
📋 İçindekiler
Yakınınıza ait bir adreste ya da birlikte vakit geçirdiğiniz bir evde tarihi eser bulunması; sizinle hiçbir gerçek bağlantısı olmasa dahi ağır bir ceza soruşturmasına kapı aralayabilir. Pek çok kişi, üzerine atılı suçla fiilî bir ilişkisi bulunmaksızın sanık sandalyesine oturmak zorunda kalmaktadır.
Ancak Türk ceza hukukunun bu duruma yanıtı nettir: Şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesi kapsamında, zilyetlik ve ikamet bağlantısı kesin biçimde kanıtlanamıyorsa mahkûmiyet kurulamaz. Yargıtay'ın güncel içtihadı da bu yönde istikrar kazanmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (KTVKK), Türkiye'deki tarihi ve arkeolojik eserlere ilişkin suçların temel düzenleyici kaynağıdır. Bu kanun kapsamında suç oluşturan başlıca eylemler şunlardır:
⚠️ Dikkat: Ceza Aralığı Oldukça Geniştir
2863 sayılı Kanun'un 67. maddesi kapsamında 3 ila 10 yıl hapis cezası öngörülmektedir. Organize suç unsuru veya kaçakçılık boyutu taşıması hâlinde ceza artırım hükümleri devreye girebilmektedir. Bu nedenle savunma stratejisi soruşturmanın ilk günlüğünde kurulmalıdır.
Sikke (antik madeni para), seramik parçası, heykel, mozaik ve benzeri arkeolojik buluntular bu kanun kapsamında değerlendirilmekte; bilirkişilerce tescilli kültür varlığı olarak tanımlandığı anda soruşturma otomatik olarak başlatılmaktadır.
Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla mağduriyet yaratan durum tam da budur: Arama yapılan konut sanığa değil; anne, baba, kardeş veya başka bir kişiye aittir.
Savcılık bu durumda kimi zaman sanığın söz konusu adreste zaman zaman bulunmasını ya da eserlerin içinde yer aldığı eşyanın (plaket, kutu vb.) sanıkla ilişkilendirilmesini gerekçe göstererek iddianame düzenleyebilmektedir. Ancak bu yaklaşım hukuki açıdan tek başına yeterli değildir.
Birinin belirli bir adrese zaman zaman gitmiş olması, o adreste sürekli ikamet ettiği anlamına gelmez. Türk ceza hukukunda ikamet, kişinin fiilen ve devamlı surette bir adreste bulunması olarak yorumlanmaktadır. Bu olgunun ispatı savcılığa aittir; sanığa değil.
Zilyetlik (possession / détention), bir kişinin bir eşya üzerinde fiilen hâkimiyet kurması ve onu kendi iradesine göre tasarruf edebilmesidir. Tarihi eser suçlarında mahkûmiyet için savcılığın asgari olarak şunu kanıtlaması gerekir:
Bu unsurların tamamı kanıtlanamıyorsa ceza hukukunun boşlukları sanık lehine yorumlanır. Yargıtay içtihadı bu yönde istikrar kazanmıştır: Sanığın arama yapılan evde sürekli ikamet ettiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmaması, beraat kararı için yeterli hukuki zemin oluşturmaktadır.
✅ Güncel İçtihat Özeti
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 25.03.2026 tarihli kararı; anneye ait ikamette ele geçirilen 4 adet sikkenin sanığa atfedilemeyeceğini, savunmanın tanık beyanlarıyla tutarlı biçimde desteklenmesi ve sürekli ikamet olgusunun hiçbir delille kanıtlanamaması gerekçesiyle beraat kararını onamıştır.
In dubio pro reo — "şüphede sanık yararlanır" ilkesi, Türk ceza yargılamasının temel güvencelerinden biridir. CMK md. 223/2-e gereğince; suçun sanık tarafından işlendiği "her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delille" kanıtlanamadığı hâllerde mahkeme beraat kararı vermek zorundadır.
Tarihi eser davaları bu ilkenin en sık uygulandığı alanlardan biridir. Çünkü:
ℹ️ Bilinmesi Gereken
Bu ilke yalnızca temyiz aşamasında değil, soruşturmanın ilk gününden itibaren geçerlidir. Savcılık aşamasında delil yetersizliğinin erken ve kararlı biçimde ortaya konması, dava açılmasını engelleyebilir ya da yargılama sürecini önemli ölçüde kısaltabilir.
Etkili bir savunma; aşağıdaki unsurların sistematik ve belgelenmiş biçimde mahkemeye sunulmasına dayanır.
2863 sayılı Kanun kapsamındaki diğer beraat kararları ve savunma stratejileri hakkında daha fazla bilgi için ilgili içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Tarihi eser soruşturmasıyla karşı karşıya kalan kişinin ya da ailesinin bilmesi gereken pratik adımlar:
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Tarihi eser suçlamasıyla karşılaştıysanız ya da bir yakınınız bu durumda ise soğukkanlılığınızı koruyun ve derhal avukat desteği alın. Zilyetlik ve ikamet bağlantısı ispatlanamıyorsa beraat hakkınız yasal güvence altındadır; bu hakkı kullanabilmek için soruşturmanın ilk aşamasından itibaren doğru savunma stratejisi belirlenmelidir. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçin →
Orada sürekli ikamet etmediğinizi ve eserin size ait olmadığını gösteren deliller mevcutsa soruşturmada beraat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Savunmanızı aşamalarda tutarlı biçimde sunmanız ve tanık beyanlarından yararlanmanız bu süreçte belirleyici rol oynar.
Mahkûmiyet hâlinde, sabıka durumu ve suçun niteliğine göre erteleme ya da adli para cezasına dönüştürme hukuki açıdan mümkün olabilir. Bununla birlikte öncelikli hedef her zaman beraat olmalıdır; savunma stratejisi bu doğrultuda kurulmalıdır.
Soruşturma aşaması birkaç aydan bir yıla uzayabilir. Dava açılması durumunda bilirkişi ve tanık aşamaları dahil yargılama 1-3 yıl sürebilmektedir. İstinaf ve temyiz yolları hesaba katıldığında süreç daha da uzayabilir. Bu nedenle erken aşamada avukat desteği almak büyük önem taşır.
Suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinde mahkeme sanık aleyhine değil, sanık lehine karar vermek zorundadır. Bu ilke hem Anayasa'da hem de CMK md. 223'te güvence altına alınmıştır. Tarihi eser davalarında zilyetlik ve ikamet bağlantısı kanıtlanamıyorsa bu ilke doğrudan uygulanır ve beraat zorunlu hâle gelir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Tarih: 25.03.2026 | Esas: 2026/753 | Karar: 2026/2872
Dairemiz bozma ilamı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2020/437 (E) ve 2021/220 (K). sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili ve o yer cumhuriyet savcısı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde; Yerel Mahkeme hükmü kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanunun 70/1, TCK'nın 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca takdiren ve teşdiden 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık ve katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 19.06.2025 tarihli ve 2023/3611 Esas, 2025/5477 Karar sayılı ilamıyla "Tüm dosya kapsamından eserlerin ele geçirildiği ikametin annesine ait olduğu ve sanığın arama yapılan evde sürekli ikamet ettiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında suçlamaya konu sikkelerin vefat eden ve çobanlık işleriyle uğraşan babası tarafından yıllar öncesi bulunarak getirildiğini savunduğu, annesinin tanık olarak alınan beyanının da sanığı doğruladığı, sanığın annesine ait ikamette ele geçirilen sikkelerin bulunduğu plaket üzerinde yazan yazı nedeniyle plaketin sanığa ait olduğu ve sanığın sikkeleri sahiplendiğini kabulün mümkün olmadığı şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeksizin delillerin değerlendirmesinde hataya düşülerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine, dört adet sikkenin babasından kaldığına yönelik beyanı karşısında cezalandırılması gerektiğine, sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY ve OLGULAR
Tüm dosya kapsamından olay günü sanığın eşi tarafından sanığın uyuşturucu madde kullandığı ve sattığı yönüyle müracaatta bulunması nedeniyle başlatılan soruşturma işlemleri kapsamında sanığın annesine ait ikamette yapılan arama neticesinde 27.06.2019 tarihli arama tutanağına göre televizyon vitrini içerisindeki plaket kutusu içerisinde 4 adet sikkenin bulunduğu, Bucak Sulh Ceza hakimliğinin 2019/546 değişik iş nolu kararı ile sikkelere el konulduğu, 2863 sayılı Kanun kapsamında oldukları tespit olunan 4 adet sikkenin ele geçirilmesi üzerine sanığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 67/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası kapsamında;
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde; "Yargıtay bozma ilamından sonra duruşma açılarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tüm dosya kapsamından suça konu tarihi eserlerin ele geçirildiği ikametin sanığın annesine ait olduğu ve sanığın arama yapılan evde sürekli ikamet ettiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında suçlamaya konu sikkelerin vefat eden ve çobanlık işleriyle uğraşan babası tarafından yıllar öncesi bulunarak getirildiğini savunduğu, annesinin tanık olarak alınan beyanının da sanığı doğruladığı, sanığın annesine ait ikamette ele geçirilen sikkelerin bulunduğu plaket üzerinde yazan yazı nedeniyle plaketin sanığa ait olduğu ve sanığın sikkeleri sahiplendiğini kabulün mümkün olmadığı şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla" gerekçesiyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Bozma üzerine yürütülen yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı sanığın müsnet suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından bahisle verilen beraat hükmünde, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2026 tarihinde karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


