Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Yakalanan Kişinin Telefonunu Cevaplayarak Tuzak Kurmak Hukuka Aykırı Delildir

Yakalanan Kişinin Telefonunu Cevaplayarak Tuzak Kurmak Hukuka Aykırı Delildir

Bir kişi yakalanır, üstü aranır ve telefonu kolluğun eline geçer. Tam o sırada telefon çalar. Arayan kişi "Neredesin, attığın konuma geldim" der ve uyuşturucu talep eder. Telefonu açan ise kolluk görevlisidir.

Bu senaryo uyuşturucu ticareti soruşturmalarında sık görülür. Asıl soru şudur: Kolluk, hâkim kararı veya savcı emri olmadan yakalanan kişinin telefonunu cevaplayıp görüşmeyi delile dönüştürebilir mi?

Yargıtay uygulamasında cevap nettir. Gerekli karar veya emir yoksa telefonun cevaplanması ve görüşme içeriğinin kayda alınması hukuka aykırı delil doğurur. Bu delil hükme esas alınamaz. Ticaret iddiasıyla karşılaşan kişiler ve yakınları için bu ayrım, dosyanın seyrini değiştirebilir. Savunmayı baştan doğru kurmak için bir uyuşturucu suçları avukatı ile çalışmak önemlidir.

ℹ️ Kısa Özet

  • Kolluk, yakalanan kişinin telefonunu rıza olsa bile kendiliğinden inceleyip görüşme içeriğini kayda alamaz.
  • CMK m.134 ve 135 gereği hâkim kararı, gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emri gerekir.
  • Bu usulle elde edilen görüşme içeriği CMK m.217/2 uyarınca hükme esas alınamaz.
  • Delil düşerse eylem, ticaret yerine kullanmak için bulundurma olarak nitelenebilir.

Yakalanan Kişinin Telefonunu Kolluk Cevaplayabilir mi?

Kısa cevap: Hayır. Kolluk, telefon içeriğini incelemek veya görüşmeyi kayda almak için hâkim kararı ya da savcı yazılı emri olmadan harekete geçemez.

Akıllı telefonlar yalnızca arama aracı değildir. Mesajlar, rehber, fotoğraflar ve uygulama verileri aynı cihazda durur. Hukuk bu nedenle telefonu hem iletişim aracı hem de bilgisayar benzeri bir veri deposu olarak görür.

Yakalanan kişinin telefonunu bizzat cevaplayan görevli, arayanla konuşarak görüşmenin içeriğini öğrenir. Yargıtay bu işlemi iletişimin tespiti kapsamında değerlendirir. Görevli ardından arayanı buluşma yerine yönlendirir ve yakalama gerçekleşir.

Kolluğun görevi farklıdır. Suç şüphesi doğduğunda acil tedbirleri alır, olayı derhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve savcının talimatına göre ilerler (CMK m.161, PVSK Ek m.6). Savcıya haber verilmeden telefonun kullanılması bu düzenin dışına çıkar.

Telefonla İlgili İşlemlerde Aranan Yetki

Telefon içeriğinin incelenmesi CMK m.134: Hâkim kararı gerekir. Gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emri ve sonradan hâkim onayı aranır.
İletişimin tespiti ve kaydı CMK m.135: Görüşmenin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için hâkim kararı veya savcı yazılı emri gerekir.
Olayın bildirilmesi CMK m.161 ve PVSK Ek m.6: Kolluk el koyduğu olayı ve aldığı tedbirleri derhal savcıya bildirir.

Telefon İncelemesi İçin Hangi Karar veya Yazılı Emir Gerekir?

Kısa cevap: Hâkim kararı gerekir. Gecikmesinde sakınca varsa Cumhuriyet savcısının yazılı emri yeterlidir, ancak bu emir süresi içinde hâkim onayına sunulmalıdır.

CMK m.134, bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koymayı düzenler. Akıllı telefonlar bu kapsamda değerlendirilir. CMK m.135 ise iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasını düzenler.

Anayasa m.20/2 de aynı mantığı taşır. Yetkili merciin yazılı emri 24 saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklar. Açıklamazsa el koyma kendiliğinden kalkar.

Hukuka Uygun Yol Nasıl İşlemelidir?

1
Şüphenin tespiti: Kolluk, yakaladığı kişide suç şüphesi görür ve acil tedbirleri alır.
2
Savcıya bildirim: Olay ve alınan tedbirler derhal Cumhuriyet savcısına bildirilir.
3
Karar veya yazılı emir: Telefon incelemesi ve iletişim tespiti için hâkim kararı ya da savcının yazılı emri alınır.
4
Hâkim onayı: Yazılı emir verilmişse belirlenen süre içinde hâkim onayına sunulur.
5
Tutanak: Yetkiye dayanılarak yapılan işlemler tutanağa geçer ve hukuka uygun delil olarak dosyaya girer.

Kişinin Rızası Telefon İncelemesini Hukuka Uygun Kılar mı?

Kısa cevap: Hayır. Şüphelinin rızası bulunsa dahi kolluk, telefon içeriğini inceleyip görüşme ve mesaj bilgilerini kayıt altına alamaz.

Uygulamada sıkça "telefonu kendisi verdi" veya "şifresini kendisi söyledi" denir. Yargıtay'a göre rıza, hâkim kararı veya savcı emri gereğinin yerini tutmaz.

AİHS m.8, haberleşmeye saygı hakkını güvence altına alır. Bu hakka müdahalenin haklı sayılması için üç şart birlikte aranır:

  • Müdahale kanunla öngörülmüş olmalıdır.
  • Müdahale meşru bir amaç izlemelidir.
  • Müdahale demokratik toplumda gerekli olmalıdır.

Şartlardan biri eksikse müdahale hakkı ihlal eder. "Suçu önlemek" gibi meşru bir amaç tek başına yeterli değildir. Amaç ne kadar haklı olursa olsun, kanunun öngördüğü usule uyulması zorunludur.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Gözaltında telefonu açmanız, şifre vermeniz veya tutanak imzalamanız istenirse bunun hukuki sonuçları olabilir. Tutanakları okumadan imzalamayın ve avukat talep etme hakkınızı kullanın.

Hukuka Aykırı Delil Hükme Esas Alınabilir mi?

Kısa cevap: Hayır. Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a ve 217/2, hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınmasını engeller.

Anayasa m.38/6'ya göre kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. CMK m.206/2-a, kanuna aykırı elde edilen delilin reddedileceğini söyler. CMK m.217/2 ise suçun ancak hukuka uygun yolla elde edilmiş delille ispatlanabileceğini belirtir.

CMK m.289/1-i uyarınca hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması kesin hukuka aykırılık hâlidir. Temyiz dilekçesinde belirtilmemiş olsa bile bu husus incelenir.

Telefon görüşmesi sonucu ulaşılan buluşma ve kolluk tutanağına aktarılan görüşme içeriği de bu çerçevede değerlendirilir. İçeriğin tutanağa yazılmış olması, onu hukuka uygun hâle getirmez.

✅ Yargıtay'ın Yaklaşımı

Hâkim kararı veya savcı yazılı emri olmadan telefonun cevaplanması ve görüşme içeriğinin tespiti, CMK m.217/2 anlamında hukuka aykırı delil oluşturur.

Tuzakla Ulaşılan Tanık Beyanı ve Yakalama Geçerli mi?

Kısa cevap: Görüşmeye dayanan buluşma, yakalama ve tanık beyanı da aynı hukuka aykırılıktan etkilenebilir.

Tuzak sürecinde delil tek halkadan ibaret değildir. Görüşme içeriği, tutanağa aktarılan ifade, buluşma yerine gelen kişinin yakalanıp kimliğinin tespiti ve onun tanık beyanı birbirine bağlıdır.

Zincirin ilk halkası hukuka aykırıysa, ona dayanan beyanların hükme esas alınması da sorun yaratır. Yargıtay uygulamasında görüşme içeriği ile buna dayanan tanık beyanı birlikte hükme esas alınamaz kabul edilmektedir.

Dolaylı delillerin akıbeti, bağlantının gücüne göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Bağımsız ve hukuka uygun bir delil kaynağı varsa bu da ayrıca incelenir.

Delil Düşerse Uyuşturucu Ticareti Suçlaması Ne Olur?

Kısa cevap: Satış amacı kesin delille ispatlanamazsa eylem, uyuşturucu ticareti yerine kullanmak için uyuşturucu bulundurma olarak nitelendirilebilir.

TCK m.188 uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretini, TCK m.191 ise kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurmayı düzenler. İki suç arasındaki temel fark, maddenin kullanım dışında bir amaçla bulundurulup bulundurulmadığıdır.

Satış veya başkasına verme amacı, kuşku sınırlarını aşan kesin delille ortaya konulmalıdır. Madde miktarı, paketleme biçimi, hassas terazi veya satış kayıtları bu değerlendirmede önem taşır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi burada devreye girer.

Ticaret iddiasının tek dayanağı hukuka aykırı elde edilen görüşme içeriğiyse bu içerik değerlendirme dışı kalır. Geriye kullanma dışında bir amaca dair kanıt kalmıyorsa suçun niteliği TCK m.191'e doğru değişebilir.

TCK m.191 kapsamında tedavi ve denetimli serbestlik ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. Bunlar somut şartlara bağlıdır. Bulunan maddenin türü için uyuşturucu ve uyarıcı madde türleri rehberine de göz atabilirsiniz.

Hukuka Aykırı Delil İtirazı Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?

Kısa cevap: Kovuşturmada delilin reddi talep edilir. Hükümden sonra ise istinaf ve temyiz yoluna gidilir. Tutuklu kişi için tahliye talebi ve itiraz yolları ayrıca işletilir.

1
Soruşturma aşaması: İfade vermeden önce avukat talep edin. Telefonun nasıl alındığı, görüşmeyi kimin cevapladığı ve hangi emirle işlem yapıldığı tutanaklardan tespit edilir.
2
Dosya incelemesi: Görüşme tutanağı, el koyma veya iletişim tespit kararı ve savcıya bildirim belgelerinin dosyada bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
3
Delilin reddi talebi: Kovuşturmada CMK m.206/2-a'ya dayanılarak delilin reddi ve hükme esas alınmaması dilekçeyle istenir.
4
Tutukluluk incelemesi: Tutuklu kişi için tahliye talebi (CMK m.104) ve tutuklamaya itiraz (CMK m.267) yolları değerlendirilir.
5
İstinaf ve temyiz: Hukuka aykırı delile dayanan hüküm, kanun yolu başvurusunun temel sebebi yapılır.

⚠️ Süre Uyarısı

İstinaf ve temyiz süreleri kısadır ve genel olarak iki hafta olarak uygulanmaktadır. Süre, hükmün açıklandığı veya tebliğ edildiği tarihe ve kararın verildiği döneme göre değişebilir. Süre kaçırılırsa hüküm kesinleşebilir. Güncel süreyi mutlaka avukatınızla teyit edin.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Delilin nasıl elde edildiği, uyuşturucu dosyasının seyrini belirleyebilir. Dosyanızdaki tutanakları ve varsa karar veya emir belgelerini bir ceza avukatına incelettirmek, savunmanın doğru kurulması için ilk adımdır. Anadolu Yakası ve İstanbul genelindeki dosyalar için İstanbul uyuşturucu suçları avukatı sayfasına göz atabilir, belgelerinizi Maya Avukatlık Bürosu'na iletişim sayfasından iletebilirsiniz.

İletişim Sayfasına Git

Sıkça Sorulan Sorular

Polis, yakaladığı kişinin telefonunu izinsiz cevaplayabilir mi?

Hayır. Telefon içeriğinin incelenmesi ve görüşmenin kayda alınması için hâkim kararı veya savcının yazılı emri gerekir. Bu olmadan elde edilen görüşme içeriği hukuka aykırı delil sayılır.

Telefonumu kendi isteğimle verdiysem delil geçerli olur mu?

Yargıtay'a göre rıza bulunsa dahi kolluk telefon içeriğini inceleyip kayıt altına alamaz. Rıza, karar veya yazılı emir şartının yerini tutmaz.

Hukuka aykırı delil hükme esas alınırsa ne yapılabilir?

Hüküm istinaf ve temyiz yoluyla denetlenir. Hükmün hukuka aykırı delile dayanması kesin hukuka aykırılık hâlidir (CMK m.289/1-i). Yargıtay bu hâlde hükmü bozabilir.

Hukuka aykırı delil varsa tutukluluk sona erer mi?

Otomatik olarak sona ermez. Ancak tutuklamanın dayanağı hukuka aykırı delilse bu durum tahliye talebinde ve tutuklamaya itirazda ileri sürülebilir. Değerlendirme somut dosyaya göre yapılır.

Telefondaki mesajlar ve arama kayıtları hangi hâllerde delil olur?

Hâkim kararı veya savcının yazılı emri ve gerekiyorsa hâkim onayı ile usulüne uygun yapılan incelemede elde edilen veriler delil olabilir. Bu şartlar yoksa elde edilen veriler hukuka aykırı sayılır.

Delil düşerse beraat mi çıkar?

Otomatik olarak çıkmaz. Dosyadaki diğer hukuka uygun deliller değerlendirilir. Ticaret amacını gösteren kesin delil kalmazsa eylem, kullanmak için bulundurma (TCK m.191) olarak nitelendirilebilir.

Emsal Yargıtay Kararı

10. Ceza Dairesi 2020/18813 E. , 2022/7392 K.

"İçtihat Metni"

Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler :a) Mahkûmiyet; Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli, 2019/229 esas ve 2019/508 sayılı kararı
b) Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Sanığın istinaf aşamasında henüz karar verilmeden önce, 29.04.2020 tarihli dilekçesi ile vekaletnameli müdafii Av. ... azlettiğini bildirdiği, Av. ... da 04.05.2020 tarihli dilekçesinde ve istinaf kararının kendisine tebliğ edilmesi üzerine gönderdiği 23.06.2020 tarihli dilekçesinde azil nedeni ile istifa ettiğini bildirdiği, bunun üzerine istinaf mahkemesince 08.05.2020 tarihinde Av. ...'ın sanığa mecburi müdafii olarak tayin edildiği, ancak dosya üzerinden ve UYAP ortamında yapılan incelemede sanığa bu hususta tebligat yapıldığına dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, sanığın 25.08.2020 tarihli vekaletname ile Av. ...'ü müdafii olarak tayin ettiği, istinaf mahkemesince gerekçeli kararın 11.07.2020 tarihinde mecburi müdafii Av. ... adına ve 21.09.2020 tarihinde vekaletnameli müdafii Av. ... adına elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği, mecburi müdafiinin süresinde temyiz talebinde bulunmadığı, hükmün vekaletnameli müdafii tarafından 05.10.2020 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla; sanığın kendisine mecburi müdafii tayin edildiği hususunda tebligat yapılarak bilgilendirilmemesi sebebiyle vekaletnameli müdafiinin temyizi süresinde kabul edilerek inceleme yapılmıştır.

5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak sanık müdafiinin dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede:

"Yunus timlerinin görevin ifası kapsamında, kamu görevlilerini görerek yön değiştiren sanık ...'yu durdurdukları, bu aşamada sanığın elinde bulunan ... marka cep telefonunun çalmakta olduğu, sanığın ise tedirgin ve terli olduğu görülerek üst kontrolünün yapıldığı, kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen tutanak mümzilerinin de tutanak içeriği ile uyumlu olarak beyan ettiği üzere sanığın bacak arasında vücudu ile uyumlu olmayan bir kabarıklık olduğunun farkedilmesi sonucu istem üzerine sanığın üzerinde bulunan kilitli şeffaf poşeti çıkardığı, kriminal inceleme sonucu poşet içindeki maddenin 4 g kenevir olduğunun ve 2,4 gram esrar içerdiğinin tespit edildiği; ele geçirilen uyuşturucu madde muhafaza altına alındıktan sonra, sanığa ait telefonunun sürekli farklı numaralardan arandığının görülmesi üzerine, sanığın uyuşturucu madde satışı yapacağı düşünülerek, tutanak mümzii ... tarafından sanığa ait telefonun cevaplandığı, arayan şahsın "Nerdesin, attığın konuma geldim, bana 100 liralık esrar lazım" demesi üzerine, gerekli tedbirler alındıktan sonra buluşma yerine gelen tanık ...'nun yakalanarak kimlik tespitinin yapıldığı, tanığın müdafili kolluk ifadesi ve kovuşturma aşamasındaki beyanı ile daha önceden tanımadığı, bir arkadaşından numarasını aldığı sanığı uyuşturucu madde satın almak amacıyla aradığını beyan ettiği, kolluk görevlileri tarafından tespit edilen iletişim ile tanık beyanının hükme esas alındığı" anlaşılmakla;

Kişilerin birbirleri ile haberleşmeleri ve bunların içeriklerinin "iletişim" kapsamına girdiği akıllı cep telefonuna ilişkin haberleşme kayıtlarının tümü hakkında CMK'nın 135. ila 138. maddeleri uyarınca; yine aynı zamanda akıllı telefonlar kayıtlı bilgi ve verileri otomatik olarak işleme tabi tutma özelliğine sahip olduklarından, bilgisayar özelliği nedeniyle de taşıdığı bilgi ve verilerde arama ve el koyma yapılması için CMK'nın 134. maddesi uyarınca arama ve el koyma kararı alınması gereklidir. O halde, CMK’nın 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi ve CMK’nın 135. maddesi kapsamında şüphelinin telekomünikasyon yoluyla iletişiminin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya belirlenen sürelerde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, "sanığın rızası bulunsa dahi" kolluk görevlileri tarafından şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki görüşme, mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirildiğinin kabulü gerekir.

CMK'nın 2/e. ve 161/2. maddeleri ile PVSK'nın ek 6. maddesi uyarınca, "edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluk görevlilerinin, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli tedbirleri aldıktan sonra; yine bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen kolluk görevlilerinin, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gerekir."

Diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi uyarınca "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.". Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre özel hayat, bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak geniş bir kavramdır. Bu kavram kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, fiziksel ve sosyal kimliği, özel alanı, kişisel bilgileri ve verileri gibi birçok değeri güvence altına aldığı gibi "haberleşmeye saygı hakkı"nı da güvence altına almaktadır. Posta, faks, kişisel internet araçları ve de telefon, haberleşmeye saygı hakkının kullanıldığı araçlardır. Mahkemeye göre 8. madde, haberleşmenin içeriği ne olursa olsun ve hangi biçimde olursa olsun "özel iletişimlerin gizliliği"ni, diğer bir ifade ile bireylerin iletişim için kullanabilecekleri karşılıklı bütün sözlerin gizliliğini korumaktadır. Kuşkusuz iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması tedbiri "haberleşmeye saygı hakkı"na müdahale oluşturur. Bu müdahalenin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenen şartların tümüne uygun olması gerekir; şartlardan birine uygun olmayan müdahale, 8. maddeyi ihlal eder. Sözleşmenin 8/2. maddesi uyarınca hakka müdahalenin haklı olabilmesi için, müdahalenin "hukuken öngörülmüş olması", "2. fıkradaki meşru amaçlardan birini izlemesi (sınırlandırma sebeplerine girmesi)" ve "demokratik toplumda gerekli olması" şartlarının gerçekleşmesi zorunludur.

Nitekim olağan dönemde "temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması"na ilişkin şartları içeren Anayasanın 13. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmünde ve "özel hayatın gizliliği"ni güvence altına alan 20/2. maddesinin "Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar." hükmünde de, hakka müdahalenin şartları düzenlenmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda CMK'nın 134., 135. ve 161/2. maddeleri ile PVSK'nın ek 6. maddesine aykırı hareket eden kolluk görevlilerinin uyuşturucu madde ticareti suçunu önlemek için "kamu güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması" gibi amaçlarla hareket etmesi iletişimin gizliliğini ortadan kaldırmaz. Hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri alınmadan, sanığa ait telefona elkonularak iletişimin tespiti şeklinde gerçekleşen müdahalede, AİHS'in 8/2. maddesi ile Anayasanın 13. ve 20/2. maddelerinde düzenlenen şartların tümünün gerçekleşmediği, Anayasanın 20/1. maddesinde düzenlenen "özel hayatın gizliliği"nin ve AİHS'in 8/1. maddesinde düzenlenen "özel hayata saygı hakkı" kapsamında değerlendirilen "haberleşmeye saygı hakkı"nın ihlal edildiği açıktır.

Sonuç olarak, durumundan şüphelendikleri sanıktan telefonunu alan kolluk görevlilerinin suç şüphesini tespit ettikten sonra, derhal Cumhuriyet savcısını arayıp el koydukları olayı haber vererek alacakları talimat üzerine işlem yapmaları gerekirken; CMK'nın 134., 135. ve 161/2. maddeleri ile PVSK'nın ek 6. maddesine aykırı olarak Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınmadan, sanığa ait telefonu bizzat açmak suretiyle arayan konumunda olan tanık ...'nun görüşme içeriği tespit edilerek, telefon görüşmesinin uyuşturucu madde ticareti amacıyla buluşmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği; tanığın sanıkla buluşacağı yere gelmesi sağlanarak kimliğinin tespit edildiği; dolayısıyla telefon görüşmesi sonucu sanık ile gerçekleştirdiği buluşmanın sanığın üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi satın alma amacına yönelik olduğuna dair tanık beyanının ve kolluk görevlileri tarafından olay tutanağına aktarılan görüşme içeriğinin CMK'nın 217/2. uyarınca hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından, söz konusu deliller dikkate alınmadan yapılan incelemede:

Dosyadaki belge ve bilgilere göre; tüm aşamalarda yüklenen suçu inkar eden sanığın savunmalarının aksine, suç tarihinde sanığın üzerinde yapılan arama sonucu ele geçen uyuşturucu maddeleri satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmesine, 08.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2