Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Bir kişi taksiden iniyor, polis taksiyi durdurup araçta arama yapıyor ve şoför buna "bakabilirsiniz" diyerek izin veriyor. Araçta uyuşturucu madde bulunuyor ve ceza soruşturması başlıyor. Bu noktada akla gelen ilk soru, şoförün izninin hâkim kararının yerini tutup tutmadığıdır.
Arama, kişi hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale eden bir koruma tedbiridir ve yalnızca kanunda öngörülen şartlarla yapılabilir. Aşağıda takside arama kuralları, önleme ve adli arama ayrımı, rızanın hukuki değeri, hukuka aykırı delilin akıbeti ve savunmada dikkat edilecek noktalar anlatılmaktadır. Uyuşturucu ticareti gibi ağır cezalı suçlarda bu konuların her biri dosyanın seyrini belirleyebilir.
İçindekiler
Evet. Adli amaçlı aramaya kural olarak hâkim karar verir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 119. maddesine göre gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emri de yeterlidir. Taksi gibi ticari bir araç da aramaya konu olabilir. Ancak aracın ticari olması, aramanın kanundaki şartlardan bağımsız yapılacağı anlamına gelmez.
Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı yerlerde kolluk amirinin yazılı emri yeterli sayılmaz. Bu yerlerde hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı emri aranır. Kolluk amirinin yazılı emriyle yapılan aramanın sonucu ise derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmelidir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Uygulamada aramalar çoğu zaman "rutin kontrol" veya "önleme araması" olarak kayda geçirilir. Ortada somut bir suç şüphesi varsa belirleyici olan işlemin adı değil niteliğidir. Önleme araması adı altında yapılan bir işlemin fiilen adli arama niteliği taşıması, aramanın hukuka uygunluğunu doğrudan etkiler.
Önleme araması, henüz işlenmemiş bir suçun veya kamu düzenini tehdit eden bir durumun önlenmesi için yapılan idari nitelikli bir işlemdir. Adli arama ise işlenmiş bir suça ilişkin olarak şüpheliyi yakalamak veya delil elde etmek amacıyla CMK'nın 116 ve devamı maddelerine göre yapılır. İkisi arasındaki sınırı somut suç şüphesinin bulunup bulunmaması çizer.
Yargıtay uygulamasında, somut bir suç şüphesi varsa yapılacak aramanın önleme araması olarak değil adli arama olarak yürütülmesi gerektiği kabul edilir. Bir kişinin uyuşturucu madde devrettiğinin görülmesi gibi somut bir olgu ortaya çıktığında artık "önleme" kapsamından söz edilemez. Bu aşamadan sonra adli aramanın şartları, yani karar veya kanunun aradığı yazılı emir, aranır.
Hayır. Somut suç şüphesi bulunan hâllerde şoförün "bakabilirsiniz" demesi, adli arama için gereken karar veya yazılı emrin yerini almaz. CMK'nın arama düzenlemesinde rızaya dayanan bir arama yetkisi öngörülmemiştir. Arama yetkisi, kanunda sayılan mercilerin karar veya emrine bağlanmıştır.
ℹ️ Rıza Tutanağı Tek Başına Yeterli mi?
Arama sırasında imzalatılan "rıza" veya "rızaen teslim" tutanakları, aramanın hukuka uygun olduğunu tek başına ispatlamaz. Tutanağın içeriği, imzanın hangi koşullarda atıldığı ve aramanın hangi şüpheye dayandığı ayrıca incelenir.
Hükme esas alınamaz. Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrası, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. CMK'nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi de kanuna aykırı elde edilen delilin reddini öngörür. CMK m.217/2 ise yüklenen suçun, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini belirtir.
Bu ilke yalnızca uyuşturucu dosyalarında değil, tüm ceza yargılamalarında geçerlidir. Hukuka aykırı delilin ne olduğu ve doğurduğu sonuçlar hukuka aykırı delil başlıklı makalede ayrıca incelenmiştir.
Bu kavram, hukuka aykırı elde edilen bir delil sayesinde ulaşılan diğer delillerin de aynı aykırılıktan etkilenip etkilenmeyeceği sorusunu ifade eder. Etkinin kapsamı ve sınırları hukuk sistemlerinde tartışmalıdır. Somut olayda delillerin birbirinden bağımsız elde edilip edilmediği ve aralarındaki illiyet bağı önem taşır.
✅ Özetle
Somut suç şüphesi varken, arama kararı veya kanunun aradığı yazılı emir olmaksızın yapılan arama sonucunda ele geçirilen madde hukuka aykırı delil niteliği taşır ve hükme esas alınamaz. Her somut olayda aramanın şartları ayrıca incelenir.
Her zaman değil. Bir delilin hükme esas alınamaması, sanığın kendiliğinden beraat edeceği anlamına gelmez. Mahkeme hukuka aykırı delili dosyadan ayırır ve geriye kalan delillere bakar. Atılı suçun hukuka uygun elde edilmiş diğer delillerle sabit olduğu kanaatine varılırsa mahkûmiyet kararı verilebilir.
Değerlendirmede genellikle şu sorulara cevap aranır:
Hangi delillerin yargılamada kullanılabileceği, hukuka uygun delil başlıklı makalede anlatılmaktadır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Hukuka aykırı delil itirazı, sonucu garanti eden bir savunma yöntemi değildir. Tanık beyanları, tespit ve teknik inceleme tutanakları gibi diğer deliller birlikte değerlendirilir. Bu nedenle itiraz, dosyanın bütünü incelenerek kurgulanmalıdır.
Arama anında sakin kalmak ve işlemin dayanağını sormak, sonraki hukuki sürecin en önemli parçalarından biridir. Fiziksel direnç göstermek yerine haklarınızı sözlü ve yazılı olarak ileri sürmek daha doğrudur.

Savunma stratejisi, dosyanın bütününe göre belirlenir. Aramanın hukuka uygunluğu bu stratejinin yalnızca bir parçasıdır. Delillerin sıralanması, suçun hukuki nitelendirilmesi ve ceza indirimi imkânları birlikte değerlendirilir. Dosya incelenirken şu noktalara bakılır:
TCK m.188/3, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satan, satışa arz eden, başkasına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi için on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası öngörür. Kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurma ise TCK m.191 kapsamında, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören ayrı bir düzenlemeye tabidir. Madde miktarı, paketlenme biçimi, bulunduğu yer, kişinin kullanıcı olup olmadığı ve iletişim kayıtları, eylemin hangi suça vücut verdiğini belirlemede önem taşır. Bu ayrım uyuşturucu madde sağlama ve ticareti ile kullanmak amacıyla bulundurma başlıklı makalede ayrıca ele alınmıştır.
TCK m.192, uyuşturucu suçlarında cezanın indirilmesi veya bazı hâllerde ortadan kalkması sonucunu doğurabilen etkin pişmanlık hükümlerini içerir. Şartlar, fiilin türüne ve pişmanlığın gösterildiği aşamaya göre değişir. Ayrıntılar için uyuşturucu ticaretinde etkin pişmanlık makalesine bakılabilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Arama kararı olmadan veya şüpheli koşullarda yapılan aramalarda delilin hukuka uygunluğu, dosyanın seyrini değiştirebilir. Soruşturma ya da kovuşturma dosyanız varsa arama tutanağı, rıza belgesi, ifade tutanakları ve iddianamenin bir ceza avukatı tarafından birlikte incelenmesi gerekir. Maya Avukatlık Bürosu, İstanbul Anadolu Yakası'ndaki ceza dosyalarında iletişim sayfası üzerinden iletilen belgeleri değerlendirir. Ceza hukuku çalışma alanı hakkında bilgi alabilir, dosyanızı bugün gönderebilirsiniz.
Evet, ancak kanundaki şartlara uyulması gerekir. Adli amaçlı aramada kural olarak hâkim kararı aranır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, ona ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emri yeterli olabilir (CMK m.119). Önleme amaçlı aramalar ise ayrı bir düzenlemeye tabidir.
Somut suç şüphesi varsa olmaz. CMK'da rızaya dayalı bir arama yetkisi öngörülmediğinden şoförün izni, hâkim kararının veya yazılı emrin yerine geçmez. Rızanın serbest iradeyle ve yetkili kişi tarafından verilip verilmediği de ayrıca incelenir.
Hukuka aykırı arama sonucunda ele geçirilen madde, Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a uyarınca hükme esas alınamaz. Buna karşılık CMK m.217/2 gereği suç, hukuka uygun biçimde elde edilmiş diğer delillerle ispat edilebilir.
Kendiliğinden verilmez. Mahkeme hukuka aykırı delili dışarıda bırakarak kalan delilleri değerlendirir. Kalan deliller suçun sabit olması için yeterliyse mahkûmiyet kararı verilebilir, yeterli değilse beraat gündeme gelir.
Önleme araması suç işlenmesini veya kamu düzeninin bozulmasını önlemeyi amaçlar (PVSK m.9). Adli arama ise işlenmiş bir suça ilişkin olarak şüpheli yakalamak veya delil elde etmek için CMK m.116 ve devamına göre yapılır. Somut suç şüphesi doğduğunda arama adli arama niteliği kazanır.
Hâkim kararının alınmasını beklemenin delillerin kaybolmasına, değişmesine veya şüphelinin kaçmasına yol açabileceği durumlardır. Bu hâlin somut olgularla gerekçelendirilmesi beklenir.
Uyuşturucu ticareti TCK m.188'de, kullanmak için bulundurma TCK m.191'de düzenlenir. Madde miktarı, paketleme biçimi, kişinin kullanıcı olup olmadığı ve iletişim kayıtları gibi unsurlar eylemin hangi suça girdiğini belirler. İki suç arasındaki yaptırım farkı büyüktür.
TCK m.188/3 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satılması, satışa arz edilmesi, başkasına verilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması için on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası öngörülür. Maddeyi satın alan veya kabul eden kişinin çocuk olması hâlinde hapis cezası on beş yıldan az olamaz. Somut ceza, fiilin niteliğine ve indirim sebeplerine göre değişir.
Ne kadar erken ileri sürülürse savunma o kadar sağlam kurulur. Soruşturmada ifade verirken, kovuşturmada ise ilk savunma ve duruşma beyanlarında dile getirilmesi önerilir. İddia istinaf ve temyiz aşamalarında da tekrarlanabilir.
Evet. CMK m.149 uyarınca şüpheli ve sanık, soruşturma ile kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir. İfade verilmeden önce avukatla görüşme talep edilmelidir.
10. Ceza Dairesi 2022/8184 E. , 2026/11715 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1937 E., 2020/81 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A. Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
2. Eksik inceleme yapıldığına,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Suç tarihinde ticari taksiden inen sanığın Sergen isimli şahsa uyuşturucu madde verdiğinin görülmesiyle somut suç şüphesi oluştuğundan, takside arama yapılabilmesi için usulüne uygun şekilde adli arama kararı alınması gerektiği, böyle bir karar mevcut olmaksızın taksi şoförünün rızasıyla araçta yapılan arama neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil mahiyetinde olup hükme esas alınamayacağı anlaşılmakta ise de, dosyada mevcut diğer delillerden sanığın eyleminin sabit olduğu kanaatine varılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, eleştiri dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.09.2026 tarihinde karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


