Boşanma Davasında Eşi Affetmek: Yargıtay'ın Affetme Olarak Değerlendirdiği 10 Durum

Boşanma davasında eşin geçmiş kusurlarına dayanabilmek için o kusurları affetmemiş olmak şarttır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine dayalı boşanma davalarında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar artık boşanma sebebi olarak ileri sürülemez; üstelik o olaylara dayanılarak tazminat da talep edilemez.

Peki "affetmek" ne anlama gelir? Affetme, mutlaka "Seni affettim" demek değildir. Yargıtay, belirli davranışları — birlikte yaşamak, ihtar çekmek, davadan feragat etmek gibi — affetme ya da en azından hoşgörüyle karşılama olarak değerlendirmektedir. 

Aşağıda, Yargıtay'ın affetme olarak kabul ettiği on somut durum emsal kararlarla birlikte açıklanmaktadır. Danışmanlık almadan adım atmadan önce kendi durumunuzun bu kategorilerden birine girip girmediğini değerlendirmenizi öneririz. Ayrıca Yargıtay'ın affetme olarak değerlendirmediği hususları incelediğimiz yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz. 

📋 İÇİNDEKİLER

  1. Affetmenin Hukuki Temeli: TMK m. 166 ve Yargıtay'ın Genel İlkesi
  2. Dava Devam Ederken Eşle Birlikte Yaşamak
  3. Terk İhtarı (TMK m. 164) Çekmek
  4. Boşanma Davasından Feragat Etmek
  5. Askerlik veya Uzun Seyahat Dönüşü Eşi Konuta Davet Etmek
  6. Barışıp Birlikte Tatile, Umre'ye veya Yurt Dışına Gitmek
  7. Duruşmada "Evliliği Devam Ettirmek İstiyorum" Beyanı
  8. Ayrılık Döneminde Barışma Girişiminde Bulunmak
  9. Olaylardan Sonra Evliliğin Uzun Süre Kesintisiz Devam Etmesi
  10. Ortak Konut Tespiti İçin İhtar Çekmek
  11. Affetmenin Hukuki Sonuçları: Tazminat ve Kusur Kaybı
  12. Sıkça Sorulan Sorular

1. Affetmenin Hukuki Temeli: TMK m. 166 ve Yargıtay'ın Genel İlkesi

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmayı düzenler. Bu maddeye dayanarak boşanma kararı verilebilmesi için, boşanmaya yol açan kusurun hâlâ güncel ve geçerli olması gerekir. Bir kusur affedilmişse ya da hoşgörüyle karşılanmışsa, artık o kusura dayanılarak boşanma istenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, binlerce kararında şu formülü tekrarlamaktadır: "Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar boşanma sebebi olarak kabul edilemez ve bunlara dayalı olarak boşanma kararı verilemez."

ℹ️ Kritik Hukuki İlke

Affetme; doğrudan bir beyan gerektirmez. Yargıtay, belirli davranışları — birlikte yaşamak, ihtar çekmek, feragat etmek, tatile gitmek — zımni (örtülü) affetme olarak kabul etmektedir. Bu nedenle boşanma sürecinde attığınız her adım hukuki sonuç doğurabilir.

2. Dava Devam Ederken Eşle Birlikte Yaşamak veya Birliktelik Kurmak

Boşanma davası açıldıktan sonra — ister birkaç hafta, ister birkaç ay — eşle ortak konutta ya da kiralık bir evde birlikte yaşamak, Yargıtay'ın en sık rastladığı affetme durumudur. Dava açılmış olması bu sonucu değiştirmez.

Yargıtay'a göre bu birliktelik; tarafların birbirlerinin önceki kusurlu davranışlarını affettiğinin ya da en azından hoşgörüyle karşıladığının somut kanıtıdır. Birlikteliğin ardından yeni bir kusur kanıtlanamıyorsa, dava reddedilmek durumundadır.

  • Birlikte ev kiralayıp taşınmak
  • Müşterek konuta geri dönmek
  • Dava devam ederken birlikte seyahate çıkmak
  • Yargılama sırasında sosyal ve ekonomik durum raporunda birlikte göründükleri tespit edilmek
  • Dava devam ederken otelde beraber kalmak

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/8431, K. 2011/8905

"Toplanan delillerden, tarafların boşanma davası devam ederken bir araya gelip ev kiraladıkları ve birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı eşini affetmiş, hadiseleri hoşgörü ile karşılamıştır. Artık bu olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez. Tarafların barışıp bir araya gelmelerinden sonraki hadiseler yeni bir davanın konusu olup, bu davada nazara alınmaz."

"Taraflar dava devam ederken bir araya gelip barıştıklarına göre davacı kadın önceki olayları affetmiş sayılır. Bu hadiselere dayanılarak davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir."

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3149, K. 2017/9328

"Yargılama devam ederken, tarafların birlikte yaşamaya devam ettikleri sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu ile davacı kadın tanığının beyanından anlaşılmaktadır. Davacı kadın, davadan sonra davalı erkekle birlikte yaşamaya devam etmekle erkekten kaynaklanan ve mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen önceki olayları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu durumda davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde boşanmaya karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir."

3. Terk İhtarı (TMK m. 164) Çekmek

Terk nedeniyle boşanma davası açabilmek için eşe noter aracılığıyla terk ihtarı (ihtar kararı) gönderilmesi gerekir. Yargıtay, bu ihtarı çeken eşin, ihtar tarihi itibarıyla diğer eşin önceki tüm kusurlarını affettiğini ya da en azından hoşgörüyle karşıladığını kabul etmektedir.

Bu son derece önemli bir sonuçtur: Terk ihtarı çeken kişi, sonradan TMK m. 166/1-2'ye dayanarak ihtar tarihi öncesindeki kusurlara dayanarak boşanma isteyemez. İhtar tarihinden sonra yeni bir kusur kanıtlanamamışsa dava reddedilecektir.

⚠️ Dikkat: İhtar + TMK 166 Davası Birlikte Açılamaz

Yargıtay'a göre hem terk ihtarı çekip hem de aynı davada evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebine dayanmak iyi niyetle bağdaşmaz ve hakların kötüye kullanılması anlamına gelir. İhtar çekerek eşin kusurlarını affetmiş sayılan taraf, ardından aynı kusurlarla dava açamaz (TMK m. 2).

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/21712, K. 2017/11

"Toplanan delillerden davacı erkeğin, eşine 27/01/2014 tarihinde terk ihtarı (TMK m. 164) tebliğ ettirdiği anlaşılmaktadır. Bir eş, terk ihtarı çekmekle eşinin ihtar istek tarihinden önceki kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış olur. Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar da Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı boşanma davası için; boşanma sebebi olarak kabul edilemez. Davacı erkek eşinin ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışlarını affetmiştir. İhtar istek tarihinden sonra davalı kadına yüklenebilecek başkaca yeni bir vakıanın varlığı da kanıtlanamadığına göre, boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir."

4. Boşanma Davasından Feragat Etmek

Daha önce açılmış bir boşanma davasından feragat etmek, feragat tarihine kadar gerçekleşen tüm kusurların affedildiği anlamına gelir. Feragat sonrasında yeni bir kusurlu davranış kanıtlanmadan tekrar aynı olaylara dayanılarak boşanma istenemez.

Bu ilke şu pratik tabloyu doğurur: Kişi bir boşanma davası açar, sonradan vazgeçer, ardından ikinci bir dava açarsa; ikinci davada yalnızca feragat tarihinden sonraki olaylara dayanabilir. Önceki olaylar "silinmiş" sayılır.

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/9637, K. 2012/5697

"Davacı (koca) 21.10.2008 tarihinde açmış olduğu boşanma davasından 30.12.2008 tarihinde feragat etmiştir. Bu durumda davacı feragat tarihine kadar, davalı kadından kaynaklanan kusurları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış sayılır. Tarafların feragatle sonuçlanan davadan sonra bir araya gelmedikleri ve bu dava tarihine kadar yeni bir hadisenin kanıtlanamadığı görülmektedir. Feragat tarihinden önceki olaylar boşanma hükmüne esas alınamaz. Öyleyse davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/14118, K. 2012/21274

"Davacı koca açmış olduğu ilk boşanma davasından 13.11.2009 tarihinde feragat etmiş ve bu feragatinin sonucu olarak, feragat tarihinden önce gerçekleşen olaylardaki eşinin kusurlu davranışlarını affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış duruma düşmüştür. Feragat tarihinden temyize konu bu davanın açıldığı 21.04.2010 tarihine kadar da davalı kadından kaynaklanan boşanmayı gerektirir yeni bir maddi hadisenin varlığı kanıtlanamamıştır. Bu durumda; davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır."

5. Askerlik veya Uzun Seyahat Dönüşü Eşi Konuta Davet Etmek

Uzun bir ayrılığın ardından — askerlik, iş seyahati, yurt dışı görevi gibi nedenlerle — eşi eve geri davet etmek de Yargıtay tarafından affetme ya da hoşgörüyle karşılama olarak değerlendirilebilir. Özellikle ayrılık öncesinde ciddi kusurların yaşandığı durumlarda bu davranış belirleyici sonuçlar doğurur.

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/10963, K. 2012/8064

"Mahkemenin de gerekçesinde belirttiği gibi, kocanın askerlik dönüşü eşini yeni oluşturduğu konuta davet etmesi sonucu; davalı-davacı koca eşinin önceki kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış duruma düşmüştür. Daha sonra da kadına kusur olarak yüklenebilecek yeni bir olay meydana gelmemiştir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar boşanma nedeni olarak kabul edilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında; mahkemece davalı-davacı kocanın davasının da reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde kabulü isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir."

6. Barışıp Birlikte Tatile, Umre'ye veya Yurt Dışına Gitmek

Eski olaylardan sonra tarafların barışıp birlikte otele, tatile, dini bir yolculuğa (Umre, hac) ya da yurt dışına çıkması, Yargıtay tarafından açık bir affetme göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu tür davranışlar, evlilik birliğinin en azından bir süre daha istenerek sürdürüldüğüne işaret etmektedir.

📗 Emsal Yargıtay Kararı — Birlikte Umre'ye Gitmek

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/2980, K. 2007/16853

"Tanık beyanlarında geçen olaylardan sonra taraflar bir araya gelmişler, evlilik birliğini sürdürerek birlikte Umre'ye gitmişlerdir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı önceki olayları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Davadan önce ayrı yaşadıkları dönem içinde ise davalı kadından kaynaklanan kusurlu bir davranışın varlığı da kanıtlanamamıştır. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır."

📗 Emsal Yargıtay Kararı — Birlikte Tatile Gitmek

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/6503, K. 2012/27206

"Taraflar arasında gerçekleşen ve boşanma nedeni olarak gösterilen olaylardan sonra tarafların birlikte tatile gittikleri, yolculuk sırasında meydana geldiği ileri sürülen olaylardan sonra da tatile gitmekten vazgeçip geri dönmediklerine göre tarafların bu aşamaya kadar olan olayları karşılıklı olarak affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış olduklarının kabulü gerekir. Bu aşamadan sonra boşanmaya neden olacak davalı-davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir yeni bir olayın varlığı da iddia ve ispat edilebilmiş değildir."

7. Duruşmada "Evliliği Devam Ettirmek İstiyorum" Beyanı

Bir eşin mahkeme huzurunda, duruşma tutanağına geçecek şekilde "boşanmayı gerektirir geçimsizliğimiz yok" ya da "evliliği sürdürmek istiyorum" demesi, o tarihe kadar gerçekleşmiş kusurların affedildiği ya da en azından hoşgörüyle karşılandığı anlamına gelmektedir.

Bu beyan, karşı tarafın davasında da belirleyici bir rol oynar: Beyan tarihinden sonra yeni bir kusur kanıtlanamıyorsa, diğer eşin boşanma davası da reddedilebilir.

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/1167, K. 2009/7223

"Davalı-davacı koca 1.5.2006 tarihli celsede boşanmayı gerektirir bir geçimsizliklerinin olmadığını evliliği devam ettirmek istediğini beyan etmiş olması karşısında davacı-davalı kadından kaynaklanan kusurları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır."

8. Ayrılık Döneminde Barışma Girişiminde Bulunmak

Eşlerin ayrı yaşadıkları dönemde bile gerçekleştirilen barışma girişimi — eşi eve çağırmak, eşin yanına gitmek, "tekrar bir arada olmak istiyorum" demek — bazı koşullarda affetme olarak değerlendirilebilir.

Önemli Nüans: Yargıtay, bu konuda iki farklı sonuca ulaşabilmektedir. Barışma girişiminin fiilen barışmayla sonuçlanıp sonuçlanmaması belirleyicidir. (Bu ayrım hakkında bkz. karşı yazı: "Affetme Sayılmayan Durumlar.")

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/12676, K. 2008/12611

"Davalı kocanın açtığı retle sonuçlanan boşanma davasından sonra taraflar bir araya gelmemişlerdir. Ayrılık dönemi içerisinde davacı kadın barışma girişiminde bulunmuş davalı kocadan kaynaklanan kusurları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır."

9. Olaylardan Sonra Evliliğin Uzun Süre Kesintisiz Devam Etmesi

Bir kusur ya da olay yaşandıktan sonra taraflar evliliği yıllarca sürdürmüşse, Yargıtay bunun affetmenin en belirgin işareti olduğunu kabul etmektedir. Sadakatsizlik, şiddet veya başka ağır bir kusurdan sonra bile evlilik sürdürülmüşse, bu davranış hukuki anlamda affetme sonucu doğurur.

📗 Emsal Yargıtay Kararı — Sadakatsizlik Sonrası Evlilik Devam Etmiş

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/9354, K. 2006/15876

"Davacı ve davalının duruşma zaptına geçen beyanları birlikte değerlendirildiğinde kocanın sadakatsizliğinden sonra evlilik birliği uzun süre devam etmiş olup, davalı bu olayı affetmiştir. Bu nedenle 'davacı kocanın sadakatsizliğinin taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet verdiği' şeklindeki gerekçe doğru değildir. Hüküm sonucu, esas bakımından usul ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru görülmezse gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek hüküm onanır."

📗 Emsal Yargıtay Kararı — Yurt Dışından Birlikte Gelip Devam Etmek

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/15603, K. 2010/17322

"Tarafların yurt dışından geldikten sonra 28.8.2008 tarihine kadar bir arada yaşayıp evliliği sürdürmeleri sonucu önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamış sayılmalarının gerekmesine, başkaca da bir olayın varlığının kanıtlanmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA... karar verildi."

10. Ortak Konut Tespiti veya "Eve Dön" İçin İhtar Çekmek

Ayrı yaşayan eşlerden birinin, diğerini ortak konuta davet etmek ya da konutun nerede olduğunu bildirmek amacıyla noter aracılığıyla ihtar göndermesi de affetme sonucu doğurabilir. Çünkü bu davranış, ihtarı gönderen tarafın o tarihe dek gerçekleşen kusurları kabul ederek evliliği yeniden kurmak istediğini ortaya koymaktadır.

📗 Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/6605, K. 2012/3289

"Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının tanık beyanlarında geçen olaylardan sonra evlilik birliği devam ettiği gibi, davacı-davalı 05.10.2007 tarihinde ortak konutun belirlenmesi amacıyla davalı-davacı kocaya ihtar gönderdiği sabit olmuştur. Davacı-davalı bu tarihten önceki olayları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma nedeni yapılamaz. Davacı-davalı kadının boşanma davasının da reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanmaya hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."

11. Affetmenin Hukuki Sonuçları: Tazminat ve Kusur Kaybı

Affetmenin sonuçları yalnızca boşanmanın reddiyle sınırlı değildir. Affedilmiş olgular artık karşı tarafa kusur olarak yüklenemeyeceğinden, bu olgulara dayanılarak talep edilen:

  • Maddi tazminat (TMK m. 174/1) talepleri reddedilir.
  • Manevi tazminat (TMK m. 174/2) talepleri reddedilir.
  • Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) de tamamen kusurlu sayılan tarafa verilemez; bu nedenle kusur tespiti kritik önem taşır.

Sonuç olarak: Affetme, sadece davanın reddini değil — eğer boşanma başka bir yolla gerçekleşirse — tazminat haklarının da yitirilmesini beraberinde getirebilir.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Boşanma davasında "affetme" iddiasıyla karşılaşmak ya da affetme olgusunun sonradan ortaya çıkması, davanızı kökten değiştirebilir. Dava açmadan ya da herhangi bir adım atmadan önce — terk ihtarı, davadan vazgeçme veya eşle birlikte tatile gitme gibi kararlardan önce — bir avukata danışmak bu riskleri önemli ölçüde azaltır. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek durumunuzu değerlendirebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası açıldıktan sonra eşimle birlikte oldum, affetme sayılır mı?

Evet, Yargıtay'a göre dava açıldıktan sonra bile eşle birlikte yaşamak önceki kusurların affedildiği anlamına gelir. Bu durumda birliktelikten önceki olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez; yalnızca birlikteliğin sona ermesinden sonra yaşanan yeni olaylara dayanılabilir.

Terk ihtarı çeksem bile sonradan TMK 166 ile dava açabilir miyim?

Hayır. Terk ihtarı çekmek, ihtar tarihi öncesindeki tüm kusurların affedildiği sonucunu doğurur. İhtar tarihinden sonra gerçekleşen yeni kusurlar varsa bunlara dayanarak TMK 166/1-2 ile dava açmak mümkündür; ancak eski olaylara dayanılamaz.

Önceki davalıktan vazgeçtim (feragat), şimdi aynı sebeplerle yeniden dava açabilir miyim?

Feragat tarihi öncesindeki olaylara dayanarak yeniden dava açmak büyük ölçüde güçtür. Feragat, o olayları affetimiş sayılmanıza neden olur. Yeni bir dava, ancak feragat tarihinden sonra gerçekleşen ve ispat edilebilir yeni kusurlara dayanılarak açılabilir.

Eşimle birkaç günlüğüne bir araya geldik ama sonra ayrıldık; bu yine de affetme sayılır mı?

Kısa süreli birliktelik dahi Yargıtay tarafından affetme olarak değerlendirilebilir. Kararlar incelendiğinde birkaç günden bir aya kadar birlikteliklerin affetme kapsamında tutulduğu görülmektedir. Bu nedenle kısa birliktelikler de hukuki açıdan risk taşır.

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2