Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Mirasbırakan, vasiyetname veya bağışla malvarlığının önemli bir kısmını tek bir kişiye bırakmış olabilir. Böyle bir durumda saklı paylı mirasçı, tenkis davası açarak kanunun kendisine ayırdığı asgari payı talep eder. Davanın sonucunu belirleyen ise çoğu zaman tek bir rakamdır: sabit tenkis oranı. Taşınmazın ne kadarının davacıya tescil edileceği ya da davalının ne kadar ödeme yapacağı bu orana göre belirlenir.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, mirasçının vasiyet dışında kalan mallardan zaten alacağı payın hesaptan düşülmemesidir. Bu eksiklik oranı olduğundan yüksek gösterir ve Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır. Aşağıda net terekenin bulunmasından taşınmazın bölünmesine kadar tüm aşamalar, rakamlı bir örnekle birlikte ele alınmaktadır.
İçindekiler
Sabit tenkis oranı, saklı payı zedelenen mirasçının uğradığı eksiklik ile tenkise tabi kazandırmanın değeri arasındaki orandır. Mirasbırakanın ölüm tarihindeki değerlere göre bir kez hesaplanır ve yargılama sonuna kadar değişmez. Yargıtay'ın 11.11.1994 tarihli ve 1994/4 E., 1994/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bu oranı, tasarrufun tamamının değeri ile davalıya yapılan fazla kazandırma arasında kurulan ilişki olarak tanımlar.
Oranın sabit tutulmasının amacı, ölüm tarihi ile karar tarihi arasında malın değerinde yaşanan artış veya azalışın taraflar arasında hakkaniyete uygun biçimde paylaşılmasıdır. Taşınmaz bölünerek davacıya tescil edilecekse ayrılacak kısmın büyüklüğü, bölünemiyorsa davalının ödeyeceği nakit bu orana göre bulunur. Birkaç puanlık bir hesap hatası bile, özellikle değeri yüksek taşınmazlarda ciddi bir farka dönüşür.
ℹ️ Temel Formül
Zedelenen saklı pay = Davacının saklı payı − Artık terekeden davacıya düşen miras payı
Sabit tenkis oranı = Zedelenen saklı pay ÷ Tenkise tabi kazandırmanın değeri
Birden fazla kişiye kazandırma yapılmışsa oran, her davalı için ayrı ayrı belirlenir.
Net tereke, terekenin aktifinden pasifinin çıkarılmasıyla bulunur ve tüm değerler mirasbırakanın ölüm tarihine göre tespit edilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği bu rakam üzerinden hesaplanır. Uygulanacak kanun da ölüm tarihine göre belirlenir; 01.01.2002 tarihinden sonra gerçekleşen ölümlerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri esas alınır.
Saklı pay (eski adıyla mahfuz hisse), net tereke üzerinden bulunan yasal miras payına aşağıdaki oranların uygulanmasıyla hesaplanır:
Örneğin net terekesi 1.200.000 TL olan ve geride iki çocuk bırakan bir mirasbırakanda her çocuğun yasal miras payı 600.000 TL, saklı payı ise 300.000 TL'dir.
Mirasçı, vasiyet veya bağış dışında kalan mallardan, yani artık terekeden yasal mirasçı sıfatıyla zaten pay alacaktır. Bu pay, saklı payın bir bölümünü kendiliğinden karşılar. Tenkis yalnızca eksik kalan kısmı tamamlamaya yöneliktir; mirasçıyı saklı payının üzerine taşıyacak şekilde kullanılamaz.
Artık tereke (temlik dışı tereke), mirasbırakanın vasiyetname veya bağış gibi bir tasarrufa konu etmediği ve yasal mirasçılara kendiliğinden geçen mallardır. Hesapta önce davacının saklı payı bulunur, ardından artık terekeden davacıya düşecek miras payı bu tutardan çıkarılır. Kalan rakam, gerçekten zedelenen saklı paydır. Sabit tenkis oranı ancak bu rakam esas alınarak belirlenebilir.
Mahsup yapılmadan saklı payın tamamı tasarruf değerine oranlanırsa davacı aynı tutardan iki kez yararlanır: Hem artık terekeden payını alır hem de bu tutar tasarruf konusu maldan bir kez daha ayrılır. Davalının ise mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım içinde kalan hakkı haksız şekilde daralır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Yargıtay, saklı paydan artık terekeden davacıya düşen pay mahsup edilmeden belirlenen sabit tenkis oranına dayanan bilirkişi raporlarını denetime ve hüküm kurmaya elverişli kabul etmemektedir. Bu hata, bozma kararından sonra yapılan yeni hesaplamalarda da tekrarlanabilmekte ve hükmün ikinci kez bozulmasına, dolayısıyla yargılamanın önemli ölçüde uzamasına yol açabilmektedir.
Aşağıdaki örnekte doğru yöntemle bulunan oran %20, mahsup yapılmadan bulunan oran ise %30'dur. Aradaki 10 puanlık fark, davacının saklı payını aşan bir tescil ya da ödeme kararına dönüşür.
Örnek olay: Eşi daha önce vefat etmiş bir mirasbırakanın iki çocuğu vardır. Mirasbırakan, ölüm tarihindeki değeri 1.000.000 TL olan arsasını vasiyetname ile yasal mirasçısı olmayan bir yakınına bırakmıştır. Vasiyet dışında kalan diğer malların toplam değeri 200.000 TL'dir. Hesabı sade tutmak için borç ve giderlerin bulunmadığı varsayılmıştır. Çocuklardan biri tenkis davası açmıştır.
| Hesap Kalemi | Tutar |
|---|---|
| Terekenin aktifi (arsa + diğer mallar) | 1.200.000 TL |
| Terekenin pasifi | 0 TL |
| Net tereke | 1.200.000 TL |
| Davacının yasal miras payı (1/2) | 600.000 TL |
| Davacının saklı payı (yasal payın 1/2'si) | 300.000 TL |
| Artık terekeden davacıya düşen pay (200.000 × 1/2) | 100.000 TL |
| Zedelenen saklı pay (300.000 − 100.000) | 200.000 TL |
| Sabit tenkis oranı (200.000 ÷ 1.000.000) | 0,20 (%20) |
Fark karar tarihinde daha da büyür. Arsanın yargılama sonunda 1.800.000 TL değere ulaştığı ve bölünemediği varsayıldığında, doğru oranla davacıya ödenecek tutar 360.000 TL iken hatalı oranla bu rakam 540.000 TL'ye çıkar. Dava açmayan diğer çocuğun saklı payı yönünden ise tenkis yapılmaz; tenkis yalnızca davayı açan mirasçı yararına sonuç doğurur.
Tenkis davalarında hüküm büyük ölçüde bilirkişi raporuna dayanır. Raporun denetime elverişli olmaması hem yargılamayı uzatır hem de bozma kararlarına zemin hazırlar. Uygulamada öne çıkan hatalar şunlardır:
Kritik süre: Bilirkişi raporuna karşı itirazlar ve ek rapor talepleri, raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye bildirilmelidir (HMK m. 281). Bu süre geçtikten sonra hesap hatalarını ileri sürmek güçleşebilir.
ℹ️ Bilirkişi Raporu Elinize Ulaştıysa
İtiraz süresi kısa olduğundan rapordaki hesap tablosunun vakit kaybetmeden kalem kalem incelenmesi önemlidir. Raporu ve dosya belgelerinizi iletişim sayfası üzerinden Maya Avukatlık Bürosu'na iletebilirsiniz.
Tenkis sonucunda önce malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği araştırılır (TMK m. 564). Bölünme mümkünse ayrılan kısım davacı adına, kalan kısım davalı adına tescil edilir. Ancak bir taşınmazın parsellere ayrılması, yani ifrazı, mahkemenin yalnızca teknik bilirkişi raporuyla karar verebileceği bir konu değildir; imar mevzuatına tabidir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15 ve 16. maddeleri uyarınca belediye ve mücavir alan sınırları içindeki taşınmazların ifrazı belediye encümeninin onayına bağlıdır; bu sınırların dışında onay yetkisi il düzeyindeki yetkili idareye aittir. Fen bilirkişisinin hazırladığı ifraz krokisi, taşınmazın hukuken bölünebileceğini tek başına göstermez. Bu nedenle mahkemenin, ifrazın mümkün olup olmadığını ilgili idareden sorması ve alınacak karara göre hüküm kurması gerekir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Belediye encümeninden karar alınmadan, yalnızca fen bilirkişisi raporuna dayanılarak verilen tapu iptali ve tescil hükmü Yargıtay tarafından hatalı bulunmaktadır. İmar planındaki kullanım kararı, asgari parsel ölçüleri ve yola terk gibi koşullar ifrazı engelleyebilir. Tarım arazilerinde ayrıca 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun asgari arazi büyüklüğüne ilişkin sınırları gözetilir.
Mal sabit tenkis oranında bölünemiyorsa tasarruftan yararlanan davalı için tercih hakkı doğar. Davalı, tenkis edilecek değeri ödeyerek malın tamamını kendisinde tutmayı ya da malı bırakıp tasarruf edilebilir kısmın değerinin kendisine ödenmesini isteyebilir (TMK m. 564).
Bu hak ancak bölünmezlik ortaya çıktıktan sonra doğar. Yargılamanın başında veya bölünme araştırması tamamlanmadan dile getirilen bir tercih sonuç doğurmaz. Mahkeme, bölünmezliği tespit ettikten sonra davalıya tercihini açıkça sormalıdır.
Davalı malı elinde tutmayı seçerse ödeyeceği tutar şöyle bulunur: Malın karar tarihindeki değeri belirlenir ve bu değer sabit tenkis oranıyla çarpılır. Oranın ölüm tarihine, değerin ise karar tarihine göre belirlenmesi, aradaki değer değişiminin iki taraf arasında adil biçimde paylaşılmasını sağlar.
Evet. Vasiyetnamenin iptali asıl talep, tenkis ise terditli (kademeli) talep olarak aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir (HMK m. 111). Mahkeme önce iptal talebini inceler; iptal sebepleri ispatlanamazsa tenkis talebine geçer.
İptal sebepleri TMK m. 557'de sayılmıştır: tasarruf ehliyetinin bulunmaması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, içeriğin hukuka ya da ahlaka aykırılığı ve şekle aykırılık. İleri yaş, unutkanlık veya ağır hastalık iddiaları kendiliğinden ehliyetsizlik anlamına gelmez. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücünün bulunmadığının tıbbi kayıtlarla ve gerektiğinde Adli Tıp raporuyla ispatı gerekir. Bu ispat güçlüğü nedeniyle tenkisin terditli talep olarak eklenmesi, iptal talebinin reddi hâlinde hak kaybını önler.
Hak düşürücü süreler
- Tenkis davası (TMK m. 571): Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl; her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl.
- Vasiyetnamenin iptali davası (TMK m. 559): Tasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahibi olunduğunun öğrenilmesinden itibaren 1 yıl; her hâlde vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren 10 yıl; iyiniyetli olmayan davalılara karşı 20 yıl.
- Def'i yolu: Tenkis iddiası, def'i olarak her zaman ileri sürülebilir.
Tenkis ve vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11/1-a; TMK m. 576). Tenkise konu taşınmaz başka bir ilde bulunsa da dava bu mahkemede açılır; yanlış yerde açılan dava, yetkisizlik kararı nedeniyle ciddi zaman kaybına yol açar.
Tenkis hesabı yalnızca davacıyı değil, mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısmı koruyarak davalıyı da gözetir. Bu nedenle her iki taraf da hesabın her kalemini denetleme imkânına sahiptir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Sabit tenkis oranı, saklı paydan artık terekeden alınacak pay düşüldükten sonra kalan zedelenen saklı payın kazandırma değerine oranlanmasıyla bulunur. Bu adım atlanırsa oran şişer ve hüküm bozulur; taşınmazın bölünerek tescili gündemdeyse ifraz için ilgili idarenin kararı da beklenmelidir. Vasiyetname, bağış veya tenkis hesabına ilişkin bir uyuşmazlığınız varsa belgelerinizi iletişim sayfası üzerinden Maya Avukatlık Bürosu'na gönderebilir, dosyanız için hukuki değerlendirme talep edebilirsiniz.
Saklı payı zedelenen mirasçının uğradığı eksikliğin, tenkise tabi kazandırmanın değerine oranıdır. Mirasbırakanın ölüm tarihindeki değerlere göre bir kez hesaplanır ve yargılama sonuna kadar değişmez.
Terekenin değeri, saklı pay ve sabit tenkis oranı ölüm tarihine göre belirlenir. Mal bölünemediği için nakit ödenecekse, malın karar tarihindeki değeri bu oranla çarpılır.
Mirasbırakanın vasiyet veya bağış gibi bir tasarrufa konu etmediği, yasal mirasçılara kendiliğinden geçen mallardır. Davacının bu mallardan alacağı pay, saklı payından düşülür.
Net tereke üzerinden yasal payınız ve saklı payınız hesaplanır, ardından artık terekeden alacağınız pay bu tutardan düşülür. Sonuç sıfırdan büyükse saklı payınız zedelenmiştir; kesin tespit bilirkişi incelemesiyle yapılır.
Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren 10 yıldır (TMK m. 571). Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Asliye hukuk mahkemesinde açılır. Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir; taşınmazın bulunduğu yer bu kuralı değiştirmez.
Hayır. Kardeşlerin saklı payı 2007 yılında yapılan kanun değişikliğiyle kaldırılmıştır. Bugün saklı paylı mirasçılar altsoy, anne-baba ve sağ kalan eştir.
Davalının tercih hakkı doğar. Malı elinde tutmak isterse, karar tarihindeki değerin sabit tenkis oranıyla çarpılmasıyla bulunan tutarı davacıya öder.
Raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik ve hatalı görülen hususlar gerekçeli bir dilekçeyle mahkemeye bildirilir. Ek rapor alınması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir (HMK m. 281).
Hayır. Tenkis yalnızca davayı açan mirasçı yararına sonuç doğurur. Dava açmayan mirasçının saklı payı, kendisi talepte bulunmadıkça tamamlanmaz.
T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2026/2401
Karar No: 2026/2809
Karar Tarihi: 20-05-2026
TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI - USULÜNE UYGUN ŞEKİLDE SABİT TENKİS ORANI TESPİT EDİLMEDİĞİ - BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DENETİME VE HÜKÜM KURMAYA ELVERİŞLİ OLDUĞUNU SÖYLEMENİN MÜMKÜN OLMADIĞI - HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Somut olayda, tenkis hesabına esas olmak üzere alınan bilirkişi raporunun ilgili ilkelere göre denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylemek mümkün değildir. Şöyle ki; net tereke üzerinden davacının saklı payına isabet eden miktardan temlik dışı (artık) terekeden davacının miras payına düşen rakam mahsup edilmeden sabit tenkis oranının belirlendiği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle usulüne uygun şekilde sabit tenkis oranı tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca, murisin ölüm tarihine göre saptanan net tereke üzerinden davacının saklı payına isabet eden miktardan temlik dışı (artık) terekeden davacının miras payına denk gelen rakamın mahsup edilmesi, ondan sonra tespit edilen bu değer üzerinden sabit tenkis oranı belirlenerek ilgili ilkeler doğrultusunda davacının tenkis talebi hakkında dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı saptanan sabit tenkis oranı baz alınarak ilgili şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. Kabule göre de, tenkise tâbi taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığı konusunda Belediye Encümeninden karar alınmadan tapu iptali ve tescil kararı verilmesi de hatalıdır.
(4722 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 507, 560, 564) (YİBK 11.11.1994 T. 1994/4 E. 1994/4 K.)
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi ...'in 28.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, ölmeden önce 12.11.2013 tarihinde vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamenin murisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı dönemde yapıldığını, 81 yaşında olup unutkanlık, görme ve işitme kaybı, nefes darlığı, böbrek yetmezliği, kanser gibi ciddi hastalıklarla mücadele etmekte olduğunu, yaptığı hukuki işlemin sonuçlarını anlayabilme, bu sonuca uygun hareket edebilme yeteneğinden uzak olduğunu, murisin hiçbir ihtiyacının karşılanmayacağını söyleyerek davalının murisi tehdit ettiğini, uzun süre muris üzerinde baskı kurarak vasiyete konu taşınmazın kendisine devredilmesini talep ettiğini belirterek vasiyetnamenin iptalini, olmadığı takdirde müvekkilinin saklı payını ihlal eden kısmının tenkisi ile 7 54... parselde kayıtlı olan arsanın müvekkilinin saklı payı oranındaki kısmının tapusunun iptaliyle müvekkili adına tescilini, taşınmazın bölünmesinin mümkün olmaması durumunda saklı payına isabet eden kısmın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; murisin kısıtlı olmadığını, vesayet altına alınmamış olduğunu, tasarruf ehliyetine sahip olduğunu, sağlık raporunun mevcut olduğunu, murisin tehdit edildiği iddiasının ise tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin bu yönde bir eylemi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli kararıyla; vasiyetnamenin iptali ve tenkis talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2022 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2022 tarihli kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.02.2024 tarihli ve 2022/7254 Esas, 2024/826 Karar sayılı kararında belirtilen;
“... 1. Mahkemece vasiyetnamenin iptali sebeplerinin ispatlanmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddine.
Davacı vekilinin tenkis talebi yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; murisin terekesinde ölüm tarihi itibariyle aktif olarak bulunan malvarlığı değerini hesaplayan inşaat bilirkişi raporu ile saklı payın zedelenmediği kanaatini bildiren hukukçu bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
2. Şöyle ki; gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi 06.07.2020 havale tarihli raporunda vasiyetname konusu 7 54... parsel sayılı taşınmazın değerini 1.045.975,00 TL, murisin vasiyetnameye konu olmayan diğer malvarlığı değerlerinin toplamını 230.659,00 TL olarak belirledikten sonra vasiyetname konusu taşınmazda dahil olmak üzere murise ait taşınmazların toplam değerini 1.276.634,85 TL olarak belirlemiştir.
3. Gayrimenkul değerleme uzmanına ait raporda temlik dışı tereke 230.659,00 TL olarak hesap edildiği halde 16.11.2020 tarihli hukukçu bilirkişi raporunun değerlendirme ve hesaplama başlıklı bölümünde temlik dışı tereke 1.276.634,85 TL olarak hesap edilmiş; terekenin aktifi hesaplanırken bu değere 1.045.975,00 TL ilave edilerek terekenin aktifinin 2.322.609,85 TL olduğu belirlenmiştir. Hâl böyle olunca murisin terekesinin aktifi hesaplanırken temlike konu taşınmazın değeri, iki kere hesaba dahil edilmiş olmaktadır.
4. Bu nedenle mahkemece; davacının saklı payının zedelenip zedelenmediğini tespit için iki rapor arasındaki çelişkiyi giderir şekilde yeniden rapor alınarak tenkis talebi yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davaya konu vasiyetname ile davacının saklı payının aşıldığı, sabit tenkis oranının 0, 2...7 olarak tespit edildiği, taşınmazın bu oranda bölünebileceğinin rapor edildiği ve fen bilirkişisinden ifraz haritasının hazırlatıldığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, davacının terditli tenkis talebinin kabulüne, dava konusu 7 54... parsel sayılı taşınmazın 16.07.2025 tarihli fen bilirkişi raporunda F harfi ile gösterilen 1215,89 m²’lik alanın ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, dava dilekçesinde ifade edilen hususların hukuk sınırlarının dışında kaldığını, murisin tehdit altında vasiyetname yapmadığını, murisin iradesinin vasiyetname doğrultusunda bulunduğunu, itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını ve tenkis hesaplamasının hatalı yapıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 17. maddesi). Mirasbırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Kanun'un hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.
4721 sayılı Kanun'un 560. maddesine göre, “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler”. Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir.
Tereke; mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir.
Tereke denildiğinde akla ilk olarak mirasbırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal ve haklar gelse de; tasarruf nisabının belirlenmesinde esas alınan tereke, yalnızca aktif değerlerden ibaret değildir. Net terekenin hesaplanabilmesi için mirasbırakanın mal varlığının aktifine; mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı, denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalar ile hayat sigortası satın alma bedeli değerlerinin terekeye eklenmesi gerekir. Saklı paya el atmanın doğru olarak belirlenmesi için temlik konusu olmayan, mirasbırakana ait her türlü mal varlığı değerinin saptanmalıdır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur.
4721 sayılı Kanun'un 507/2 hükmü ile tasarruf nisabının hesaplanması için terekeden çıkarılması gereken değerler düzenleme altına alınmıştır. Hükme göre hesap yapılırken; mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. Bunlar terekenin pasifini oluşturur.
Mirasbırakanın, saklı payı zedeleyip zedelemediği “net tereke” üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifin indirilmesi ile bulunur. Net tereke bu şekilde tespit edildikten sonra davacıların net tereke üzerinden miras payı bulunur ve daha sonra davacıların saklı payları belirlenir.
Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır.
Uygulamada mirasbırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır”. Sabit tenkis oranı, el atılan saklı payın (ihlal edilen saklı pay), tasarrufun değerine (kazandırma tutarı) oranı olup bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
Diğer taraftan, lehine kazandırma yapılan davalının da saklı pay mirasçısı olması durumunda, ona yapılan kazandırma tutarından saklı payı indirildikten sonra tenkise tâbi kazandırma miktarının dikkate alınması gerekmektedir (Yargıtay 2. HD 2007/21515 Esas sayılı kararı).
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (4721 sayılı Kanun'un 564. maddesi) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Somut olayda, tenkis hesabına esas olmak üzere alınan bilirkişi raporunun yukarıdaki ilkelere göre denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Şöyle ki; net tereke üzerinden davacının saklı payına isabet eden miktardan temlik dışı (artık) terekeden davacının miras payına düşen rakam mahsup edilmeden sabit tenkis oranının belirlendiği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle usulüne uygun şekilde sabit tenkis oranı tespit edilmemiştir.
Hâl böyle olunca, murisin ölüm tarihine göre saptanan net tereke üzerinden davacının saklı payına isabet eden miktardan temlik dışı (artık) terekeden davacının miras payına denk gelen rakamın mahsup edilmesi, ondan sonra tespit edilen bu değer üzerinden sabit tenkis oranı belirlenerek yukarıda izah edilen ilkeler doğrultusunda davacının tenkis talebi hakkında dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı saptanan sabit tenkis oranı baz alınarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, tenkise tâbi taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığı konusunda Belediye Encümeninden karar alınmadan tapu iptali ve tescil kararı verilmesi de hatalıdır.
VII. KARAR
Yukarıda belirtilen sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


