
Trafik kazaları yalnızca kazazedeyi değil, onun tüm yakın çevresini derinden etkiler. Ancak hukuk, kazazedenin anne, babası veya eşinin manevi tazminat talep edebilmesi için yalnızca "yaşanan acı" ile yetinmez; çok daha katı bir eşik arar. Bu eşiği bilmeden açılan davalar, telafi edilemez hak kayıplarına ve gereksiz yargılama maliyetlerine yol açabilir.
📋 İçindekiler
Manevi tazminat (non-pecuniary damages), bir kişinin haksız eylem sonucu uğradığı ruhsal acı, elem, keder ve yaşam kalitesindeki bozulmanın para ile kısmen giderilmesine yönelik hukuki bir araçtır. Tazminatın amacı zararı tamamen ortadan kaldırmak değil; acıyı hafifletmek ve haksız eylemi caydırmaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesi, bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde hâkime manevi tazminata hükmetme yetkisi tanır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, kazazedenin yakınları için çok daha katı bir eşik öngörmektedir.
Trafik kazasında manevi tazminat talebinde bulunabilecek kişiler iki temel gruba ayrılır:
⚠️ Kritik Hukuki Uyarı
Kazazedenin yalnızca yaralanmış olması, yakınlarının manevi tazminat talep etmesi için tek başına yeterli değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre yakınların tazminat hakkı, ancak ağır bedensel zarar veya ölüm halinde doğar.
TBK m. 56/2 açıkça şunu öngörmektedir:
"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
— TBK Madde 56/2
Bu hükmün pratikte anlamı nettir: Kazazede kazadan sağ kurtulmuşsa ve yaralanması "ağır" nitelik taşımıyorsa, anne-baba, eş veya kardeşin manevi tazminat talebi mahkemece reddedilecektir.
Yargıtay, bu konuda yıllardır tutarlı bir çizgi izlemekte ve yakınlar açısından yalnızca "yaralanma varlığı"nı yeterli görmemektedir. Talep sahibi yakınların, kazazedede yükümlülük üstlenmelerini gerektirir ağır bir bedensel zararın oluştuğunu ortaya koyması gerekmektedir.
Kanun metninde "ağır bedensel zarar" kavramı tanımlanmamıştır. Bu boşluğu Yargıtay içtihatları doldurmaktadır. Genel kabul gören değerlendirme ölçütlerine göre:
💡 Önemli Bilgi
Maluliyet oranı belirleyici olmakla birlikte tek başına yeterli kriter değildir. Yargıtay, ağır bedensel zarar değerlendirmesinde kazanın bir bütün olarak ele alınmasını; Adli Tıp Kurumu raporları, bilirkişi görüşleri ve dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesini aramaktadır.
Anne ve baba, hukuki açıdan kazazedenin "yakını" kapsamında değerlendirilir. Ancak bu sıfat, otomatik olarak manevi tazminat hakkı doğurmaz. Anne-babanın tazminat talep edebileceği başlıca haller şunlardır:
ℹ️ Bilgi Notu: "Yakın" Kavramı Kimleri Kapsar?
Kanun "yakın" kavramını sayma yoluyla sınırlamamıştır. Anne-baba ve eşin yanı sıra kardeş, çocuk ve fiilen birlikte yaşanan kişiler de olgusal yakınlığa göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak her hâlükârda ağır bedensel zarar veya ölüm şartı aranmaya devam eder.
Pratikte yakınların manevi tazminat taleplerinin reddedilmesine yol açan en yaygın durumlar şunlardır:
⚠️ Dikkat: Hatalı Dava Stratejisi Riski
Yakınlar için manevi tazminat talebi, dosya içeriği titizlikle değerlendirilmeden açılırsa yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti talep sahibi aleyhine hükmedilebilir. Dava açılmadan önce uzman bir avukattan görüş alınması kritik önem taşır.
TBK m. 72 uyarınca trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlükârda 10 yıldır. Kazanın aynı zamanda suç oluşturması halinde ceza zamanaşımı süreleri uygulanır; bu durum hak arama süresini önemli ölçüde uzatabilir.
Trafik kazasından doğan tazminat davaları Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme; davalının yerleşim yeri, kazanın yaşandığı yer veya davacının yerleşim yeri mahkemelerinden biri olabilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Trafik kazasında yakınınız yaralandıysa, manevi tazminat talebinizin hukuki zemini maluliyet raporları, kazanın ağırlığı ve dosyanın tüm koşullarına göre şekillenir. Adli Tıp süreçleri tamamlanmadan, dosya incelenmeden açılan davalar ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Maya Avukatlık Bürosu, trafik kazası tazminat davalarında hukuki sürecin en başından doğru adımlarla ilerleyebilmeniz için yanınızdadır. Bizimle iletişime geçin →
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | 25.02.2026 T. | 2024/11195 E. | 2026/2161 K.
Taraflar arasındaki trafik kazası nedeni ile tazminat davasında İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf taleplerinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş; 04.09.2024 tarihli ek karar ile kesinlik sınırı altında kaldığından davacılar vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; yaya olan davacıya davalının hatalı şerit değiştirmesi sonucu 27.01.2018 tarihinde çarparak olay yerinden kaçması neticesinde müvekkilinin malul kaldığını, uzun süre tedavi gördüğünü, maddi ve manevi olarak zarar gördüklerini beyanla; sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, yol, bakıcı gideri, okul masrafı olmak üzere şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminat ile davacı için 250.000,00 TL, davacı anne ve babası için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davacıya çarpan kişinin davalı olmadığını, kaza ile ilgisi olmadığını, kabul etmemekle birlikte kazaya davalının sebebiyet verdiği kabul edilse dahi kazada davacının tam kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; Adli Tıp Kurumundan alınan rapor neticesinde kaza nedeni ile davacının maluliyetinin %0 olarak belirlendiği, bilirkişi heyetinden alınan raporda ise %4 maluliyet oranı, 4 ay geçici iş göremezlik süresi ve 3 hafta bakıcı ihtiyacı olduğunun beyan edildiği, aktüer rapor ile 3 haftalık bakıcı giderinin 1.522,12 TL olarak hesaplandığı, davalının kazada tam kusurlu olduğu değerlendirilerek; davacı için 190,00 TL bakıcı gideri ile 200,00 TL yol gideri olmak üzere toplam 390,00 TL maddi tazminatın 27.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı için 30.000,00 TL, anne için 10.000,00 TL, baba için 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi; kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümleri kullanılarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunun usule uygun olduğu, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeni ile geçici iş göremezlik tazminatı alamayacağı, davalı hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde kazaya karışan araç sürücüsü olduğunun anlaşıldığı, davacının kaza nedeni ile sürekli maluliyetinin olmadığı tespiti ile; davacı anne babaya yükümlülük üstlenmelerini gerektirir ağır bedensel zarar bulunmadığı anlaşılmakla bu davacılar yönünden manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin kabulüne; davacı anne ve babanın manevi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminatın düşük belirlendiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, anne ve baba açısından davanın reddinin ortak olduğu bu nedenle tek vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı sürücünün kullandığı aracın karıştığı 27.01.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, yol gideri, okul gideri, estetik gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Adli Tıp Kurulundan alınan maluliyet raporları uyarınca davacının kaza nedeni ile maluliyetinin oluşmadığının anlaşılmasına, manevi tazminat miktarının yerinde olmasına, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların reddedilen talepleri bakımından her biri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


