doğurduğu, iflas hâlinde tapu iptali ve tescil talebinin bu nedenle para alacağına dönüşebildiği (İİK m.198) ve alacağın iflas masasına kayıt ve kabul davasıyla ileri sürüldüğü (İİK m.235) görülmektedir.
⚠️ Ödeme Yapmadan Önce
Bedelin önemli kısmı tapu devrinden önce ödenecekse sözleşmenin noterde düzenlenmesi, satış vaadinin tapuya şerh edilmesi ve ödemelerin dekontlarla belgelenmesi hak kaybı riskini azaltır.
Konut tesliminde gecikme, projenin tamamlanmaması veya sözleşmeye aykırı ifa hâllerinde bedelin iadesi, gecikme tazminatı veya tapu iptal ve tescil talepleri gündeme gelir. Görevli mahkeme taraf sıfatına ve sözleşmenin niteliğine göre tüketici mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi veya asliye ticaret mahkemesi olabilir.
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/106
KARAR NO : 2026/300
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 06/08/2021
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN ... ESAS- .... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ : 15/11/2024
KARAR TARİHİ : 25/03/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026
ASIL DAVA: Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin İran vatandaşı olduğunu, davalı şirket ile imzaladığı 14.04.2017 tarihli ön ödemeli konut satış sözleşmesi ile davaya konu İstanbul ili, ... ilçesi, ... ada 43 parsel Kınalı B Blok, 596 nolu taşınmazı satın aldığını, müvekkilinin toplamda 440.000-USD ödeme yaptığını ve bakiye 160.000 USD borcu kaldığını, müvekkilinin tapu devrinden önce bu borcu ödemeye hazır olduğunu, davaya konu dairenin fiili olarak müvekkiline teslim edildiğini, dairenin müvekkili kullanımında olduğunu ancak davalı tarafça müvekkiline bir tapu devrinin yapılmadığını, tüm bu sebeplerle davaya konu dairenin takyidatlardan ari olarak müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde müvekkili tarafından ödenen 440.000 USD'nin faizi ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...bank .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: müvekkili banka tarafından davaya konu taşınmaza konulan ipoteğin davaya konu taşınmazın satışını düzenleyen adi yazılı sözleşmesinden önce gerçekleşmiş olduğunu, adi yazılı şekilde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının bu adi yazılı sözleşmeden doğan taleplerini sadece diğer davalı şirkete karşı ileri sürebileceğini, ipoteğin tesisi esnasında taşınmazın satıldığının müvekkili tarafından bilinmemekte olduğunu, diğer davalı tarafından müvekkili bankaya verilen belgelerde taşınmazın davacıya satıldığına dair bilgi bulunmadığını, davaya konu taşınmazın davacı adına tescili ve ödenen bedelin iadesinin hukuken mümkün olmadığını tüm bu sebeplerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: Davacının İran vatandaşı olup, Türkiye'de ikamet ettiğini, Davacının, Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş nin İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, tapunun .... Ada ve 43 parsel sayısında kayıtlı gayrımenkul üzerinde inşaa ettiği ... projesindeki brüt 301,81 m2 mesahalı 38. Kat 596 bağımsız bölüm numaralı taşınmazı 14.04.2017 tarihli ön ödemeli konut satış sözleşmesi ile satın aldığını, taraflar arasında 14.04.2017 tarihli ön ödemeli konut satış sözleşmesi düzenlendiğini, Davacının, Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye bugüne kadar 795.000 USD ödemede bulunduğunu, davacının satış bedeline oranla ödeme tamamlama oranı %84 olduğunu, inşaatın tamamlanma oranı ise %50 lerde olduğunu, davacının inşaatın tamamlanma oranının üzerinde ödemede bulunduğunu, taşınmazın 3. Kişilere devir, temlik ve tescilini engellemek amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar tapu kaydı üzerine tedbir konulmasını, davalılar tarafından konulan ve tapu kaydında mevcut tüm ipoteklerin ve varsa diğer takyidatların terkin edilerek feklerine, ipotek, haciz kayıtlarının paraya çevrilmesine yönelik yapılacak her türlü yasal takibin ve icra işlemlerinin dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar durdurulmasını, taşınmazın davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde davacı tarafından Davalı inşaat şirketine bugüne kadar ödenen 795.000 ABD Dolarının aynen iadesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı ... Başkanlığı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: zamanaşımı, görev ve husumet itirazlarının olduğunu, kamu haczi usulünde borçlunun rızası aranmaksızın üzerine kayıtlı taşınmazına, borca yetecek miktarda haciz şerhi konulabileceğini, müvekkil kurumca haklı olarak haciz konulduğunu, dava konusu sözleşme ve yapılan ödemelere ilişkin müvekkili kurumda bir belge bulunmadığını, kamu yararı gözetilerek haczin devamının gerektiğini, tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tüm takyidatlardan ari şekilde tescil ile bedel istemine ilişkindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; davacının tapu iptali ve tescil talepli dava açtığı, dava konusu taşınmazın davalı ... San. Ve Tic. A.Ş adına kayıtlı olduğu, davalı şirket hakkında kesinleşen mahkeme ilamı ile 30/03/2021 tarihi 14: 24 itibarıyla iflas kararı verildiği, davacının davasını iflas kararından sonra 06/08/2021 tarihinde açtığı, davanın kayıt kabul davası olduğu, bu haliyle yukarıdaki ilkeler ışığı altında görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı 13/01/2026 tarihli kesinleşmiş görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dava dosyası Mahkememiz 2026/106 esasına kaydı yapılmıştır.
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyası ile davanın kabulüne, ... San. Ve Tic. A.Ş.’nin 30.03.2021 günü saat 14:24 itibarıyla iflasına karar verildiği, iflas kararının kesinleştiği sabittir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin benzer mahiyetteki dosyalarda adi yazılı yapılan sözleşmeler yönünden Tüketici Mahkemeleri tarafından verilen tapu iptali ve tescil taleplerinin kabulüne ilişkin kararların kaldırılmasına karar verildiği, verilen kararların gerekçesinde ise; "davaya adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir." hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Somut olayda; davacının tapu iptali ve tescil talepli dava açtığı, dava konusu taşınmazın davalı ... San. Ve Tic. A.Ş adına kayıtlı olduğu, davalı şirket hakkında kesinleşen mahkeme ilamı ile 30/03/2021 tarihi 14: 24 itibarıyla iflas kararı verildiği, davanın Mahkememiz yönünden bağlayıcı olan istinaf kararı uyarınca kayıt kabul davası olduğunun kabulü gerektiği, yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında davacının asıl talebi yönünden tapu iptali tescil talebinin yerinde olmadığı, dosyada mevcut raporlar kapsamında dava ve sözleşme konusu taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenen kıymetinin 1.810.000,00 TL olduğu görülmekle işbu bedel üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın; asıl davada tapu iptal tescil talepli davasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan ipotek alacaklısı ... Şirketi aleyhine işbu davayı ikame ettiği, birleşen davada ise Tüketici Mahkemesi tarafından 15/10/2024 tarihli celsede "Davacı vekiline haciz alacaklıları yönünden ayrı bir dava açarak mahkememiz dosyası ile birleştirmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde haciz alacaklılarına karşı birleştirme talepli dava açılmaması halinde hacizlere ilişkin taleplerden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut hali itibariyle değerlendirileceğinin ihtarına" şeklinde ara karar tesis edilmesi nedeniyle birleşen davayı ikame ettiği görülmektedir.
Bu haliyle davacının işbu davalılar yönünden davaların açılmasında doğrudan kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 331/1. Maddesi gereğince birleşen davalarda davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddine,
2-1.810.000,00-TL'nin Bakırköy .... İflas Dairesi'nin ... sayılı iflas masasına kayıt ve kabulüne,
3-Davalı Akbank'a karşı açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
4-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.464,00-TL'nin davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat, posta masrafı ve keşif harcı olan 10.034,25-TL'nin davalı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
1-Birleşen Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilgilisi üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile birleşen dosya davalı vekilinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.25/03/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
İran'da kesinleşmiş bir boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Yalnızca evlilik bağının sona erdiğinin kabulü isteniyorsa tanıma, nafaka, velayet veya tazminat hükümlerinin uygulanması isteniyorsa tenfiz gerekir (MÖHUK m.50-59). Tanımada karşılıklılık şartı aranmaz; tenfizde aranır. Türkiye ile İran arasındaki Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından karşılıklılık değerlendirmesinde dayanak olarak gösterilmektedir.
⚠️ İran Belgesinin Niteliği
İran'da boşanma bazı dosyalarda mahkemenin boşanmaya karar vermesiyle değil, mahkemenin eşlerden birine belirli bir süre içinde noterde boşanma kaydı yaptırma izni vermesiyle gerçekleşir. Yargıtay uygulamasında bu tür bir belgenin boşanmaya hükmeden bir mahkeme kararı sayılmadığı ve tanıma isteminin bu nedenle reddedildiği örnekler bulunmaktadır. Elde hangi belgenin bulunduğu, tanıma davasından önce belirlenmelidir.
Türkiye'de yerleşik İranlı eşler Türk mahkemesinde boşanma davası açabilir. Boşanma ve ayrılığa uygulanacak hukuk MÖHUK m.14 uyarınca öncelikle eşlerin ortak millî hukukudur; bu nedenle İran hukuku hükümleri gündeme gelebilir. Ancak Türk kamu düzenine açıkça aykırı sonuç doğuran hükümler uygulanmaz (MÖHUK m.5). Geçici tedbirlere Türk hukuku uygulanır.
Türk vatandaşı ile İranlı eşin boşanmasında veya İranlı eşin sonradan Türk vatandaşlığını kazanması hâlinde uygulanacak hukuk değişebilir. Bu nedenle vatandaşlık tarihi ve ortak yerleşim yeri dosyada belirlenir.
Çocuğun bir ebeveyn tarafından İran'a götürülmesi hâlinde, 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi'ne İran'ın taraf olup olmadığı belirleyicidir. İran Sözleşme'ye taraf olmadığından çocuğun iadesi için Sözleşme usulü işletilemez. Bu durumda Türkiye'de velayet ve kişisel ilişki kararı alınması, İran'daki yargı yollarının ve ikili adli işbirliği imkânlarının değerlendirilmesi gerekir.
İran'da verilmiş alacak, çek veya taşıma ilamlarının Türkiye'de icra edilebilmesi için tenfiz davası açılır. Mahkeme kararın esasını incelemez; kesinleşme, yetki, savunma hakkına riayet ve kamu düzeni gibi şartları denetler (MÖHUK m.54). Çekten kaynaklanan alacaklarda uyuşmazlık kıymetli evrak hukukuna dayandığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olabilir. Karar İran riyali cinsinden hükmedilmişse, tenfiz kararında para birimi ve faiz hesabı ayrıca değerlendirilir.
MÖHUK m.20 uyarınca miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir; Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında ise Türk hukuku uygulanır. İranlı bir murisin Türkiye'deki taşınmazı için mirasçılık belgesi alınır, veraset ve intikal vergisi işlemleri tamamlanır ve tapu intikali yapılır. İran'da düzenlenen ölüm belgesi, mirasçılık belgesi veya vasiyetname tasdik ve tercümeden geçirilir. İran'daki mal varlığı İran hukuku ve İran mahkemeleri önünde, Türkiye'deki mal varlığı Türk hukuku ve Türk mahkemeleri önünde çözüldüğünden iki mal varlığı grubu birlikte planlanmalıdır.
2. Hukuk Dairesi 2024/1008 E. , 2024/5359 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1617 E., 2023/1501 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/768 E., 2023/403 K.
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebi yönünden yasal süre içinde harç tamamlanmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, davalının başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, gerekçede gösterildiği şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların İran İslam Cumhuriyeti vatandaşı olduklarını, İstanbul`da yaşadıklarını, Türkiye`de çalışma iznine sahip olduklarını, bir çocukları olduğunu, tarafların İran`da boşandıklarını, çocuğun velâyetinin davacıya verildiğini, kararın kesinleştiğini, velâyetin babaya verildiğine ilişkin hükmü de içeren tarafların boşanmalarına dair Tahran Mahkemesi kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili, davalı kadının boşanma kararının tanınması ve tenfizini kabul ettiğini ancak velâyet kararının tanınması ve tenfizini kabul etmediğini, davacının davalı kadını darp etmesi nedeni ile ceza aldığını, çocuğa da şiddet uygulayabileceğini, çocuğu kendi yanına almak istediğini bu nedenle boşanma kararının tanınması ve tenfizine, velâyet kararının tanınması ve tenfizi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2020 tarih ve 2020/415 Esas 2020/611 Karar sayılı kararı ile, davacı vekili tarafından yabancı mahkeme kararının onaylı suretini ve kesinleşme belgesinin apostil şerhinide içerir onaylı tercümesini dosya içine sunulduğu, yapılan incelemede kararın 07.05.2019 tarihinde kesinleştiği, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen boşanma ilamı olduğu ve kamu düzenine aykırı herhangi bir unsur içermediği gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına dair İran İslam Cumhuriyeti Tahran Aile Mahkemesi kesinleşen ilamının tanınmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili tenfiz kararı da verilmesi gerektiği yönünden, davalı kadın vekili hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2022 tarih ve 2021/242 Esas 2022/1214 Karar sayılı kararı ile; yabancı mahkemece tarafların boşanmalarına karar verilmediği, üç ay süreyle geçerli olmak üzere notere başvurmak için geçimsizlik kararı verildiği, yabancı mahkemece verilmiş bir boşanma kararı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil toplanıp, değerlendirilmemiş bulunduğu gerekçesi ile davalının istinaf talebinin diğer yönler incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, gerekçede gösterildiği şekilde işlem yapılmak üzere, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davacının istinaf talebi yönünden yasal süre içinde harç tamamlanmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tanınması talep edilen İran İslam Cumhuriyeti Tahran ili adliyesi 2 nolu aile mahkemesi 268. Şubesince tarafların anlaşmalı boşanma isteminde bulunması üzerine ortak çocukların velâyetinin babaya verildiği, haftada üç gün görüşme yapılacağı ve 2012 tarihli aile koruma kanunun 25 inci maddesi uyarınca resmi bir boşanma noterine müracaat ederek hul'ı olarak boşanmak üzere "üç ay süreli geçimsizlik kararı" verildiği, bu haliyle yabancı mahkemece verilmiş bir boşanma kararı bulunmadığı, davacı vekiline tarafların boşanmalarına dair yabancı mahkeme kararını ibraz etmesi için usulünce süre verildiği, süresi içerisinde yabancı mahkemece verilmiş boşanma ilamı usulünce ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı erkek vekili; taraflar arasında kesinleşmiş bir boşanma kararı olduğunu, boşanma kararının kesinleştiğini ve nüfus kütüğüne işlendiğini, İran ile ülkemiz arasında sözleşmesel karşılıklık bulunduğunu, yabancı mahkeme kararında çocuğun velâyetinin de davacıya verildiğini, kararın tanınması ve tenfizi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların İran İslam Cumhuriyeti Kanunlarına göre boşandıkları sabit olmakla birlikte Tahran 2 Nolu Aile Mahkemesinin 268. Şubesine ait belgenin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/3127 Esas, 2018/15305 Karar sayılı ilamına göre mahkemece verilmiş bir boşanma kararı olarak nitelendirilmediği gerekçesi ile davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek vekili; taraflar arasında kesinleşmiş bir boşanma kararı olduğunu, boşanma kararının kesinleştiğini ve nüfus kütüğüne işlendiğini, İran ile ülkemiz arasında sözleşmesel karşılıklık bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından dosyaya sunulan boşanmaya ilişkin belgenin mahkemece verilmiş bir boşanma kararı olup olmadığı, tanıma ve tenfiz koşullarının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki Kanun`un (5718 sayılı Kanun) 53 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Maya Avukatlık Bürosu, İran–Türkiye hattındaki dosyalarda aşağıdaki alanlarda hukuki destek sunmaktadır:
Maya Avukatlık Bürosu, İstanbul Anadolu Yakası'nda Kartal'da faaliyet göstermektedir. Büro; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına ve yabancı uyruklu müvekkillere Türkiye'deki dosyalarında hizmet vermektedir. Hizmet dili Türkçe ve İngilizcedir; Farsça belgeler yeminli tercüme ile işleme alınır.
Büronun İran'da ofisi bulunmamaktadır. İran'da yapılması gereken işlemler için gerektiğinde İran'daki meslektaşlarla iş birliği yapılabilir. Bu iş birliği dosyanın niteliğine göre ve müvekkilin bilgisi dâhilinde kurulur.
Dosyanızın ilk değerlendirmesi için genellikle şu belgeler yeterlidir:
Belgelerinizi iletişim sayfası üzerinden iletebilirsiniz.
İran Apostil Sözleşmesi'ne taraf olmadığından belgeler tasdik zincirinden ve yeminli tercümeden geçirilir. Eksik tasdik, işlemin reddine veya gecikmesine yol açabilir.
Muafiyet veya vizenin tanıdığı süreden fazla kalmak idari para cezası, sınır dışı ve giriş yasağı sonucunu doğurabilir. Süre dolmadan ikamet izni başvurusu planlanmalıdır.
Kısa dönem, aile, öğrenci ve uzun dönem izinlerde başvuru amacı ve belgeler incelenir. Ret kararına karşı idare mahkemesinde dava açılabilir.
İzin süresi dolmadan da iptal edilebilir. İptal gerekçesi ve tebliğ tarihi, dava süresi bakımından belirleyicidir.
Karar tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine dava açılır. Süresinde açılan dava, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemini durdurur.
Sınır dışı işlemi öncesinde alınan idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulur. Alternatif yükümlülükler ayrıca ileri sürülebilir.
İran'a dönmekten çekinen kişiler başvuruda bulunabilir. Başvuru sürecindeki beyanlar sonraki aşamaları belirler.
Taşınmaz yoluyla en az 400.000 ABD doları ve üç yıl satış yasağı şerhi aranır. Tutarlar ve şartlar işlem tarihinde teyit edilmelidir.
Hukuki şartlar oluşmadan verildiği sonradan anlaşılan vatandaşlık kararı geri alınabilir. Aile üyelerinin kayıtları da etkilenebilir.
Türk vatandaşıyla evlilik aile ikamet izni imkânı doğurabilir; evliliğin geçerliliği ve gerçekliği incelenir.
Valiz ve üst aramasında ele geçen maddeye ilişkin dosyalarda arama usulü, maddenin kime ait olduğu ve adli tıp raporu önem taşır.
5607 sayılı Kanun kapsamında cep telefonu, sigara ve akaryakıt gibi eşyanın getirilmesi dosyalarında eşyanın miktarı ve aramanın hukuka uygunluğu incelenir.
Sahte pasaport, kimlik veya diploma kullanımı ile hileli satış iddiaları ceza dosyası doğurur. Savunma, delillerin toplanma biçimine dayanır.
İran adli makamlarının talepleri gözaltı, ikamet izni ve vatandaşlık işlemlerini etkileyebilir. İade talebinin dayanağı ve sonuçları ayrıca incelenir.
İlamsız takip, itirazın iptali ve ihtiyati haciz yolları dosyanın delillerine göre planlanır. Döviz cinsi ve kur farkı hesabı ayrıca değerlendirilir.
Türk ortak üzerinden yürütülen şirketlerde hisse devri, müdürün azli ve şirketin feshi talepleri ticaret sicil kayıtlarıyla desteklenir.
Alacak ve çek ilamlarının Türkiye'de icrası için tenfiz davası açılır. Kesinleşme, tebligat, tasdik ve tercüme eksiksiz olmalıdır.
Tapu kaydı, ödeme belgeleri ve sözleşmenin şekli hak kaybı riskini belirler. Müteahhit iflasında alacak, iflas masasına kayıt ve kabul davasıyla ileri sürülür.
Belgenin mahkeme kararı niteliği, kesinleşme ve tasdik şartları tanıma davasından önce kontrol edilir. Fer'i hükümler için tenfiz gerekir.
Türkiye'de boşanma ve miras dosyalarında İran hukuku uygulanabilir; Türk kamu düzeni sınır oluşturur. Türkiye'deki taşınmazlar Türk hukukuna tabidir.
İran Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraf olmadığından apostil yerine diplomatik tasdik zinciri izlenir. Belge tasdik edildikten sonra yeminli tercümesi yapılır ve noter onayından geçirilir.
Vize muafiyetinin veya vizenin tanıdığı süre içinde kalınabilir. Bu süreden ya da doksan günden fazla kalacak yabancıların ikamet izni alması gerekir (6458 sayılı Kanun m.19). Güncel muafiyet süresi resmî kaynaklardan teyit edilmelidir.
Karar tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine dava açılır. Süresinde açılan dava, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmesini engeller.
Yönetmelikte taşınmaz yoluyla vatandaşlık için en az 400.000 ABD doları veya karşılığı döviz tutarı ve tapuya üç yıl satılmaması şerhi öngörülmüştür. Güncel şartlar işlem tarihinde teyit edilmelidir.
5901 sayılı Kanun m.40 uyarınca, hukuki şartlar oluşmadan verildiği sonradan anlaşılan vatandaşlık kararı geri alınabilir. Karara karşı idari yargıda dava açılabilir.
Hayır. Evlilik bağının sona erdiğinin kabulü için tanıma, nafaka ve velayet gibi hükümlerin uygulanması için tenfiz gerekir. Elde bulunan belgenin mahkeme kararı niteliğinde olup olmadığı önce kontrol edilmelidir.
Yetkili Türk mahkemesinde tenfiz davası açılır. Kararın kesinleşme şerhi, tasdik ve yeminli tercüme belgeleriyle sunulması gerekir; mahkeme kararın esasını değil, tenfiz şartlarını inceler.
İfade verilmeden önce avukatla görüşülmeli ve gerekiyorsa tercüman talep edilmelidir. Aramanın usulü, maddenin kime ait olduğu ve maddenin niteliği dosyada ayrıca incelenir.
Sözleşmenin şekline ve tapuya şerh verilip verilmediğine göre alacak, iflas masasına kayıt ve kabul davasıyla ileri sürülebilir. Ödeme belgeleri ve sözleşme bu nedenle önemlidir.
Hayır. Büro İstanbul'da Kartal'da faaliyet göstermektedir. İran'da yapılması gereken işlemlerde gerektiğinde İran'daki meslektaşlarla iş birliği yapılabilir.
Belgelerinizi iletişim sayfası üzerinden iletebilirsiniz. İlk değerlendirme için karar, tutanak, sözleşme veya tapu gibi dayanak belgelerin okunaklı görüntüsü yeterli olur.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
İran'dan gelen bir belge, Türkiye'de verilmiş bir idari karar veya sınır kapısında başlayan bir soruşturma söz konusuysa, önce süreleri ve belgelerin tasdik durumunu kontrol etmek gerekir. Doğru başvuru yolu, sürecin süresini ve sonucunu doğrudan etkiler. Dosyanızı ve belgelerinizi iletişim sayfasından iletebilirsiniz; Maya Avukatlık Bürosu dosyanızı inceleyerek izlenecek yolu bildirecektir.
Müşterileriniz için faydalı olacak ürün açıklamanızı ekleyin. Ürününüzün, müşterilerin onu satın almak istemesini sağlayacak özel özelliklerini ekleyin. Stil sekmesindeki Mağaza özelliklerinde kendi metninizi yazın ve stilini belirleyin.

7/24 İletişim Hattı
+90 506 362 23 67
+90 542 640 43 04
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.

