
Mirasçılar, mirasbırakanın yaptığı bazı tasarruflar nedeniyle saklı paylarının zedelendiğini fark ettiklerinde tenkis davası açma hakkına sahiptir. Ancak bu hak süresizdir denemez; kanun, belirli bir hak düşürücü süre öngörmüştür. Bu sürenin doğru hesaplanması, davanın esastan görülüp görülmeyeceğini doğrudan belirler.
İçindekiler
1. Tenkis Davası Nedir?
2. Tenkis Davasında 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre
3. Muris Muvazaası ve Tapu İptali Davası
4. Kadastro Tespitine Dayalı Davalarda Hak Düşürücü Süre
5. Mahkeme Süreci ve İspat Yükü
6. Sıkça Sorulan Sorular
7. Emsal Yargıtay Kararı
Tenkis davası (Reduction of Testamentary Disposition), mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağış veya ölüme bağlı tasarruflarla, kanunun mirasçılara ayırdığı saklı payı ihlal etmesi durumunda açılan davadır. Eş, altsoy ve anne-baba gibi saklı paylı mirasçılar, bu tasarrufların saklı paylarını aşan kısmının iptalini talep edebilir.
Bu dava genellikle, mirasbırakanın taşınmazlarını mirasçılardan bir veya birkaçına devrettiği, diğer mirasçıların ise payından mahrum kaldığı durumlarda gündeme gelir.
Türk Medeni Kanunu'na göre tenkis davası, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl, her hâlde mirasbırakanın ölümünden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; mahkeme bu hususu resen dikkate alır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Saklı payın zedelendiğinin "öğrenilme anı" her zaman mirasbırakanın ölüm tarihi değildir. Kadastro tespiti sırasında, önceki bir dava dosyasında veya ailevi bir konuşma sırasında öğrenilen bilgi de bu sürenin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Süre hesabı hatalı yapılırsa dava, esasa girilmeden usulden reddedilir.
Mirasbırakanın, mirasçısını mirastan yoksun bırakmak amacıyla yaptığı görünüşte satış işlemlerine muris muvazaası (mal kaçırma amaçlı danışıklı işlem) denir. Bu durumda mirasçılar, tapu iptali ve tescil davası açarak taşınmazın gerçek durumunun tespitini isteyebilir.
Ancak bu davanın kabulü için mirasbırakanın gerçekten mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Sadece taşınmazın bir mirasçıya devredilmiş olması, tek başına muvazaa karinesi oluşturmaz.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca, kadastro tespiti kesinleştikten sonra 10 yıl içinde kadastro öncesi hukuki nedenlere dayalı dava açılmazsa, bu yöndeki talepler dinlenmez. Bu süre de hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan durum şudur: Mirasçılar, kadastro tespiti sırasında taşınmazın sadece bazı mirasçılar adına tescil edildiğini bilseler dahi, 10 yıllık süre içinde dava açmazlarsa, kadastro öncesi nedene dayalı iddiaları usulden reddedilir.
Muris muvazaası iddiasında ispat yükü davacı mirasçıdadır. Mahkemeler, mirasbırakan ile davacı arasında husumet veya anlaşmazlık bulunup bulunmadığını, tanık beyanlarını ve keşif sonuçlarını birlikte değerlendirir. Aynı şekilde tenkis talebinde de, saklı payın ne zaman öğrenildiği hususu tanık beyanları ve önceki dava dosyaları üzerinden tespit edilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Miras kaynaklı tapu iptali ve tenkis davalarında süre hesabı, davanın kaderini belirleyen en kritik unsurdur. Hak kaybı yaşamamak için harekete geçmeden önce mutlaka bir miras hukuku uzmanına danışın. Maya Avukatlık Bürosu olarak sürecinizi değerlendirmek ve size yol göstermek için iletişime geçebilirsiniz.
Süre hak düşürücü olduğundan, mahkeme davayı esasa girmeden usulden reddeder. Bu nedenle süre başlangıcının doğru tespiti büyük önem taşır.
Evet, uygulamada bu iki talep genellikle terditli (kademeli) olarak birlikte ileri sürülür: önce muvazaa nedeniyle tapu iptali, kabul edilmezse tenkis talep edilir.
Kadastro Kanunu m.12/3 uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde kadastro öncesi nedene dayalı dava açılmalıdır.
Bu tarih, mirasçının kadastro tespiti, önceki bir dava süreci veya aile içi bir bilgilenme yoluyla saklı payının ihlal edildiğini fark ettiği andır ve somut olayın delillerine göre mahkemece belirlenir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 11.02.2026 T. 2025/6879 E. 2026/903 K.
Dava, kadastro öncesi neden olmazsa muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu, Giresun ili, Tirebolu ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan parsel sayılı taşınmazların irsen intikal ve taksime dayanılarak belgesizden ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.2009-10.09.2009 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tutanaklarının 11.09.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar; taşınmazların davacıların anne ve babasından taraflara kalmış olmasına rağmen kadastro tespit çalışmaları sırasında sadece davalılar adına tespit gördüğünü, murislerin ve mirasçıların hayattayken herhangi bir taksimat yapmadığını, davalıların taşınmazları haksız olarak kendi adlarına yazdırdıklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, bu talepleri kabul edilmediği takdirde murislerin mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini belirterek tapu iptali-tescil ve tenkis talebinde bulunmuşlardır.
Davalı ...; 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, babasının vefatından sonra 1993 yılında annesinin bulunduğu bir ortamda kardeşleri arasında taksim yapıldığını, davacıların da bu durumu bildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi; davaya konu taşınmazların tamamındaki kadastro tespitlerinin 11.09.2009 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde yer alan hak düşürücü süreye tabi olacağı, eldeki davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin tamamlandığı tarih sonrasında 02.12.2019 tarihinde ikame edilmiş olduğu anlaşıldığından kadastro öncesi hukuki nedene dayalı iddianın dinlenmeyeceğinin sabit olduğu; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talepleri yönünden murisin mal kaçırma düşüncesiyle hareket ettiğini gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, tanıkların ortak beyanlarında muris ve davacılar arasında anlaşmazlık olmadığına dair anlatımların mevcut olduğu gözetildiğinde muvazaa iddiasının ispatlanamadığı; tenkis talebi yönünden de murisin saklı payı etkisiz kılma düşüncesiyle tasarrufta bulunduğunu ispata elverişli delil sunulmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen usulden kısmen esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi; kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davası yönünden hak düşürücü süre nedeniyle usulden ret kararının isabetli olduğunu, taşınmazların kadastro tespiti öncesinde tapusuz olup belgesizden tespit görmesi ve 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın tapulu taşınmazlar bakımından uygulanabilir olması nedeniyle muris muvazaası talebinin reddinin de yerinde olduğunu belirtmiştir. Tenkis talebi yönünden ise; mirasbırakan ...'ın 19.05.2014 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 02.12.2019 tarihinde açıldığı, davacıların kadastro tespiti sırasında köyde bulundukları ve tespite bizzat katıldıkları, ayrıca annelerinin dava konusu taşınmazlar hakkında Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/72 E. sayılı dosyasından kızlarını korumak için vazgeçtiğini beyan ettiği, bu nedenle mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini hem kadastro tespitleri sırasında hem de anılan dava dosyasından, en geç annelerinin ölümü ile öğrenmiş olduklarının açıkça anlaşıldığı, davacıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmamış olmaları nedeniyle tenkis talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermiştir.
KARAR: Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


