Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Gebelik boyunca yapılan ultrason ve tarama testleri, aileler için bir güvence gibi görünür. Bebek doğduktan sonra Down sendromu (Trizomi 21) tanısı konulduğunda ise akla ilk gelen soru şudur: "Bu durum gebelikte fark edilebilir miydi?"
Bu soruya verilecek hukuki cevap, yalnızca sonuca bakılarak değil; hekimin kusuru, aydınlatma yükümlülüğü ve nedensellik bağı birlikte incelenerek verilir. Hekimin zorunlu mali sorumluluk sigortası varsa, sigorta şirketinin sorumluluğu da gündeme gelir. Bu yazıda süreci sade bir dille ele alıyoruz.
📑 İçindekiler
ℹ️ Kısa Cevap
Bazı koşullarda evet. Ancak Down sendromunun varlığı tek başına hekimi sorumlu kılmaz. Hekimin kusurlu davrandığı, bu kusur ile ailenin gebelikle ilgili karar verme imkânını kaybetmesi arasında nedensellik bağı bulunduğu ve zararın doğduğu ispatlanmalıdır.
Down sendromu, hekimin bir müdahalesi sonucunda ortaya çıkmaz; kromozom farklılığıdır. Hukuki uyuşmazlığın konusu da hastalığın kendisi değil, gebelik sırasında tanının konulamaması ve ailenin bilinçli karar verme imkânının ortadan kalkması iddiasıdır. Bu tür talepler uygulamada "sağlıksız doğum" veya "haksız doğum" tazminatı olarak da anılır.
Mahkemeler talebi değerlendirirken şu soruların cevabını arar:
Hasta-hekim ilişkisi, özel sağlık kuruluşlarında genellikle vekâlet sözleşmesi niteliğinde değerlendirilir. Hekim, Türk Borçlar Kanunu m.506 uyarınca işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bu bir özen borcudur; yani sonucun garantisi verilmez, ancak dönemin tıbbi standartlarına uygun davranılması beklenir. Estetik müdahalelerde ise ilişkinin eser sözleşmesi sayılıp sayılmayacağı ayrı bir tartışmadır; bu konuyu komplikasyon ve eser sözleşmesi ayrımı yazımızda inceledik.
Ense saydamlığı ölçümü ve ikili tarama testi gibi yöntemler risk hesaplar, kesin tanı koymaz. Kesin tanı için amniyosentez gibi ileri tetkikler gerekir. Düşük risk sonucu çıkması, hekimin her durumda kusursuz olduğu anlamına gelmez; yüksek risk çıkmaması da ileri tetkik önerilmemesini her zaman savunulabilir kılmaz. Değerlendirme, bilirkişi incelemesiyle somut tıbbi kayıtlar üzerinden yapılır.
Doğum sürecindeki ihmallerden doğan talepler farklı unsurlar taşır; bu konuda doğumda NST takibi ihmali ve tazminat yazımıza göz atabilirsiniz.
Hekim, yalnızca testi yapmakla değil, hastayı bilgilendirmekle de yükümlüdür. Aydınlatılmış onam, gebenin kendi sağlığı ve bebeğin sağlığına ilişkin karar verebilmesini sağlar. Gebeye şu bilgilerin verilmesi beklenir:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü genel olarak hekim ve sağlık kuruluşundadır. Ancak aydınlatma eksikliği tek başına yeterli olmaz; bu eksikliğin ailenin kararını ve sonucu etkileyip etkilemediği de ayrıca incelenir. Takip döneminde birden fazla hekim varsa, her hekimin aydınlatma yükümlülüğü kendi dönemi bakımından değerlendirilir.
ℹ️ Kısa Cevap
Nedensellik bağı, hekimin kusurlu davranışı ile ortaya çıkan zarar arasındaki uygun ilişkidir. Kusur ispatlansa bile bu bağ kurulamazsa tazminata hükmedilemez.
Tazminat taleplerinde en çok tartışılan nokta budur. Mahkemenin cevaplaması gereken temel soru şudur: Hekim doğru davransaydı Down sendromu tespit edilecek miydi ve aile gebelikle ilgili karar verme imkânına sahip olacak mıydı?
Gebeyi yalnızca belirli haftalarda izleyen hekim, takip etmediği dönemde yapılması gereken tetkik ve bilgilendirmelerden kural olarak sorumlu tutulamaz. Bu nedenle şu hususlar birlikte incelenir:
ℹ️ Kısa Cevap
Tıbbi kötü uygulama sigortasının genel şartları, zarar görene sigorta bedeliyle sınırlı olmak üzere sigortacıdan doğrudan talepte bulunma imkânı tanır. Ancak sigortacının sorumluluğu, sigortalı hekimin sorumluluğuna bağlıdır.
Hekimler için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi çerçevesinde düzenlenir. Sigorta, hekimin mesleki faaliyeti nedeniyle kendisine yöneltilen tazminat taleplerini, poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat altına alır. Poliçeye ilişkin şu noktalar mutlaka kontrol edilmelidir:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Hekimin kusuru veya nedensellik bağı ispatlanamazsa, sigorta şirketi de sorumlu tutulamaz. Genel şartlar zaman içinde değiştirilmiştir; hangi şartların uygulanacağı poliçe tarihine göre belirlenir. Sigortalı hekimin davada yer alıp almayacağı da somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Kamu hastanelerinde görev yapan hekimler bakımından ise uyuşmazlık, idari yargıda tam yargı davası yoluyla çözülebilir. Hangi yolun izleneceği, sağlık hizmetinin hangi kurumda verildiğine göre değişir.
Hangi kalemlerin talep edilebileceği ve kimlerin talepte bulunabileceği, olayın özelliklerine ve mahkemenin değerlendirmesine göre belirlenir. Uygulamada öne çıkan kalemler şunlardır:
✅ Önemli Not
Sigorta şirketinin ödeyebileceği tutar poliçe teminat limiti ile sınırlıdır. Limitler poliçe dönemine göre değiştiği için güncel tutarların poliçeden kontrol edilmesi gerekir.
⚠️ Süre Uyarısı
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler; hizmetin alındığı kuruma (özel veya kamu), talebin hukuki niteliğine ve sigorta sözleşmesine göre değişir. Süreleri geçirmemek için hukuki değerlendirmeyi geciktirmemek gerekir.
Açılabilir; ancak hekimin kusuru, aydınlatma yükümlülüğüne aykırılığı ve bunların zararla nedensellik bağı ispatlanmalıdır. Down sendromunun varlığı tek başına sorumluluk doğurmaz.
Tarama testi kesin tanı koymaz, yalnızca risk hesaplar. Düşük risk sonucu tek başına kusur sayılmaz; ancak testin zamanında yapılıp yapılmadığı, doğru yorumlanıp yorumlanmadığı ve gebenin bilgilendirilip bilgilendirilmediği ayrıca incelenir.
Hekim, kural olarak yalnızca takip ettiği dönemde yapması gerekenlerden sorumludur. Takip etmediği dönemdeki tetkik ve bilgilendirmeler bakımından sorumluluk için nedensellik bağının ayrıca kurulması gerekir.
Tıbbi kötü uygulama sigortasının genel şartları, zarar görene sigorta bedeliyle sınırlı olarak sigortacıdan talepte bulunma imkânı tanır. Ancak sigortacı, sigortalı hekimin sorumluluğu bulunmadıkça ödeme yapmaz; poliçe dönemi ve ihbar şartları da ayrıca kontrol edilmelidir.
Gebelik takip kayıtları, ultrason ve test sonuçları, onam formları, doğum epikrizi ve genetik tanı raporu başlıca belgelerdir. Hekimin sigorta poliçe bilgileri de araştırılmalıdır.
Bilirkişi incelemeleri ve kanun yolu başvuruları nedeniyle bu davalar uzun sürebilir. Zamanaşımı süreleri olayın niteliğine göre değiştiğinden, hukuki değerlendirme geciktirilmemelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Gebelik takibine ilişkin tüm belgeleri eksiksiz toplayın ve hekimin sigorta poliçesini araştırın. Kusur, aydınlatma ve nedensellik bağı birlikte değerlendirilmeden atılacak adımlar sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Maya Avukatlık Bürosu'na iletişim sayfası üzerinden ulaşarak dosyanızı iletebilir, hukuki danışmanlık talebinde bulunabilirsiniz.
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/680 Esas
KARAR NO : 2025/1111
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 08/09/2016
KARAR TARİHİ : 10/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın diğer müvekkilleri ... ile ...'ın müşterek çocuğu olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ise kadın doğum uzmanı ...'in tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 400.000,00 TL'lik teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğunu üstlendiğini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden yapılan 08/09/2016 tarihli sorgulamada anılan poliçenin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiğinin anlaşıldığını, müvekkili ...'ın hamileliği boyunca davalının sigortalısı hekim tarafından takip edildiğini, ne var ki hekimin genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu davacı ...'ın down sendromunun hamilelikte teşhis edilemediğini, bağlayıcı ve sınırlayıcı olmamak üzere davalının sigortalısı hekimin tıbbi kötü uygulamalarının özetle; bilgilendirmeme, aydınlatılmış rıza (onam) almama, teşhiste kusur, ileri testleri önermeme, ultrason kullanımında ihmal, ultrason bulgularını değerlendirmeme, konsültasyon istememe, amniosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinin vekalet sözleşmesi kapsamında olması sebebiyle hekimin özen borcu altında olduğunu ve hastanın müterafik kusuru olmaması halinde gerçekleşen zararın tamamından sorumlu olduğunu, down sendromunun hayat boyu devam eden bir işgöremezlik hali olduğunu, müvekkili ...'ın bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara ve bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığının izahtan vareste olduğunu, diğer davacı müvekkillerinin de hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekeceklerini, tüm zararlarını davalılardan müteselsilen talep ettiklerini beyanla müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tıbbi kötü uygulama iddiasında bulunduğu dava dışı ...'in müvekkili şirket nezdinde ... nolu poliçe ile 14/10/2014-14/10/2015 tarihleri arasında... nolu poliçe ile 14/10/2015 - 14/10/2016 tarihleri arasında Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1 maddesinde belirtildiği üzere söz konusu sigorta teminatının poliçe vadesi içerisinde ihbar edilen tazminat taleplerine karşı geçerli olduğunu, poliçe kapsamında tazminat ödenebilmesi için zarara sebebiyet verilen hadisenin tarihine bakılmaksızın (10 yıl geriye doğru geçerli olmak ve 30/07/2009 tarihinden önce olmamak koşulu ile) poliçe vadesi içerisinde sigortalı hekime karşı tazminat talebinin ileri sürülmüş olması gerektiğini, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu sorumluluk sigortasının hekimin yetki alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile kusuru ile sebebiyet vereceği zararlara karşı teminat sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, aynı şekilde dava konusu edilen operasyonun davalı hekimin uzmanlık ve yetki alanı içinde olup olmadığının da belirlenmesi gerektiğini, sigortalı hekimin standart tıbbi uygulamalar dışında herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini, davacı ...'ın gebeliğinin 12. haftasına kadar sigortalı hekimin kontrole devam etmiş, bundan sonra bebek 23 hafta 6 günlük iken aynı hastaneye müracaat ederek başka bir hekime muayene olmuş olduğunu, sigortalı hekim tarafından davacıdan 12. hafta kontrolünde ultrason tahlili istendiğini, bebeğin kalp atımı, boyu, ense saydamlığının belirlendiğini, ek patoloji tespit edilmediğini, ikili testin sigortalı hekim tarafından istendiğini, test sonucu değerlendirilerek düşük risk grubunda olduğunun belirlendiğini, bu nedenle de amniyosentez önerilmediğini, davacının 12. haftadan sonra 24. haftaya kadar hastaneye başvurmadığını, üç ay boyunca muayene olmadığını, bu nedenle herhangi bir ihmal söz konusu ise davacıya ait olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, tıbbı kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizin ... Esas 2020/379 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi"nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ...E. ...7K.sayılı ilamı "...Somut olayda, hekimin gebeliğin takibi sırasında zarara neden olacak bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve hastayı aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporları aldırılmış, bilirkişi raporlarında sigortalı hekimin gebeyi sadece hamileliğinin 9-11. haftalarında takip ettiği ve ikili tarama testinin yapıldığı, gebeliğin ileri dönemlerinde gebenin sigortalı hekim tarafından takip edilmediği, hekimin down sendromunun teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun nedensellik bağının ispat edilemediği, sigortalı hekimin gebenin hamileliğinin 9-11. haftasında ve sonraki dönemlerinde takip edilen hekimler tarafından aydınlatılma yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı tespit edilmiştir. Hal böyle iken mahkemece hamileliğin sadece 9-11. haftalarında gebeyi takip eden davalı sigortalısı hekimin bebeğin down sendromlu olduğunun erken teşhis edilememesinde kusurunun olmadığı, eksik tanı ve tedavi iddialarının ispatlanamadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararı bozularak dosya mahkememize gönderilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ...'ın 16/05/2014 tarihinde doğum yapması ile dünyaya gelen davacı ...'ın down sendromlu olduğu, davacı ...'ın gebeliğinin 9-11. haftalarında davalıya 14/10/2015-14/10/2016 tarihleri arasında geçerli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı hekim... tarafından takip edildiği, uyuşmazlığın davacı ...'ın down sendromlu olduğunun gebelik sırasında tespit edilememesi ve davacı ...'ın gebeliğini sonlandırma ihtimalinin elinden alınmasında dava dışı sigortalı hekimin kusur ve ihmalinin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda oluşan zararın hekimin sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketinden talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecinde mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında sigortalı hekimin, davacı ...'ı sadece hamileliğinin 9-11. haftalarında takip ettiği ve ikili tarama testinin yapıldığı, gebeliğin ileri dönemlerinde gebenin sigortalı hekim tarafından takip edilmediği, hekimin down sendromunun teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun nedensellik bağının ispat edilemediği, sigortalı hekimin gebenin hamileliğinin 9-11. haftasında ve sonraki dönemlerinde takip edilen hekimler tarafından aydınlatılma yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, Dolayısıyla davacı ...'ı hamileliğin sadece 9-11. Haftalarında takip eden davalı sigortalısı hekimin bebeğin down sendromlu olduğunun erken teşhis edilememesinde kusurunun olmadığı, eksik tanı ve tedavi iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Maddi tazminat açısından karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harcın ve manevi tazminat açısından alınması gereken 615,40 TL harcın peşin-tamamlama-ıslah olarak alınan 8.107,61TL harçtan mahsup edilerek 6.876,81TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00TL tebligat-posta giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan red edilen maddi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 57.600,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/12/2025
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


