Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Düğünde damada takılan çeyrek altın, bilezik, saat, döviz veya nakit para, evlilik sona erdiğinde en çok tartışılan ziynet konularından biridir. Uzun yıllar "düğünde ne takılırsa takılsın kadına aittir" yaklaşımı uygulandı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı değiştirdi.
Güncel ilkeye göre erkeğe takılan ve ekonomik değeri olan şeyler, aksine anlaşma veya ispatlanmış örf-âdet yoksa kural olarak erkeğe aittir. Bu rehber ilkenin nasıl işlediğini, hangi takıların hangi eşe ait sayıldığını ve iade talebinde nelerin ispatlanması gerektiğini anlatır. Konuya genel bakış için ziynet alacağı davası rehberi de incelenebilir.
📑 İçindekiler
Kısa cevap: Taraflar arasında paylaşım anlaşması veya ispatlanmış bir örf-âdet yoksa, erkeğe takılan altın, döviz, para ve diğer değerler kural olarak erkeğe aittir.
Eski içtihatta düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, aksi kanıtlanmadıkça her şey kadına ait sayılırdı. Toplumsal gelenekler değişti. Düğünlerde artık kadına özgü ziynetlerin yanı sıra, ortak hayata başlayan çifte maddi katkı sağlamak için altın, döviz ve nakit de takılıyor. Yargıtay bu nedenle ölçütü değiştirdi ve takının kime takıldığına bakmaya başladı.
Damaya takılabilen değerlere örnekler:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Genel kuralın dışında bir paylaşım savunuluyorsa bunu ispat etmek gerekir. "Bizde adet böyledir" demek yetmez. Anlaşma ya da yerel örf-âdet, tanık beyanı ve diğer delillerle somut olarak kanıtlanmalıdır.
Kısa cevap: Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış, süs amacıyla takılan eşyadır. Yalnızca kişisel kullanıma yarayan takılar, ilgili eşin kişisel malı sayılır.
Ziynet eşyası, evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlanır. Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesine göre eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya kanun gereği kişisel maldır. Mücevher, saat ve takılar bu kapsamda değerlendirilir.
Ziynet eşyası olarak kabul edilen başlıca takılar:
Bu niteliği nedeniyle ziynet uyuşmazlıkları, mal rejimi tasfiyesinden ayrı olarak iade ve bedel talebi şeklinde ele alınır. Evde kalan takıların ispatına ilişkin ayrıntı için boşanmada evde kalan ziynet ve ispat yükü yazısı incelenebilir.
Kısa cevap: Evet. Önce anlaşmaya, sonra ispatlanmış örf-âdete bakılır. İkisi de yoksa erkeğe ve kadına takılan ekonomik değerli her şey kural olarak kendilerine aittir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilkesel nitelikteki yaklaşımı üç basamaklı bir sıralama izler:
İlkenin özeti: Anlaşma varsa anlaşma, yoksa ispatlanmış örf-âdet, ikisi de yoksa takı takıldığı eşe aittir.
✅ Erkek Eş Açısından Anlamı
Erkeğe takılan altın, döviz ve para artık kendiliğinden kadına verilmiş sayılmaz. Genel kuralın dışında bir paylaşımı savunan taraf, anlaşmayı veya örf-âdeti ispatlamak zorundadır.
Kısa cevap: Kadına veya erkeğe özgü takı o cinse verilmiş sayılır. Her iki cinse özgü değerler takıldığı eşe, takı sandığına konulan her iki cinse özgü değerler ise ortak kabul edilir.
Takının hangi cinse özgü olduğu tartışmalıysa bilirkişi incelemesi yapılır. Altın, döviz ve nakit para gibi değerler genellikle her iki cinse özgü kabul edilir.
Kısa cevap: Hayatın olağan akışına aykırı bir durumu iddia eden, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Takıların varlığı, kime takıldığı ve karşı tarafta olduğu ya da harcandığı delillerle gösterilmelidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ispat yükünü olağan duruma aykırı iddiada bulunana yükler. Medeni Kanun'un 222. maddesine göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden de iddiasını ispatlamalıdır. Kadına özgü ziynetlerin kadının himayesinde bulunması olağandır. Bunun aksini iddia eden kadın eş de iddiasını ispatlamak zorundadır.
İade talep eden erkek eş açısından yararlı olabilecek deliller:
Yazışmaların delil değeri için ziynet alacağı davasında ispat vasıtaları ve ispat sorunlarının genel çerçevesi için Yargıtay'ın ziynet davası ispat yaklaşımı incelenebilir. Takıların ortak yaşamın giderlerinde kullanılması hâli için ziynetlerin harcanması ve aynen iade konulu emsal karara da bakılabilir.
Kısa cevap: Erkeğe takılanlar kalem kalem belirtilmeli, delillerle desteklenmeli ve talep sonucu açıkça kurulmalıdır. Hâkim, talep sonucuyla bağlıdır.
ℹ️ Bilgi
Ziynet uyuşmazlıkları genellikle aile mahkemesinde görülür. Erkeğe takılanlar dışında kalan ve kadına ait olduğu belirlenen ziynetler ayrıca tespit edilir. Her iki taraf için de takı bazında ayrı değerlendirme yapılır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Düğünde erkeğe takılan ziynetlerin kime ait olduğu; anlaşma, örf-âdet, takının niteliği ve ispat durumuna göre değişir. Takı listesini, düğün görüntülerini ve yazışmaları toplayıp bir avukata danışmak, talebin doğru kurulması açısından önemlidir. Dosya bilgilerinizi ve belgelerinizi iletişim sayfasından Maya Avukatlık Bürosu'na iletebilirsiniz. İstanbul Anadolu Yakası ve Kartal başta olmak üzere aile hukuku dosyalarınızda hukuki destek sağlanmaktadır.
Anlaşma veya ispatlanmış örf-âdet yoksa erkeğe takılan altın, döviz ve para kural olarak erkeğe aittir.
Evet. Takıların erkeğe takıldığı, karşı tarafın elinde bulunduğu veya harcandığı ispatlanmalıdır. Aynen iade mümkün değilse bedel talep edilir.
Kendiliğinden ortak değildir. Ortaklık, ancak taraflar arasında bu yönde bir anlaşma veya ispatlanmış örf-âdet varsa söz konusu olur.
Konulan şey kadına veya erkeğe özgüyse o cinse verilmiş sayılır. Her iki cinse özgüyse ortak kabul edilir.
Düğün video ve fotoğrafları, takı listeleri, tanık beyanları, yazışmalar ve gerekirse bilirkişi raporu öne çıkar.
Ziynet uyuşmazlıkları genellikle aile mahkemesinde görülür. Somut olaya göre yetki ve görev durumu bir avukatla birlikte değerlendirilmelidir.
2. Hukuk Dairesi 2025/4787 E. , 2025/11126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/270 E., 2025/334 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Ziynet Alacağı - Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/239 E., 2023/822 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı-karşı davalı erkek vekilince sunulan temyiz dilekçesi ile temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar nedeniyle duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, E., Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (Sağıroğlu, M.Ş., Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).
2. Bu noktada “kişisel mal” kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde;
“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. Manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
kişisel mal olarak sayılmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan, istisnai olarak taşınmaz mallar 4721 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır (Dural, M., Öğüz T., Gümüş M.A., Türk Özel Hukuku, C.III, Aile Hukuku, s.218).
3.Dairemizin önceki içtihatları, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir" yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.
4.Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun md.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren“Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
5.Diğer yandan, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" (6100 sayılı Kanun md. 26/1)
6.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı-karşı davalı erkek dava dilekçesinde, taraflar evlenirken takıların mehir dışında ortak olacağı yönünde davalı-karşı davacı kadın ile anlaştıklarını ve örf ve adetlerine göre erkek tarafından takılan takıların erkekte kalması gerektiği ancak davalı-karşı davacı kadının takılan ziynetleri erkeğe iade etmediğini belirterek düğünde erkeğe takılan ziynet eşyalarıyla ilgili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin aynen ya da fiili ödeme günündeki değerinin iadesini talep etmiş, davalı-karşı davacı kadın ise ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, davacı-karşı davalı erkek ile arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, tüm ziynetlerin kadında kalacağının konuşulduğunu, ancak davacı-karşı davalı erkeğin düğünden sonra ziynetleri aldığını, kadına vermediğini, daha sonra evdeki tüm eşyalarını ve ziynetleri alıp müşterek haneyi terk ettiğini, boşanma davası açtığını, ziynetlerin kadında olmadığını belirterek asıl davanın reddine, kendi açtıkları davanın kabulü ile düğünde takılan ziynetlere ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin erkekten alınarak kadına verilmesi talebiyle karşı dava açılmış, ıslah dilekçesi ile ziynetlerin aynen iadesi olmadığı takdirde 21.196,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
7.Dinlenen erkek tanıkları düğünde takılan takılar içinden kadının mehirini alacağını ve kalanların da taraflar arasında ortak olacağını konuştuklarını söylemişler, ancak ziynetlerin taraflar arasında ortak olacağı yönünde kadının kabulü olduğuna dair bir beyanda bulunmamışlardır. Bunun yanında kadın tanıkları ise düğünde takılan takılarla Toki'deki evin borcunun ödeneceğinin erkek tarafından söylediğini, yine erkeğin düğün takılarıyla düğün masraflarının karşılanacağını, düğün salonunun ücretinin erkek tarafından ödendiğini erkeğin söylediğini beyan etmişlerdir. Gerçekleşen bu durumda erkek ziynetlerin tarafların arasında ortak olacağı yönünde anlaştıklarına dair iddiasını ispatlayamadığı gibi örf ve adetlerine göre erkek tarafınca takılan takıların erkekte kalması gerektiği yönünde ki iddiasını da ispatlayamamıştır. Ziynet eşyalarının ev borcu ve düğün masraflarına harcandığı, kadına verilmediği ispatlanmıştır. Ne var ki davacı-karşı davalı erkeğin talebi; dilekçeler aşamasındaki iddia ve savunmalar ile özellikle erkeğe takılan ziynetlerin erkeğe de ait olduğu yönündeki savunması göz önünde bulundurularak Dairemizin yukarıda anlatılan ilkesel kararı da göz önünde bulundurulup mevcut delil durumu ve gerektiğinde yeniden bilirkişi raporu aldırılarak erkeğe takılanlar haricinde kalan kadına ait ziynet eşyalarının tespiti ile bu eşyalar yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken ziynet eşyalarının tamamının kadına verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararınınyukarıdaki paragraflarda açılandığı üzere ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


