Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Ceza yargılamasında bir mahkeme kararının kesinleşmesi, kural olarak kararın usulüne uygun şekilde ilgilisine tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır. Ancak uygulamada, özellikle adresi sık değişen veya yurtdışında bulunan sanıklara yapılan tebligatlarda usul hataları sıkça yaşanmakta; bu hatalar bazen bir kararın hiç kanun yoluna götürülememesine ve doğrudan infaza geçilmesine yol açabilmektedir. Bu yazıda, usulsüz tebligat nedeniyle kesinleştiği düşünülen ceza kararlarında infazın durdurulması ve eski hale getirme yolunun nasıl işlediğini, özellikle yabancı uyruklu sanıklar açısından dikkat edilmesi gereken noktaları ele alıyoruz.
İçindekiler
1. Ceza Yargılamasında Tebligatın Usulüne Uygun Yapılması Neden Önemlidir?
2. Tebligat Kanunu 35. Madde Uygulaması ve Şartları
3. Tebligat Tarihinde Yurtdışında Bulunan Yabancı Sanıklar İçin Tebligatın Usulsüzlüğü
4. Usulsüz Tebligat Sonucu Kesinleşen Kararlarda İnfazın Durdurulması
5. Eski Hale Getirme (CMK m.40-42) Nedir, Hangi Hallerde Talep Edilir?
6. İnfazın Durdurulması Talebinde İzlenecek Süreç ve Yetkili Merci
7. Sıkça Sorulan Sorular
Bir ceza kararına karşı istinaf veya itiraz gibi kanun yollarına başvurma süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Tebligat usulüne uygun yapılmamışsa, sanığın karardan gerçek anlamda haberdar olma ve savunma hakkını kullanma imkânı ortadan kalkar.
Bu nedenle 7201 sayılı Tebligat Kanunu, tebligatın kime, nereye ve hangi usulle yapılacağını sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Kanunun 10. maddesi uyarınca tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır; bu adres tebligata elverişli değilse veya tebligat yapılamıyorsa, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi esas alınır.
Uygulamada özellikle şu hallerde tebligat usulsüzlüğü tartışması gündeme gelmektedir:
Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi, daha önce kendisine usulüne uygun tebligat yapılmış olan bir kişinin adresini değiştirmesi ve bunu bildirmemesi hâlinde, sonraki tebligatların eski adrese çıkarılıp kapıya asılmasıyla yapılmış sayılmasını düzenler.
Kritik Şart
35. madde usulüyle tebligat yapılabilmesi için, o adrese daha önceden usulüne uygun bir tebligatın gerçekleştirilmiş olması zorunludur. İlk tebligat hiç yapılmamış veya usulsüz yapılmışsa, sonraki 35. madde tebligatı da usulsüz kabul edilir.
Bu şart Yargıtay uygulamasında istikrarlı biçimde aranmaktadır. Zira 35. madde, kişinin adresini bilerek gizlediği veya bildirmediği varsayımına dayanır; oysa kendisine hiç geçerli bir tebligat ulaşmamış bir kişinin adres bildirme yükümlülüğünden söz edilemez. Bu durumda mahkemece resen veya talep üzerine tebligatın usulsüz olduğu tespit edilebilir.
Aynı doğrultuda, adres kayıt sisteminde görünen adrese tebligat çıkarılmadan doğrudan eski adrese 35. madde ile tebligat yapılması da usul hatası oluşturabilir.
Türkiye'de yargılanan yabancı uyruklu kişiler bakımından tebligat meselesi ayrı bir önem taşır. Yabancı sanıkların adres kayıt sistemindeki bilgileri; ikamet izninin sona ermesi, adres değişikliği bildiriminin yapılmaması veya kişinin ülkeyi terk etmesi gibi nedenlerle sık sık güncelliğini yitirir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Muhatabın tebligat tarihinde fiilen yurtdışında bulunduğu tespit edilebiliyorsa, Türkiye'deki bir adrese yapılan tebligatın (kapıya asılma dâhil) kişiye ulaşma ve öğrenilme imkânı fiilen bulunmadığından, bu tebligatın usulsüz sayılması gündeme gelebilir. Böyle bir durumda kanun yolu süresi tebliğ tarihinden değil, kararın gerçek anlamda öğrenildiği tarihten işlemeye başlar.
Yabancı uyruklu bir sanığın yurtdışında bulunduğu biliniyor veya sonradan tespit ediliyorsa, tebligatın Tebligat Kanunu'nun yurtdışı tebligata ilişkin hükümleri (25/a maddesi dâhil) uyarınca ilgili ülkedeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla yapılması gerekir. Türkiye'deki eski bir adrese 35. madde usulüyle tebligat çıkarılması, kişinin yurtdışında olduğu bilinmesine veya kolayca tespit edilebilir olmasına rağmen yapılmışsa, bu da usulsüzlük iddiasını güçlendiren bir unsurdur.
Uygulamada sıkça karşılaşılan tipik tablo şudur: Yabancı sanık duruşmada beyan ettiği adresten ayrılmış, adres kayıt sisteminde başka bir adres tespit edilmiş, oraya çıkarılan tebligat da "bila tebliğ" iade edilmiş ve dosya doğrudan 35. madde ile eski adrese tebliğ edilerek kesinleştirilmiştir. Bu adreslerin hiçbirinde muhatabın fiilen bulunmadığı, hatta yurtdışına çıkış yaptığı sonradan ortaya çıkarsa, kesinleşme işleminin usulsüz olduğu ve infazın durdurulması gerektiği ileri sürülebilir.
Bir ceza kararı, tebligattaki usulsüzlük fark edilmeden infaz aşamasına geçmiş olabilir; hatta sanık hakkında yakalama kararı çıkarılmış veya ceza infaz kurumuna giriş yapılmış olabilir. Böyle bir durumda dahi, tebligattaki usulsüzlük sonradan ortaya konularak infazın durdurulması talep edilebilir.
İnfazın durdurulması talebi genellikle şu gerekçelerle mahkemeye sunulur:
Mahkeme, tebligattaki usulsüzlüğü tespit ederse kararın infazının durdurulmasına ve infaz evraklarının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmesine karar verebilir. Bu, kararın ortadan kalktığı anlamına gelmez; kararın kanun yolu denetiminden usulüne uygun şekilde geçmesi sağlanana kadar infazın askıya alınması anlamına gelir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 40 ila 42. maddeleri, "eski hâle getirme" (restitutio in integrum) kurumunu düzenler. Buna göre, kusuru olmaksızın bir süreyi kaçırmış olan kişi, eski hâle getirme isteminde bulunabilir; kanun yoluna başvuru hakkının kendisine hiç bildirilmemiş olması da kusursuzluk hâli sayılır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Süre
Eski hâle getirme dilekçesi, engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren yasada öngörülen süre içinde verilmelidir. Usulsüz tebligat hâllerinde bu süre, kararın gerçek anlamda öğrenildiği tarihten başlar; bu nedenle öğrenme tarihinin doğru tespiti ve belgelendirilmesi büyük önem taşır.
Somutlaştırmak gerekirse: kaçırılan usul işlemi bir istinaf başvurusu ise, eski hâle getirme talebi hakkında -esası incelemeye yetkili merci sıfatıyla- bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesi karar verir; ilk derece mahkemesi bu noktada sadece infazın durdurulmasına ve dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar verme yetkisine sahiptir.
Evet. Kararın tebliğinde usul hatası bulunduğu ve bu nedenle kanun yolu süresinin usulüne uygun işlemediği ortaya konulabilirse, mahkemeden infazın durdurulması talep edilebilir.
Pasaport giriş-çıkış kayıtları, Göç İdaresi kayıtları, uçak/otobüs bileti gibi seyahat belgeleri ve yurtdışındaki ikamet belgeleri bu hususu ispatlamak için kullanılabilir.
Süresinde yapılmış olsaydı esası inceleyecek olan mahkeme talebi karara bağlar; kaçırılan işlem istinaf başvurusuysa bu genellikle ilgili bölge adliye mahkemesi ceza dairesidir.
Tebligat usulsüzlüğünün UYAP dosyası üzerinden teknik olarak tespit edilmesi, doğru gerekçeyle dilekçe hazırlanması ve doğru mercie başvurulması gerektiğinden, bu süreçte ceza avukatından hukuki destek alınması önerilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Kesinleştiği düşünülen bir ceza kararında tebligat sürecinde usulsüzlük şüphesi varsa -özellikle karar tebliğ edildiğinde yurtdışında bulunuluyorsa- vakit kaybetmeden dosyanın UYAP kayıtları üzerinden incelenmesi gerekir. Maya Avukatlık Bürosu olarak, tebligat usulsüzlüğü ve infazın durdurulması süreçlerinde hukuki değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
T.C. İSTANBUL AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Dosya-Karar No: 2026/13 Esas - 2026/61 Karar
EK KARAR
SANIK: ████████████████, Tayland uyruklu.
MÜDAFİİ: ████████████
SUÇ: Parada Sahtecilik
ASIL KARAR TARİHİ: 03/02/2026
EK KARAR TARİHİ: 03/09/2026
Yukarıda açık kimlik bilgileri karartılmış sanık ve müdafiinin mahkememize göndermiş oldukları dilekçeler ile infazın durdurulması ve eski hale getirme talebinde bulundukları anlaşılmış olmakla, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 03/02/2026 tarih ve 2026/13 Esas, 2026/61 Karar sayılı kararı ile sanığın Parada Sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 83.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar verildiği, iş bu kararın 07/04/2026 tarihinde kesinleştiği ve halen infaz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın cezaevi aracılığıyla, sanık müdafiinin Uyap aracılığıyla göndermiş oldukları dilekçeler ile özetle usulsüz tebligat ve hukuka aykırı kesinleştirme işlemi olduğu, bu nedenle infazın durdurulmasına, eski hale getirme ve istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca: "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
Yine Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca: "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır."
Yapılan inceleme neticesinde, sanığın celsede tercüman eşliğinde alınan beyanında bildirdiği adreste ikamet ettiğini beyan ettiği, iş bu adrese gönderilen tebligatın bila tebliğ iade edildiği, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde sanığın başka bir adresinin tespit edildiği, iş bu adrese gönderilen tebligatın da bila tebliğ iade edilmesi ve sanığın başkaca adresinin tespit edilememiş olması nedeniyle kararın Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca son tespit edilen adrese tebliğ edilerek 07/04/2026 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar mahkememiz kararının sanığa Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha öncesinde yapılmış usulüne uygun bir tebligatın bulunmadığı, dolayısıyla yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, sanık ve müdafiinin mahkememize göndermiş oldukları dilekçelerin infazın durdurulması ve eski hale getirme ile birlikte istinaf incelemesine ilişkin olduğu, CMK'nın 42/1 maddesi uyarınca süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkemece karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla, sanık hakkındaki mahkememiz dosyasına ilişkin ilamın infazın durdurulmasına, sanık ve sanık müdafiinin eski hale getirme talepleri yönünden değerlendirme yapmak üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR / Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Sanık hakkındaki mahkememizin 03/02/2026 tarih ve 2026/13 Esas, 2026/61 Karar sayılı kararına ilişkin İNFAZIN DURDURULMASINA, infaz evraklarının iadesi hususunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
2- Sanıkla ilgili düzenlenecek olan tali karar fişinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesine,
3- CMK'nın 42/1 maddesi uyarınca eski hale getirme istemi hakkında karar verme yetkisinin ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine ait olduğu anlaşılmış olmakla, sanık ve sanık müdafiinin eski hale getirme talepleri yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesine gönderilmesine,
4- Karar örneğinin sanık müdafiine tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ilgili nöbetçi ağır ceza mahkemesine itiraz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03/09/2026
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


