Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Yabancı Vasiyetname Türkiye'de Geçerli mi? Yabancıların Türkiye'deki Miras ve Taşınmaz Hakları Rehberi

Yabancı Vasiyetname Türkiye'de Geçerli mi? Yabancıların Türkiye'deki Miras ve Taşınmaz Hakları Rehberi

Türkiye'de taşınmazı, banka hesabı veya şirket payı bulunan bir yabancı vefat ettiğinde ya da yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı orada vasiyetname düzenleyip öldüğünde, mirasçılar aynı soruyla karşılaşır: Yurt dışında yapılan vasiyetname ve yabancı mahkemenin düzenlediği belgeler Türkiye'de geçerli olur mu?

Cevap tek bir cümleyle verilemez. Mirasın hangi hukuka tabi olduğu, vasiyetnamenin şeklen geçerli olup olmadığı, yabancı belgenin gerçekten bir “mahkeme kararı” sayılıp sayılmadığı ve malın Türkiye'de bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenir. Bu rehber, bu soruları Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında sırayla ele alır.

✅ Kısa Cevap

  • Yurt dışında yapılan vasiyetname, şekil bakımından La Haye Sözleşmesi'ndeki bağlama kurallarından birine uygunsa Türkiye'de de geçerli sayılabilir.
  • Türkiye'deki taşınmazlar yönünden esas bakımından Türk hukuku uygulanır; saklı pay gibi kurallar yabancı hukuka göre belirlenmez.
  • Vasiyetname açılış tutanağı ve yabancı veraset belgesi kendiliğinden tanınmaz; tanıma veya tenfiz için bir mahkeme kararı ve kesinleşme şartı aranır.
  • Yabancı mirasçının taşınmazı tapuya alabilmesi, Tapu Kanunu m. 35 koşullarına da bağlıdır.

Yabancı Mirasbırakanın Mirasına Hangi Ülkenin Hukuku Uygulanır?

Türk milletlerarası özel hukuku, mirası kural olarak ölenin millî hukukuna bağlar (5718 sayılı MÖHUK m. 20/1). Yani yabancı bir mirasbırakanın mirası, vatandaşı olduğu devletin hukukuna göre değerlendirilir. Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.

Kanun, miras ilişkisini tek bir bağlama kuralına sıkıştırmaz. Farklı sorular farklı hukuklara bağlanır:

Genel Miras StatüsüÖlenin millî hukuku (MÖHUK m. 20/1).
Türkiye'deki TaşınmazTürk hukuku (MÖHUK m. 20/1).
Mirasın Açılması, İktisabı, TaksimiTerekenin bulunduğu ülke hukuku (MÖHUK m. 20/2).
Vasiyetin ŞekliYapıldığı yer hukuku, işlemin esasına uygulanan hukuk veya ölenin millî hukuku (MÖHUK m. 7 ve 20/4).
Tasarruf EhliyetiTasarrufun yapıldığı andaki millî hukuk (MÖHUK m. 20/5).

⚖️ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/1587, K. 2023/1934 (15.06.2023)

“Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK'un 20 nci maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimlik şekil kuralının amacı, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır.”

Vatandaşlık Durumu Sonucu Değiştirebilir

Uygulanacak hukuk, mirasbırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlığına bağlıdır. Eski mevzuat döneminde Türk vatandaşıyla evlenen yabancı kadınların evlilikle Türk vatandaşlığını kazandığı olaylarda (1312 sayılı Kanun m. 13), mirasbırakan Türk vatandaşı sayılmış ve yurt dışında düzenlediği vasiyetname Türk hukukuna göre değerlendirilmiştir. Birden fazla vatandaşlığı bulunan mirasbırakanlarda millî hukukun tespiti ayrıca incelenir (MÖHUK m. 4).

⚖️ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/1587, K. 2023/1934 (15.06.2023)

“Somut uyuşmazlıkta; mirasbırakan ... Türk vatandaşı olduğundan dava konusu vasiyetnamenin Türk Hukuku kapsamında değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararlarının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı ...”

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Ölüm tarihi belirleyicidir. Mirasçılık ve ölüme bağlı tasarrufun hükümleri, mirasbırakanın öldüğü tarihte yürürlükte olan hukuka göre belirlenir. Uzun yıllar önce vefat etmiş kişilerin mirasında eski mevzuat da incelenmelidir.

Türkiye'deki Taşınmazlar Neden Türk Hukukuna Tabidir?

Mirasbırakan hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun, Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Uygulamada bunun üç önemli sonucu vardır:

  • Saklı pay ve tasarruf özgürlüğünün sınırları (TMK m. 505 vd.) Türk hukukuna göre belirlenir.
  • Mirasçıların sırası ve payları bakımından Türk miras hukuku esas alınır.
  • Yabancı bir mahkemenin veya makamın Türkiye'deki taşınmaza ilişkin işleminin tenfizi, Türk hukukunun münhasıran uygulanması kuralıyla bağdaşmaz.

⚖️ Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/1967, K. 2024/926 (19.02.2024)

“... vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında olduğundan bahisle tenfizinin de kabul edilmesi, ... Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk hukukunun uygulanacağı hükmüne aykırı olmuştur.”

⚠️ Şekil ile Esas Aynı Şey Değildir

Yabancı vasiyetnamenin şeklen geçerli olması, vasiyetin Türkiye'deki taşınmaz bakımından saklı payları ihlal etmeyeceği anlamına gelmez. Saklı payı zedelenen mirasçı, tenkis davası (TMK m. 560 vd.) yoluna başvurabilir. Hak düşürücü süreler somut olaya göre değiştiği için süreler mutlaka bir avukata hesaplatılmalıdır.

Yurt Dışında Yapılan Vasiyetname Türkiye'de Şeklen Geçerli mi?

Şekil şartlarına uygunsa evet, geçerli olabilir. Türkiye, 5 Ekim 1961 tarihli La Haye Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Sözleşmesi'ne 1983 yılında taraf olmuştur. Sözleşme, şekil geçerliliği için birden fazla seçenek sunar. Amaç, vasiyetnamenin ayakta tutulmasıdır (favor testamenti).

Sözleşmenin 1. maddesine göre vasiyet, şekil yönünden aşağıdaki hukuklardan herhangi birine uygunsa geçerlidir:

  • Vasiyetin yapıldığı yerin iç hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyeti yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu devletin iç hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyeti yaptığı veya öldüğü anda ikametgâhının bulunduğu yerin iç hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyeti yaptığı veya öldüğü anda mutat meskeninin bulunduğu yerin iç hukuku,
  • Taşınmazlar söz konusuysa, malların bulunduğu yerin iç hukuku.

Taşınmaz Türkiye'de olsa bile malın bulunduğu yer hukukuna uyma zorunluluğu yoktur. Yargıtay, taşınır–taşınmaz ayrımı yapmadan sözleşmedeki seçeneklerden birine uygun düzenlenen vasiyetnamenin şeklen geçerli sayılması gerektiğini kabul etmiştir. Yurt dışında noter, tanık veya resmî makam önünde düzenlenen bir vasiyetname, yalnızca “Türk Medeni Kanunu'nun şekil kurallarına uymuyor” gerekçesiyle Türkiye'deki taşınmaz yönünden iptal edilemez.

⚖️ Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/3614, K. 2024/5897 (23.12.2024)

“... La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenerek vasiyetnamelerin ayakta tutulması ve akit devletler arasındaki yeknesaklığın sağlanması amaçlanmıştır. ... taşınır taşınmaz ayrımı yapmaksızın vasiyetnamenin ayakta tutulması (favor testamenti) amacıyla ...”

Resmî ve El Yazılı Vasiyetnamede Dikkat Edilecekler

  • El yazılı vasiyetname: Metnin ve imzanın vasiyetçinin eli ürünü olması gerekir. İmza ve yazı, Adli Tıp Kurumu veya kriminal laboratuvar raporlarıyla incelenebilir. Eli ürünü olmadığı anlaşılan vasiyetname, hem yapıldığı yer hukukuna hem de Türk hukukuna göre şeklen geçerli sayılmaz.
  • Yabancı hukukun içeriği: Tanık sayısı, tanık imzası gibi şekil şartları vasiyetin yapıldığı ülkenin mevzuatına göre aranır. Bu mevzuat, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla tercümeli olarak tespit edilebilir.
  • Belgelerin hazırlanması: Vasiyetname ve ilgili belgelerin apostil şerhi veya konsolosluk onayı ile yeminli tercümesi hazır tutulmalıdır.

Yabancı Vasiyetname Açılış Tutanağı ve Veraset Belgesi Türkiye'de Tanınır mı?

Pek çok mirasçı, yurt dışında aldığı belgelerin Türkiye'de kendiliğinden geçerli olduğunu düşünür. Oysa Türk hukuku ayrı bir yol çizer. Yabancı bir belgenin Türkiye'de hüküm doğurması için önce bir mahkeme kararı olması, sonra tanıma veya tenfiz şartlarını taşıması gerekir.

Tanıma ve Tenfiz Arasındaki Fark

  • Tanıma: Yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisinin Türkiye'de kabul edilmesidir.
  • Tenfiz: Kararın Türkiye'de icra edilebilir hale getirilmesidir. Kararın içeriği icra organlarının harekete geçmesini gerektiriyorsa tenfiz davası açılır.

Hangi Belge Tanınır, Hangisi Tanınmaz?

Kesinleşmiş Yabancı Mahkeme KararıHukuk davasına ilişkin ve kesinleşmişse, MÖHUK m. 50 ve 54 şartlarıyla tanıma veya tenfiz davası açılabilir.
Vasiyetname Açılış TutanağıAçılış protokolü mahkeme kararı sayılmaz, kesinleşme şerhi verilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tanıma talebinin reddi gerektiğini kabul etmiştir.
Yabancı Veraset BelgesiKesin hüküm kuvveti bulunmadığından tanıma veya tenfiz kararı verilemez.
Türkiye'deki TaşınmazTaşınmaz hakkında münhasıran Türk hukuku uygulandığından tenfiz kabul edilmez.

⚖️ Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2022/3214, K. 2023/4737 (16.10.2023)

“... dava konusunu oluşturan belgenin vasıflandırması yapıldığında içeriği itibariyle mahkeme kararı niteliğinde olmadığı, idari bir tasarruf olduğu anlaşılmıştır. ... yabancı kararın tanınması için kesinleşmiş olması, ... kesinleşme şerhi veya belgesinin dava dilekçesine eklemesi gerekmektedir.”

⚖️ Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/1038, K. 2024/538 (06.11.2024)

“... tanınması ve tenfizi talep edilen kararın, anılan mahkemenin kendi usul kurallarına göre vasiyetin açılması işlemi niteliğinde olduğu, mahkeme kararı olmadığı için kesinleşme işlemi uygulanamayacağı, bu hâliyle 5718 sayılı Kanun'un 50 ve devamındaki maddeleri kapsamında tanımlanan tenfizi kabil bir ilâm niteliğinde olduğu söylenemez.”

⚖️ Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/1967, K. 2024/926 (19.02.2024)

“... yabancı mahkeme tarafından verilmiş mirasçılık belgesinin kesin hüküm kuvveti bulunmadığından tenfizine ve tanınmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ...”

⚠️ Kesinleşme Şerhi Olmadan Tanıma Olmaz

Tanıma veya tenfiz dilekçesine yabancı kararın aslı veya onaylı örneği, onaylı tercümesi ve kararın kesinleştiğini gösteren şerh veya belge eklenmelidir (MÖHUK m. 53). Bu belgeler sunulmayan dosyalarda talep reddedilebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

ℹ️ MÖHUK m. 51

Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinde açılır. Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.

Türk Mahkemesi Yabancı Kararın Esasını İncelemez

Tanıma ve tenfiz davasında Türk mahkemesi yalnızca kanundaki şartların bulunup bulunmadığına bakar. Yabancı mahkemenin maddi hukuk bakımından doğru karar verip vermediğini incelemez. Bu ilkeye revizyon yasağı denir. Bu nedenle itirazların, kararın verildiği ülkede ve zamanında ileri sürülmesi önem taşır.

Vasiyetname açılış tutanağının tanınabilir bir belge olup olmadığı konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla karar vermiştir. Karşı oy yazan üyeler, açılışın mahkeme gözetiminde yapıldığını ve tespit niteliği taşıdığını savunmuştur. Bu tartışma karşısında Türkiye'deki mal varlığı için yabancı belgeye güvenmek yerine, Türk mahkemesinde mirasçılık belgesi ve vasiyetnamenin açılması işlemlerini yürütmek çoğu dosyada daha öngörülebilir bir yol olarak değerlendirilebilir.

Yabancı Mirasçı Taşınmazı Tapuya Nasıl Alır?

Mirasçının yabancı uyruklu olması, miras yoluyla edinilen taşınmazın tescilini ek bir denetime tabi kılar. Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklılık ve kanuni sınırlamalara uyma şartıyla Türkiye'de taşınmaz edinebilir (2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35). Aynı koşul ve sınırlamalar, kanuni miras yoluyla edinimde de aranır.

⚖️ Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/1967, K. 2024/926 (19.02.2024)

“... yabancı uyruklu gerçek kişilerin karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uymak şartıyla Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilecekleri (2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi); kanuni miras yoluyla edinmede de aynı koşul ve sınırlamaların aranacağı gözetilmelidir.”

  • Mirasçının uyruğu ve karşılıklılık durumu belirlenmelidir.
  • Taşınmazın niteliği ve bulunduğu bölge, yasal sınırlamalar bakımından değerlendirilmelidir.
  • Mirasçılık belgesi ve varsa vasiyetnamenin Türkiye'de açılması işlemleri, tapu intikalinden önce tamamlanmalıdır.

Vasiyetle Tanıma ve Yabancı Kökenli Mirasçılar

Yurt dışında doğmuş veya yaşayan bir çocuğun Türk babanın mirasçısı olup olmadığı çoğu zaman soy bağına bağlıdır. Evlilik dışında doğan çocuk ile baba arasındaki soy bağı tanıma veya babalık hükmüyle kurulur. Tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu, resmî senette ya da vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur (TMK m. 295).

Vasiyetnameyle yapılan tanıma ölüme bağlı bir tasarruftur ve hükümlerini tanıyanın ölümünden sonra doğurur. Tanımanın mümkün olup olmadığı, ölüm tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. Evli erkeğin evlilik dışı çocuğunu tanımasına engel olan eski hüküm, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

⚖️ Anayasa Mahkemesi · B. No: 2013/2758 (17.02.2016)

“Özellikle vasiyetname ile yapılan tanıma işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklardaki ilgili beyanın yorumunda, belirtilen ilkeler ve murisin iradesi kadar önemli olan bir başka unsur çocuğun menfaatidir. Zira söz konusu yorum, evlilik dışında dünyaya gelen çocuk ile baba arasında soy bağı kurulmasını sağlayabilecektir.”

Anayasa Mahkemesi'ne göre mahkemeler vasiyetnamedeki ifadeyi yorumlarken yalnızca lafza bakamaz. Vasiyetçinin gerçek iradesi, ölüme bağlı tasarrufu ayakta tutma ilkesi ve çocuğun menfaati birlikte gözetilmelidir. Yetersiz gerekçeyle yapılan yorum, aile hayatına saygı hakkını (Anayasa m. 20) ihlal edebilir.

Yabancı boşanma kararlarında da benzer bir tuzak vardır. Yabancı mahkemeden alınan boşanma kararı Türkiye'de tanınmadıkça nüfus kayıtlarında evlilik devam ediyor görünür. Bu durum mirasçılık ilişkilerini ve çocuğun hukuki statüsünü etkileyebilir.

Yurt Dışından Gelen Miras Dosyasında Yol Haritası

1
Belgeleri toplayın: Ölüm belgesi, vasiyetname, varsa yabancı mahkeme kararı ve veraset belgesi. Apostil şerhi veya konsolosluk onayı ile yeminli tercümelerini hazırlayın.
2
Millî hukuku belirleyin: Mirasbırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlığını ve varsa çifte vatandaşlığını netleştirin.
3
Türkiye'deki malları listeleyin: Taşınmaz, banka hesabı, şirket payı gibi varlıkları ayırın. Taşınmazlar için Türk hukuku esas alınır.
4
Türkiye'de mirasçılık belgesi ve vasiyetnamenin açılması: Veraset işleri çekişmesiz yargı işidir ve sulh hukuk mahkemesinde yürütülür (HMK m. 382-383, TMK m. 598).
5
Yabancı mahkeme kararı varsa: Kesinleşme şerhini temin edin ve MÖHUK m. 50 ile 54 şartlarını değerlendirin. Gerekirse asliye hukuk mahkemesinde tanıma veya tenfiz davası açın.
6
Tapu ve diğer işlemler: Tapu Kanunu m. 35 koşullarını kontrol edin, ardından tapu, banka ve şirket işlemlerini yürütün.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Yurt dışında yapılan vasiyetname şekil bakımından geçerli olabilir. Ancak Türkiye'deki taşınmazlar için Türk hukuku, yabancı belgeler için tanıma ve tenfiz şartları belirleyicidir. Belgelerinizi işlem yapmadan önce inceletmeniz, süre ve usul hatalarını önler. Maya Avukatlık Bürosu'na dosyanızı iletişim sayfamızdan gönderebilir, belgeleriniz üzerinden hukuki değerlendirme talep edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında yapılan vasiyetname Türkiye'de geçerli mi?

Şekil bakımından, La Haye Sözleşmesi'ndeki bağlama kurallarından birine uygunsa geçerli sayılabilir. Esas bakımından ise Türkiye'deki taşınmazlar için Türk hukuku uygulanır.

Yabancı vasiyetname Türkiye'deki taşınmazı kapsar mı?

Şekil bakımından geçerliyse kapsayabilir. Ancak saklı pay gibi esasa ilişkin konularda Türk hukuku uygulandığı için vasiyetin bu sınırlara uyup uymadığı ayrıca incelenir.

Yabancı mahkemeden alınan veraset belgesi tapuda kullanılabilir mi?

Yargıtay, yabancı mahkemece verilen mirasçılık belgesinin kesin hüküm kuvveti bulunmadığını kabul etmektedir. Bu nedenle tanıma veya tenfiz kararı verilemez; Türkiye'de mirasçılık belgesi alınması gerekir.

Vasiyetname açılış tutanağı Türkiye'de tanınır mı?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre mahkeme kararı niteliğinde olmayan açılış protokolü, tanıma ve tenfiz şartlarını taşımaz. Kesinleşme şerhi de verilemeyeceği için tanıma talebi reddedilir.

Yabancı mirasçı Türkiye'de miras yoluyla taşınmaz edinebilir mi?

Karşılıklılık ve kanuni sınırlamalar şartıyla edinebilir (Tapu Kanunu m. 35). Aynı koşullar miras yoluyla edinimde de aranır.

Tanıma ve tenfiz davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesidir. Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir (MÖHUK m. 51).

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3614, K. 2024/5897 (23.12.2024)

7. Hukuk Dairesi 2024/3614 E. , 2024/5897 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1280 E., 2022/248 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/269 E., 2019/531 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'un 05.03.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin ... Eyaletinde öldüğünü, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde resmî yazılı şekilde vasiyetname düzenlediğini, daha sonra ise bu vasiyetnameyi değiştiren 20.02.2011 tarihli ikinci bir el yazılı vasiyetname düzenlediğini, el yazılı vasiyetname tenfiz memuru olarak atandığını, müvekkilinin davaya konu vasiyetnamelerden İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1655 Esas sayılı dosyası ile haberdar olduğunu, mirasbırakan tarafından düzenlenen iddia edilen el yazılı vasiyetnamenin mirasbırakanın kendi el yazısı ile yazılmadığı ve yapıldığı yer hukukuna uygun olarak da düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamedeki imzanın mirasbırakanın 10.12.1986 tarihinde kendi elinden sadır olan mektuptaki imzası ve 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamedeki imzası ile hiçbir şekilde benzer olmadığını, 18.02.2011 tarihinde düzenlenen vasiyetnamedeki iki tanığın ise davalı ...'nün akrabası olduğunu, tanıklıklarının geçerli olmadığını, yasal şekil şartlarının yerine getirilmediğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname ile Türkiye'deki diğer malları için kim lehine vasiyet yapıldığının belirli olmadığını, bu yönüyle de vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin ölümüne çok yakın olarak düzenlenmiş olması nedeniyle murisin akli melekelerinin de araştırılması gerektiğini ileri sürerek 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname ile 18.02.2011 tarihinde resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamelerin iptalini istemiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın 18.02.2011 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin ... Eyaletinde yerel mevzuata uygun resmi vasiyetname düzenlediğini, ölüme bağlı tasarrufun yapıldığı yer hukukunun şekil şartlarına tâbi olduğunu, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin önceki vasiyetnameyi ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığını ve ek bir vasiyetname olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakan söz konusu iki vasiyetnameyi usul kurallarına uygun olarak düzenlediğini, 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından el yazısı ile yazıldığını ve imzalandığını, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte sağlık durumunun yerinde olduğunu, bu durumun Amerika Birleşik Devletlerinde alınmış resmi ve Apostille şerhli 20.02.2011 tarihli doktor raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin 18.02.2011 vasiyetname ile ve iki vasiyetnameyi de kapsayacak şekilde vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1. Tüm dosya kapsamına göre Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline,

2. 18.02.2011 tarihli resmî vasiyetnamenin ise ... hukukunun yerel mevzuatına uygun yapıldığı ve geçerli olduğu, ancak doktrinde savunulduğu ve Yargıtay kararlarında 5 Ekim 1961 tarihinde Lahey'de düzenlenen Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki Sözleşmenin 1.maddesinde belirtildiği üzere taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa vasiyetnamenin geçerli olabileceği, mirasbırakanın 18.02.2011 tarihli vasiyetnamesinin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının şekil bakımından geçerliliğinin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olması gerektiği, vasiyetnamede içeriğinde vasiyetname tanıkları olan ..... ile ........'nın nüfus kayıtlarına göre ... (...)'nın çocukları olduğu anlaşıldığı, ... (...)'nın vasiyetle lehine kazandırmada bulunulması nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesi kapsamında vasiyetnamede düzenlemeye katılma yasağı kapsamına kaldıkları, dolayısıyla taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygun olması mümkün olabileceğinden 18.02.2011 tarihli resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan gayrimenkullere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında el yazılı vasiyetnamenin birbirini teyit eden Adli Tıp Kurulu ve Jandarma Kriminal Raporlar ile mirasbırakanın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, resmî vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukukuna uygun olarak tanzim edildiği, ancak yerleşik Yargıtay uygulamaları ve 5 Ekim 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki Lahey Sözleşmesine göre Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk hukuku uygulanacağı, vasiyetname tanıklarının, lehine yapılan miras davalının altsoyu olmakla düzenlemeye katılma yasağı gereğince ölüme bağlı tasarrufla yapılan lehine kazandırmanın iptalinin gerektiği, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleriyle bağlı kalınarak yapılan inceleme sonucunda yerel Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili; 20.02.2011 tarihli vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakan tarafından düzenlendiğini, bahsi geçen vasiyetnamedeki tanıkların imzanın mirasbırakana ait olduğuna dair bir yemin formu düzenleyerek bu formu notere onaylattırdıklarını, bu belgelerin de dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin imza taklit etmiş olmasının mümkün olmadığını, yargılama sırasında yapılan teknik incelemelerin imzanın mirasbırakana ait olup olmadığını ispata yeterli olmadığını, kaldı ki vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından daha sonra noterde imzalanmış olması nedeniyle vasiyetnamenin geçerli hâle geleceğini, 18.02.2011 tarihli vasiyetname açısından ise Mahkemece taşınır, taşınmaz ayrımı yapılmaksızın vasiyetnamenin düzenlendiği yer millî hukukuna uygun olmasının yeterli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 7.maddesinde; "Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. 20.maddenin 1.fıkrasında "Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. 4.fıkrasında ise; Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7.madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

2. Ölüme bağlı tasarruflarda şekil konusu menkul miras, gayrimenkul miras ayrımı yapılmaksızın düzenlenmiştir. (Nomer/Şanlı Devletler Hususi Hukuku, s.288). Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK 20/4.maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimlik şekil kuralının amacı, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır. Bu kural gereğince bir Türk vatandaşı yabancı ülkede yapıldığı yer hukukuna ya da Türk Hukukuna uygun bir vasiyetname yapabilir. (Bkz. Milletler Arası Özel Hukuk .. ... s.294)

3. Vasiyetnamelerin geçerliliğini sağlamak amacı ile "Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne Türkiye'de 1983 yılında taraf olmuştur. Anılı sözleşmenin 1. Maddesi şöyledir: "Bir vasiyet tasarrufu şekil yönünden aşağıdaki şartlarla geçerlidir;
a) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı yer iç hukukuna uygunsa, veya
b) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygunsa, veya
c) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgahının bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya
d) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutat meskeninin bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya
e) taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde, bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa.
Bu Sözleşmenin amaçları bakımından, uygulanacak hukuk, milli hukuk birleştirilmemiş bir sistemden oluşmuşsa, bu sistemde yürürlükte olan kurallar; böyle kuralların bulunmaması halinde ise vasiyetçinin bu sistemi oluşturan mevzuattan biri ile olan en sıkı ilişkisini tayin eder."

4. Bir vasiyetnamenin, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarının yetkili kıldığı ülke hukuklarından herhangi birisine göre şekil olarak geçerli sayıldığı takdirde, bütün akit devletlerde de şekilen geçerli olacaktır. (../.../..., Milletlerarası Özel Hukuk, 8. Baskı, s. 253)

5. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; uyuşmazlık konusu; iptali istenen Amerika Birleşik Devletleri ... Eyaletinde düzenlenen 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname ile 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamelerin şekil geçerliliği açısından hangi ülke hukukunun uygulanacağı, bu belirlemeye göre de davaya konu vasiyetnamelerin geçerli olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Yabancı unsurlu vasiyetnamelerin şekil şartına uygun düzenlenip düzenlenmediği Türkiye'nin de taraf olduğu Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne göre belirlenir. 1986 tarihli miras hukukuna ilişkin Lahey yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarını doğuran ülkeler arasındaki göçmen hareketliliği, farklı vatandaşlıklara sahip kişilerin evliliği gibi sosyal sebeplerin bulunduğu ortaya konulmuş, bu nedenle Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenerek vasiyetnamelerin ayakta tutulması ve akit devletler arasındaki yeknesaklığın sağlanması amaçlanmıştır. Böylelikle yabancı unsurlu vasiyetnamelerin, sözleşmenin 1. maddesinde sayılan bağlama kurallarından birine uygun olarak düzenlenmesi halinde vasiyetname şeklen geçerli olduğu kabul edilecektir. Bu bakımdan sözleşmenin 1. maddesinin e bendinde, taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde taşınmazların bulunduğu yer hukukunun münhasıran uygulanması gerektiği yorumu, 1. maddenin lafzına düşmeyeceği gibi sözleşmenin amacına da aykırı bir tutum olacaktır. Bu durumda Mahkemece dava konusu sözleşmelerin şekli geçerliliği yönünden taşınır taşınmaz ayrımı yapmaksızın vasiyetnamenin ayakta tutulması (favor testamenti) amacıyla vasiyetnamelerin 1. maddesinde sayılan kanunlar ihtilafı kurallarına şeklen geçerli olan ülke hukukuna uygun düzenlenmesi halinde sözleşmenin şeklen geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekir.

Türk vatandaşı mirasbırakanın ...'da düzenlediği dava konusu vasiyetnameler yönünden; 06.11.2018 tarihinde T.C. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünce dosya kapsamına tercümesi sunulan Amerika Birleşik Devletleri ... Eyaleti'nin miras hukukuna ilişkin yerel mevzuatında vasiyetname şartları olarak, vasiyetçinin en az 18 yaşında olması, zihinsel engelinin bulunmaması yetkinlik şartı sayılmış, vasiyeti vasiyetçinin iki tanığın huzurunda kendi isteği ile beyan etmesi ve tanıkların vasiyetnameyi şahit olarak imzalaması şekil şartları açısından yeterli görülmüş, sözlü vasiyetnameler veya el yazısıyla yazılan ancak tanıklar tarafından imzalanmayan vasiyetnamelerin ise şekli anlamda geçersiz kabul edildiği belirtilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ise Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'ne 24 Aralık 1980 tarihinde taraf olmuştur. Bu bakımdan 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetname yönünden Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda 20.02.2011 tarihli vasiyetnamedeki imza ve yazıların mirasbırakanın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi nedeniyle el yazılı vasiyetnamenin hem vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan ... Hukuku'na hem de taşınmazların bulunduğu yer hukuku olan Türk Hukuku'na göre şeklen geçerli olmadığından, 20.02.2011 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür.

Diğer yandan iptali istenen 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamenin şekli geçerliliği yönünden yapılan incelemede ise, vasiyetnamenin ... hukukuna uygun olarak düzenlendiği ve o ülke hukukuna göre geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Vasiyetnamede Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden Türk hukukunun uygulanması halinde ise vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 532 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediği görülmektedir. Ancak, Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesi'nin 1. maddesinde birden fazla bağlama kuralı düzenlenmesi ve vasiyetnamenin maddede sayılan bağlama kurallarından herhangi birine uygun olarak düzenlenmesi halinde vasiyetname favor testamenti gereği geçerli sayılacaktır. Bu nedenle, 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetnamenin şekli geçerliliğine ilişkin kanunlar ihtilafında vasiyetnamenin düzenlendiği yer hukuku olan ... hukukuna göre şeklen geçerli olması nedeniyle ... hukukuna göre uygun olarak yapılan 18.02.2011 tarihli resmi vasiyetname hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle taşınır taşınmaz yönünden ayrım yapılmak suretiyle anılı vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın karar veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2