Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Düğünde takılan altınların "kaybolmasın, biz saklayalım" denilerek kayınpeder ya da kayınvalide tarafından alınması çok yaygın bir durumdur. Evlilik bozulduğunda kadın, takılarını geri istediğinde sıklıkla şu savunmayla karşılaşır: "Altınları ben almadım, babam aldı; bana dava açamazsın."
Bu savunma her zaman sonuç doğurmaz. Yargıtay, ziynetleri fiilen kayınpeder almış olsa bile, eşin babasıyla menfaat birliği içinde olduğu durumlarda erkek eşin de sorumlu tutulabileceğini ve davanın ona karşı açılabileceğini kabul etmektedir. Bu yazıda ziynet eşyasının hukuki niteliğini, kime dava açılacağını, ispat yükünü ve izlenecek yolu sade bir dille ele alıyoruz.
📑 İçindekiler
Ziynet eşyası; bilezik, kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, küpe, yüzük, saat gibi evlilik münasebetiyle takılan değerli eşyalardır. Bunlar eşlere karşılıksız olarak, yani hediye yoluyla verilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesine göre karşılıksız kazanılan malvarlığı değerleri kişisel mal sayılır. Bu nedenle kadına takılan ziynetler, kural olarak kadının kişisel malıdır ve mal paylaşımına konu edilmez; doğrudan sahibine iade edilmesi gerekir.
TMK 226/1 uyarınca her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Bu talep boşanma davası ve mal rejimi tasfiyesiyle birlikte ileri sürülebileceği gibi, evlilik devam ederken de bağımsız olarak dile getirilebilir.
ℹ️ Bilmeniz Gereken
Evliliğin devam ediyor olması, eşlerin kendi malları üzerindeki tasarruf özgürlüğünü kısıtlamaz (TMK md. 193, 223). Yani takılarınızı geri istemek için boşanmanın kesinleşmesini beklemek zorunda değilsiniz.
Uygulamada en sık rastlanan senaryo şudur: Düğün gecesi ya da kına sonrası takılar "muhafaza" gerekçesiyle kayınpeder veya kayınvalide tarafından alınır, bir daha iade edilmez. Boşanma aşamasında erkek eş, altınları kendisinin almadığını ileri sürerek davanın kendisine yöneltilemeyeceğini savunur.
Bu savunma, hukuk dilinde "pasif husumet yokluğu" itirazıdır. Yani "yanlış kişiye dava açıldı" denmektedir. Ancak bu itiraz, kayınpederin fiilen altınları almış olmasıyla otomatik olarak kabul edilmez.
Pratikte kadın eş, davayı hem erkek eşe hem de altınları aldığını iddia ettiği kayınpedere karşı birlikte yöneltebilir. Bu sayede husumet tartışması nedeniyle hak kaybı yaşanma riski azalır.
Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre, erkek eş ile babası arasında menfaat birliği bulunuyorsa, altınları fiilen baba almış olsa bile ziynetlerin erkek eşin uhdesinde (sorumluluk alanında) olduğu kabul edilir.
Hayatın olağan akışına göre, oğlunun düğününde gelinin takılarını "saklamak" için alan bir babanın, bunu oğlunun ailesi adına ve onun menfaatine yaptığı varsayılır. Bu nedenle erkek eş, "babam aldı, beni ilgilendirmez" diyerek sorumluluktan kurtulamaz.
✔️ Kritik Sonuç
Mahkeme, sırf altınların kayınpeder tarafından alındığı iddiasına dayanarak eşe açılan davayı husumetten reddedemez. Tüm deliller toplanarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir.
Ziynet davaları çoğunlukla ispat aşamasında kazanılır ya da kaybedilir. Kadın eşin iki temel hususu ispatlaması gerekir:
Kadın bu iki hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatladığında, ispat yükü yer değiştirir. Artık erkek tarafın, ziynetleri iade ettiğini veya iade yükümlülüğü bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Zira borçlar hukukunun genel kuralı, alınan şeyin geri verilmesidir.
Önemli: Düğün ve kına videoları, takı töreni fotoğrafları ile altınların alındığı anı gören tanıklar, davanın en güçlü delilleridir. Bu kayıtları dava açmadan önce mutlaka güvence altına alın.
Eşe karşı açılan ziynet alacağı davası Aile Mahkemesi'nin görev alanındadır. Ancak kayınpeder veya kayınvalide eş değildir; onlara karşı açılan dava aile hukukundan değil genel hükümlerden kaynaklanır.
Bu nedenle kayınpedere yönelik talep bakımından genel mahkemeler (Asliye Hukuk Mahkemesi) görevlidir. Her iki davalıya tek dilekçeyle dava açılması halinde mahkeme, kayınpedere ilişkin kısım için görevsizlik kararı verebilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Yanlış mahkemede açılan dava süreyi uzatır, masrafları artırır. Davalıların kim olacağı ve hangi mahkemede dava açılacağı, dilekçe yazılmadan önce stratejik olarak belirlenmelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Takılarınız kayınpederiniz veya kayınvalideniz tarafından alındıysa, eşinizin "ben almadım" savunması hakkınızı ortadan kaldırmaz. Delillerinizi vakit kaybetmeden güvence altına alın ve davalıları ile görevli mahkemeyi doğru belirleyin. Dosyanızı değerlendirmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişim sayfamız üzerinden bağlantı kurabilir, belgelerinizi bize iletebilirsiniz.
Evet. Eşiniz ile babası arasında menfaat birliği bulunuyorsa, altınlar fiilen kayınpederiniz tarafından alınmış olsa da eşiniz sorumlu tutulabilir.
Kadına takılan ziynetler, kim takmış olursa olsun kural olarak kadının kişisel malıdır (TMK md. 220).
Eşe karşı Aile Mahkemesi'nde; kayınpeder veya kayınvalideye karşı ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır.
Düğün videoları, fotoğraflar ve olaya tanık olan kişilerin beyanları en etkili delillerdir.
Evet. TMK 226 uyarınca evlilik devam ederken de diğer eşte bulunan malınızın iadesini talep edebilirsiniz.
Aynen iade mümkün değilse, ziynetlerin bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.06.2026 T. 2026/222 E. 2026/6130 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından ziynet eşyası alacağı talebi yönünden davalı eş için pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilemeyeceği belirtilerek, kararın bozulması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı kadın dava dilekçesinde; düğünde ve kınada takılan ziynet eşyalarının kayın baba ... tarafından muhafaza edileceği gerekçesiyle rızası olmaksızın baskı ile elinden alındığını, ayrıca müvekkiline düğün sebebiyle alınmış olan eşyaların da halen davalı eş ...'de olduğunu belirterek ziynet eşyalarının her iki davalıdan, diğer çeyiz eşyalarının ise davalı ...'den aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiş davalılar vekili ise; kayınbaba tarafından alındığı iddia edilen ziynetler için davalı eşe husumet yöneltilemeyeceğini, ziynetlerin davalı kayınbaba tarafından alındığı iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafından talep edilen çeyiz eşyalarının tamamının varlığını kabul etmediklerini, davalı ...'de bulunan ve dilekçede belirttikleri eşyaları davalı ...'in teslime hazır olduğunu bu nedenle eşyalar yönünden hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddine ziynetler yönünden ise davalı eş ......'e karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile ...'a karşı açılan davanın da altınların kadında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ilk kararı ile; kadının; davalılara karşı açmış olduğu ziynet eşyası ve alacağı davasının kısmen kabulü ile ziynet eşyalarının aynen iadesine bedelinin ise müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı eşe karşı açmış olduğu çeyiz eşyası davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kayınbaba tarafından muhafaza amacıyla alınan ziynet eşyaları yönünden davalı eş ...'ye husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumetten reddine karar verilmesi, davalı ... hakkında açılan davada ise, genel mahkemelerde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi için istinaf talebinin kısmen kabulü ile tarafların sair istinaf talepleri incelenmeksizin dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi gönderme kararı sonrası kadın eşin davalı eşe karşı açmış olduğu ziynet alacağı davasının pasif husmet yokluğundan reddine, çeyiz alacağı davasının kısmen kabulü ile çeyiz eşyalarının aynen iadesine aksi halde bedelinin ödenmesine karar verilmesi üzerine taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı kadının tüm istinaf taleplerinin esastan reddine, erkek eşin çeyiz eşyaları ve alacağı yönünden istinaf talebinin ise kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm tesisine karar verilmiş karar kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (... , Hukuk Sözlüğü, ... 2011, s. 1529).
Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 220 inci maddesinde "Aşağıda sayılanlar kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevi tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler" şeklindeki düzenleme ile kişisel mal kavramı hüküm altına alınmıştır. Evlenen eşlere hediye edilen ziynet eşyaları da, tarafların karşılıksız kazandırma yoluyla elde ettikleri malvarlığı değerlerinden olup kişisel mal olarak nitelendirilmektedir.
Evlilik birliğinin devamı süresince karşılıklı olarak sevgi ve güven duygusuyla hareket eden eşlerin birbirlerine ait mallarını kullanmaları, korumaları veya yönetmeleri hayatın olağan akışına uygun olduğundan; eşler aralarında bu konulara ilişkin bir sözleşme yapma gereği duymazlar. Bu çerçevede, bir eşin diğer eşin malı üzerinde tek başına veya birlikte zilyetliğinin söz konusu olduğu durumlar sıklıkla yaşanmaktadır. Ne var ki özellikle evlilik birliğinin sona ermesine bağlı olarak eşler; birbirlerinin zilyetliğinde bulunan mallarını doğal olarak geri almak isterler. Önemle belirtmek gerekir ki evlilik birliğinin kurulmuş ve edinilmiş mallara katılma rejiminin devam ediyor olması; eşlerin malvarlıkları üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf özgürlüğünü kısıtlamaz (TMK md. 193, 223/1). Dolayısıyla evlilik devam ederken bir eş diğer eşte bulunan malının iadesini talep edebilir.
4721 sayılı Kanun'un "Malların geri alınması ve borçlar" başlıklı 226. maddesinin inc fıkrasında "Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır" hükmünü taşımaktadır. Sonuç olarak eşler, birbirlerinin zilyetliğinde olan mallarını tasfiye davası ile birlikte talep edebileceği gibi tasfiyeden önce de geri isteyebilirler.
Ziynet eşyası davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı kadın eş tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan kadın eşin ikinci olarak ispatlaması gereken husus ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat yükü altındadır. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden kadın eş, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda kadın eş; kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkeğin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Zira borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; asıl olan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır.
Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu ziynetlerin, erkeğin babası tarafından alındığı belirtilerek erkek eşe husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup dava konusu altınlar davalı erkeğin babası tarafından alınmış olduğu iddia edilse dahi tarafların davalının babası ile olan ilişkileri göz önüne alındığında altınların davalı erkeğin uhdesinde bulunduğunun iddia edildiği anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin babası ile menfaat birliği içinde olduğu ve hayatın olağan akışına göre ziynetlerden erkeğin de sorumlu olduğunun ve erkeğe husumet yöneltilebileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca Mahkemece tüm deliller toplanarak davanın esası hakkında sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı eşe yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


