Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Vasiyetnameyle kendisine taşınmaz bırakılan kişi, çoğu zaman saklı paylı mirasçıların açtığı tenkis davasıyla karşılaşır. Mahkeme tenkise karar verir, lehine vasiyet yapılan kişi de tenkis bedelini öder veya depo eder. Pek çok kişi bu noktada tapunun kendiliğinden adına geçeceğini düşünür. Oysa durum böyle değildir.
Tenkis davası, saklı payı koruyan bir davadır. Taşınmazın mülkiyetini vasiyet alacaklısına geçirmez. Tescil için ayrıca harcı yatırılmış bir vasiyetnamenin tenfizi ile tapu iptali ve tescil davası açılması gerekir. Bu yazıda hem saklı paylı mirasçıların hem de vasiyet alacaklılarının bilmesi gereken bu kritik ayrımı ele alıyoruz.
📑 İçindekiler
Türk Medeni Kanunu, kişiye ölüme bağlı tasarrufla malvarlığı üzerinde geniş bir serbestlik tanır. Ancak bu serbestlik sınırsız değildir. Kanun, bazı yakın mirasçıları saklı pay ile korur (TMK m. 506).
Miras bırakan tüm malvarlığını bir kişiye vasiyet ettiğinde saklı paylı mirasçıların hakkı zedelenir. Vasiyetname bu nedenle kendiliğinden geçersiz olmaz. Saklı payı ihlal edilen mirasçı, tenkis davası açarak tasarrufun saklı payı aşan kısmının indirilmesini isteyebilir (TMK m. 560).
ℹ️ Torunlar da Saklı Paylı Mirasçı Olabilir
Miras bırakandan önce ölen çocuğun yerini onun çocukları alır. Bu durumda torunlar, ölen ebeveynlerinin saklı payını paylaşarak tenkis davası açma hakkına sahip olur.
Uygulamada mirasçılar, vasiyetnamenin hem iptalini hem de bu talep kabul edilmezse tenkisini birlikte ister. Buna terditli (kademeli) dava denir. Mahkeme önce iptal talebini inceler. İptal koşulları yoksa ikinci kademedeki tenkis talebine geçer.
İleri yaş, ağır ilaç kullanımı veya yakın bir aile ferdinin ölümü tek başına ehliyetsizlik anlamına gelmez. Fiil ehliyeti genellikle Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenir. Baskı veya aldatma iddiası ise somut delillerle ispatlanmalıdır. Noterde düzenlenen resmi vasiyetnameyi iptal ettirmek bu nedenle güçtür.
Tenkis davasını saklı paylı mirasçı açar. Amacı, kendi saklı payını korumaktır. Davanın konusu, vasiyet alacaklısına taşınmazın mülkiyetinin verilmesi değildir. Mahkeme ise taleple bağlıdır ve kendisinden istenmeyen bir hükmü kuramaz (HMK m. 26).
Bölünmesi değerini düşürecek bir mal söz konusuysa, lehine tasarruf yapılan kişi tenkis edilen kısmın bedelini ödeyerek malın kendisine bırakılmasını isteyebilir (TMK m. 564). Ancak bu seçimlik hak, taşınmazı kendiliğinden onun adına tescil ettirmez.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Tenkis bedelini mahkeme veznesine depo etmek, taşınmazın vasiyet alacaklısı adına tescili için yeterli değildir. Harcı yatırılmış bir vasiyetnamenin tenfizi ve tapu iptali-tescil talebi yoksa, mahkeme tenkis davasında tescil kararı veremez. Verirse, bu karar üst yargı mercilerince kaldırılır.
Belirli mal bırakma (TMK m. 517), vasiyet alacaklısına doğrudan mülkiyet değil, kişisel bir alacak hakkı sağlar. Taşınmaz, miras bırakanın ölümüyle önce mirasçılara geçer. Vasiyet alacaklısı, vasiyetin yerine getirilmesini mirasçılardan ister (TMK m. 600). Mirasçılar tapuda devri yapmazsa dava yoluna gidilir.
Tenkis davası sürerken vasiyet alacaklısı, usulüne uygun bir karşı dava veya ayrı bir dava ile tescil talebini ileri sürebilir. Ayrı açılan davalar uygun görülürse birleştirilebilir. Önemli olan, tescil talebinin harcı ödenmiş bağımsız bir talep olarak mahkeme önüne getirilmesidir.
Vasiyetnamenin iptali (TMK m. 559): İptal sebebini ve hakkının zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl.
Tenkis davası (TMK m. 571): Saklı payın zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren 10 yıl.
Vasiyet alacaklısının davası (TMK m. 602): Vasiyetnamenin kendisine bildirilmesinden itibaren 10 yıl.
Bu süreler kaçırıldığında hak kaybı yaşanabilir. Sürelerin başlangıç anı, her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Tenkis davası saklı payı korur; taşınmazın vasiyet alacaklısı adına tescilini ise ancak vasiyetnamenin tenfizi ve tapu iptali-tescil davası sağlar. Bedeli depo ettiğiniz hâlde tapu adınıza geçmediyse veya saklı payınız vasiyetnameyle zedelendiyse, hak kaybı yaşamadan süreci planlamak önemlidir. Dosyanızı iletişim sayfamız üzerinden Maya Avukatlık Bürosu'na iletebilir, durumunuza özgü değerlendirme talep edebilirsiniz.
Hayır. Bedelin depo edilmesi tek başına tescil sağlamaz. Taşınmazın adınıza geçmesi için harcı yatırılmış bir vasiyetnamenin tenfizi ve tapu iptali-tescil davası gerekir.
İptal davası vasiyetnameyi tümüyle veya kısmen geçersiz kılar. Tenkis davası ise geçerli vasiyetnamenin yalnızca saklı payı aşan kısmını indirir.
Edebilir, ancak saklı paylı mirasçıların hakkını zedeleyen kısım tenkise tabidir. Saklı paylı mirasçılar tenkis davası açarak paylarını koruyabilir.
Tek başına kılmaz. Belirleyici olan, işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığıdır. Bu husus genellikle Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilir.
Saklı payın zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 yıl içinde ve her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.
Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü yasal ve atanmış mirasçılara karşı açılır. Dava, vasiyetnamenin bildirilmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 02.03.2026 T. 2026/419 E. 2026/1144 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin muris ...'ın torunları olduğunu, işlem tarihinde 85 yaşında olan murisin kendisine bakan kızı .....'nın ölümünden sonra davalı olan oğlu ... tarafından notere götürülerek vasiyetname düzenlettirildiğini ve murisin tüm mal varlığını davalıya bıraktığının öğrenildiğini, vasiyetnamenin davalı tarafından murisin baskı altına alınması ve kandırılması sonucu yapıldığını, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte çok ağır ilaçlar kullandığını ileri sürerek, ...Noterliğinin 24.02.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı vasiyetnamesinin iptaline, Mahkemece aksi kanaate varılması hâlinde ise dava konusu ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payını zedelemesi nedeniyle tenkise karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya konu vasiyetnamenin düzenleme şeklinde vasiyetname koşullarına uygun olarak yapıldığını, vasiyetnamede bir eksiklik bulunmadığını, davalının ekonomik durumu ve mal varlığının iyi olduğunu ve mirastan daha fazla pay alma isteminin söz konusu olmadığını, muris Saniye'nin vasiyetnameyi kendi istek ve arzusu ile resmî bir makam olan noterin önünde yaptığını belirterek, asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 23.03.2021 tarihli ve 2015/210 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararıyla; "...muris ... tarafından düzenlenen vasiyetnamenin iptali koşullarının oluşmadığı, düzenlenen vasiyetname ile murisin kendisine düşen tüm mal varlığını davalıya bırakmış olması nedeniyle davalı lehine yapılan bu tasarrufun davacıların saklı paylarını ihlal edildiğinin belirlendiği, davalının tercih hakkını davacılara ödeme yapılarak muristen kalan taşınmaz paylarının adına tescili yönünde kullandığı..." gerekçesiyle "...vasiyetnamenin iptali talebi yönünden davanın reddine, tenkis talebi yönünden davanın kabulüne, vasiyetnameye konu taşınmazların davalı adına tesciline...." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2024 tarihli ve 2021/2475 Esas, 2024/1307 Karar sayılı kararı ile "...katılma yoluyla istinafın, hükmü süresinde istinaf etmemiş olan tarafa verilmiş ve karşı tarafın istinaf dilekçesine cevapla istinaf itirazlarının sunabilmesi için düzenlenmiş bir hak olduğu, katılma yolu ile istinaf isteğinin karşı tarafın asıl istinaf isteklerine sıkı sıkıya bağlı bulunduğu, davalının, davacının istinaf dilekçesinde bulunmayan istinaf talepleri yönünden istinaf itirazlarının incelenemeyeceği...asıl ve birleştirilen davacılar vekilinin istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede ise dava ve talep olmadığı hâlde vasiyete konu taşınmazlardaki murise intikal edecek olan hisselerin davalı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle "...davacılar vekili tarafından istinaf edilmeyen tenkis talebi yönünden davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine, asıl ve birleştirilen davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebinin kabulüne..." karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan 20.09.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.05.2025 tarihli ve 2024/4785 Esas, 2025/2816 Karar sayılı kararı ile "...Hukuk Genel Kurulunun 2023/2-359 Esas, 2024/122 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, katılma yoluyla istinaf başvurusunun değerlendirilebilmesi koşulunun asıl başvurunun varlığı ve bu başvurunun devamı olduğu, yargılama yapan Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelendiğine göre buna karşı davalı vekilinin katılma yoluyla ileri sürmüş olduğu 04.08.2021 tarihli başvurusunda ileri sürdüğü tenkise yönelik itirazlarının da esastan incelenmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilâmına uyularak yaptığı yargılama sonucu, yukarıda karar başlığında yer alan 26.11.2025 tarihli kararı ile "...mahkemece yaptırılan inceleme sonucu Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan raporlarda muris ...'ın işlem tarihi olan 24.02.2012 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun bildirildiği, düzenlenen adli tıp raporunun dosya kapsamına ve bilimsel esaslara uygun olarak düzenlenmiş ve hükme esas alınmaya elverişli bulunduğu, vasiyetnamenin baskı, korku, aldatılarak yapılmış olduğuna ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, vasiyetnamede şekil noksanlığının bulunmadığı...davalı tarafından harcı yatırılarak açılmış vasiyetnamenin tenfizi ile tapu iptali ve tescil davası bulunmadığı halde vasiyetnameye konu taşınmazlardaki ...'dan muris ...'a intikal edecek payların davalı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle "...davalı vekilinin tenkise yönelik katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin sair istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebinin kabulüne..." karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçesinde dayanılan nedenleri tekrarla;
a. Aklı ... bir insanın kızının ölümünden hemen sonra vasiyetname düzenleyemeyeceğini,
b. Tanık ifadeleri yok sayılarak Mahkemece hüküm tesis edildiğini,
c. Müvekkiler tarafından vasiyetnameye konu taşınmazların değerlerinin araştırıldığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu değerlerin düşük hesaplandığını,
d. Vasiyetnamenin gizli yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacılar lehine tenkis bedelinin müvekkili tarafından depo edildiğini, bu işlemi yerine getiren müvekkili lehine vasiyetnameye konu taşınmazlarının müvekkili adına tescilinin gerektiğini,
b. Müvekkiline vasiyet edilen taşınmazlarının yüksek tespit edildiğini,
c. Mahkemece reddine karar verilen vasiyetnamenin iptali talebi yönünden müvekkili lehine vekâlet ücreti takdir edilmeden hüküm kurulduğunu belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; vasiyetnamenin iptali, ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


