Doğum Sırasında Kalp Atışı Takibinin (NST) İhmali ve Bebek Kaybında Hekim-Hastane Sorumluluğu

Gebelik takibi ve doğum süreci, hekimin en yüksek özen ve dikkat yükümlülüğü altında yürütmesi gereken tıbbi işlemlerden biridir. Bu süreçte yapılan ihmaller, telafisi mümkün olmayan sonuçlara; bazı hallerde ise bebeğin kaybına yol açabilmektedir. Bu yazıda, doğum sırasında fetal kalp atışı takibinde (NST) yaşanan ihmallerin hukuki sonuçları, hekim ve hastanenin sorumluluğunun hangi şartlarda doğduğu ve mağdur ailelerin izleyebileceği hukuki süreç ele alınmaktadır.

Gebelik Takibinde Hekimin Özen Yükümlülüğü Nedir?

Hekimin hastasına karşı yükümlülüğü, sadece tanı koymak ve tedavi uygulamakla sınırlı değildir. Özen yükümlülüğü (Duty of Care), tıbbın gerektirdiği tüm bilgi, beceri ve dikkatin, güncel tıbbi standartlara uygun şekilde gösterilmesini ifade eder.

Gebelik takibinde bu yükümlülük özellikle şu noktalarda somutlaşır:

  • Düzenli aralıklarla anne ve bebek sağlığının kontrol edilmesi
  • Risk teşkil eden bulguların zamanında tespit edilmesi
  • Acil durumlarda hızlı ve doğru karar verilmesi
  • Hastaya olası riskler konusunda yeterli bilgilendirme yapılması

ℹ️ Bilgi Notu

Hekimin sorumluluğu, sonuç değil araç yükümlülüğü (vasıta borcu) niteliğindedir. Yani hekim, olumlu bir sonucu garanti etmez; ancak bilimsel ve tıbbi gerekliliklere uygun davranmakla yükümlüdür.

NST (Non-Stres Test) İle Fetal Kalp Atışı Takibinin Hukuki Önemi

NST (Non-Stres Test - İhtiyati Olmayan Test), doğum öncesinde ve doğum eyleminde bebeğin kalp atış hızını ve hareketlerini izlemeye yarayan temel bir tıbbi izleme yöntemidir. Bu test, bebeğin oksijenlenmesinde bir sorun olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden biridir.

NST sonuçlarının zayıf veya anormal seyretmesi, hekim açısından acil müdahale gerektiren bir durumdur. Bu aşamada:

1
Yakın takip: Kalp atışlarındaki düzensizlik anlık ve sürekli izlenmelidir.
2
Zamanında değerlendirme: Bulgular, gecikmeksizin uzman hekim tarafından yorumlanmalıdır.
3
Gerekli müdahalenin önerilmesi: Bulgular ciddiyet gösteriyorsa sezaryan gibi acil doğum yöntemleri gündeme gelmelidir.

Hastanın Sezaryanı Reddetmesi Hekimin Sorumluluğunu Kaldırır mı?

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, hastanın önerilen tıbbi müdahaleyi (örneğin sezaryan) kabul etmemesidir. Bu durum, hasta özerkliği (otonomisi) ile hekimin özen yükümlülüğü arasında hassas bir denge gerektirir.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Hastanın önerilen müdahaleyi reddetmesi, hekimin gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz yapma, alternatif önerileri sunma ve durumu tıbbi kayıtlara doğru şekilde işleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yargı uygulamasında, bu tür durumlarda hekimin izlediği süreç ve gösterdiği çaba bütün olarak değerlendirilmektedir.

Bu nedenle, hastanın belirli bir müdahaleyi reddetmiş olması tek başına hekimin veya sağlık kuruluşunun sorumluluktan kurtulması için yeterli görülmemekte; olayın bütün koşulları, alınan tıbbi kararlar ve bilirkişi değerlendirmeleri birlikte incelenmektedir.

Doğum Sırasında Bebek Kaybında Tıbbi Malpraktis Şartları

Bir olayın tıbbi malpraktis (hekim hatası) olarak nitelendirilebilmesi için genel olarak şu unsurların birlikte gerçekleşmesi aranır:

Kusur (İhmal) Hekimin tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermemesi.
Zarar Hastada veya bebekte somut bir zararın ortaya çıkmış olması.
İlliyet Bağı Hekimin ihmali ile ortaya çıkan zarar arasında nedensellik bulunması.

Bu unsurların varlığı, çoğunlukla Adli Tıp Kurumu veya konusunda uzman bilirkişi heyetlerinin hazırladığı raporlarla tespit edilmektedir.

Maddi Tazminat Kapsamı: Hangi Giderler Talep Edilebilir?

Doğum sırasında yaşanan ihmal nedeniyle bebeğin kaybı halinde, ailelerin talep edebileceği maddi tazminat kalemleri arasında şunlar yer alabilir:

  • Tedavi ve hastane masrafları (ispatlanabildiği ölçüde)
  • Cenaze giderleri
  • Psikolojik tedavi masrafları (ispatlanabildiği ölçüde)
  • İş ve gelir kaybı (belgelendirilebildiği ölçüde)

ℹ️ Bilgi Notu

Maddi tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için giderlerin usulüne uygun belge ve delillerle somut olarak ispatlanması gerekmektedir. İspatlanamayan kalemler yargı tarafından reddedilebilmektedir.

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Yargıtay Kriterleri

Manevi tazminat, bir çocuğunu kaybeden ebeveynlerin duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini amaçlar. Yargıtay uygulamasında manevi tazminat miktarı belirlenirken şu kriterler dikkate alınmaktadır:

  • Olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı
  • Tarafların sosyal ve ekonomik durumu
  • Kusurun derecesi
  • Zarar görenin duyduğu elem ve ızdırabın niteliği
  • Hakkaniyet ilkesi

Manevi tazminatın, ne mağduru zenginleştirecek ne de sorumluyu cezalandıracak ölçüde belirlenmesi; hakkaniyete uygun bir denge gözetmesi esastır.

Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Şurası Raporlarının Davadaki Rolü

Tıbbi malpraktis davalarının en kritik aşamalarından biri, kusur değerlendirmesinin yapıldığı bilirkişi süreçleridir. Bu süreçte genellikle şu kurumların raporlarına başvurulur:

  • Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulları
  • İlgili Yüksek Sağlık Şurası
  • Üniversitelerin adli tıp anabilim dalları
  • Konusunda uzman bağımsız bilirkişi heyetleri

Bu raporlar arasında çelişki bulunması halinde mahkeme, ek rapor alabilir veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabilir. Ceza yargılamasında beraat kararı verilmiş olması, hukuk mahkemesindeki tazminat sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz; zira ceza ve hukuk sorumluluğunun kusur standartları farklılık gösterebilir.

Doğum Sırasında Zarar Görenler İçin İzlenmesi Gereken Hukuki Süreç

1
Tıbbi kayıtların temini: Hastane ve doktordan tüm epikriz, NST çıktıları ve muayene kayıtları talep edilmelidir.
2
Hukuki danışmanlık: Sağlık hukuku konusunda deneyimli bir avukatla dosyanın değerlendirilmesi sağlanmalıdır.
3
Dava türünün belirlenmesi: Somut olaya göre maddi/manevi tazminat davası ve gerekiyorsa ceza şikayeti birlikte değerlendirilmelidir.
4
Bilirkişi süreci: Dava sürecinde kusur ve zarar tespiti için bilirkişi incelemesi talep edilir.
5
Karar ve tahsil süreci: Lehte karar sonrası tazminatın tahsili için gerekli icra işlemleri yürütülür.

Sıkça Sorulan Sorular

Doğum sırasında hekim hatası olduğunu nasıl anlarım?

Tıbbi kayıtlarınızın (epikriz, NST çıktıları, doktor notları) konusunda uzman bir sağlık hukuku avukatı ve gerekirse bağımsız bilirkişi tarafından incelenmesi, sürecin en doğru şekilde değerlendirilmesini sağlar.

Malpraktis davası açmak için zamanaşımı süresi ne kadardır?

Zamanaşımı süreleri, olayın niteliğine ve hukuki dayanağına göre değişiklik gösterebilir. Somut olayınıza özgü sürelerin doğru şekilde hesaplanması için bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir.

Ceza davasında beraat kararı verilmişse tazminat davası açılabilir mi?

Evet. Ceza yargılaması ile hukuk yargılamasının kusur ve ispat standartları farklılık gösterebileceğinden, ceza davasında beraat edilmiş olması hukuk mahkemesinde tazminat talebinde bulunulmasına engel değildir.

Manevi tazminat davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Zorunlu olmasa da, bu tür davalar teknik bilirkişi süreçleri ve karmaşık tıbbi değerlendirmeler içerdiğinden, konusunda uzman bir avukatla yürütülmesi hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Doğum sırasında yaşanan ihmaller, hem hukuki hem de duygusal açıdan son derece hassas süreçlerdir. Sürecin doğru yönetilmesi, tıbbi kayıtların zamanında temin edilmesi ve konusunda uzman bir hukuki destek alınması büyük önem taşır. Maya Avukatlık Bürosu olarak sağlık hukuku alanındaki süreçlerinizde size yol göstermek için iletişime geçmenizi bekliyoruz.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 Tarih, 2026/898 E., 2026/3087 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin doğacak ilk çocuklarının gebelik takibinin davalı hastanede davalı doktor ... tarafından yapıldığını, bebeğin doğum tarihini 27.03.2008 olarak bildirildiğini ve kadın doğum uzmanı olarak çalışan davalı Dr. ... tarafından belirlendiğini, doğumdan bir gün önce davalı hastaneye gittiklerini, davalı Dr. ...'nın ultrason muayenesini yaptığını, sezeryanlık bir durumun olmadığını, sancı gelmesinin beklenmesini ve bebeğin herşeyinin normal olduğunun bildirildiğini, 29.03.2008 tarihinde kontrol için gün verildiğini, o gün gittiklerinde herşeyin normal olduğunu, 31.03.2008 tarihine kadar beklenmesinin ilettiklerini, 30.03.2008 günü müvekkili ...'in karnındaki bebeğin hareketlerinin yavaşlığından endişelendiği için davalı hastaneye başvurduklarını ve davalı nöbetçi doktor ... ya gittiklerini, müvekkilinin NST cihazına bağlandığını ve bebeğin kalp atışlarının zayıf ve hareketsiz olduğunun görüldüğünü, doktor tarafından kan şekeri düşmüş olduğu söylenerek müvekkiline meyve suyu ve çikolata yemesinin söylendiğini, müvekkilinin yiyip içtikten sonra tekrar doğumhaneye inip NST'ye bağlandığını, ancak yine kalp atışlarının zayıf olduğu görülünce normal mi sezeryan mı doğum yapmak istediklerinin sorulduğunu, müvekkilinin de hangi yöntem uygun ise uzmanın karar vermesi gerektiğini söyledikten sonra davalı doktorun kendisini kalp müşahede altına aldığını, serum bağlandığını, serum bitince tekrar NST cihazına bağlandığını ve hemşirenin bebeğin atışlarını alamadığını söyleyerek doğumhaneye indirildiğini, bunun üzerine suni sancı verilerek doğumun gerçekleştirilmesinin sağlandığını, kesesi açıldığında bebeğin suyunun kalmadığının ve bu nedenle öldüğünün tespit edildiği, hatalı işlemler ve görev ihmalleri nedeniyle bebeklerini kaybettiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik tüm sağlık harcamaları için şimdilik 1.000,00 TL, müvekkili ... için uğradığı iş ve gelir kaybı nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte ve hatalı teşhis ve tedavi nedeniyle müvekkili ...'ın duyduğu elem ve üzüntüye karşılık 70.000,00 TL, ... için 50.0000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı hastanede çalıştığını ve diğer davalı doktor ...'nın izinli olması nedeniyle doğum için kendisinden ricada bulunulduğunu, önce NST çekildiğini, bebeğin kalp atışının zayıf olduğunu söylediğini, kan şekeri düşmesi nedeniyle şekerli sıvı ve gıda aldıktan sonra yeniden NST çekilmesi istendiği, durumundan herhangi bir düzelme olmadığını gören müvekkilinin bir an önce doğumunun gerçekleşmesi gerektiğini düşünerek sezeryan ile bebeğin alınması gerektiğini, yatış işlemlerinin yapılmasının söylediğini, davacı ...'in bu duruma olumlu yaklaştığını, ancak davacı ...'in bağırıp çağırarak sert tepki ile sezeryanı kabul etmediğini, bunun üzerine serum takarak müşahede altında bulunması önerisini davacıların kabul ettiğini, daha sonra çekilen ultrason ve NST raporunda bebeğin kalp atışının olmadığının tespit edilmesi üzerine yine sezeryanı kabul etmeyerek normal yolla doğum yapılmasını istemeleri üzerine suni sancı verilerek bebeğin ölü olarak doğurtulduğunu, müvekkilinin bebeğin ölümünde hiçbir kusurlu davranışının bulunmadığı, gerek meslek gerek etik açıdan üzerine düşün yükümlülükleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

2. Davalı hastane vekili; davacı ...'in gebeliğinin 14. haftasından itibaren müvekkili hastanede ve Dr. ... tarafından muayene edildiğini, bebekte bir rahatsızlık olup olmadığı tespiti için amniyosentez önerildiği ancak davacının yaptırmadığını, 40. haftasına kadar bir problem yaşanmadığını, 29.03.2008 tarihinde rutin kontrol esnasında bir problem görülmediğini, problem olması halinde gerekli uyarılar yapıldıktan sonra 2 gün sonra kontrole çağırıldığını, 30.03.2008 tarihinde sabah saatlerinde bebeğin hareketlerine azalma hissettiği şikayeti ile davacıların geldiğini, NST'ye bağlanıp pazar günü olması nedeniyle nöbetçi doktor tarafından muayene edildiğini, nöbetçi doktor tarafından hastaya serum bağlanarak müşahede altına alındığını ancak ilk andan itibaren bebeğin kalp atışının zayıf olduğu belirtilip durum düzelmeyince sezeryan önerildiğini, ancak sezeryan kabul edilmediğini, davacıların bu işleme izin vermediklerini, müvekkilinin teşhis ve tedavide bir kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

3. Davalı Dr. ... vekili; müvekkilinin 14. haftadan itibaren 40. haftaya kadar davacı ...'in muayene ve konrollerinin yaptığını, 29.03.2008 günü yapılan kontrolde bebeğin su miktarının yeterli olduğu, kalp atışlarının düzenli olduğunun kaydedildiği, 2 gün sonra 31.03.2018 günü tekrar görmek istediğini, ancak bu arada acil bir durumda nöbetçi hekime müracaat etmesinin önerildiğini, davacı ...'in pazar günü hastaneye müracaat ettiğini ve hastaneye geç geldiğinden ve sezeryanı reddettiğinden bebeğin ölü olarak doğduğunu, ceza mahkemesi kararı ile beraat ettiğini, İl Sağlık Müdürlüğü kararında herhangi bir yetersizlik ve kusurunun tespit edilmediğini Yüksek Sağlık Şurası kararında kusursuz olduğuna oy çokluğu ile karar verildiğini, Adli Tıp Kurumu'nun 24.06.2014 tarihli raporunda kusur atfedilmediğini, ... Tabip Odası'nın müvekkiline ceza tayin etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile Davacıların gebelik süresince yapılan tedavi ve hastane masraflarına ilişkin talebin reddine, ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı rapor gideri talebinin reddine, psikolojik tedavi giderleri talebinin reddine, davacı ...'ın mali kayıplar nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine, 180 TL cenaze giderinin 31.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın 31/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 31.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar ve davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu ve İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanmış olduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, ancak manevi tazminat talepleri yönünden dosyada alınan kusur raporları ve meydana gelen davacıların bebeklerinin vefatı nedeniyle duymuş oldukları elem ve ızdırabın niteliği nazara alındığında İDM kararının hükmedilen manevi tazminat yönünden yerinde olmadığı, bu talep yönünden yeniden hüküm kurulması yeniden yargılama gerekmediğinden; davacıların istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; davacıların gebelik süresince yapılan tedavi ve hastane masraflarına ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine, psikolojik tedavi giderilmesi ispatlanamadığından reddine, davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, 180,00TL cenaze giderinin 31.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 180,00TL vekalet ücretinin davalılar ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan yasal faizi ile birlikte ( ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...)'den olay tarihi olan 31.08.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.08.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiş; karar, davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı ... vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek reddedilen tazminat istemlerinin hatalı şekilde değerlendirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davacı ... vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek reddedilen tazminat istemlerinin hatalı şekilde değerlendirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

3. Davalı ... vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek doğumda gerekli özen ve dikkatin gösterildiğini, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

4. Davalı Hastane vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek gebelik takibi sürescinde ve doğumda herhangi bir ihmal ve kusur bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davalı hastane ve davalı doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargı Taraf denetimine elverişli olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun düştüğünün anlaşılmasına göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davacı ... ile davalı ...'ya yükletilmesine ve davalı ...'den mahallinde alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2