
Son Güncelleme: Ocak 2026 | Milletlerarası İş Hukuku | Maya Avukatlık Bürosu
📋 İçindekiler
Yurt dışında çalışan Türk işçiler, işten ayrıldıklarında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve diğer alacaklarını talep etmek ister. Ancak bu noktada çoğunun fark etmediği kritik bir soru gündeme gelir: Bu alacaklar için hangi ülkenin hukuku uygulanacak?
Türk hukuku mu, çalışılan ülkenin hukuku mu? Bu sorunun yanıtı yalnızca tazminat miktarını değil, dava açma sürenizi, zamanaşımını ve hatta davanızın görülüp görülmeyeceğini doğrudan etkiler. Özellikle Rusya, Belarus, Kazakistan, Azerbaycan ve diğer BDT ülkelerinde görev yapan Türk inşaat ve sektör işçileri için bu mesele son derece kritik hâle gelmiştir.
Türkiye'de bu sorunun cevabı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde belirlenir. Kanun, yurt dışı iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuku iki temel ilkeye bağlar:
Pratikte Türk müteahhit firmaların yurt dışı projelerinde imzalanan iş sözleşmeleri çoğunlukla ayrıntılı hukuki inceleme yapılmadan düzenlenir. Sözleşmede "Belarus hukuku uygulanır" veya "Kazakistan mevzuatına tabidir" gibi tek bir cümle, işçinin tüm haklarını köklü biçimde dönüştürebilir.
ℹ️ Bilinmesi Gereken Temel Kural
Sözleşmedeki hukuk seçimi anlaşması, işçiyi Türk hukukunun zorunlu koruyucu hükümlerinden tamamen yoksun bırakamaz. Ancak zamanaşımı ve dava açma süreleri bakımından yabancı hukukun işçi aleyhine kısa süreler öngörmesi, uygulamada ağır sonuçlar doğurabilir.
Hukuk seçimi anlaşması (choice of law agreement), tarafların iş sözleşmesine veya ayrı bir belgeye dahil ettikleri ve uyuşmazlıkların hangi ülkenin hukukuna göre çözüleceğini belirleyen bir düzenlemedir.
Yurt dışına gönderilen işçilerin büyük bölümü, imzaladıkları sözleşmelerin hukuk seçimi içerip içermediğini bilmez. İşverenin sözleşmeyi hazırladığı dil (Rusça, Belarusça, İngilizce vb.) nedeniyle içerik anlaşılmadan imzalanır. Bu durum, dava aşamasında beklenmedik hukuki engellerle karşılaşılmasına zemin hazırlar.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Yurt dışında birden fazla dönem çalıştıysanız, her dönem için ayrı bir hukuk seçimi anlaşması bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir. Mahkemeler her dönemi bağımsız olarak değerlendirebilir; bu da aynı dava içinde hem Türk hem yabancı hukukun birlikte uygulandığı karmaşık sonuçlara yol açar.
Milletlerarası iş hukuku alanında 2024 yılı sonunda son derece önemli bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi, 5718 sayılı MÖHUK'un 27. maddesinin 1. fıkrasını 05.11.2024 tarihli kararıyla iptal etti.
MÖHUK m.27/1, iş sözleşmelerinde taraflara hukuk seçimi özgürlüğü tanıyan temel düzenlemeydi. Bu fıkra, yabancı işverenlerle imzalanan iş sözleşmelerinde yabancı hukukun uygulanmasının yasal dayanağını oluşturuyordu.
📌 Önemli Not
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, yurt dışında çalışmış veya hâlâ çalışmakta olan işçiler için yeni hukuki imkânlar yaratıyor olabilir. Bu karardan önce zamanaşımı gerekçesiyle reddedilen alacak talepleriniz bulunuyorsa, davanızın yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini bir avukata danışmanız önem taşır.
Türk iş hukukunda işçi alacakları için öngörülen zamanaşımı süreleri görece uzundur: kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarında beş yıllık genel zamanaşımı süresi geçerlidir.
Belarus İş Kanunu ise bambaşka bir tablo ortaya koyar.
⚠️ Belarus İş Kanunu Madde 242: 3 Aylık Dava Açma Süresi
Belarus Cumhuriyeti İş Kanunu'nun 242. maddesi uyarınca, bireysel iş uyuşmazlıklarında işçinin mahkemeye başvurma süresi yalnızca üç (3) aydır. Bu süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Türkiye'de ikamet eden bir işçi için bu süreyi takip etmek son derece güçtür ve zaman zaman fark edilmeden kaçırılır.
| Konu | Türk İş Hukuku | Belarus İş Hukuku |
|---|---|---|
| Genel Zamanaşımı | 5 yıl | 3 ay |
| Kıdem Tazminatı | Hizmet süresiyle orantılı, yasal güvence altında | Farklı hesaplama rejimi |
| Süre Kaçırılırsa | Def'i ileri sürülmezse dava görülür | Tüm alacaklar reddedilir |
| Bilirkişi Zorunluluğu | Yok | Yabancı hukuk bilirkişisi gerekebilir |
Görüldüğü üzere, Türkiye'de beş yıl içinde açılabilecek bir dava, Belarus hukukuna tabi çalışma dönemi nedeniyle tamamen reddedilebilir. İş sözleşmesi sona erdikten sonra Türkiye'ye dönen ve hakkını aramak için zaman harcayan işçi, mahkeme kapısına geldiğinde artık çok geç olduğunu öğrenebilir.
Yurt dışında çalışan işçilerin büyük bölümü tek kesintisiz bir süre değil, birden fazla dönem halinde görev yapar. Bu durumda mahkemeler her dönemi ayrı ayrı inceler ve her dönem için uygulanacak hukuku bağımsız olarak saptar.
Örneğin bir işçinin;
Bu bölünmüş dönem yapısı, davanın hem Türk hem de yabancı hukuk kurallarının eş zamanlı uygulandığı karmaşık bir hukuki süreç hâline gelmesine yol açar. İki ayrı hukuk sisteminin hesaplama yöntemleri, zamanaşımı süreleri ve ispat kuralları farklılaşır.
ℹ️ Bilirkişi Süreci
Yabancı hukukun uygulandığı dönemler için mahkeme gerektiğinde yabancı hukukta uzman bir bilirkişiden rapor alır. Bu süreç, yargılamayı uzatır ve ek maliyet doğurur. Yabancı hukuk bilirkişisinin görüşüne itiraz hakkınız saklıdır.
Yurt dışı işçi davalarında en sık hak kaybına yol açan usul hatalarından biri, ıslah dilekçesi verilmesi ve ardından zamanaşımı def'inin gündeme gelmesidir.
Islah (amendment of claim), dava açıldıktan sonra talep edilen miktarın artırılması için başvurulan yasal bir yoldur. Özellikle kısmi dava olarak açılan işçi davalarında, bilirkişi raporunun gerçek alacak miktarını ortaya koymasının ardından eksik kalan tutar ıslah yoluyla talep edilir.
Türk usul hukukuna göre davalı taraf, ıslah dilekçesine karşı yasal süre içinde zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. Bu durumda mahkeme, ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının dolup dolmadığını inceler.
Bu riskin önüne geçmek için, yurt dışı işçi davalarında dava stratejisinin başından itibaren doğru kurgulanması ve ıslah kararının dikkatli bir zamanaşımı analizi yapılarak verilmesi gerekir.
Yurt dışında çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen ya da iş sözleşmesi sona eren bir işçi olarak atmanız gereken adımlar:
✅ Sonuç: Zamanaşımını Kaçırmadan Hareket Edin
Yurt dışında çalışıp işten ayrılan her işçinin durumu birbirinden farklıdır. Hangi hukukun uygulanacağı, hangi alacakların talep edilebileceği ve ne kadar süre içinde dava açılması gerektiği; sözleşmenize, çalışma dönemlerinize ve mevcut yargı içtihatlarına göre değişir. Maya Avukatlık Bürosu olarak, milletlerarası iş hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık almak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | E. 2025/9792 | K. 2026/119 | T. 14.01.2026
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 29.08.2009-14.08.2010… 05.2013-25.11.2016 tarihleri arasında demirci olarak saatlik net 4,25 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence sonlandırılıp Türkiye'ye gönderildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, yurt dışında yapılan çalışmalarından dolayı Türk mevzuatının olayda uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.09.2021 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
… 20. İş Mahkemesinin 06.09.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 30.11.2021 tarihli kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.03.2022 tarihli kararı ile; davacının 14.05.2013-25.11.2016 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi yönünden bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan dava konusu alacakların ait olduğu söz konusu çalışma dönemi hakkında Belarus hukukunun uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca gerekirse Belarus hukukunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
… 20. İş Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli kararı ile; davacının 14.05.2013-25.11.2016 tarihleri arasındaki çalışma döneminde Belarus hukukunun uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 25.11.2016 tarihinde sona erdiği, davanın ise 28.02.2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla Belarus Cumhuriyeti İş Kanunu'nun 242. maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresi olan üç aylık sürenin geçtiği, Türk hukukunun uygulandığı dönem yönünden ise davacının ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.02.2024 tarihli kararı ile; kıdem ve ihbar tazminatları yönünden davanın kısmi dava türünde açıldığı, davacı vekilinin 16.08.2021 tarihli dilekçesi ile ihbar tazminatı talebini ıslah ettiği, davalı vekilinin ise 23.08.2021 havale tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, dava dilekçesinde talep edilen miktar ile Türk hukukuna tâbi çalışma dönemindeki fesih tarihi (14.08.2010) dikkate alındığında bu döneme ilişkin ihbar tazminatı bakımından ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilmemesinin hatalı olduğu, diğer yandan İlk Derece Mahkemesince Belarus hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin alacak taleplerinin Belarus Cumhuriyeti İş Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi karşısında Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine bu reddedilen miktarlar nedeniyle vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Yabancı hukuk uygulanmasının dayanağı olan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27/1 hükmünün Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararı ile iptaline karar verildiğini,
b. Belarus İş Kanunu'nun 242. madde gereğince geçerli sebeplerden dolayı sürelerin dolması hâlinde sürenin mahkeme tarafından yenilenmesi gerektiğini,
c. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
d. Yabancı iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyetini kısıtladığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın tamamen zamanaşımına uğradığını, b. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, c. Yargılama konusu davada müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, d. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, e. Net ücretin brüt ücrete çevrilmesinin hukuka aykırı olduğunu, f. Davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; Türk hukukuna tâbi çalışma dönemine ilişkin ihbar tazminatı talebi bakımından ıslaha karşı zamanaşımı def'inin gözetilmesine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


