Mirasın Hükmen Reddi: Borca Batık Tereke Karşısında Mirasçının Hakları

Sevdiğiniz birini kaybettikten kısa süre sonra icra müdürlüğünden ödeme emri almak son derece yıkıcı bir deneyimdir. Pek çok mirasçı, yakınlarının borçlarını öğrenmeksizin mirası devraldıklarını, veraset ilamı çıkardıklarını ya da taziye sürecinde başka adımlar attıklarını ve sonrasında ağır icra takipleriyle karşılaştıklarını anlatmaktadır. Oysa Türk hukukunda mirasın hükmen reddi kurumu, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla ödemeden aczi açıkça belli olan terekenin, mirasçıların herhangi bir irade beyanına gerek kalmaksızın kendiliğinden reddedilmiş sayılmasını sağlamaktadır.

Bu makale; TMK m. 605/2 kapsamında hükmen reddin ne anlama geldiğini, hakiki redden hangi noktalarda ayrıldığını, davanın nasıl açılacağını, borca batıklığın nasıl ispat edileceğini ve mirasçının hangi davranışlarının bu hakkı yitirmesine yol açacağını Yargıtay içtihatları ışığında, somut ve anlaşılır bir dille ele almaktadır.

Mirasın Hükmen Reddi Nedir? — TMK m. 605/2 ve Hukuki Dayanağı

Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi, mirası reddetme hakkını iki ayrı biçimde düzenlemektedir. Birinci fıkra hakiki red (gerçek red) olarak adlandırılan ve mirasçının açık irade beyanıyla üç aylık süre içinde sulh mahkemesine başvurmasını öngören klasik reddi kapsar. İkinci fıkra ise tamamen farklı bir mekanizmayı hayata geçirir:

📖 TMK m. 605/2 — Kanun Metni

"Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır."

Bu hüküm bir kanuni karine (yasal varsayım) niteliğindedir. Mirasbırakanın ölüm anında ödemeden aczinin açıkça belli olduğu durumlarda, mirasçıların herhangi bir irade açıklamasına gerek kalmaksızın miras kendiliğinden reddedilmiş sayılmaktadır. Hukuktaki adı "hükmi red" ya da "zımni red" olan bu kurum, mirasçıyı ağır bir ispat yükümlülüğünden korumak ve ekonomik gerçeklikle bağdaşmayan bir mirası kabule zorlamaktan kaçınmak amacıyla düzenlenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki mirasın hükmen reddinin sonuç doğurması için herhangi bir dava açmak ya da sulh mahkemesine başvurmak zorunlu değildir. Mirasçı bu durumu hem tereke alacaklılarına karşı tespit davası yoluyla hem de aleyhine açılan bir davada def'i (savunma) yoluyla ileri sürebilir.

Karinenin işleyebilmesi için iki koşuldan birinin gerçekleşmesi yeterlidir: mirasbırakanın ödemeden aczinin ya açıkça belli olması (herkes tarafından bililebilir durumda olması) ya da resmen tespit edilmiş bulunması (konkordato kararı, aciz vesikası, iflas kararı gibi resmî belgelerle sabit olması).

⚖️ Temel Emsal — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | 16.04.2008 | 2008/4-332 E. — 2008/336 K.

"Türk Medeni Kanunu, 'hakiki redde' süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu 'hükmi reddin' sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK m. 599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır."

"Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def'i yolu ile de ileri sürebilir."

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | 08.09.2014 | 2014/15147 E. — 2014/16810 K.

"TMK'nun 605. maddesinin ikinci fıkrasında, 'hükmi red' düzenlenmiştir. İkinci fıkrası 'Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.' hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Türk Medeni Kanunu, 'hakiki redde' süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu 'hükmi reddin' sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması, ya da dava yolu öngörmemiştir."

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | 11.04.2018 | 2017/438 E. — 2018/770 K.

"Miras açıldığından terekenin borca batıklığının açıkça belli ve resmen tespit edilmiş olmasının da bu ana göre değerlendirilmesi gerekir. Yani, miras açıldığı anda, terekenin borca batık olduğunun mirasbırakanın iflas etmesi, alacaklılarının hakkında aciz vesikası alması, mirasbırakanın konkordato istemesi, alacaklıların yaptıkları icra takiplerinde haczedilecek mal bulamamaları vb. gibi sabit olması veya terekenin borca batık olmasının mirasbırakanın yaşadığı aile ve iş çevresinde bilinebilir olmasıdır."

"Mirasın hükmen reddinde, reddin açıklanması hâkime tescil ettirilmesi gerekmediği gibi, bu konudaki irade açıklaması da bir süreye tabi değildir. Ancak mirasçı yasal üç aylık süre içinde terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek mirası kayıtsız şartsız reddettiğinin tesbit ve tescilini de isteyebilir. Buna engel bir kural yoktur."

Hükmen Red ile Gerçek Red Arasındaki Temel Farklar

Mirasçıların sıkça karıştırdığı bu iki kurum, aslında birbirinden köklü biçimde ayrılmaktadır. Hakiki red, mirasçının kendi özgür iradesiyle mirası reddetmesidir ve kesin bir süreye tabi tutulmuştur. Hükmen red ise yasanın karinenin sonucu olarak doğrudan işlettiği, süreye bağlı olmayan bir koruyucu mekanizmadır.

Hakiki Red — TMK m. 605/1
  • 3 aylık hak düşürücü süre uygulanır
  • Sulh hukuk mahkemesine beyan zorunlu
  • Hasımsız dava olarak açılır
  • İrade beyanı şarttır
  • Her tereke için geçerlidir
Hükmen Red — TMK m. 605/2
  • Herhangi bir süreye tabi değil
  • İrade beyanı gerekmez
  • Dava alacaklılara yöneltilir (hasımlı)
  • Def'i yoluyla da ileri sürülebilir
  • Yalnızca borca batık terekeler için

Hak Düşürücü Süre Meselesi: Hükmen Reddin Süreye Tabi Olmaması

Hükmen red kurumunun en kritik özelliği, herhangi bir süreye tabi olmamasıdır. Mirasçı, mirasbırakanın ölümünün üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, terekenin borca batık olduğunu —TMK m. 610'daki benimseme halleri gerçekleşmemişse— her zaman ileri sürebilir. Alt mahkemelerin zaman zaman bu davayı üç aylık hakiki red süresiyle karıştırarak reddetmesi, Yargıtay tarafından açık bir bozma nedeni sayılmıştır.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | 27.10.2008 | 2007/13919 E. — 2008/14121 K.

"Dava, mirasın hükmen reddine ilişkindir. 'Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras red edilmiş sayılır.' (TMK md. 605/2) Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde yazılı ayrık haller bulunmadıkça, yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilirler. Bu davada süre söz konusu olmadığından, delillerin bu çerçevede değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın süre yönünden reddi bozmayı gerektirmiştir."

İrade Beyanı ve Dava Yolu Farkı: Hükmi Reddin Def'i Yoluyla İleri Sürülmesi

Hakiki redde mirasçının açık bir irade beyanı (sulh mahkemesine beyanda bulunmak) zorunludur. Hükmen redde ise bu gereklilik yoktur; miras alacaklısının icra takibi başlatması üzerine mirasçı, mahkemede itiraz dilekçesinde ya da cevap layihasında terekenin borca batık olduğunu savunarak def'i yoluyla bu hakkı kullanabilir.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | 27.12.2017 | 2016/7539 E. — 2017/18318 K.

"TMK md. 605/2 hükmü çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada def'i olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir."

"TMK md. 610/2 hükmü uyarınca: Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez. Mirasın hükmen reddinin her türlü delil ile ispatı mümkündür."

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | 16.02.2015 | 2013/15387 E. — 2015/2797 K.

"TMK 605/2 maddesi gereğince ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Terekenin borca batık olduğunun tespiti ayrı bir dava açılarak istenebileceği gibi açılmış bir davada savunma olarak da ileri sürülebilir. Açılmış bir davada ileri sürülen bu savunmanın hadiseler biçiminde incelenip karara bağlanması gerekir."

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | 14.02.2019 | 2017/5148 E. — 2019/1126 K.

"Dosyada, mirasçı … def'i yolunu tercih etmiştir. Açılan bu davada mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmiştir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir. (HGK 16.04.2008 tarih 2008/332-436 E.K. sayılı kararı) Mahkemece; davalının ölüm tarihinde terekenin borca batık olup olmadığı, ödemeden aczi ve malvarlığına ilişkin olarak, davalının ikamet ettiği ve nüfusa kayıtlı olduğu yerlerden de kapsamlı ve objektif bir şekilde (tapu sicil müdürlüklerinden, vergi dairelerinden, bankalardan, SGK, zabıta araştırması vs. yerlerden) araştırma yapılarak, hasıl olacak sonuç dairesinde, bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mirasın hükmen reddi davası, hakiki red davasından farklı olarak sulh hukuk mahkemesinde görülmez. Yargıtay içtihadı bu konuda son derece nettir: hükmen red davası malvarlığı haklarına ilişkin olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bunu yargılamanın her aşamasında resen gözetmek zorundadır.

⚠️ Kritik Karar — Yargıtay 14. Hukuk Dairesi | 17.04.2018 | 2017/4637 E. — 2018/3118 K.

"Dava, TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 2/1 maddesinde 'dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.' hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, hak düşürücü süre koşuluna bağlı olmayan mirasın hükmen reddi davası, alacaklıların taraf olarak gösterildiği ve terekenin borca batık olduğu ileri sürülerek açılan davalarda uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mahkemece, davanın mirasın hükmen reddine dair olduğu gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir."

Yetkili Mahkeme: Alacaklıların Yerleşim Yeri

Yetki açısından kural şudur: dava, davalı alacaklıların dava açıldığı tarihteki ikametgahlarında bulunan asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Birden fazla alacaklı farklı yerlerde ikamet ediyorsa, her alacaklı için ayrı yetki sorunu değerlendirilir.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 14. Hukuk Dairesi | 22.02.2017 | 2017/3094 E. — 2017/9149 K.

"Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. […] Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz."

İş Mahkemelerinde Bekletici Mesele

SGK veya iş hukuku kaynaklı alacak davaları bazen iş mahkemesinde görülmektedir. Bu davalarda mirasçılar hükmen red savunması yaptığında, derdest bir hükmen red davası varsa iş mahkemesinin bu davayı bekletici mesele yaparak sonucunu beklemesi gerekmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2020 tarihli kararı (2019/457 E. — 2020/483 K.), hükmen red iddiasının kapsamlı araştırma yapılmaksızın geçiştirilmesini bozma nedeni saymıştır.

Davanın Tarafları ve Husumet Ehliyeti

Mirasın hükmen reddi davasında davacılar mirasçılardır. Davalı tarafı ise mirasbırakanın alacaklıları oluşturmaktadır. Bu noktanın yanlış anlaşılması davanın husumet yokluğundan reddine yol açabilir.

Davalı Taraf: Husumetin Mirasbırakanın Alacaklılarına Yöneltilmesi Zorunluluğu

⚠️ Kritik Karar — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | 16.03.2009 | 2007/20154 E. — 2009/4738 K.

"Hükmen red talebinde dava, alacaklılar hasım gösterilerek açılır. Mahkemece davanın alacaklılara yöneltilmesi için davacılara önel verilmesi, gösterdikleri takdirde taraf delillerinin toplanması, değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yasal koşul yerine getirilmeden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır."

Mirasçılar Arasında Mecburi Dava Arkadaşlığı ve Mirası Reddeden Mirasçıya Husumet Yöneltilememesi

Mirası önceden reddeden mirasçılar, terekenin borçlarından artık şahsen sorumlu tutulamaz. Bu kişilere karşı husumet yöneltilmesi yasal değildir. Onlar bakımından tereke sulh mahkemesinde iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | 02.10.2014 | 2014/10125 E. — 2014/15153 K.

"Yargılama sırasında davalı …'in vefat etmesi ve mirasçısı …'in mirası reddetmesi üzerine artık, mirası reddeden mirasçıya husumet yöneltilemez. TMK'nın 612, 613. maddelerine göre mirasın Sulh Mahkemesi'nce iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması gerekir. Tasfiye sonuçlandırıldığında mirası reddedilen tereke için atanacak ve yetkilendirilecek temsilcinin davaya katılımı sağlanmalıdır."

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | 20.11.2017 | 2015/21933 E. — 2017/8064 K.

"Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def'i yolu ile de ileri sürebilir. […] Dosya içeriğinden mirasbırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı yani mirasbırakanın aciz hali sabittir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir. Mirası red eden mirasçılara husumet yöneltilemez. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekir."

Terekenin Borca Batıklığının Tespiti ve İspat Yöntemleri

Hükmen reddin temel meselesi, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla terekenin aktifinin pasifinden az olduğunun —yani borca batık olduğunun— ortaya konmasıdır. Kritik ölçüt, ölüm tarihidir; önceki ya da sonraki bir tarihe göre değerlendirme yapılamaz.

Borca Batıklığın Her Türlü Delille İspatı

Terekenin borca batık olduğu her türlü delille ispat edilebilir. Sınırlı sayıda bir ispat yöntemi yoktur. Tanık beyanı, icra dosyaları, banka kayıtları, tapu sorgulama sonuçları, aciz vesikası, konkordato kararı veya murisin borcunun çevresindeki herkesçe bilinir olması bu karinenin işlemesi için yeterlidir. Aksini —yani terekenin borca batık olmadığını— ispat külfeti ise alacaklıya aittir.

Mahkemenin Yapması Gereken Kapsamlı Araştırma

Yargıtay, terekenin borca batık olup olmadığının belirlenmesi için aşağıdaki kurumlara kapsamlı müzekkere yazılmasını zorunlu saymaktadır:

  • Tapu Sicil Müdürlükleri (tescilli taşınmaz varlığı)
  • Bankalar (mevduat, kredi borcu, banka hesap durumu)
  • SGK / Bağ-Kur / Emekli Sandığı (prim borcu, maaş bağlantısı)
  • Vergi Dairesi (mükelleflik durumu, vergi borçları)
  • İcra Müdürlükleri (kesinleşmiş icra takipleri, aciz vesikası)
  • Zabıta (ikamet çevresindeki mal varlığı araştırması)
  • Gerekiyorsa şirket kayıtları (muris ortak ise)

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | 26.06.2008 | 2008/1552 E. — 2008/3533 K.

"Medeni Kanun'un 605. maddesi uyarınca murisin mirası def'i şeklinde de reddedilebilir. Bu takdirde hakim, mirasın borca batık olup olmadığını hadise şeklinde araştırmalıdır. Tapu Sicil, SSK, Emekli Sandığı, Vergi Dairesi, Bankalar vs. gibi kurumlardan murisin malvarlığının olup olmadığı, maaş alıp almadığı, hesapları araştırılıp, gerekirse ölmeden önce yaptığı iş konusunda zabıta marifetiyle araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir."

⚖️ Güncel Karar (2024) — Yargıtay 7. Hukuk Dairesi | 26.09.2024 | 2024/2636 E. — 2024/4111 K.

Söz konusu davada bilirkişi raporuyla murisin ölüm tarihi itibarıyla aktif toplamının 906.842,25 TL, pasif toplamının ise 1.089.257,20 TL olarak belirlenmesi üzerine ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; karar Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından onaylanmıştır.

"Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." (ONAMA kararı)

Şirket Borçlarından Sorumluluk ve Limited Şirket Ortaklığının İncelenmesi

Mirasbırakan bir şirketin ortağıysa, şirket borçları kural olarak doğrudan onun şahsi borcu sayılmaz. Ancak Limited Şirket ortağı kamu alacakları (SGK, vergi) bakımından yasal sınırlar çerçevesinde şahsen sorumlu tutulabilir. Yargıtay bu tür davalarda şirket kayıtlarının incelenerek ortağın hisse oranı ve yönetici sıfatının belirlenmesini istemektedir.

⚖️ Güncel Karar (2024) — Yargıtay 7. Hukuk Dairesi | 28.11.2024 | 2024/361 E. — 2024/5332 K.

"Somut olayda, davanın niteliği gereği gerekli araştırmaların yapıldığı, terekenin aktifinin bulunmadığı, pasifinin ise belirlendiği, mirasçıların terekeyi kabul anlamında eylemleri bulunmadığı, ölüm tarihi itibariyle terekenin borca batık olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir." (Murisin %50 ortağı olduğu şirketin SGK prim borçları hesaba katılarak terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin kararda ONAMA kararı verilmiştir.)

Mirası Reddetmeyi Engelleyen Haller: "Benimseme" Kavramı

Hükmen red kurumu sınırsız değildir. TMK m. 610/2 uyarınca, red süresi dolmadan mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapan, tereke mallarını gizleyen ya da kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez. Bu kural "benimseme" (tesahüp) olarak adlandırılmakta ve hem hakiki hem de hükmen red için geçerlidir.

⚠️ Benimseme Sayılan Davranışlar — Bu Hareketler Miras Hakkınızı Yitirir!

  • Murisin banka hesabından para çekmek
  • Murisin fatura, abonelik, kredi taksitlerini ödemek
  • Murise ait tarla, ev veya aracı kullanmak
  • Mirasbırakan aleyhine açılmış bir davayı aktif olarak takip etmek
  • Tereke mallarını gizlemek ya da üzerine almak

⚠️ Emsal Karar — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | 30.05.2013 | 2013/9761 E. — 2013/14884 K.

"Ret süresi bitmeden, mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez. (TMK md. 610/2) Red hakkının yitirilmesine ilişkin bu hüküm, sadece normal terekeler hakkında değil, hükmen red durumunda da uygulanır. Onun için bir mirasçı, kesin şekilde mirasa sahip çıkıp yukarıdaki tasarruflarda bulunduktan sonra mirasın hükmen reddini isteyemez."

Kararda davacıların murise ait bankalardaki hesaplardan işlem yaptıkları, kablo TV ve benzeri aboneliklere ait ödemeleri sürdürdükleri, fon alım satımı gerçekleştirdikleri belirlenmiş ve bu eylemler mirası sahiplenme anlamına geldiğinden ret hakkının düştüğü hükme bağlanmıştır.

⚠️ Emsal Karar — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | 17.04.2013 | 2012/19159 E. — 2013/10811 K.

"Miras bırakan hakkında açılan davada hasım olarak bulunmak, red halinde vekalet ücreti almaya yönelik bir hareket olduğu için, terekeyi benimsemek anlamına gelir. Bu davranışları yüzünden davacılar, mirası reddetmek hakkını yitirdikleri için terekenin borca batık olduğunu ileri süremezler. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, mirasın hükmen reddedilmiş sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Bozma kararı)

Mirasın Kabulü Sayılmayan Haller: Yalnızca Mirasçılık Belgesi Almak

Her türlü tereke işlemi benimseme sayılmaz. Yalnızca mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak, mirası kabul etmek anlamına gelmemekte ve hükmen red hakkını ortadan kaldırmamaktadır.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 19. Hukuk Dairesi | 26.01.2011 | 2010/6381 E. — 2011/733 K.

"Mahkemece, davalı … tarafından bu tarihten sonra alınan Mirasçılık Belgesi gerekçe gösterilerek davalı … yönünden mirası red kararının hükümsüz hale geldiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." [Sonuç: Salt mirasçılık belgesi almak mirası kabul anlamına gelmez; hükmen red hakkını ortadan kaldırmaz.] (Bozma kararı)

Mirasın Tamamen Reddi ve İflas Tasfiyesi

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 612). Bu düzenleme, alacaklıların tamamen korumasız kalmayacağını güvence altına alır: terekenin aktifi bir iflas masasına alınarak alacaklılara dağıtılır. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.

Tasfiyenin iflas hükümlerine göre yürütülmesi şu aşamaları içerir: mahkemece iflas masasının teşkil edilmesi, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verilmesi ve alacaklıların alacaklarını bildirmesine imkân tanınması.

⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 20. Hukuk Dairesi | 23.11.2015 | 2015/7927 E. — 2015/11588 K.

"Ölenin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. (TMK m. 612/1-2) İİK'nun 180. maddesi; reddolunan mirasın tasfiyesinin sekizinci bap (md. 208-256) hükümlerine göre ait olduğu mahkemece yapılacağını hükme bağlamıştır. Öyleyse, mahkemece iflas masası teşkil edilip (md. 208), iflas dairesi oluşturulması, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verildikten sonra seçilecek tasfiye yöntemine göre gerekli işlemlerin yapılmasının izlenmesinden ibarettir."

Terekenin İflas Hükümlerine Göre Tasfiyesinde Yetkili Mahkeme

İflas tasfiyesinde yetkili mahkeme konusu, birden fazla sulh hukuk mahkemesi arasında çekişme yaşandığında önem taşımaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre tasfiyenin, mirasın reddine karar veren mahkemenin bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde yürütülmesi gerekir.

⚖️ Güncel Karar (2025) — Yargıtay 5. Hukuk Dairesi | 17.11.2025 | 2025/9014 E. — 2025/14525 K.

"En yakın yasal mirasçılar tarafından miras reddedildiği takdirde, red kararını veren sulh hukuk mahkemesinin re'sen tasfiye işlemlerini de değerlendirmesi gerektiğinden uyuşmazlığın [red kararını veren] Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." (TMK m. 612 kapsamında, 17.11.2025 tarihli kesin yargı yeri belirleme kararı)

Yargılama Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Usul Kuralları

Mirasın hükmen reddi davası, birtakım özel usul kurallarına tabidir. Bu kurallara dikkat edilmemesi davanın usulden reddedilmesine ya da ilerleyen aşamada bozulmasına yol açabilir.

1
Davanın Alacaklılara Yöneltilmesi: Mirasçılar, murisin tüm bilinen alacaklılarını dava dilekçesinde davalı olarak göstermelidir. Eksik alacaklı gösterilmesi tamamlatma fırsatı tanınması gerektirir; ancak bu yapılmazsa dava husumet yokluğundan reddedilir.
2
Özel Vekaletname Zorunluluğu: Mirasçılar bir avukat aracılığıyla dava açacaksa, vekaletnamenin mirasın reddini açıkça kapsayan özel bir yetki ifadesini içermesi zorunludur. Standart bir vekâletname bu dava için yeterli değildir.
3
Kapsamlı Kurumsal Araştırma: Mahkeme, tapu sicil, banka, SGK, vergi dairesi ve zabıtaya müzekkere yazarak murisin mal varlığını kapsamlı biçimde araştırmalıdır. Eksik araştırma Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.
4
Paralel Davalarda Bekletici Mesele: Aynı anda hem hükmen red davası hem de alacaklı tarafından ayrı bir dava yürütülüyorsa, ikinci mahkemenin hükmen red davasını bekletici mesele yapması gerekir. Buna uyulmaksızın verilen karar bozulabilir.
5
Maktu Harç Esası: Hükmen red davası nispi değil, maktu harç üzerinden yürütülür. Aleyhte sonuç halinde dahi davacıdan nispi vekalet ücreti talep edilemez.

⚠️ Kritik Karar: Özel Vekaletname — Yargıtay 14. Hukuk Dairesi | 22.02.2017 | 2017/3094 E. — 2017/9149 K.

"Ayrıca, davacılardan …'nın Av. …'a verdikleri vekaletnamede mirasın reddini içeren özel yetki bulunmadığından davacılar vekiline özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi ve bu eksikliğin tamamlattırılması gerekmektedir. Mahkemece belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir."

⚖️ Emsal Karar: Bekletici Mesele — Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | 12.02.2014 | 2013/8754 E. — 2014/2508 K.

"Somut olayda, davalılar vekili dilekçesinde mirasın hükmen reddine ilişkin derdest bir dava bulunduğunu belirterek bu davanın bekletici mesele yapılmasını istediği; ancak mahkemece, mirasın hükmen reddine ilişkin bu dava dosyası araştırılmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Şu halde, Mahkemece mirasın hükmen reddine ilişkin dava dosyası celbedilmeli, dava derdest ise sonucu beklenmeli, böyle bir mirası red veya terekenin borca batıklığı olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmelidir."

⚖️ Emsal Karar: Maktu Harç — Yargıtay 19. Hukuk Dairesi | 09.07.2020 | 2019/254 E. — 2020/1385 K.

"TMK'nun 605. maddesi uyarınca hükmi red koşulları oluştuğundan dava reddedildiği halde, davacı aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Davacı istinaf başvurusunda kendi aleyhlerine nispi vekalet ücreti değil, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş; istinaf mahkemesince bunun üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir." (Sonuç: Hükmen red davalarında maktu harç ve maktu vekalet ücreti esası uygulanır.)

✅ Borca Batık Terekeyle Karşı Karşıyaysanız Ne Yapmalısınız?

Mirasın hükmen reddi, yanlış bir adımın tüm hakkınızı kaybettirebildiği teknik ve kritik bir hukuki alandır. Herhangi bir tereke işlemi yapmadan, banka hesaplarına dokunmadan ve avukata vekâletname vermeden önce mutlaka uzman hukuki destek alınız.

Miras hukuku alanındaki sorularınız için Maya Avukatlık Bürosu'nun iletişim sayfasına ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Murisin tüm borçlarını bilmeden miras devralır mıyım?

Türk hukukunda miras, ölümle birlikte mirasçılara kendiliğinden geçer (TMK m. 599). Mirasçının bilgisi ya da rızası aranmaz. Ancak terekenin borca batık olduğu sonradan anlaşılırsa, TMK m. 605/2 uyarınca mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı ileri sürülebilir. Bunun için belirli bir süre koşulu ya da irade beyanı aranmaz; benimseme hareketlerinden kaçınmak yeterlidir.

Mirasçılık belgesi aldım; artık mirası reddedebilir miyim?

Evet. Yargıtay içtihadına göre yalnızca mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak, mirası kabul etmek anlamına gelmez ve hükmen red hakkını ortadan kaldırmaz. Asıl engel, tereke malları üzerinde somut tasarruf işlemleri yapmaktır.

Hükmen red davası açmak için bir süre var mı?

Hayır. Gerçek (hakiki) reddin aksine hükmen red, herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçı, benimseme hareketleri gerçekleşmemiş olmak kaydıyla mirasbırakanın ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olsa dahi bu davayı açabilir ya da def'i yoluyla ileri sürebilir.

Tüm mirasçılar birlikte dava açmak zorunda mı?

Hayır. Her mirasçı kendi payı için ayrı ayrı hükmen reddi ileri sürebilir. Mirası reddeden mirasçıya ise hiçbir koşulda husumet yöneltilemez; bu kişinin payına düşen tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2