
Yayın Tarihi: Mayıs 2025 | Konu: Eğlence & Spor Hukuku, Sözleşme Hukuku
📋 İçindekiler
Kariyerinizin henüz başlangıcında, "sektörü tanıyan" biri size uzattığı kalın bir sözleşme dosyasını imzalamanızı istedi; sizi "büyük işler" beklediğini söyledi. Aradan zaman geçti; albümler çıkmadı, maçlar kaçırıldı ya da sözleşme size nefes bile aldırmıyor. Şimdi çıkmak istiyorsunuz, ancak karşınıza yüz binlerce lira cezai şart çıkıyor.
Müzik sanatçıları, futbolcular, basketbolcular, dizi oyuncuları ve sosyal medya fenomenleri bu tabloyla her gün karşılaşmaktadır. Türk hukuku, bu tür kelepçeleme sözleşmelerine (entrapping/adhesion contracts) karşı sanatçı ve sporcuya önemli güvenceler tanımaktadır. Bu yazıda, menajerlik ve prodüksiyon sözleşmelerinde sıklıkla karşılaşılan haksız hükümleri, bunlara karşı kullanabileceğiniz hukuki araçları ve sözleşmeden çıkış yollarını açıklıyoruz.
Menajerlik sözleşmesi (management agreement), sanatçı, sporcu ya da ünlü bir kişinin ticari haklarını, ajanlık faaliyetlerini ve kamusal görünümünü yönetmek üzere bir menajerle kurduğu sözleşme ilişkisidir. Yapım sözleşmesi (production agreement) ise müzik, film veya dijital içerik gibi yaratıcı ürünlerin üretimi ve dağıtımı amacıyla plak şirketi ya da yapımcıyla kurulan ayrı bir sözleşme türüdür.
Her iki sözleşme türü de Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında değerlendirilmekte; içerik özgürlüğü ilkesi çerçevesinde taraflarca serbestçe düzenlenebilmektedir. Ne var ki bu özgürlük, sözleşmenin zayıf tarafı konumundaki sanatçı veya sporcu aleyhine kolaylıkla istismar edilebilmektedir.
Türk yargı içtihadında kelepçeleme sözleşme kavramı; taraflardan birinin ekonomik veya sosyal üstünlüğünü kullanarak karşı tarafı uzun süreli, tek yönlü ve ağır yükümlülükler altına soktuğu sözleşmeleri tanımlamaktadır. Bu tür sözleşmelerde tipik tablo şudur:
⚠️ Kritik Hukuki Nokta
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, bir sözleşmenin "kelepçeleme" niteliği taşıması hâlinde, güçlü taraf bu sözleşmenin hükümlerini zayıf tarafa karşı ileri süremez. Zayıf tarafın haklı fesih hakkı doğar ve öngörülen cezai şart hükümsüz sayılabilir.
TBK'nın 20. ve 21. maddeleri (Genel İşlem Koşulları) bu tür hükümlerin karşı tarafı bağlamayacağını açıkça düzenlemektedir. TBK m. 21/2 uyarınca, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Bu hüküm, özellikle standart form sözleşme niteliği taşıyan ve müzakere edilmeden imzalatılan menajerlik sözleşmelerinde doğrudan uygulanır.
Sanatçı, sporcu ve ünlü kişilerin imzaladığı sözleşmelerde aşağıdaki hükümler hukuki sorun yaratma potansiyeli en yüksek düzenlemeler arasında yer almaktadır:
Menajerlik gelir payı, sektörel normlara ve hizmetin kapsamına göre değişmekle birlikte, brüt gelirin %15–25 bandı piyasada yaygın kabul gören orandır. Bunun çok üzerindeki oranlar — özellikle %40–50'ye ulaşan paylar — mahkemelerce fahiş bulunmakta ve denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde indirim ya da hükümsüzlük kararlarına konu olmaktadır.
Beş, sekiz, hatta on yıl gibi uzun süreli münhasırlık hükümleri; sanatçının menajerini değiştirmesini, başka şirketlerle çalışmasını ya da ticari haklarını bizzat yönetmesini fiilen imkânsız kılar. Öte yandan aynı sözleşmeler, yapımcı veya menajer tarafa herhangi bir bildirim süresine bile gerek kalmaksızın sözleşmeden çekilme hakkı tanıyabilmektedir. Bu dengesizlik, kelepçeleme sözleşmenin tipik göstergesidir.
Cezai şart, her iki tarafa karşılıklı olarak öngörülebilir. Ancak pek çok menajerlik sözleşmesinde yüksek meblağlı cezai şart yalnızca sanatçı veya sporcu aleyhine düzenlenmektedir. TBK m. 182/3 uyarınca hâkim, fahiş cezai şartları resen indirebilir; üstelik sözleşmenin tek taraflı niteliği, bu şartın tamamen geçersiz sayılmasına da zemin hazırlayabilir.
Yapımcının veya menajer tarafının taahhüt ettiği hizmetlerin (albüm sayısı, turneler, reklam anlaşmaları vb.) sözleşmede belirsiz bırakılması ya da hiç yerine getirilmemesi, sanatçı açısından haklı fesih sebebi doğuran ve tazminat talep hakkı tanıyan bir ihlaldir.
ℹ️ Bilgi: Genel İşlem Koşulları Nedir?
TBK m. 20 uyarınca genel işlem koşulları; bir tarafın ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, tek başına hazırlayıp diğer tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Hazır form halinde sunulan menajerlik ve prodüksiyon sözleşmelerinin büyük çoğunluğu bu kapsama girmektedir. Kanun, bu koşulların karşı tarafı bağlayabilmesi için özel şartlar öngörmüştür.
Türk Borçlar Kanunu, sözleşmenin zayıf tarafına çeşitli başlıklar altında haklı fesih imkânı tanımaktadır. Sanatçı veya sporcu aşağıdaki koşullardan birinin varlığı hâlinde sözleşmeyi haklı olarak feshedebilir:
⚠️ Dikkat: Sözleşmeden Çıkmak "Haksız Fesih" Sayılabilir
Sözleşme feshinin "haklı" mı yoksa "haksız" mı olduğu, her olayın somut koşullarına göre değerlendirilir. Geçerli bir hukuki gerekçe olmadan sözleşmenin tek taraflı bitirilmesi, sanatçı veya sporcuyu tazminat ve cezai şart yükümlülüğüyle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle herhangi bir ihtar veya fesih bildiriminden önce mutlaka hukuki danışmanlık alınmalıdır.
Sözleşme özgürlüğü, cezai şart (penalty clause) miktarının belirlenmesinde taraflara geniş bir alan tanır. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesinin 3. fıkrası, hâkime fahiş bulduğu cezai şartı resen (kendiliğinden) indirme yetkisi vermektedir. Bu kural emredici nitelikte olup taraflarca sözleşmeyle ortadan kaldırılamaz.
Mahkemeler, cezai şartın fahiş olup olmadığını değerlendirirken başlıca şu ölçütlere bakar:
✅ Yargıtay'ın Yaklaşımı
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, menajerlik sözleşmesindeki cezai şart hükmünün tek taraflı ve orantısız niteliği, sözleşmenin bütünüyle değerlendirilmesini zorunlu kılar. Sözleşme kelepçeleme niteliği taşıyorsa, güçlü taraf bu cezai şart hükmünü zayıf tarafa karşı ileri süremez; güçlü tarafın yasanın amir hükümlerine aykırı sözleşme hükümlerine dayanması iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Menajerlik veya yapım sözleşmesinden hukuki güvenceyle çıkmak için izlenecek süreç, rastlantısal değil stratejik olmalıdır. Aşağıdaki adımlar genel bir rehber niteliği taşımakta olup somut durumunuz için hukuki danışmanlık alınması zorunludur.
✅ Sonuç: Sözleşmeniz Sizi Bağlamak Zorunda Değil
Kariyerinizi kısıtlayan, orantısız yükümlülükler içeren veya tek taraflı cezai şart barındıran bir sözleşme altında kalmanız zorunlu değildir. Türk hukuku, zayıf tarafı koruyan önemli mekanizmalar sunmaktadır. Ancak bu mekanizmaların doğru ve zamanında kullanılması, sürecin seyrini belirleyici biçimde etkiler.
📞 Hukuki Danışmanlık AlınZorunlu olmayabilirsiniz. TBK m. 182/3 uyarınca hâkim fahiş cezai şartı resen indirebilir. Bunun yanı sıra sözleşme "kelepçeleme" niteliği taşıyorsa ya da cezai şart yalnızca sizin aleyhinize düzenlenmişse, bu hükmün tamamen geçersiz sayılması da mümkündür. Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Karşı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini ifa etmemesi, size haklı fesih hakkı doğuran önemli bir gerekçedir. İhlalin varlığını noter kanalıyla tebliğ edeceğiniz bir ihtarname ile karşı tarafa bildirmeniz ve süre tanımanız, ileride açacağınız davada güçlü bir hukuki zemin oluşturur. Avukat desteğiyle bu süreci yönetmenizi öneririz.
Sözleşme imzalama ehliyetine sahipseniz (18 yaş ve akıl sağlığı bakımından) sözleşme kural olarak geçerlidir. Ancak imza sırasında hukuki destek alınmaması, sözleşmenin hazır form şeklinde sunulması ve taraflar arasındaki ekonomik-deneyim farkı, sözleşmenin kelepçeleme niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirmesinde mahkemelerce dikkate alınan olgulardır.
TBK, menajerlik payı için sabit bir üst sınır belirlememektedir. Ancak sektörel norm ve ticari teamüllerin çok üzerinde kalan oranlar mahkemelerce "fahiş" olarak nitelendirilebilmektedir. Sözleşmenin diğer hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu oran, kelepçeleme sözleşme tespitine katkıda bulunan önemli bir gösterge olarak kabul görmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 29.04.2025 T. 2024/4318 E. 2025/2915 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin birçok sanatçının prodüktörlüğünü yaptığını, davalının ise sektörde "..." ismiyle Türkçe rap müziği icra ettiğini, taraflar arasında 07.07.2013 tarihinde 5 albüm yapım dönemini içeren albüm yapım sözleşmesi ve akabinde ikinci bir sözleşmenin imzalandığını, her iki sözleşme imzalandıktan hemen sonra davalı sanatçının bilinirliğinin artması, marka değerinin yükselmesi için müvekkilinin çalışmalar ve harcamalar yaptığını, üzerine düşen edimleri ifa ettiğini, davalının sektörde ve toplumda bilinir hale getirildiğini, ancak davalının klip çekimlerine gelmediğini, bir albüm dışında diğer albümleri tamamlamadığını, müvekkilini zarara uğrattığını, davalı ile ayrıca 16.09.2014 tarihli ikinci bir menajerlik sözleşmesinin de imzalandığını, bu sözleşmenin konusunun oyunculuk işleri olduğu, çalışmalar devam ederken davalının gönderdiği ihtarname ile "sözleşmelerdeki menajerlik payının aşırı yüksek olduğu, davalının genç ve tecrübesiz oluşu ve imza sırasında hukukçuya danışma fırsatı verilmediği, bu nedenle aleyhine ağır hükümler içerdiği, sözleşmelerin hukuka ve genel işlem şartlarına aykırı olduğu" gerekçeleriyle sözleşmeleri haksız olarak feshettiğini, ancak feshin geçersiz olduğunu, ihtardan sonra davalının sözleşmeleri ihlal etmeye devam ettiğini, gönderilen ihtarnameyle sözleşmede kararlaştırılan 200.000,00 TL cezai şartın ödenmesi davalıya ihtar edildiği hâlde ödenmediğini, davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek sözleşmenin ihlali nedeniyle doğan 200.000,00 TL cezai şartın, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarına ek olarak, davalının tecrübesiz ve genç olmadığını, menajerlik payının makul olduğunu, sözleşmedeki 150.000,00 USD bedelli cezai şartın tazmini için davalıya yönelik icra takibine girişildiğini, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; dava konusu sözleşmenin müvekkili tarafından haklı ve hukuki gerekçelerle feshedildiğini, ilk albümün çıkış tarihi üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen davacının taahhüt ettiği 5 albümden sadece birini yaptığını, bu durumun sözleşmenin alenen ihlali olduğunu, davacının fahiş bir menajerlik payı talep ettiğini, sözleşmenin müvekkili aleyhine çok ağır hükümler içeren, hukuka ve hakkaniyete aykırı, tek taraflı bir sözleşme olduğunu, cezai şart miktarının aşırı fahiş nitelik taşıdığını, müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacağını, bu nedenlerle sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen dosyasının davaya cevap dilekçesinde; asıl davaya cevabındaki beyanlarına ek olarak, davanın mükerrer açıldığını savunarak davanın reddine ve davacının %20 kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki 07.07.2013 tarihli Albüm Yapım ve Menajerlik Sözleşmelerinin "kelepçeleme sözleşme" niteliği taşıdığı, zira bu sözleşmedeki hükümlerin tek taraflı davacı lehine ve davalı aleyhine olduğu, karşılıklı taahhütler içeren sözleşmenin ifayı güvence altına almak için cezai şart öngörülmesi mümkün ise de, bunun sözleşmelerde taraf dengesi gözetilerek her iki taraf lehine cezai şart düzenlenmesi ile mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerde davacıya dilediği şekilde sözleşmeyi fesih hakkı verildiği, davalının ise sözleşmeye uymaması hâlinde aleyhine orantısız ve adil olmayan cezai şart hükmü konulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20. ve 21. maddeleri uyarınca davacı yapımcının yasanın amir hükümlerine aykırı sözleşme hükümlerini davalıya karşı ileri sürmesi hâlinde sözleşmenin diğer hükümlerinin tarafları bağlasa da davalının sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğu, davacının cezai şart talebinin TBK kapsamında yok hükmünde olacağı, TBK'nın 27. maddesine göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmede %50 oranındaki menajerlik payının fahiş olduğu, ayrıca tek taraflı olarak sözleşmede davalı aleyhine cezai şartın düzenlendiği, davalının kendisine oranla güçlü pozisyonda bulunan davacı ile yapmış olduğu sözleşmeler değerlendirildiğinde, davalının serbest iradesi ile yapılmadığı, bu nedenle tek taraflı düzenlenen cezai şart talebi ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin asıl ve birleşen davada istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında imzalanan 07.07.2013 tarihli Albüm Yapım Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına ve sözleşmenin 9. maddesine dayalı, 200.000,00 TL cezai şart ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup; birleşen dava ise, taraflar arasında imzalanan 07.07.2013 tarihli Menajerlik Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak, sözleşmenin 17. maddesine göre, 150.000,00 USD cezai şartın faizi ile tahsili talebi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Asıl dava bakımından; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut olayda, asıl davada davacı, sözleşme kapsamında 200.000,00 TL cezai şart ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, davacı asıl dava dilekçesinde harca esas değeri 210.000,00 TL olarak belirterek harcını yatırmıştır.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 210.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalmaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.
2. Birleşen dava bakımından; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek hâlinde birleşen davaya yönelik davacıya iadesine, 29.04.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


