Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Yıllık İzin Ücretinde İspat Yükü ve İşçinin Mahkemece Dinlenmesi

Yıllık ücretli izin, iş sözleşmesi sona erdiğinde parasal bir alacağa dönüşebilir. Ancak bu alacağın davada ileri sürülmesi kadar, mahkemenin iddiayı nasıl araştıracağı da davanın sonucunu belirleyen önemli bir usul meselesidir. Özellikle işçinin uzun yıllar boyunca hiç izin kullanmadığı ileri sürüldüğünde, ispat yükünün kimde olduğu ve mahkemenin işçiyi bizzat dinleyip dinlemeyeceği kritik hale gelir.

Yıllık İzin Alacağında İspat Yükü Kimdedir?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesine göre, iş sözleşmesi herhangi bir sebeple sona erdiğinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret son ücret üzerinden ödenir. Uygulamada asıl tartışma, işçinin izin kullanıp kullanmadığının nasıl ispat edileceği noktasında yoğunlaşır.

Yerleşik içtihada göre:

  • İzin kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir.
  • İşçi, izin talep ettiğini ayrıca kanıtlamak zorunda değildir.
  • İşveren bu yükü yerine getiremezse, alacak işçi lehine değerlendirilebilir.

İşveren İzni Kullandırdığını Nasıl İspatlar?

İşverenin ispat yükünü yerine getirmesi için tek geçerli yöntem, izin kullanımını gösteren yazılı ve imzalı belgelerdir.

  • İmzalı yıllık izin defteri
  • İşçi tarafından imzalanmış izin formu
  • Bu belgelere eşdeğer, tarih ve imza içeren yazılı kayıtlar

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

İşveren, imzasız veya eksik kayıtlarla izin kullandırıldığını ispat edemez. Bu durumda ispat yükünü üzerinde taşıyan işveren, işçiye yemin teklif edebilir; bu, usul hukukunun izin verdiği son çaredir.

"Uzun Süre Kullanılmayan İzin" ve 5 Yıllık Kural

İşçinin, çalıştığı süre boyunca hiç izin kullanmadığı iddiası, hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak değerlendirilir ve mahkemenin daha dikkatli bir araştırma yapmasını gerektirir.

ℹ️ 5 Yıl Kuralı Nedir?

Yargıtay içtihadında "uzun süre" ifadesi, beş yıl ve daha fazla süre olarak yorumlanmaktadır. Kullanılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazlasını kapsaması hâlinde, aşağıda anlatılan ek usuli güvence devreye girer.

Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi: İşçi Neden Mahkemede Dinlenir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesi, hâkime "davayı aydınlatma ödevi" yükler. Bu ödev gereği hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir.

Beş yıl ve üzeri süreyle izin kullanılmadığı iddia edildiğinde, hâkimin sadece dosya üzerinden veya bilirkişi raporuna dayanarak karar vermesi yeterli görülmez. Bu durumda süreç şu şekilde işlemelidir:

1
Alacak talep edilir: İşçi, kullanmadığı iddia ettiği yıllık izin süresine ait ücreti dava yoluyla talep eder.
2
İşveren ispat girişiminde bulunur: İmzalı izin defteri veya eşdeğer belge sunmaya çalışır.
3
Belge yoksa yemin teklifi değerlendirilir: İspat edilemeyen kısımlar için yemin müessesesi devreye girebilir.
4
İddia 5 yılı kapsıyorsa hâkim işçiyi duruşmaya çağırır: HMK m.31 gereği davayı aydınlatma ödevi işletilir.
5
İşçinin beyanı alınır: Çalışma ve dinlenme süreleri hakkındaki beyanı bizzat dinlenerek açıklığa kavuşturulur.
6
Karar verilir: Beyan sonucu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hüküm kurulur.

Bu Usule Uyulmazsa Ne Olur?

Beş yıl ve üzeri süreli izin iddialarında, mahkemenin işçiyi dinlemeden ve sadece bilirkişi hesabına dayanarak karar vermesi, eksik araştırma olarak kabul edilir.

✅ Karar Özeti

Eksik araştırmayla kurulan bir hüküm, tek başına bozma sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu ilke, hem işçi tarafı için mahkemece dinlenme güvencesi sağlar, hem de işveren tarafına doğru savunma stratejisi kurma fırsatı verir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yıllık izin ücretinin ispat yükü kimdedir?

İspat yükü işverene aittir. İşveren, izin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile göstermelidir.

İşveren izni ispatlayamazsa ne olur?

İşveren belgeyle ispat edemediği takdirde işçiye yemin teklif edebilir. Bu da sonuç vermezse alacak işçi lehine değerlendirilebilir.

"5 yıl kuralı" ne anlama gelir?

Yargıtay içtihadında, beş yıl ve üzeri süreyle kullanılmadığı iddia edilen yıllık izinlerde, hâkimin re'sen davacı işçiyi dinlemesi gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkeme beni neden duruşmaya çağırır?

HMK m.31'de düzenlenen davayı aydınlatma ödevi gereğidir. Hâkim, uyuşmazlığı netleştirmek için tarafları bizzat dinleyebilir.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Yıllık izin ücreti alacağının ispatı, elinizdeki belgelere ve mahkemenin dosyayı ele alış şekline göre farklılık gösterebilir. Özellikle uzun süredir kullanılmayan izin iddialarında sürecin doğru yönetilmesi önem taşır. Durumunuzu değerlendirmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 03.02.2026 T. 2026/371 E. 2026/738 K.

Uyuşmazlık Mahkemesinin 07.07.2025 tarihli ve 2025/294 Esas, 2025/461 Karar sayılı kararı ile davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna ve ... 14. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile ... 45. İş Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli ve 2023/627 Esas, 2024/244 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda;

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.11.1996-16.06.2023 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı ...Eğitim Merkezi tarafından açılan kurslarda usta öğretici olarak çalıştığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, eksik ödenen ücret alacağı ile ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; usta öğreticiler iş sözleşmesi ile çalıştırılmadığından taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahkeme kararlarında belirtildiği üzere statü hukukuna dayandığını, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4, 9 ve 89. maddelerine göre uyuşmazlığın çözümünün idari yargıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli kararı ile; taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, aralarındaki ilişkinin statü hukukuna tâbi olduğu, bu durumda idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

3. Dairemizin 21.01.2025 tarihli ilâmıyla; Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

A. Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı

1. ... 14. İdare Mahkemesinin 2025/360 esasına kayıtlı olarak açılan davada, 17.04.2025 tarihli karar ile uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varılarak görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur.

2. Uyuşmazlık Mahkemesinin 07.07.2025 tarihli ve 2025/294 Esas, 2025/461 Karar sayılı kararı ile; İdareyle davacı arasında bir iş ilişkisi kurulduğu, talep edilen alacakların 4857 sayılı İş Kanunu'ndan (4857 sayılı Kanun) kaynaklanan alacaklar olduğu dikkate alındığında uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözülmesi gerektiği ve adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesi ile ... 14. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile ... 45. İş Mahkemesince verilen 28.05.2024 tarihli ve 2023/627 Esas, 2024/244 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi Kararından Sonra Verilen Karar

Mahkemenin ilâm başlığında yazılı tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; feshin haklı ve geçerli nedene dayandığının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının en son aylık giydirilmiş brüt 12.508,32 TL ücretle çalışmasının olduğu, ödenmeyen ücret, yıllık izin ve ilave tediye alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının işçi statüsünde olmadığını, statü hukukuna tâbi olduğunu, 4857 sayılı Kanun anlamında sürekli ve belirsiz süreli bir iş sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceğini,

2. Davacının tam zamanlı değil kısmi zamanlı çalışma rejimine tâbi olduğundan kıdem tazminatına hak kazanamadığını,

3. İş hukuku rejimine özgü sürekli çalışma ve ücretli izin kavramlarının davacı bakımından uygulanma imkânı olmadığını, yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,

4. Davacının valilik/kaymakamlık onayına istinaden saat üzerinden saat başı kabul edilen ücrete göre çalıştığını,

5. Davacının ilave tediye hükümlerinden yararlandırılmasına imkân bulunmadığını,

6. Uyuşmazlık konusu işçilik alacaklarına hak kazanamayacağını,

7. Hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; davacının işçi sayılıp sayılamayacağı ve bu kapsamda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, ilave tediye ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanamayacağı ve bu alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dairemizce usta öğreticiler bakımından uygulanan kriterlere göre öncelikle davacının bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ayda fiilen çalıştığı toplam gün sayısına bölünerek günlük ortalama çalışma saat süresi bulunmalıdır. Bulunan günlük ortalama çalışma saat süresinin, ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde ulaşılan miktar nazara alınarak çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri hesaplanmalıdır. Bu hesaplama, her ay için ayrı ayrı yapılmalıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse ilgili ayda, toplam yüz kırk ders saati fiilen çalışan bir usta öğreticinin, o ay için aylık fiilen çalıştığı gün sayısının yirmi gün olduğu ve ders saati ücretinin ise 10,00 TL olduğu kabul edilirse bu ayda çalışılan toplam ders saatinin (140 saat), fiilen çalıştığı toplam gün sayısına (20 gün) bölünmesi neticesinde, günlük ortalama çalışma saat süresinin yedi saat olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Söz konusu günlük ortalama çalışma saat süresinin (7 saat), ders saati ücreti (10,00 TL) ile çarpımı neticesinde ulaşılan 70,00 TL miktarı, çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatili ücretidir.

Taraflar arasında, akdi tatile ilişkin bir anlaşma olmadığından, usta öğretici olan davacının 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre, çalışma karşılığı olmadan ücreti ödenmesi gerekli hafta tatili gününün, haftada sadece bir gün olduğu kabul edilmelidir.

Aylık ücret miktarının belirlenmesine gelince; usta öğreticiye ilgili ay için, o ayda fiilen çalıştığı ders saati ile ders saat ücretinin çarpımı neticesinde bulunacak tutara, o ayda çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarı eklenmeli ve ulaşılan sonuç aylık ücret miktarı olarak esas alınmalıdır. Örneğin, ilgili ayda, toplam yüz kırk ders saati fiilen çalışan ve ders saati ücreti 10,00 TL olan bir usta öğreticinin, fiili çalışması karşılığı hak kazandığı tutar, 1.400,00 TL'dir. Yukarıdaki paragraftaki hesaplamaya göre, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili gününün ücretinin 70,00 TL olduğu ve ilgili ay için çalışma karşılığı olmadan toplam dört günlük hafta tatili ücretinin bulunduğu kabul edilirse, bu ay için ödenmesi gerekecek toplam çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günü ücreti 70,00 TL x 4 = 280,00 TL olacaktır. 1.400,00 TL ile 280,00 TL'nin toplamı neticesinde ulaşılan 1.680,00 TL miktarı, aylık ücret miktarı olarak tespit edilmelidir.

Diğer taraftan, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı hakların son ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kuraldır. Ancak eldeki uyuşmazlıkta, davacının aylık maktu ücretle değil, ders saati ücreti ile çalıştığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine göre davacının aylık ücretinin aydan aya değişebilmesi durumu söz konusudur. Bu hâlde, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı haklarda, davacıya son bir yıl içinde ödenen aylık ücretlerin ortalamasının esas alınması gereklidir.

Ayrıca ilave tediye alacağının hesaplanmasında, yukarıda açıklanan çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günü için belirlenen günlük ücret hesap yöntemi esas alınarak Bakanlar Kurulunca tespit edilen ilave tediye ödeme tarihindeki işçinin bir günlük ücreti dikkate alınmalıdır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait puantaj kaydı veya ders saat sayılarını gösterir kaydın dosya içerisinde bulunmadığından tanık beyanları ile 3 sayfalık kurs defter içeriğine göre davacının günlük 6 saat çalıştığının tespit edildiği, ücret fark alacağı hesaplanırken 6 saatlik ders sayısı ve ... Kurumu kayıtlarından çalışılan toplam gün sayısı tespit edilerek yukarda açıklanan şekilde o ay için günlük ücretin kaç lira olduğu tespit edilmek sureti ile çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti her ay için ayrı ayrı tespit edilerek hüküm altına alınmıştır. Her ay için belirtildiği şekliyle aylık ücretinin hesaplanma yöntemi yerinde ise de kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti hesabında, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 7. sayfasındaki tespitlerden yararlanılarak son bir yıl içinde ödenen aylık ücretlerin ortalamasının esas alınması gerekli iken bu hususa dikkat edilmeksizin hesaplama yapılması hatalı olmuştur.

3. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 150 gün olduğu belirlenmiş ve davacının izin kullanmadığının kabulü ile yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının uzun yıllar (10 yıl boyunca) hiç izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir.

Eksik araştırmayla hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2