Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Yayın Tarihi: Eylül 2026 | Maya Avukatlık Bürosu
📋 İçindekiler
Kısa Cevap: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve buna bağlı denetimli serbestlik tedbiri, itiraz yolu gösterilmeden ve şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleşmez. Karar kesinleşmediği sürece erteleme ve denetim süreleri işlemeye başlamaz. Bu nedenle "yükümlülüklere uymadınız" gerekçesiyle açılan bir kamu davasında mahkemenin öncelikle bu usul şartını incelemesi gerekir.
Uyuşturucu kullanma suçundan (TCK m.191) hakkında erteleme kararı verilen kişiler, yıllar sonra "yükümlülüklerinize uymadınız" gerekçesiyle açılan bir davayla karşılaşabilir. Ancak bu davanın hukuken ayakta durabilmesi için geriye dönük olarak kontrol edilmesi gereken kritik bir usul şartı vardır: Erteleme kararı, itiraz hakkı tanınarak mı tebliğ edildi?
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Erteleme kararında itiraz kanun yolu, mercii, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağı gösterilmemişse ve karar usulüne uygun tebliğ edilmemişse, karar kesinleşmez. Kesinleşmeyen bir erteleme kararına dayanılarak kurulan mahkûmiyet, kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılabilir.
Kısa Cevap: TCK m.191 uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi hakkında soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, CMK m.171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar vermek zorundadır. Bu süre zarfında en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Kanun, bu suç tipinde doğrudan cezalandırma yerine tedavi ve denetim eksenli bir yaklaşımı benimsemiştir. TCK m.191/1 uyarınca suçun temel cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak ilk kez yakalanan kişi hakkında bu ceza doğrudan uygulanmaz; önce erteleme ve denetim süreci işletilir.
Erteleme süresi zarfında uygulanan denetimli serbestlik tedbiri asgari bir yıl sürer. Bu süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya Cumhuriyet savcısının resen kararıyla altışar aylık dönemlerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Kişi, gerek görülmesi hâlinde bu süre içinde tedaviye de tabi tutulabilir.
Kanun, kişiyi koruyan bir mekanizma da içerir: Erteleme süresi boyunca yükümlülüklere uyulursa, hakkında kamu davası açılmaz ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Bu durumda fiil adli sicil kaydına işlemez.
Kısa Cevap: Kanun, Cumhuriyet savcısının erteleme kararı verirken şüpheliyi, yükümlülüklere uymaması hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarmasını öngörür. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu uyarı yükümlülüğü, kararın itiraz yolu açık olmak üzere verilmesini ve şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmesini de zorunlu kılar.
TCK m.191'de erteleme kararına veya buna bağlı denetimli serbestlik tedbirine karşı ayrı bir kanun yolu açıkça düzenlenmemiştir. Ancak Yargıtay, kanundaki uyarı/ihtar hükmünü esas alarak bu kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve tebliğ edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Kararda itiraz kanun yolu, başvurulacak mercii, başvuru şekli, süresi, bu sürenin başlangıcı ve kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceği hususlarının gösterilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekir.
Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması — örneğin itiraz süresinin veya mercinin gösterilmemesi ya da tebligatın usulsüz yapılması — kararın hukuken kesinleşmesini engeller. Bu eksiklik, davanın ilerleyen aşamalarını doğrudan etkiler.
Kısa Cevap: Hayır. Şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar usulüne uygun tebliğ edilmeden, ne denetimli serbestlik veya tedavi tedbirinin infazına başlanabilir ne de beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlar.
Bu, uygulamada sıkça karıştırılan bir noktadır. Kararın verildiği tarih, sürenin başlangıcı olarak kabul edilemez. Süre, ancak kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
ℹ️ Bilgi
Hakkında erteleme kararı verildikten uzun süre sonra "yükümlülüklerinizi ihlal ettiniz" gerekçesiyle dava açılmışsa, öncelikle sorulması gereken şudur: Erteleme kararı itiraz hakkı tanınarak mı tebliğ edildi, yoksa yalnızca bilgi amaçlı mı iletildi? Bu ayrım, davanın hukuki akıbetini belirler.
Kısa Cevap: Erteleme kararı usulüne uygun kesinleşmemişse, kovuşturma şartı henüz gerçekleşmemiş demektir. Bu durumda mahkemenin mahkûmiyet kararı vermesi değil, CMK m.223/8'in ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı vermesi gerekir.
Durma kararı, davanın o aşamada beklemeye alınması anlamına gelir. Mahkeme, öncelikle erteleme kararının usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilmesini sağlamalı; ardından erteleme ve denetim sürecinin sonucunu beklemelidir.
Kısa Cevap: Yükümlülük ihlali gerekçesiyle açılan bir davada savunmanın ilk adımı, erteleme kararının tebligat sürecini baştan sona incelemektir. Aşağıdaki noktalardan herhangi biri eksikse, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışmaya açılabilir.
Bu süreçte yaşanan endişe anlaşılırdır. Ancak dosyanın erken aşamada doğru şekilde incelenmesi, davanın seyrini değiştirebilir. Aşağıdaki adımlar önem taşır:
Bu değerlendirmelerin usulüne uygun ve zamanında yapılması için, konusunda deneyimli bir istanbul uyuşturucu avukatı ile dosyanın incelenmesi önemlidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Uyuşturucu kullanma suçunda erteleme kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, davanın seyrini kökten değiştirebilecek bir usul şartıdır. Bu konuda dosyanızın değerlendirilmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
İletişime Geçin →Karar, itiraz yolu gösterilmeden ve usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleşmez. Kesinleşmeyen karara dayanılarak "yükümlülüklere uyulmadığı" ileri sürülemez; bu durum kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlamına gelir.
Denetimli serbestlik ve erteleme süreleri, kararın verildiği tarihte değil, kararın usulüne uygun tebliğ edilip kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Erteleme kararı usulüne uygun kesinleşmemişse hayır. Mahkemenin bu durumda CMK m.223/8 uyarınca durma kararı vererek öncelikle kararın usulüne uygun kesinleştirilmesini beklemesi gerekir.
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa, bu usul eksikliği Adalet Bakanlığı aracılığıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilerek CMK m.309 uyarınca kanun yararına bozma yoluna konu edilebilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi
Tarih: 17.02.2026 | Esas: 2025/13557 | Karar: 2026/2200
Hükümlü hakkında İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2017/15 Esas, 2017/45 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 18.02.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2025 tarihli ve 2025/10451 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134798 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, itiraz süresinin gösterilmemesi sebebiyle usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 14.05.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2016 tarihli ve 2016/54584 Soruşturma, 2016/2751 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği,
B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2016 tarihli ve 2016/54584 Soruşturma, 2016/40415 Esas, 2016/33698 sayılı iddianamesi ile İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2017/15 Esas, 2017/45 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3, 62/1 ve 50/1-a, 52/2 maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 18.02.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında .. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.06.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi, bu sürenin başlangıcı ve kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2017/15 Esas, 2017/45 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


