Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

İş yerinin bodrum katını veya deposunu su basması; stok kaybı, ekipman hasarı ve faaliyetin durması gibi ağır sonuçlar doğurur. Zarar gören işletmelerin ilk sorusu çoğunlukla şudur: Bu zararı kim ödeyecek?
İş yerinin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı yoksa ya da yapının mimari projesinde başka amaçla (örneğin otopark) ayrılan alan iş yeri olarak kullanılıyorsa, idarenin tazminattan tamamen kurtulacağı düşünülür. İdari yargı uygulaması ise daha dengeli bir değerlendirme yapar: ruhsat eksikliği kusur payı doğurabilir, ancak idarenin hizmet sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir.
ℹ️ Kısa Özet
Ruhsatsızlık tek başına idareyi sorumluluktan kurtarmayabilir. Sorumluluk; idarenin hizmet kusuru, iş yeri sahibinin ruhsat durumu ve üçüncü kişilerin kusuru birlikte değerlendirilerek belirlenir. Tazminat, kusur oranları ve gerçek zarar üzerinden hesaplanır.
İçindekiler
Kısa cevap: Evet, sorumlu tutulabilir. Ruhsat eksikliği tek başına idarenin tüm sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak tazminattan indirim sebebi olabilir.
Su baskını tazminat davalarında temel soru, zararın idarenin yürüttüğü hizmetle bağlantılı olup olmadığıdır. Bu bağlantı varsa idare, kusuru oranında sorumlu tutulabilir. Zarar görenin ruhsat durumu ise bu oranın belirlenmesinde etkili olur.
⚠️ Ruhsatsız İş Yeri Sahipleri İçin Kritik Nokta
Ruhsat eksikliği tazminat hakkını doğrudan ortadan kaldırmayabilir; ancak kusur oranı hesabında iş yeri sahibi aleyhine ağırlık taşıyabilir. Bu nedenle zararın tamamının ödeneceğini varsaymak gerçekçi olmayabilir.
Kısa cevap: Hizmet kusuru, kamu hizmetinin hiç yapılmaması, geç yapılması veya kötü yapılması hâlinde ortaya çıkan idari kusurdur.
Anayasa'nın 125. maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Su baskını zararlarında bu sorumluluk çoğunlukla hizmet kusuru üzerinden aranır.
Zarar gören, bu kusur nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini tam yargı davası (full remedy action) yoluyla isteyebilir. Bu dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında genellikle idare mahkemelerinde görülür.
Kısa cevap: Hizmeti yürütmekle görevli idare sorumludur. Birden fazla idarenin görev alanı iç içe geçtiğinden çoğu olayda birden fazla idare davalı gösterilir.
Davalı idarenin doğru belirlenmesi önemlidir. Yanlış idareye açılan dava, husumet yönünden sorun doğurabilir. Bu nedenle olay yerindeki altyapının hangi idareye ait olduğu dava öncesinde araştırılmalıdır.
Kısa cevap: Genellikle tamamen kaldırmaz. Ruhsatsızlık, zarar gören açısından kusur sayılabilir ve tazminattan indirim yapılmasına yol açabilir.
Bu düzenlemeler, ruhsatsız kullanımın hukuka aykırı olduğunu gösterir. Ancak zarar gören ruhsatsız olsa da su ve kanalizasyon gibi kamu hizmetlerinden yararlanıyorsa, zararın tamamını mağdura yüklemek idarenin hizmet sorumluluğunu yok saymak anlamına gelebilir. Bu nedenle illiyet bağının (causal link) tamamen kesildiği kabulü her somut olayda mümkün olmaz.
Mimari projede otopark veya ortak alan olarak gösterilen bodrum alanın iş yeri ya da depo olarak kullanılması gibi imara aykırı durumlar, zarar görenin kusuru olarak değerlendirilebilir. Bu kusur, tazminattan indirim yapılmasına yol açar. İndirim oranı olayın şartlarına ve bilirkişi tespitlerine göre belirlenir.
Kısa cevap: Bilirkişi incelemesiyle. İdarenin, zarar görenin ve üçüncü kişilerin kusuru birlikte değerlendirilir; tazminat bu oranlar üzerinden hesaplanır.
Kısa cevap: Evet. Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre sigortacı, ödediği tazminat tutarı kadar sigortalının dava haklarına halef olur (subrogation).
İş yeri poliçesi bulunan işletmelerde sigorta şirketi zararı ödedikten sonra, idarenin hizmet kusuru varsa tam yargı davası açabilir. Bu davada da kusur oranları aynı şekilde incelenir. Sigorta ödemesi zararın tamamını karşılamadıysa, kalan kısım için sigortalının kendi dava hakkı devam edebilir.
Sigortalı iş yerinin ruhsat durumu, hem poliçe sürecinde hem de idareye karşı açılacak davada kusur değerlendirmesinin bir parçası olabilir.
İdarenin su ve kanalizasyon hizmetinde kusuru varsa tazminat istenebilir. Dava idari yargıda tam yargı davası olarak açılır ve açılmadan önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekir.
Açılabilir. Ruhsat eksikliği dava hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak kusur oranı hesabında zarar gören aleyhine değerlendirilebilir ve tazminattan indirim yapılabilir.
Süre Uyarısı: 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre idareye yazılı başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. Başvurunun reddi veya kanunda öngörülen sürede cevap verilmemesi (zımni ret) hâlinde idare mahkemesinde 60 gün içinde dava açılmalıdır.
Süreler hak kaybına yol açabileceğinden, olayın hemen ardından hukuki destek alınması ve güncel mevzuatın kontrol edilmesi önerilir.
Evet. Sigortacı, TTK m.1472 uyarınca ödediği tutar kadar sigortalının haklarına halef olur ve idarenin kusuru varsa tam yargı davası açabilir. Zararın sigorta ile karşılanmayan kısmı için sigortalının kendi dava hakkı devam edebilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Su baskınından sonra ilk adım, hasarı fotoğraf ve tutanakla belgelemek ve idareye yazılı başvuru süresini kaçırmamaktır. Ruhsat ve imar durumu, kusur oranını doğrudan etkilediğinden dosyanın başından itibaren hukuki olarak değerlendirilmesi gerekir. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlık talep edebilirsiniz.
Hukuki Danışmanlık İçin İletişime Geçinİstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Davalı Bağcılar Belediye Başkanlığı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı tarafından savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirketin sigortalısına ait iş yerinin arka cephesinde bulunan rögardan taşan sular nedeniyle iş yerinin bodrum katında bulunan ürünlerin hasarlandığından bahisle sigortalıya ödenen zararın tazmini için yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin iptali ile poliçe nedeniyle ödenen 62.177,076 TL bedelin hasar tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, Dairemizce verilen 04/02/2021 tarih ve E:2016/14736, K:2021/655 sayılı bozma kararına uyulduğu belirtilerek, su baskınının yaşandığı yerin 2003 tarihli yapı ruhsatı, 2004 tarihli tadilat ruhsatı, 2010 yılında alınan yapı kullanım izin belgesinin bulunduğu, ruhsat eki mimari projede 1. bodrum katın tamamının ortak alan niteliğinde otopark alanı olarak projelendirildiği, Bağcılar ilçesinin 22 kilometre kare alanı ve yaklaşık 750.000 nüfuslu İstanbul'un en kalabalık ilçelerinden olduğu, bu yoğunluk içerisinde belediyenin bütün bağımsız birimleri resen denetleyebilmesinin beklenilemeyeceği, dosya kapsamında davaya konu alanda ruhsatsız iş yeri açıldığına dair bir ihbar veya şikayet dilekçesine de rastlanmadığı, olay tarihinde meydana gelen yağışın mevsim normallerinin çok üzerinde bir yağış olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, iş sahibinin mimari projede otopark olan alanı izinsiz şekilde iş yeri olarak kullandığı, davacının da belediyece izin verilmeyen bir kullanımdan doğabilecek zararları karşılamayı taahhüt altına aldığı, davacının sigortalayacağı iş yerinin kanunen bulunması gereken ruhsatlar ve izinlerine ilişkin bir araştırma yapılmaksızın sigortalaması halinde, basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle ağır kusurlu olacağı, bu kusurlu fiilin idareler tarafından kamu hizmetlerinin sunulması sırasında işlenen kusurlu fiiller ile zarar arasındaki illiyet bağını keseceği ve davacının ağır kusuru nedeniyle zararın tamamından tek başına sorumlu olacağı açık olup tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu olaydan sonra iş sahibi tarafından otopark alanı olan yerin iş yeri olarak kullanımı için iş sahibi tarafından Bağcılar Belediyesine ruhsat başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun 3572 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırılık sebebiyle reddedildiği, bir başka deyişle mimari projede otopark alanı olan yerin iş yeri olarak kullanılmasında imar mevzuatına aykırılık görüldüğü, mimari projeler hazırlanırken olası sel, su baskını olaylarının da düşünülerek 1. bodrum katın otopark kullanımına ayrıldığı, idarece sorumluluk alanındaki iş yeri açma ve çalışma ruhsat başvurusuna İmar mevzuatına aykırılık gerekçe gösterilerek olumsuz cevap verildiği ve iş yerinin de mühürlendiği, diğer yandan; tazminat istemli başvurunun reddi işlemi hukuka uygun bulunduğundan tazminat ödenmesi talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 2. maddesinin a bendinde; İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b bendinde; Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek ve d bendinde Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un Ek-5. maddesinde; bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı kuralı yer almaktadır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/r maddesinde; Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak, kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak. Büyükşehir Belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanun'un 15/e maddesinde de; müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında olduğu belirlenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 31, maddesinde; kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılamayacağı, aynı Kanun'un 32. maddesinde ise ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapıların idarece tespiti halinde yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı belirtilmiştir.
3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasında; ilgililerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatı adlı belgeye dayanarak işyeri açabileceği belirtilmiştir.
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in 6. maddesinde ise; yetkili idareden usulüne uygun işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı düzenlemesi yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ... nolu Kobi Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı '... Mah. ... Cad. No:... Bağcılar - İstanbul' adresinde bulunan iş yerinde 07/08/2014 tarihinde su bastığı, ... Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti. tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda baskın nedeninin sel-su baskını olarak belirlendiği, -1. katta bulunan depo bölümünün havalandırma penceresi hizasında mazgalların tıkanması ile suyun camdan içeriye girdiği ve iş yerinin bodrum katına dolan suyun mallara zarar verdiği' olarak belirtildiği, su baskını sonucu oluşan hasar nedeniyle sigortalıya davacı şirket tarafından ödenen 62.177,76-TL'nin davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacı tarafından sigortalanan iş yerinin faaliyet gösterdiği binanın yapı ruhsatı ve iskan izninin bulunduğu ancak mimari projede -1 bodrum katın tamamının ortak alan niteliğinde otopark olduğu, hasarın oluştuğu gün ise -1 bodrum katın tamamının iş yerinin deposu olarak kullanıldığı ve iş yerine ait iş yeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince; iş sahibinin mimari projede otopark olan alanı izinsiz şekilde iş yeri olarak kullandığı, davacının da belediyece izin verilmeyen bir kullanımdan doğabilecek zararları karşılamayı taahhüt altına aldığı, davacının sigortalayacağı iş yerinin kanunen bulunması gereken ruhsatlar ve izinlerine ilişkin bir araştırma yapılmaksızın sigortalaması halinde, basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle ağır kusurlu olacağı, bu kusurlu fiilin idareler tarafından kamu hizmetlerinin sunulması sırasında işlenen kusurlu fiiller ile zarar arasındaki illiyet bağını keseceği ve davacının ağır kusuru nedeniyle zararın tamamından tek başına sorumlu olacağı belirtilmiş ise de, söz konusu ruhsat alınmaksızın, sigortalı, kamu hizmetlerinden faydalanmış ise, davacının olay nedeniyle meydana gelen zararın tamamına katlanmasını beklemek idarelerin yürüttüğü hizmetten kaynaklanan sorumluluğun yok sayılması anlamına gelmektedir. Bu durum ise yukarıda aktarılan Anayasal hüküm ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi hakkaniyete de uygun değildir.
Bu belirlemeler karşısında, oluşan zarar, davalı idarelerin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyeceğinden, davacıya ait kusurlu fiil sebebiyle illiyet bağının tamamen kesildiğinin kabulü mümkün görülmemektedir.
Bu durumda, su ve kanalizasyon hizmetlerinin yapım ve işletilmesinde ilgili idarelerin herhangi bir hizmet kusurunun mevcut olup olmadığı, davacının sigortalısının (dolayısıyla davacının) iş yeri açma ve çalışma ruhsatı yönünden ticari faaliyette bulunmasından kaynaklanan kusur durumunun; bu ruhsatlar olmamasına rağmen yaptırım uygulamayan, imara aykırı yapılarla ilgili gerekli tedbirleri almayan belediyenin; dava dışı üçüncü kişilerin (bina maliki) kusur durumlarının birlikte değerlendirileceği yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden alınacak raporla bulunacak kusur oranları çerçevesinde ve gerçek zararın araştırılması sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda anılan gerekçelerle tazminat isteminin reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 26/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


