Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Bir anne, baba veya eş tarafından noterde düzenlenen bir vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkarıldığınızı öğrenmek ağır bir durumdur. Kanun bu tasarrufa itiraz etme imkânı tanır. Ancak bu davada sıklıkla gözden kaçan usuli bir kural vardır: Mirastan çıkarılan kişinin çocukları ve torunları (alt soyu) davada yer almadan verilen karar, yıllar süren yargılamanın ardından bozulabilir.
Bu yazıda mirasçılıktan çıkarmanın (iskat) şartlarını, itiraz davasının kime karşı açılacağını, alt soyun neden davaya katılması gerektiğini ve taraf teşkili eksikliğinin sonuçlarını sade bir dille ele alıyoruz.
📑 İçindekiler
Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirastan tamamen yoksun bırakmasıdır. Saklı paylı mirasçılar; altsoy, ana-baba ve sağ kalan eştir. Bu kişilerin miras hakkı kanunla korunduğundan, çıkarma ancak kanunda sayılan sebeplerle mümkündür. Konunun genel çerçevesi için mirasçılıktan çıkarma (iskat) rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesine göre çıkarma sebepleri şunlardır:
Uygulamada en sık ileri sürülen sebep ikincisidir. Hastalık döneminde ilgilenmeme, ağır hakaret ve uzun süreli kopukluk gibi durumların nasıl değerlendirildiğini bu emsal karar yazımızda ayrıca ele aldık.
TMK m. 511, çıkarmanın sonuçlarını açıkça düzenler. Mirasçılıktan çıkarılan kişi mirastan pay alamaz ve tenkis davası da açamaz. Ancak kanun, çıkarılan kişinin çocuklarını cezalandırmaz.
ℹ️ Kritik Kural – TMK m. 511/3
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir. Yani babası mirastan çıkarılan çocuklar, babalarının yerine geçerek saklı pay talep etme hakkına sahiptir.
Miras bırakan başka bir tasarrufta bulunmamışsa, çıkarılan kişinin payı önce onun alt soyuna, alt soyu yoksa diğer yasal mirasçılara kalır. Bu kural, itiraz davasının taraflarını belirlerken belirleyici rol oynar.
Mirastan çıkarılan kişi, çıkarma sebebinin gerçekleşmediğini ileri sürerek tasarrufa itiraz edebilir. Bu davada ispat yükü çıkarmadan yararlanan kişidedir (TMK m. 512). Yani mirastan çıkarılan kişinin kusursuzluğunu kanıtlaması değil, karşı tarafın çıkarma sebebini kanıtlaması gerekir.
İptal hâlinde kişinin saklı pay mı yoksa yasal miras payının tamamını mı alacağı ayrı bir tartışma konusudur. Bu ayrımı mirasçılıktan çıkarma iptal edilirse saklı pay mı, tam pay mı? başlıklı yazımızda açıkladık.
Yargıtay uygulamasında itiraz davasına tenkis davası süreleri uygulanır: Mirasçının hakkının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl. Sürenin başlangıcı somut olaya göre değişebileceğinden gecikmeden hukuki destek alınmalıdır.
Pek çok kişi itiraz davasını yalnızca vasiyetnameyle mal edinen kişiye (örneğin murisin kardeşine veya bakım sözleşmesi yapılan kişiye) karşı açar. Oysa davanın sonucu, mirastan çıkarılan kişinin çocuklarını ve torunlarını doğrudan etkiler.
Çıkarma geçerli kalırsa alt soy TMK m. 511 uyarınca saklı pay hakkı kazanır. Çıkarma iptal edilirse bu hak ortadan kalkar ve pay yeniden çıkarılan kişiye döner. Hakkı doğrudan etkilenen kişiler dinlenmeden hüküm kurulamaz.
Alt soy davaya katılmadan verilen karar, esasa ilişkin değerlendirmeler ne kadar ayrıntılı olursa olsun usulden hatalıdır. Yargıtay bu durumda diğer itirazları incelemeden kararı bozar ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Bilirkişi ve Adli Tıp raporları alınmış, istinaf aşaması tamamlanmış bir dosya bile taraf teşkili eksikliği nedeniyle baştan ele alınabilir. Bu, yargılamanın yıllarca uzaması ve ek masraf demektir. Davayı açarken mirastan çıkarılan kişilerin çocuklarının ve torunlarının tespit edilmesi bu riski en baştan ortadan kaldırır.
Eksiklik fark edildiğinde mahkeme, davacıya alt soyu davaya dahil etmesi için süre verir. Alt soyun usulüne uygun şekilde davaya katılması sağlandıktan sonra işin esası incelenir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Mirastan çıkarıldıysanız sürelerin işlediğini unutmayın. İtiraz davasında yalnızca karşı tarafı değil, kendi çocuklarınızı ve torunlarınızı da davaya dahil etmek kararın kalıcılığı için zorunludur. Vasiyetnameyi ve mirasçılık belgesini Maya Avukatlık Bürosu'nun iletişim sayfası üzerinden ileterek dosyanızın değerlendirilmesini talep edebilirsiniz.
Çıkarmadan yararlanan kişiye karşı açılır. Bunun yanında mirastan çıkarılan kişinin alt soyunun da davada yer alması gerekir; aksi hâlde taraf teşkili eksik kalır.
Evet. TMK m. 511 uyarınca alt soy, mirastan çıkarılan kişi miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
İspat yükü, mirasçılıktan çıkarmadan yararlanan kişidedir. Mirastan çıkarılan kişinin kendi kusursuzluğunu kanıtlaması gerekmez.
Verilen karar usulden hatalı kabul edilir ve temyiz aşamasında bozulur. Dosya, alt soyun davaya katılımı sağlanmak üzere ilk derece mahkemesine geri döner.
Uygulamada tenkis süreleri esas alınır: öğrenmeden itibaren 1 yıl, vasiyetnamenin açılmasından itibaren her hâlde 10 yıl.
Çıkarma geçerli olduğu sürece açamaz. Bu nedenle önce çıkarmanın iptali talep edilir; tenkis talebi buna bağlı ya da kademeli olarak ileri sürülebilir.
7. Hukuk Dairesi 2025/955 E., 2025/4944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2899 E., 2024/2093 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/392 E., 2022/493 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin eşi ve diğer müvekkillerinin babası olan muris ....'un 07.07.2017 tarihinde hastanede kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini, geçirdiği felç nedeniyle uzun süredir yatalak olan murisin konuşup yazamadığını, davacıların murise karşı mirasçılıktan çıkarılmalarını gerektirecek bir tavır ya da yasada belirtilen fiilleri olmamasına karşın, murisin ..... Noterliğinin 10... tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetname başlıklı işlemi ile müvekkillerini mirasçılıktan çıkardığını, bu işlemlerde murisin kız kardeşi davalının etkili olduğunu, bu işlemin yanı sıra aynı tarihte davalının kendisi lehine ölünceye kadar bakım sözleşmesi karşılığında murisin tüm mal varlığını üzerine geçtiğine dair ..... Noterliğinde işlem tesis edildiğini ileri sürerek, müvekkillerinin mirasçılıktan çıkarılmasına ilişkin muris tasarrufunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, davacılardan eş ....'nin murise kötü davrandığını, murisin bu nedenle boşanma davası açtığını, diğer davalıların da murise karşı bakım yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, tasarruf tarihinde murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2017/392 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararı ile "... Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun mütalaasında...murisin, işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıklarının da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre muris ....'un, işlem tarihi olan 10.04.2012 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiğini, davacıların miras bırakana karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmediğinin mirasçılıktan çıkarmadan yararlanan tarafından ispatlandığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2024 tarihli ve 2024/2899 Esas, 2024/2093 Karar sayılı kararı ile "...istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. İlk Derece Mahkemesince rapor içeriğinin gerçeğe aykırı olduğuna dair ileri sürdükleri iddia ve itirazlar hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını,
2. Çıkarma işlemine yönelik tasarrufun murisin anlama yetisi ve iletişiminin zayıf olduğu bir dönemde tanzim edildiğini,
3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında belirtilen şekil noksanlıklarının Mahkemece dikkate alınmadığını, muris konuşmadığı hâlde sözlü beyanda bulunduğu belirtilerek vasiyetname başlıklı belgenin tanzim edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
4. Mirastan çıkarılma sebeplerinin gerçekleşmediğinin Mahkemece gözetilmediğini,
5. Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin de iptalinin gerektiğini, bu sözleşmenin iptaline karar verilmemesi hâlinde müvekkillerinin saklı paylarına denk gelen davalıya intikal etmiş tapu kayıtlarının iptali ile çıkarmaya yönelik vasiyetnamenin şekil şartlarına aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi kararının hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, mirasçılıktan çıkarmanın iptali istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 511. maddesinde: "mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa alt soyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir." hükmü yer almaktadır.
2. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur.
3. 4721 sayılı Kanun'un 511. maddesinin 2 ve 3. fıkraları hükmü gereği, mirasçılıktan çıkarılan kimselerin alt soyu, o kimseler miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını talep edebileceklerdir.
4. Somut olayda; muris tarafından..... Noterliğinin 10.04.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ölüme bağlı tasarruf işlemi ile davacıları mirasçılıktan çıkarıldığı, davacıların mirasçılıktan çıkarılmayı gerektiren sebeplerin bulunmadığı iddiasıyla ölünceye kadar bakım sözleşmesinde bakım yükümlüsü olan davalıya karşı eldeki davayı açtıkları, Mahkemece hatalı olarak davacıların alt soyu olan mirasçılara usulüne uygun şekilde husumet yöneltilmeden ve davada yer almaları sağlanmadan hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
5. Bu durumda Mahkemece, davacıların alt soyu olan mirasçıların davada yer almalarının sağlanması ve daha sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yürütülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (V.B.1-4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


