
İçindekiler
Bir yakınınız vefat etti ve geride bir vasiyetname bıraktığını öğrendiniz. Belki bu vasiyetnamede size bir miras payı, belki de belirli bir taşınmaz veya araç bırakılmış. Bu noktada akla gelen ilk soru genellikle şudur: "Şimdi ne yapmalıyım, dava açmam gerekiyor mu?"
Cevap, size ne bırakıldığına göre tamamen değişir. Atılacak adımlar, mirasçı olarak atanmanız ile size belirli bir mal vasiyet edilmesi durumunda birbirinden çok farklıdır. Bu yazıda, her iki ihtimali de adım adım ele alıyoruz.
ℹ️ Ön Koşul: Vasiyetnamenin Açılması
Herhangi bir işlem yapılabilmesi için vasiyetnamenin öncelikle mirasbırakanın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılıp okunması gerekir. Bu işlem, teslim tarihinden itibaren bir ay içinde yapılır (TMK m.596). Açılma tek başına vasiyet hükümlerinin uygulandığı anlamına gelmez; asıl önemli olan bir sonraki adımdır.
Vasiyetname iki temel şekilde düzenlenmiş olabilir. Hangisiyle karşı karşıya olduğunuzu anlamak, doğru yol haritasını çizmenin ilk şartıdır.
Vasiyetnamenin metnine bakarak bu ayrımı net bir şekilde tespit etmek çoğu zaman mümkündür. Tereddüt hâlinde, vasiyetnamenin tam metninin bir avukat tarafından değerlendirilmesi önerilir.
Vasiyetnameyle size bir miras payı (örneğin terekenin 1/3'ü) bırakıldıysa, iyi bir haberle karşı karşıyasınız: bu payı almak için mahkemeden bir "tenfiz" kararı almanıza gerek yoktur.
✅ TMK m.599/3: Otomatik Kazanım
Atanmış mirasçılar da, tıpkı yasal mirasçılar gibi, mirası mirasbırakanın ölümü anında kendiliğinden kazanırlar. Bu kazanım için herhangi bir mahkeme kararına veya tescile ihtiyaç yoktur; ölüm anı bizatihi kazandırıcı olaydır.
Peki bu payınızı tapuda veya bankada nasıl kullanacaksınız? İşte bu noktada devreye "mirasçılık belgesi" (veraset ilamı) girer:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Yalnızca mirasçılık sıfatınızı tescil ettirmek amacıyla "tenfiz davası" açmanız hâlinde, mahkeme davanızı hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedebilir. Diğer mirasçılar payınızı size teslim etmekten kaçınırsa, açılması gereken dava türü farklıdır; bu konuda bir avukata danışmanız önerilir.
Size ev, araç veya belirli bir hesap gibi somut bir mal vasiyet edildiyse, durum bir önceki bölümden farklıdır. TMK m.517 ve m.600 uyarınca yalnızca kişisel bir alacak hakkı kazanırsınız; mülkiyet size doğrudan geçmez.
Mirasçılar sizinle birlikte tapu müdürlüğüne başvurup devri gerçekleştirmeye razıysa, dava açmanıza gerek kalmaz. Tapu Sicili Tüzüğü m.20 uyarınca, vasiyetnamenin açılıp okunduğuna dair kesinleşmiş karar ve onaylı vasiyetname örneğiyle tescil sağlanabilir.
⚠️ Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vasiyetnamenin tenfizi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir; yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yerindeki mahkemedir. Bu, kesin yetki kuralıdır — yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik nedeniyle reddedilir.
Taşınmaz söz konusuysa, dava dilekçenizde vasiyetnamenin tenfizi talebiyle birlikte tapu iptali ve tescili talebini de birlikte ileri sürmeniz gerekir.
ℹ️ Süreyi Kaçırmayın
TMK m.602 uyarınca, vasiyet alacaklısının dava hakkı; kazandırmayı öğrendiği veya alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre geçtikten sonra talebiniz, süre def'i ile karşılaşabilir.
Bazı vasiyetnamelerde, mirasbırakan son arzularının yerine getirilmesi için özel olarak bir kişiyi görevlendirmiş olabilir. Bu kurum, TMK m.550-556 arasında düzenlenmiştir.
ℹ️ Kime Başvurmalısınız?
TMK m.600/1 uyarınca, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa talebiniz öncelikle ona yöneltilmelidir; yasal veya atanmış mirasçılara değil. Böyle bir görevli yoksa, talebinizi doğrudan mirasçılara iletmeniz gerekir.
Gönüllü ifa sağlanamadığında izlenmesi gereken yol, aşağıdaki adımlardan oluşur:
Tenfiz davasında davalı mirasçılar, aşağıdaki savunma yollarına başvurabilir. Bu itirazları önceden bilmek, dosyanızı daha sağlam hazırlamanıza yardımcı olur:
Vasiyetnamede yurtdışındaki mal varlığına ilişkin bir kazandırma da yer alıyorsa, uygulanacak hukuku belirlemek için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'a (MÖHUK) bakmak gerekir.
ℹ️ Önemli Ayrım
Türk mahkemesinden alınacak bir tenfiz kararı, Türkiye'deki hak ve statünüzü netleştirir; ancak yabancı ülkedeki bir taşınmazın o ülkenin sicilinde adınıza tescili için genellikle ayrıca o ülkenin hukuku uyarınca işlem yapılması gerekir. Sınır ötesi unsur taşıyan dosyalarda, hem Türk hukuku hem de ilgili yabancı ülke mevzuatının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Hayır. Atanmış mirasçı, mirası mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden kazanır (TMK m.599/3). İşlemleriniz için genellikle Sulh Hukuk Mahkemesinden veya noterden alınacak mirasçılık belgesi yeterlidir.
Öncelikle mirasçılardan gönüllü devri isteyin. Devir sağlanmazsa, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde vasiyetnamenin tenfizi davası açmanız gerekir.
TMK m.602 uyarınca, vasiyet alacaklısının dava hakkı, kazandırmayı öğrendiği veya alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TMK m.600/1 uyarınca, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa talebiniz öncelikle ona yöneltilmelidir. Böyle bir görevli yoksa, yasal veya atanmış mirasçılara başvurulur.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Vasiyetnameyle size ne bırakıldığını doğru tespit etmek, atacağınız adımın anahtarıdır. Miras payı mı yoksa belirli bir mal mı söz konusu olduğuna göre süreç, süreler ve görevli mahkeme değişir. Her dosya kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir; durumunuzu birlikte değerlendirmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 07.01.2026 T., 2025/5797 E., 2026/88 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı ...vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; mirasbırakan ..'nin .. ... Noterliğinde düzenlediği 11.11.2002 tarihli vasiyetname ile 12 26... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 14 numaralı bağımsız bölümü müvekkiline vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin açılıp okunduğunu ve itiraza uğramadığını ileri sürerek, vasiyetnamenin tenfizi ile vasiyetnameye konu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili; mirasbırakan ...'nin .. ... Noterliğinde düzenlediği 11.11.2002 tarihli vasiyetname ile Türkiye hudutları dışındaki mal varlığının tamamını, Türkiye hudutları içindeki mal varlığının ise 1/5'ini müvekkiline vasiyet ederek kendisini mirasçı ve vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak atadığını, bu nedenle müvekkilinin atanmış mirasçı ve vasiyet tenfiz memuru olarak atanması suretiyle vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davada; zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli 2017/4 79... /12 Karar sayılı kararı ile; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, 11.11.2002 tarihli vasiyetnamenin tenfizine, asıl davada 12 26... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı .. Blok .. numaralı bağımsız bölümün davacı ... adına tesciline; birleştirilen davada 10 30... parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan adına kayıtlı payın 1/5'inin davacı ... adına tesciline ve diğer mal varlığı değerleri yönünden vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak davacı ...'nin atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 01.02.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.04.2025 tarihli 2024/2821 Esas, 2025/ 2026 Karar sayılı kararı ile; "1.Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu vasiyetname ile mirasçı olarak atanan davacı ...'nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599/3 hükmü gereğince, mirası miras bırakanın ölümü ile kazanmış olduğundan vasiyetnamenin tenfizine ilişkin mahkeme hükmüne ihtiyacı yoktur. Diğer taraftan; vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hukuk hâkiminden alacağı yetki ile vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabilir. Bu durumda; birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçesi ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden davanın kabulü ile müteveffa ...'ın .. ... Noterliğince düzenlenmiş 11.11.2002 gün ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesinin aynen tenfizi ile 12 26... parsel sayılı taşınmazda kain .. Blok/.. No.lu bağımsız bölümde muris adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline; birleşen dava yönünden ise davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde:
a. Asıl davanın kabulüne ilişkin kararın eksik inceleme ile verildiğini, reddi gerektiğini,
b. Birleşen dava reddedildiği hâlde lehlerine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.
2. Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Gerekçeli kararın asile tebliğ edilmekle usulsüz olduğunu,
b. Aynı vasiyetnameye dayalı dava açan 2 davacı yönünden farklı karar verilmesinin hatalı olduğunu, bütün taraflar açısından tenfize ihtiyaç duyulduğunu, gerekçede vasiyeti tenfiz görevlisinin sulh hukuk hâkiminden alacağı yetki ile tenfize yönelik işlemlerde bulunabileceği belirtilmesine rağmen asıl davanın kabul edildiğini, oysa ki her bir mirasçı açısından vasiyetnamenin varlığını koruduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre birleştirilen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı ...vekilinin aşağıda yer alan bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ...vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; birleştirilen dava reddedildiğinden davalı ...lehine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326/1 hükmü uyarınca vekâlet ücreti takdiri gerektiği hâlde bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Birleştirilen davada davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazları ile asıl ve birleştirilen davada davalı ...vekilinin aşağıda 2 numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı ...vekilinin birleştirilen davada mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün "Birleşen Dava Yönünden" başlığı altındaki üçüncü fıkrası hükümden çıkarılarak yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ...'na iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


