Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Markasını yıllardır tescil ettirmeden kullanan bir işletme, aynı ismin başkası adına tescil edildiğini öğrendiğinde ilk olarak şunu sorar: Tescil tamamen iptal edilir mi? Kural olarak hayır. Hükümsüzlük kararı, tescilsiz kullanımın kanıtlandığı mal ve hizmetlerle sınırlı kalır.
Bu yazıda kötüniyetli marka tescili (bad faith trademark registration), marka hükümsüzlük davası (trademark invalidation action) ve kullanım ispatının sonuca etkisi sade bir dille anlatılmaktadır.
İçindekiler
Hızlı Cevap: Markasını tescil ettirmeden ticari alanda kullanan kişi, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretin başkası adına tescil edilmesi hâlinde hükümsüzlük davası açabilir.
Türk marka hukuku yalnızca tescilli markaları korumaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/3 ve m.6/9, tescilsiz marka ve ticari alanda kullanılan işaret sahiplerine karşı koruma sağlar. Tescil gerçekleşmişse yol, SMK m.25/1 kapsamında hükümsüzlük davasıdır.
Başlıca hukuki yollar şunlardır:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Sonraki tarihli markanın kullanıldığını bilen marka sahibinin beş yıl boyunca sessiz kalması kural olarak hükümsüzlük davasının önünde engeldir (SMK m.25/6). Kötüniyetli tescil iddiasında bu sonuç kural olarak doğmaz. Yine de gecikme, delil kaybına yol açabilir; süreler somut olayda değerlendirilmelidir.
Hızlı Cevap: Kötüniyet, başvuranın gerçek hak sahibinin emeğinden, ayırt ediciliğinden veya tanınmışlığından yararlanmak amacıyla tescil başvurusu yapmasıdır (SMK m.6/9).
Kötüniyet doğrudan kanıtlanamayabilir. Mahkemeler olayın bütününe, taraflar arasındaki ilişkiye ve önceki kullanıma bakar.
Kullanımın ispatında sıklıkla başvurulan deliller:
Hızlı Cevap: Tescilsiz hak, fiilen kullanılan mal ve hizmetler üzerinde doğar. Bu nedenle mahkeme, tescilin tamamını değil, markasal kullanımın tespit edildiği mal ve hizmetleri (ve bunlarla aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olanları) kapsayan kısmi hükümsüzlük kararı verir.
Bir marka çoğu zaman birden fazla sınıfta tescillidir. Örneğin 30. sınıf (pastacılık ve fırıncılık ürünleri), 35. sınıf (perakende ve toptan satış hizmetleri) ve 43. sınıf (yiyecek-içecek hizmetleri) birlikte tescil edilebilir.
Tescilsiz marka sahibi yalnızca bir kısım mal veya hizmette kullanım kanıtlayabiliyorsa, hükümsüzlük de bu kısımla sınırlı kalır. Yargıtay uygulamasında bu araştırma yapılmadan tescilin bütününe ilişkin hüküm kurulması bozma sebebi olabilmektedir.
ℹ️ Pratik Sonuç
Dava öncesinde hangi mal ve hizmetlerde, hangi tarihten itibaren, hangi işaretle ticari faaliyet yürütüldüğünü gösteren bir delil envanteri hazırlanmalıdır. Kullanım ispatlanamayan sınıflar, hükümsüzlük kapsamı dışında kalabilir.
Hızlı Cevap: Yargıtay uygulamasında heyet, iki marka uzmanı ile bir sektör bilirkişisinden oluşturulur. Heyet, davacının fiili faaliyet alanını ve markasal kullanımın hangi mal veya hizmetlerde gerçekleştiğini tespit eder.
Sektör bilirkişisinin uzmanlığı, kullanımın niteliğini doğru değerlendirmek açısından önemlidir. Bu nedenle rapor, hükümsüzlüğün kapsamını doğrudan belirler.
Hızlı Cevap: Tescil sahibi, hükümsüzlük davasına karşı markaya tecavüz iddiasıyla karşı dava açabilir. Karşı davanın sonucu, hükümsüzlük davasında verilecek kararın kapsamına bağlıdır.
Tescilin hükümsüz kılındığı mal ve hizmetler yönünden tecavüz iddiası dayanaksız kalır. Hükümsüzlüğün kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler için ise tecavüz iddiası ayrıca değerlendirilir.
Tecavüz davalarında alan adının kaldırılması talebi için Marka Hakkına Tecavüz Davası ve Alan Adının Kaldırılması İstemi yazısı (English version), tecavüzün ticari kullanım şartı için ise Trademark Infringement: Commercial Use Requirement (English) incelenebilir.
Hızlı Cevap: Süreç; delil toplama, sicil analizi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde dava, bilirkişi incelemesi ve kanun yolları aşamalarından oluşur.
✔️ Özet
Hükümsüzlük kararının kapsamı, markasal kullanımın ispatlandığı mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Delil düzeni ve bilirkişi incelemesi, sonucu doğrudan etkiler.
Evet. Ticari alanda önceki kullanım ve hak sahipliği ispatlanırsa, özellikle kötüniyetli tescil hâlinde hükümsüzlük davası açılabilir.
Her zaman değil. Karar, markasal kullanımın tespit edildiği mal ve hizmetlerle sınırlı kalabilir.
Sonraki markanın kullanımına beş yıl sessiz kalma kural olarak engeldir (SMK m.25/6). Kötüniyetli tescilde bu sonuç kural olarak doğmaz; yine de gecikmeden hareket edilmelidir.
Önceki kullanım, taraflar arasındaki ilişki, başvuranın işareti bilmesi ve işaretin kazandığı ayırt edicilik birlikte değerlendirilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Markanızın başkası adına tescil edildiğini öğrendiyseniz önce kullanım delillerinizi ve tescil kapsamını belirleyin. Süre ve kapsam hataları hak kaybına yol açabileceğinden, durumunuzun hukuki olarak değerlendirilmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 01.07.2026 T. 2026/2566 E. 2026/4067 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı- karşı davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” markasını ilk kullanan, ona belli bir ayırt edicilik, tanınmışlık kazandıran ve gerçek hak sahibi olan taraf olduğunu, önceki kuşaklarla birlikte markanın 40 yılı aşkın süredir tescilsiz kullanıldığını, markanın kötüniyetli olarak davalı tarafından tescil edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek ... numaralı “...” ibareli markanın davacıya hükmen devredilmesine, bu mümkün değilse markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş; karşı davaya cevabında ise karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin müvekkili adına tescil edildiğini, iddianın ileri sürülüş şekline göre hükümsüzlük davasını davacının değil babasının açabileceğini, müvekkilinin bir süre davacının kiracısı olduğunu, buna rağmen davacının tescilsiz markasını bilmediğini, bu durumda davacının dava konusu markayı maruf hale getirdiğinin söylenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle markalar arasında iltibas tehlikesi doğmadığını, “tatlıcı” ibaresinin genel ibare, ...’nın ise yaygın bir isim olduğunu savunarak davanın reddini; karşı dava olarak ise karşı davalının “...” adı altında yürüttüğü faaliyetlerinin durdurularak resmi kurumlara yapmış olduğu tüm başvurulara ilişkin kayıtlardan “...” ibaresinin terkinine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, daha önce verilen kararın Yargıtay tarafından “... Mahkemece yapılacak iş, hükümsüzlüğü istenen davalı markasının 30, 35... . sınıflarda tescilli olduğu gözetilerek, davacı şirketin fiili iştigal alanı belirlendikten sonra, iki marka uzmanı ve bir sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle, davacının dayandığı “...” ibaresinin markasal kullanıldığı mal veya hizmetlerin tespiti ve markasal kullanımın tespiti halinde sadece kullanımı tespit edilen mal veya hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı vermekten ibaret iken, anılan hususlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, yapılacak bu araştırma sonucunda markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin verilecek karara göre markaya tecavüz istemli karşı davanın değerlendirilmesi gerektiği” hususlarına yer verilerek bozulduğu, bozma kararı doğrultusunda iki marka uzmanı ve bir sektör uzmanı gıda mühendisi tarafından hazırlanan 17.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda; asıl davanın davalısı 2020/11588 sayı ile tescilli ...” ibareli markanın 30. sınıfta “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül” malları, 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti, 43. sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmeti ve bu mal/hizmetlerle bağlantılı olarak değerlendirilebilecek “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” malları ve bunların 35. sınıfın son alt maddesindeki satışına ilişkin mal ve hizmetler ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davacının ticari alanda tescilsiz kullanımını kanıtladığı şeklindeki denetime ve bozma kararına uygun rapor doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2020/11588 tescil numaralı “...” ibareli markanın 30. sınıfta “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül” malları, 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti, 43. sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmeti ve bu mal/hizmetlerle bağlantılı olarak değerlendirilebilecek “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” malları ve bunların 35. sınıfın son alt maddesindeki satışına ilişkin mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, karar, davalı- karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, kötüniyet ve tescilsiz markaya, üstün/ öncelik hakkına dayalı davalı adına tescilli 2020/11588 sayılı, “T...” ibareli markanın hükmen devri, mümkün olmadığı takdirde markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir.
Karşı dava ise, davalı- karşı davacı adına tescilli 2020/11588 sayılı, “...” ibareli markaya yapılan tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı- karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davalı- karşı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


