
Türkiye'de taşınmazı bulunan bir yakınını kaybeden ve kendisi yabancı uyruklu olan mirasçının önüne çoğu zaman aynı kavram çıkar: mütekabiliyet. Tapu müdürlüğünde, sulh hukuk mahkemesinde ya da Hazine'nin cevap dilekçesinde "Türkiye ile sizin ülkeniz arasında karşılıklılık var mı?" sorusu gündeme gelir. Bu sorunun cevabı uyruktan önce, murisin hangi tarihte öldüğüne ve mirasın taşınır mı taşınmaz mı olduğuna bağlıdır.
Bu rehber; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile hukuk dairelerinin ve Anayasa Mahkemesi'nin yabancı mirasçılara ilişkin yaklaşımını, Tapu Kanunu m.35'teki değişiklikleri ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunları sade bir dille bir araya getirir.
ℹ️ Baştan Bilinmesi Gereken Üç İlke
İçindekiler
Mütekabiliyet, bir devletin yabancılara tanıdığı hakkı, o yabancının devleti de kendi ülkesindeki Türk vatandaşlarına tanıyorsa tanıması anlamına gelir. Türk hukukunda bu düşünce 1923 tarihli Lozan Antlaşması'na kadar uzanır. 1934 tarihli 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun ilk metni de yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de taşınmaza, kanuni sınırlamalar saklı kalmak ve karşılıklı olmak şartıyla sahip olabileceğini; satın alma (temellük) yanında miras (tevarüs) yoluyla da edinebileceğini öngörüyordu.
Yargıtay, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durumun birlikte esas alınacağını kabul eder. Eski belgelerde ve kararlarda geçen mukabele-i bilmisil (misliyle karşılık verme) terimi ise 1062 sayılı Kanun'un adında yer alır. Bu Kanun, Türk vatandaşlarının mülkiyet hakkını kısıtlayan devletin vatandaşlarına karşı Türkiye'de de aynı yönde tedbir alınmasına imkân verir. Suriye ve Yunanistan örneklerinde bu ayrım önem kazanır.
Miras ölümle açılır; mirasçılar mirası, ölüm anında kanun gereği bir bütün olarak kazanır (eski 743 sayılı Medeni Kanun m.517, 4721 sayılı TMK m.599). Mirasçılık ve mirasın geçişi de murisin ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 sayılı Kanun m.17). Bu nedenle 1982'de ölen bir murisin taşınmazı için 1982'deki Tapu Kanunu'na ve o günkü karşılıklılık durumuna bakılır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Hayır. Karşılıklılığın bulunmaması yalnızca Türkiye'deki taşınmazların mülkiyetinin edinilmesini etkiler. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre Tapu Kanunu'ndaki sınırlama taşınmaz mallar için geçerlidir; yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar, para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal bir engel yoktur ve mirasçılık sıfatı terekedeki taşınırlar bakımından sürer.
Taşınmaz yönünden mülkiyet tanınmadığında ise mal tasfiye edilir ve mirasçının payı bedel olarak ödenir. Bu yüzden "iki ülke arasında karşılıklılık anlaşması yok, öyleyse mirasçı olamazsınız" şeklindeki gerekçeler Yargıtay tarafından yanlış bulunmuş ve kararlar bozulmuştur.
Mirasçılık belgesinin hiç verilmemesi yerine, kısıtlamanın belgede gösterilmesi beklenir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında ilk derece mahkemesinin taşınmazlar yönünden Yasak Askeri Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, Köy Kanunu ve Tapu Kanunu m.35'in getirdiği sınırlamaları gözeterek mirasçılık belgesi vermesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
⚠️ Mirasçılık Sıfatı ile Taşınmaz Edinimi Aynı Şey Değildir
Mahkeme karşılıklılığı kendi başına varsaymaz. Yargıtay, murisin ölüm tarihi itibarıyla taşınmazların miras yoluyla intikali bakımından hukuki veya fiili karşılıklılığın bulunup bulunmadığının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı'ndan sorulmasını ve gelen cevabın dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesini ister. Bu araştırma yapılmadan verilen kararlar eksik inceleme gerekçesiyle defalarca bozulmuştur.
Bazı mahkemeler iki ülke arasında karşılıklılık anlaşması bulunmadığı gerekçesiyle yabancı mirasçıların mirasa hak kazanamayacağına karar vermiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023 tarihli kararında, ülkeler arasında anlaşma bulunmamasının karşılıklılığın bulunmadığı anlamına gelmeyeceğini; asıl olanın murisin ölüm tarihi itibarıyla o ülkede Türk vatandaşlarının miras yoluyla taşınmaz edinip edinemediği olduğunu vurgulamıştır.
Bakanlık yazıları önemli bir delildir; ancak hukuki nitelendirme mahkemeye aittir ve yazının içeriği somut olmalıdır. Anayasa Mahkemesi'nin incelediği bir dosyada, Yunanistan'daki izin şartının alım-satım gibi işlemlere ilişkin olduğu, bu iznin miras yoluyla edinimi de kapsadığına dair somut bilgi bulunmadığı görülmüştür. Suudi Arabistan'a ilişkin bir dosyada ise Bakanlık yazısında 2003 itibarıyla yabancıların miras, satın alma veya bağış yoluyla taşınmaz edinemediği bildirilmiş; buna rağmen Yargıtay hem kök murisin hem de sonraki mirasçının ölüm tarihini ayrı ayrı incelemeyi şart koşmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin tespitine göre 2644 sayılı Kanun'un 35. maddesinde 2005 ve 2012 yıllarında yapılan değişikliklerle miras yoluyla mal edinmede karşılıklılık esası kaldırılmıştır. Güncel metin farklı bir sistem kurar:
ℹ️ Ölüm Tarihi ile Güncel Mevzuat Birlikte Okunmalı
Anayasa Mahkemesi iki bireysel başvuruda, karşılıklılık gerekçesiyle mirasçılığın tanınmamasını Anayasa m.35'teki mülkiyet hakkının ihlali saymıştır. Ortak gerekçe, müdahalenin öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunmamasıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Apostolidi ve diğerleri/Türkiye (2007), Nacaryan ve Deryan/Türkiye (2008) ve Günaydın Turizm ve İnşaat Ticaret A.Ş./Türkiye (2009) kararlarında, Tapu Kanunu m.35'in yeterince öngörülebilir biçimde uygulanmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
✅ Uygulamaya Yansıması

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 3 Mayıs 2023 tarihli kararına (2021/466 E., 2023/396 K.) göre 1062 sayılı Kanun ile buna dayanılarak çıkarılan 1939, 1942, 1957 ve 1966 tarihli kararnameler, Suriye uyruklu kişilerin iradi tasarruflarına ve muvazaalı işlemlere yönelik sınırlamalar getirmiştir. Bu düzenlemeler, Suriye uyruklu murisin mirasını kanun gereği kazanan Türk vatandaşı mirasçıların miras haklarına sınırlama getirmemiştir.
Gerekçenin temelinde şu zincir vardır: Türk vatandaşı mirasçı mirası ölümle bir bütün olarak kazanır (TMK m.599); taşınmazın mülkiyeti ise tescilden önce kendisine geçer (TMK m.705). Anayasa m.35 de miras hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini söyler.
Suriye uyruklu mirasçılar için Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı, mirasçılık belgesinin verilmesi, ancak belgede 1062 sayılı Kanun ve ilgili kararnamelerden doğan kısıtlamalara işaret edilmesi yönündedir. Hazine'nin el koyma işlemi mülkiyet hakkını sınırlandırmakta, ortadan kaldırmamaktadır. Bu düzenlemelerin güncel uygulaması ölüm tarihine ve dosyaya göre ayrıca kontrol edilmelidir.
Mirasçılık belgesi davaları çekişmesiz yargıya tabidir ve hâkim mirasçıları ve payları re'sen araştırmakla yükümlüdür. Hukuk Genel Kurulu, bu davalarda bozma kararına uyulmasının taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurmadığını, çünkü konunun kamu düzenini ilgilendirdiğini belirtmiştir.
Mirasçılık belgesi (halk arasındaki adıyla veraset ilamı), mirasçıların murisle ilişkisini ve miras paylarını gösterir; TMK m.598 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden veya noterlikçe verilir. Murisin Türkiye'de yerleşim yeri yoksa genellikle taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi yetkilidir (MÖHUK m.43). Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Osmanlı döneminden kalan ya da yabancı uyruklu malik adına düzenlenmiş eski tapu kayıtlarında ayrı bir sorun vardır: mirasçılık belgesi irs ilişkisini gösterir, ancak tapudaki malikin murisle aynı kişi olduğunu tek başına kanıtlamaz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında bu noktada isim benzerliğine dayanan bilirkişi raporunu yetersiz bulmuştur. Sağlam bir dosya için şunlar gerekir:
Vakıf şerhli taşınmazlarda ayrıca taviz bedeli sorunu gündeme gelir. İcareteynli veya mukataalı sahih vakıf taşınmazlarda, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.18 uyarınca işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak taşınmaz serbest tasarrufa terk edilir. Aşar ve rüsumu vakfedilen (gayri sahih) taşınmazlar ise tavize tabi değildir. Hangi türden olduğu şerhin adına değil, içerdiği hakkın mahiyetine bakılarak belirlenir.
Mülkiyet mirasçılara ölümle geçer ve intikal işleminin yapılmaması mülkiyeti sona erdirmez. Anayasa Mahkemesi, TMK m.713/2'deki "ölmüş" sözcüğünü iptal ederken (17.03.2011, E.2009/58, K.2011/52) mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramayan "zaman ötesi" niteliğine dayanmıştır. Mirasçıların taşınmazı kullanmamaları, taşınmazla aralarındaki hukuki bağın koptuğu anlamına gelmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 18 Aralık 2024 tarihli kararı (2024/4136 E., 2024/5814 K.) bu konuda önemlidir. Tapuda ölmüş bir kişinin adı yazılı olsa bile kayıt maliki o kişi değil, mirasçılarıdır. Mirasçısı hayatta olan bir taşınmazın, ölüm nedenine dayalı olarak yirmi yıllık zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Aynı daire, kendi önceki onama kararını karar düzeltme aşamasında kaldırarak bu sonuca varmıştır.
⚠️ Bu Sonuç Her Dosyada Otomatik Değildir
Mütekabiliyet tartışmasına girmeden önce daha temel bir soru vardır: Miras hangi ülkenin kanununa göre paylaşılacak? Türkiye'de bu soruyu 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m.20 cevaplar. Düzenleme iki kademelidir.
Bu ayrım uygulamada sık karıştırılır. Yurt dışındaki bankada duran para ile Türkiye'deki ev aynı murisin terekesinde yer alsa bile, iki mal grubu farklı hukuk düzenlerine tabi olabilir. Bu yüzden mirasçıların tek bir "veraset" belgesiyle her ülkedeki işlemi tamamlamaya çalışması çoğu zaman sonuç vermez.
ℹ️ Uygulanacak Hukuk ile Mütekabiliyet Aynı Şey Değildir
Aşağıdaki tablo, rehberin geri kalanında ayrıntılı anlatılan ilkeleri tek bakışta toplar. Her satırın istisnası olabilir; tablo bir yol göstericidir, somut dosyanın yerine geçmez.
| Terekedeki mal | Yabancı mirasçı bakımından durum | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Banka hesabı, para, alacak | Mirasçılık sıfatı korunur; taşınmaz kısıtlamaları uygulanmaz. | Bankalar genellikle mirasçılık belgesi ister. Vergi beyanı süresine dikkat edilmelidir. |
| Şirket payı, ticari haklar | Mirasçılık devam eder; şirket sözleşmesi ve ilgili sektör mevzuatı ayrıca incelenir. | Taşınmaz sahibi şirketlerde ayrı bir değerlendirme gerekebilir. |
| Konut, işyeri, arsa | Güncel Tapu Kanunu m.35 sınırları, ülke ve alan kısıtları ile askeri bölge kuralları belirleyicidir. | Sınırlara takılırsa taşınmaz tasfiye edilir, bedeli mirasçıya ödenir. |
| Tarım arazisi | Taşınmaz kuralları ve tarım mevzuatındaki bölünme, devir sınırlamaları birlikte okunur. | Miras ortaklığında paydaş sayısı ve parsel büyüklüğü sonucu etkiler. |
| Eski tapu / vakıf şerhi | Kayıt malikinin murisle aynı kişi olduğunun ispatı ve vakıf şerhinin niteliği gerekir. | Tapu kaydındaki ad yazımı ve nüfus kaydı eşleşmesi kritiktir. |
| Ölüm tarihi eski bir tarih | Karşılıklılık ve kısıtlama, ölüm tarihindeki mevzuata göre değerlendirilir. | Sonradan çıkan mevzuat tek başına sonucu değiştirmez. |
Türkiye'deki taşınmaz için Türk hukuku uygulandığından, yasal miras payları Türk Medenî Kanunu'nun parantel (zümre) sistemine göre belirlenir. Muris çocuk, eş veya ana-baba bıraktıysa pay oranları buna göre çıkar. Uyruk, payın büyüklüğünü değiştirmez; yalnızca mülkiyetin edinilmesindeki kısıtlamaları gündeme getirebilir.
Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş saklı paylı mirasçılardır (TMK m.506). Murisin sağlığında yaptığı bağışlar veya ölüme bağlı kazandırmalar bu payları aşındırıyorsa, mirasçı tenkis davasıyla payını geri isteyebilir. Tenkis davasında süreler kısadır (TMK m.571): ihlalin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre ve her hâlde kanunda öngörülen uzun süre dosyanın başında kontrol edilmelidir.
⚠️ Süre Kontrolü
Birçok ülkede mirasçılık, mahkeme yerine noter, nüfus idaresi veya ayrı bir miras mahkemesi tarafından belgelenir. Almanya'daki Erbschein, İngiltere'deki Grant of Probate, Rusya'daki Miras Hakkı Belgesi bunların örnekleridir. Bu belgelerin Türkiye'de tapu veya banka işlemine doğrudan dayanak yapılıp yapılamayacağı, belgenin türüne göre değişir.
Tanıma ve tenfiz davası, Türkiye'de yeniden miras davası açmaya benzemez; yabancı kararın esasına girilmeden yalnızca kanunda sayılan şartlar denetlenir. Süre ve masraf bakımından Türkiye'de doğrudan mirasçılık belgesi almak bazı dosyalarda daha pratik olabilir. Hangi yolun seçileceği belgenin niteliğine ve ihtiyaç duyulan işleme bağlıdır.
Mirasçılık belgesi alındıktan sonra miras, tapu siciline intikal ettirilir. Uygulamada tapu müdürlüklerinden istenen evraklar şunlardır; müdürlüğe ve dosyaya göre değişebileceği için başvurudan önce ilgili müdürlükten teyit alınması iyi olur.
ℹ️ Kısıtlama Varsa Tapu Müdürlüğü Ne Yapar?
Evet, çoğu işlem vekaletname ile yürütülebilir. Mirasçı bulunduğu ülkede noter veya Türk konsolosluğu aracılığıyla vekaletname düzenler; noterde düzenlenmişse apostil şerhi ve yeminli tercüme eklenir.
⚠️ Satış Yetkisini Dikkatli Verin
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu (VİVK) m.9'a göre beyanname, ölüm tarihini izleyen günden başlayarak verilir; süre ölümün yeri ile mirasçının bulunduğu yere göre değişir.
| Ölümün yeri | Mirasçının bulunduğu yer | Beyan süresi |
|---|---|---|
| Türkiye | Türkiye | 4 ay |
| Türkiye | Yurt dışı | 6 ay |
| Yabancı ülke | Türkiye | 6 ay |
| Yabancı ülke | Ölümün olduğu ülke | 4 ay |
| Yabancı ülke | Başka bir yabancı ülke | 8 ay |
⚠️ Süre ve Oran Uyarısı
Mirasçılar taşınmazın maliki olduktan sonra Türk hukukunda diğer maliklerle aynı haklara sahiptir. Satış, bağış, ipotek ve kiralama mümkündür. Ancak yabancı uyruklu malik bakımından Tapu Kanunu m.35'teki ülke ve alan sınırları devre dışı kalmaz; ayrıca askeri bölgede kalan taşınmazlarda ek izinler gerekir.
Karşılıklılık demektir: Türkiye'nin bir ülke vatandaşına tanıdığı hakkı, o ülkenin de Türk vatandaşlarına tanıması. Miras hukukunda özellikle yabancı mirasçının Türkiye'deki taşınmazı edinip edinemeyeceği tartışmasında karşımıza çıkar.
Yabancı uyruklu olmak tek başına mirasçı olmaya engel değildir. Taşınmazın mülkiyetinin edinilmesi ise murisin ölüm tarihindeki mevzuata, güncel Tapu Kanunu m.35'teki sınırlamalara, Cumhurbaşkanı kararlarına ve askeri bölge kurallarına bağlıdır. Sınırlamalara takılan taşınmaz tasfiye edilip bedeli ödenir.
Olabilirsiniz. Yargıtay'a göre antlaşma bulunmaması karşılıklılığın bulunmadığı anlamına gelmez; hukuki ve fiili durum, murisin ölüm tarihi itibarıyla araştırılır. Karşılıklılık bulunmasa bile mirasçılık sıfatı taşınırlar bakımından devam eder.
Murisin ölüm tarihine göre. Kök muris ve sonradan ölen mirasçı gibi birden fazla ölüm varsa her ölüm tarihi ayrı ayrı incelenir.
Hayır. Para, banka hesabı, alacak ve diğer haklar bakımından mirasçılık sürer. Taşınmaz yönünden ise mülkiyet edinimi tanınmaz; taşınmaz tasfiye edilir ve payın karşılığı bedel olarak ödenir.
Taşınmazın satılarak bedele çevrilmesidir. Güncel Tapu Kanunu m.35'e göre sınırlamalara uymayan şekilde miras yoluyla edinilen taşınmaz, Maliye Bakanlığınca verilecek ve bir yılı geçmeyen süre içinde malik tarafından tasfiye edilmezse tasfiye edilir ve bedeli hak sahibine ödenir.
Yabancı mahkemeden alınan mirasçılık belgesi Türkiye'de doğrudan sonuç doğurmayabilir; dosyaya göre tanıma ve tenfiz kararı veya Türkiye'de yeni bir mirasçılık belgesi gerekebilir. Belgelerin apostil şerhi ve yeminli tercümesi de aranır.
Hayır. Hazine mirasçılık sıfatı konusunda uyuşmazlık çıkarmamışsa hasımlı dava açmakta hukuki yarar bulunmaz. Mirasçılık belgesi çekişmesiz yargı kapsamında hasımsız olarak da verilir.
Karar kanun yoluna götürülebilir. Karşılıklılık gerekçesi ölüm tarihine ilişkin somut bir araştırmaya dayanmıyorsa ya da yerleşik içtihattan gerekçesiz ayrılmışsa, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru da değerlendirilebilir. Bireysel başvuru süresi kural olarak otuz gündür.
Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından MÖHUK m.20 uyarınca Türk hukuku uygulanır. Yurt dışındaki diğer mallar için murisin millî hukuku esas alınabilir.
Ölüm Türkiye'de olmuş ve mirasçı Türkiye'deyse 4 ay, mirasçı yurt dışındaysa 6 aydır. Ölüm yabancı ülkede gerçekleşmişse mirasçının yerine göre 4, 6 veya 8 ay uygulanır.
Evet. Vekaletname konsoloslukta ya da yabancı noterde düzenlenebilir; noterde düzenlenmişse apostil ve yeminli tercüme eklenir. Yetkilerin açıkça yazılması önemlidir.
Şekil şartları ve içerik bakımından Türk hukukuna uygunluk aranır. Saklı paylı mirasçıların payı ihlal edilmişse tenkis davası açılabilir.
Satabilir; satış, bağış ve ipotek mümkündür. Yabancı malik olarak Tapu Kanunu m.35 sınırları ve askeri bölge kuralları ayrıca dikkate alınır.
31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu m.114'e eklenen düzenlemeye göre, tüm maliklerin miras yoluyla malik olduğu ve üçüncü kişi hakkı bulunmayan taşınmazda satışla ortaklığın giderilmesine karar verilirse ilk artırma yalnızca malik mirasçılar arasında yapılır. Kural uyruğa değil, malik mirasçı olmaya bağlıdır; yabancı mirasçının taşınmazı edinmesi ayrıca Tapu Kanunu m.35'e göre değerlendirilir. Yürürlük ve geçiş hükümleri için güncel metin kontrol edilmelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Yabancı mirasçılarda belirleyici üç unsur; murisin ölüm tarihi, tarafların uyruğu ve malvarlığının niteliğidir. Mirasçılık belgesi ile taşınmaz mülkiyetini ayrı değerlendirmek, karşılıklılığı ölüm tarihi itibarıyla araştırtmak ve belgeleri eksiksiz hazırlamak dosyanın seyrini belirler. Maya Avukatlık Bürosu, yabancı unsurlu miras dosyalarına ilişkin belgelerinizi inceleyebilir; evraklarınızı iletişim sayfası üzerinden iletebilirsiniz.
7. Hukuk Dairesi 2025/3813 E. , 2025/4834 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1280 E., 2024/1000 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/60 E., 2021/540 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasbırakanı ...'in tek mirasçısı olmasına rağmen Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/18 Esas, 1999/1364 Karar sayılı mirasçılık belgesinde mirasbırakanın bekar ve çocuksuz öldüğü ve mirasçısı bulunmadığı gerekçesiyle mirasının tamamının davalı Hazineye kaldığına karar verildiğini belirterek; anılan mirasçılık belgesinin hatalı olması nedeniyle iptaline ve yeni bir mirasçılık belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın karşılıklılık ilkesi gereği reddinin gerektiğini, davacının sunduğu belgelerin teyit edilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya içeriğinden karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında veraseten intikallere bir engel bulunumadığının ve mirasbırakan ...'in tek mirasçısının davacı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karışı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mirasbırakanın ölüm tarihinde Bulgaristan ile aramızda karşılıklığın bulunmadığını, davacı tarafından sunulan çeviri belgelerle mirasçının belirlendiğini, bu belgelerin teyit edilmediğini, mirasbırakanın anne ve babasının isminin yanlış yazıldığını, tek mirasçının Hazine olduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemişitr.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Mirasın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinde yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklılık bulunması ve kanuni sınırlamalara uyulması koşuluna bağlı olarak Türkiye’de taşınmaz mal edinebilecekleri, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durumun esas alınacağı açıklanmıştır. Kanun'un açık hükmünden de anlaşılacağı üzere 2644 sayılı Kanun'da belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 20. maddesinde ise yabancılık unsuru içeren mirasçılık belgeleri verilmesinde terekedeki mallar, taşınır ve taşınmaz mallar olarak ayrım yapılmak suretiyle ele alınır. Gerek 2644 sayılı Kanun'un 35. maddesi gerekse 5718 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan hükümleri sebebiyle yabancı unsurlu veraset davalarında hak ehliyetini tespit bakımından kanuni tahditler ve mütekabiliyet (ülkeler arasında karşılıklı işlem) esaslı unsurlardandır (Hukuk Genel Kurulu 28.12.1994 tarihli ve 1994/2-625, 1994/905 sayılı Karar). Mirasbırakan ya da mirasçıları yabancı ülke uyrukluğunda olduğunda ise içinde yabancılık unsuru, diğer bir anlatımla milletlerarası unsur taşıdığından, terekenin miras bırakanın ölüm günü itibariyle açıldığı tarihte taşınmazların iktisabı yönünden karşılıklılık aranacaktır. Karşılıklılığın bulunmaması; yabancı mirasçıların, mirasbırakanın taşınmazlarını iktisabı hakkında uygulanacak olup, mirasçılık sıfatının terekedeki taşınırlar yönünden devam edeceği tartışmasızdır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
İptali istenen Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.12.1999 tarihli ve 1999/18 Esas, 1999/1364 Karar sayılı mirasçılık belgesinde mirasbırakan ...'nın mirasçısı bulunmadığı belirtilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 501. maddesi uyarınca davalı Hazinenin mirasçılığına karar verilmiş ise de dosya kapsamında bulunan apostil şerhli nüfus kayıt örneklerinden mirasbırakan ...'nın mirasçısının davacı olduğu anlaşılmış olup buna dayalı olarak mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; Dairemizin geri çevirme kararı gereği dosyaya eklenen Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 23.07.2025 tarihli yazı cevabında, mirasbırakan ...'in ölüm tarihi olan 1982 yılında bir Bulgar vatandaşı öldüğünde terekede yer alan taşınmazın Bulgar uyruklu mirasçılara intikal ettirildiği ve söz konusu tarihte Ülkemiz ile Bulgaristan arasında taşınmaz mal edinimi bakımından mütekabiliyetin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mirasın açıldığı 18.11.1982 tarihinde Türkiye ile Bulgaristan arasında gayrimenkullerin miras yoluyla intikali bakımından hukuki veya fiili karşılıklılık bulunmadığından; İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar yönünden "Yasak Askeri Bölgeler ve Güvenlik Bölgeler Kanunu ile Köy Kanunu ve Tapu Kanunu'nun 35. Maddesinin getirdiği sınırlamalar gözetilmek suretiyle" mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken anılan husus göz ardı edilerek yalnızca mirasçılık belgesinin iptaline ve mirasçının paylarının belirlenmesine yönelik hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


