Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Kültür Varlığı Kaçakçılığı (2863 s.K. m.68): Suç, Ceza ve Savunma Rehberi

Kültür Varlığı Kaçakçılığı (2863 s.K. m.68): Suç, Ceza ve Savunma Rehberi

Havalimanında valizden çıkan eski görünümlü bir obje, sınır kapısında araçta bulunan kapalı bir paket ya da yurt dışındaki gümrük kontrolünde ele geçen eşyalar... Bu tür bir olay, kişiyi 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngören kültür varlığı kaçakçılığı suçlamasıyla karşı karşıya bırakabilir.

Ancak bu suçun oluşması için eşyanın gerçekten korunması gerekli bir kültür varlığı olması, fiilin kasten işlenmesi ve her türlü şüpheden uzak delilin bulunması gerekir. Bu rehber; suçun unsurlarını, cezayı, bilirkişi ve HTS delillerinin değerini ve savunmada dikkat edilecek noktaları sade bir dille anlatır.

Kültür Varlığı Kaçakçılığı Nedir ve Hangi Fiiller Suç Sayılır?

Kısa cevap: Kültür varlığı kaçakçılığı, korunması gerekli taşınır kültür varlıklarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na aykırı biçimde yurt dışına çıkarılmasıdır. Suç, kanunun 68. maddesinde düzenlenir ve halk arasında "tarihi eser kaçakçılığı" olarak bilinir.

2863 sayılı Kanun tek bir suç değil, birbirinden ayrı fiil gruplarını düzenler:

  • Yurt dışına çıkarma: Yasağın düzenlendiği m.32'ye aykırı davranışın yaptırımı m.68'dedir.
  • Ticaret: İzinsiz kültür varlığı ticareti m.67 kapsamındadır.
  • İzinsiz kazı: Kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı m.74'te düzenlenir.

Yurt dışına çıkarma suçunun oluşması için aşağıdaki dört unsurun birlikte bulunması gerekir:

1. Eşya Eşya, kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olmalıdır (m.23).
2. Fiil Eşyanın kanuna aykırı biçimde yurt dışına çıkarılması veya bu yönde girişimde bulunulması (TCK m.35).
3. Kast Failin, eşyanın niteliğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.
4. İspat Mahkumiyet için şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil gerekir.

Kültür Varlığını Yurt Dışına Çıkarmanın Cezası Nedir?

Kısa cevap: Kültür ve tabiat varlıklarını kanuna aykırı olarak yurt dışına çıkaran kişi, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (2863 s.K. m.68).

Cezanın üst sınırı 10 yılın üzerinde olduğundan davaya Ağır Ceza Mahkemesi bakar. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava, üst sınır gerekçesiyle görevsizlik kararıyla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir.

  • Mahkeme cezayı belirlerken takdiri indirim (TCK m.62) uygulayabilir.
  • Adli para cezası gün esasına göre belirlenir (TCK m.52).
  • Mahkumiyet halinde hak yoksunluğu doğuran güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir (TCK m.53).
  • Temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması gerekçeli olmalıdır.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Ceza miktarları kanun değişikliğine tabidir. Somut dosyada uygulanacak ceza, fiil tarihindeki ve yürürlükteki mevzuata göre ayrıca belirlenmelidir.

Replika veya Hediyelik Eşya Yurt Dışına Çıkarılırsa Suç Oluşur mu?

Kısa cevap: Hayır. Yalnızca 2863 sayılı Kanun kapsamındaki kültür varlığı niteliğindeki eşyanın yurt dışına çıkarılması suçtur. Bilirkişi incelemesi eşyayı seri üretim hediyelik eşya veya modern taklit olarak tespit ederse suç oluşmaz.

Eski görünümlü her obje kültür varlığı değildir. Eşyanın niteliği, arkeolog ve sanat tarihçilerinden oluşan bilirkişi heyetinin teknik incelemesiyle belirlenir. Heyet genellikle şu noktalara bakar:

  • Üretim tekniği (el işçiliği, kalıp döküm vb.)
  • Malzeme ve alaşım yapısı
  • İşleme biçimi ve yaşlandırma izleri
  • Dönem ve köken özellikleri

Aynı Paketteki Eşyalar Farklı Değerlendirilebilir mi?

Evet. Heyet eşyaları gruplandırabilir. Bir bölümü kültür varlığı niteliği taşırken diğer bölümü modern taklit olarak belirlenebilir. Yalnızca birinci grup suça konu olur; ikinci grup kanun kapsamı dışında kalır.

Kültür Varlığı Olmayan Eşya Sahibine İade Edilir mi?

Eşya 2863 sayılı Kanun kapsamı dışındaysa beraat kararıyla birlikte eşyanın iadesine de karar verilebilir.

✅ Özetle

Eşya kanun kapsamında değilse suç oluşmaz. Bu nedenle bilirkişi raporu, dosyanın en kritik delilidir. Şüphe duyulan eşyalar için yurt dışına çıkarmadan önce yetkili müze müdürlüğünden görüş alınması risk almamak açısından önemlidir.

Eşyanın Niteliğini Bilmemek Cezayı Ortadan Kaldırır mı?

Kısa cevap: Her zaman değil. Suç kasten işlendiğinden, eşyanın niteliğini bilmeyen kişi hata hükmünden (TCK m.30/1) yararlanabilir; ancak bu savunmanın olayın bütünüyle uyumlu ve inandırıcı olması gerekir.

Mahkeme kast değerlendirmesini yaparken tek bir beyana değil, olayın tüm koşullarına bakar. Savunmanın etkisini belirleyen başlıca hususlar şunlardır:

  • Eşyanın satın alındığı yer, ödenen bedel ve varsa fatura veya belge
  • Eşyanın taşınma ve saklanma biçimi
  • Kişinin mesleği ve konuya ilişkin deneyimi
  • Eşyanın bir başkasından teslim alınmış olması ve teslim şekli (kapalı paket, kutu vb.)
  • Soruşturma ve kovuşturma boyunca beyanların tutarlılığı

Başkası adına taşınan bir paketin içeriğini bilmemek, tek başına her zaman yeterli olmaz. Aksi yöndeki deliller varsa mahkeme savunmayı "suçtan kurtulmaya yönelik" bulabilir. Bu nedenle ilk ifade aşamasından itibaren doğru ve tutarlı beyan büyük önem taşır.

HTS Kayıtları ve Suç Ortağı Beyanı Mahkumiyete Yeter mi?

Kısa cevap: Hayır. HTS kayıtları tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Suç ortağı niteliğindeki bir sanığın başkasını suçlayan beyanı (atfı cürum) da başka güçlü delillerle desteklenmedikçe hükme esas alınamaz.

HTS Kaydı Neyi Gösterir, Neyi Göstermez?

  • Gösterir: Görüşmenin tarihi, saati, numaraları ve telefonun bağlandığı baz istasyonu bilgisi.
  • Göstermez: Görüşmenin içeriğini, kişilerin suçtan haberdar olduğunu ve eşyanın niteliğine dair bilgiyi.

İki kişinin tanıdık olması, telefonla görüşmesi veya aynı bölgede bulunması bir suçun işlendiğini kanıtlamaz. Kayıtların içerik ve taraf belirlemesi yapılmadan tahmine ve varsayıma dayalı değerlendirilmesi, temyiz denetiminde bozma nedeni olabilir.

Atfı Cürum Nedir?

Atfı cürum, bir sanığın kendi sorumluluğunu hafifletmek veya başkasına yüklemek amacıyla diğer sanığı suçlayan beyanıdır. Bu tür beyanlar, bağımsız ve destekleyici delillerle doğrulanmadan mahkumiyet için tek başına yeterli sayılmaz.

Mahkumiyet, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır. Bu ölçüt karşılanmıyorsa CMK m.223/2-e uyarınca beraat kararı verilmesi gerekir.

Yargılama Süreci Nasıl İşler, Hangi Süreler Önemlidir?

Kısa cevap: Süreç; gözaltı ve ifade, bilirkişi incelemesi, iddianame, Ağır Ceza yargılaması ve ardından istinaf ile temyiz aşamalarından oluşur.

1
Yakalama ve ifade: Eşyaya el konulur. İfade müdafi huzurunda alınır; Türkçe bilmeyen kişi için tercüman görevlendirilir (CMK m.202).
2
Bilirkişi incelemesi: Eşyanın kültür varlığı niteliği, müzede muhafaza altında yapılan incelemeyle ve uzman heyet raporuyla belirlenir. Eşya yurt dışında ele geçirilmişse soruşturma ve eşyalar Türkiye'ye devredilebilir.
3
İddianame ve Ağır Ceza yargılaması: Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler; deliller duruşmada tartışılır.
4
İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi): Yerel mahkeme hükmü hem olay hem hukuk yönünden yeniden incelenir.
5
Temyiz (Yargıtay): İnceleme hukuka aykırılıkla sınırlıdır. Yargıtay hükmü bozarsa dosya yeniden değerlendirilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir (CMK m.304/2).

⚠️ Kanun Yolu Sürelerine Dikkat

İstinaf ve temyiz süreleri kısadır. 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrasında (1 Haziran 2024'ten sonraki kararlar) bu süreler, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak uygulanmaktadır. Sürenin başlangıcı her dosyada ayrıca kontrol edilmelidir; süre kaçırılırsa hüküm kesinleşebilir.

Savunmada Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kısa cevap: Savunma; bilirkişi raporunun denetimi, delillerin hukuka uygunluğu ve yeterliliği, kast unsuru ve usul güvencelerinin korunması üzerine kurulur.

Bilirkişi raporu Yöntem, gerekçe ve sonuç yönünden denetlenir; gerekirse ek rapor veya yeni heyet talep edilir.
Delillerin yeterliliği HTS kayıtları ve suç ortağı beyanının tek başına yeterli olup olmadığı tartışılır.
Kast savunması Satın alma belgeleri, teslim koşulları ve tutarlı beyanlarla desteklenir.
Usul güvenceleri Müdafi, tercüman ve kanun yolu sürelerinin eksiksiz kullanılması sağlanır.

Avukata Ne Zaman Başvurulmalıdır?

En doğru zaman gözaltı ve ifade aşamasıdır. İlk ifade, sonraki sürecin temelini oluşturur. Soruşturma devam ediyorsa veya hüküm verilmişse dosyanın ilgili belgeleri incelenmeden strateji belirlenmemelidir.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Kültür varlığı kaçakçılığı iddiası, ağır yaptırımlar içeren bir suçlamadır; ancak suçun oluşması eşyanın niteliğine, kasta ve yeterli delile bağlıdır. İfade vermeden önce uzman bir ceza avukatından destek alınması, bilirkişi raporu ve delillerin doğru değerlendirilmesi açısından önemlidir. Dosyanızı Maya Avukatlık Bürosu'na iletmek için iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular

Tarihi eseri yurt dışına çıkarmanın cezası kaç yıldır?

2863 sayılı Kanun'un 68. maddesine göre 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır.

Hediyelik eşya olarak alınan eski görünümlü obje yurt dışına çıkarılabilir mi?

Eşya kanun kapsamındaki bir kültür varlığı değilse suç oluşmaz. Bu durum bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Şüphe varsa çıkarmadan önce yetkili müze müdürlüğünden görüş alınmalıdır.

Kültür varlığı kaçakçılığı davasına hangi mahkeme bakar?

Cezanın üst sınırı 12 yıl olduğundan davaya Ağır Ceza Mahkemesi bakar.

HTS kaydı tek başına mahkumiyet için yeterli midir?

Hayır. HTS kayıtları iletişimin varlığını ve baz istasyonu bilgisini gösterir; suçun işlendiğini veya içeriği kanıtlamaz. Mahkumiyet için başka destekleyici delil gerekir.

Bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

Evet. Raporun yöntem ve gerekçe yönünden eksik veya çelişkili olması halinde ek rapor veya yeni bilirkişi heyeti talep edilebilir.

Yabancı uyruklu veya Türkçe bilmeyen kişi nasıl savunulur?

İfade ve sorgu sırasında müdafi bulundurma ve tercüman talep etme hakkı vardır. İfade vermeden önce bir avukattan destek alınması önerilir.

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay Kararı (10.07.2025)

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık ... müdafii, sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk derece mahkemesince sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 68, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiş, sanık ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının sanık ... yönünden kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 68, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, sanık ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık ... müdafinin temyiz nedenleri; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın tüm aşamalarda olayı doğru olarak anlattığına, sanık beyanları dikkate alındığında sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanığın hata hükümlerinden faydalanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.

B. Sanık ...’ın temyiz nedenleri; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğine, HTS kayıtlarının içerik ve taraf belirlemesi yapılmaksızın tahmine ve varsayıma dayalı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna, mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğine, mahkemenin alt sınırdan ayrılma gerekçesinin belirtilmediğine ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, istinabe evrağı ve bilirkişi raporunda ayrıntısı yer alan tarihi eserler ve taklit eserlerin sanık ... sevk ve idaresindeki araç ile 27.09.2016 tarihinde Türkiye'den yurt dışına çıktığı; bu eşyalara 29.09.2016 tarihinde Macaristan ülkesi gümrüğünde el konulduğu; sanığın bu eşyaların niteliğini bilmediğini ve eşyaları kendisine diğer sanık ...'ın verdiğini; ancak sanık ...'ın bu savunmayı kabul etmediği; her iki sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği; eylemin oluşu nazara alındığında sanık ... yönünden mahkumiyetine yeter somut delilin dosyada bulunmadığı; sanık ...'un savunmasına ele geçen eserlerin niteliği ve adedi ile araçta bulundukları mahal bakımından itibar edilemeyeceği, suçtan kurtulmaya yönelik bulunduğu; bu hal ile işbu sanığın ele geçen kültür ve tabiat varlıklarını 2863 sayılı Kanuna aykırı olarak yurt dışına çıkardığının sübuta erdiği değerlendirilmiş; Sanık ...'ın beraati ile sanık ...'un mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin ve sanık ... müdafini istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; sanıklar ... ve ...'ın olay tarihinde ve öncesinde uluslararası yük taşımacılığı yapan firmalarda şoför olarak çalıştıkları, olay tarihinden önce aynı firmada şoför olarak çalışan sanıkların gerek aynı firmada çalışmaları gerekse aynı şehirde oturmaları nedeniyle birbirlerini tanıdıkları ve arkadaş oldukları, sanık ...'ın diğer sanık ...'u HTS kayıtları ile de sabit olduğu üzere olaydan 2-3 gün önce cep telefonundan arayarak yurt dışına gidip gitmeyeceğini, yurt dışına gittiği takdirde güzergahının ne olduğunu sorduğunu, sanık ...'un da diğer sanığı tanıması ve arkadaş olmaları nedeniyle yurt dışına çıkış yapacağı tarihi ve taşıyacağı yüke göre yurt dışında hangi ülkelerden geçeceğine ilişkin güzergahını sanık ...'a söylediği, sanık ...'ın .. Gümrük Müdürlüğü'nden yük alarak yurt dışına götüreceğini ve varış noktasına kadar yol güzergahını öğrenen sanık ...'ın dosyada mevcut HTS kayıtlarına göre kullanmış olduğu 0535 ...... nolu telefon ile diğer sanık ...'u arayarak ... Gümrük Müdürlüğündeki işlemlerin yapılması sırasında suça konu eşyaları kendisine vermek üzere buluşmak istediği, sanık ...'un da bunu kabul ederek HTS kayıtlarına göre her iki sanığında kullandığı cep telefonlarının "TEM'deki kamyon garajının karşı gişeler sonrası- .. TEM bağlantı yolu ...." baz istasyonundan 24.09.2016 günü sinyal almaları karşısında sanık ...'un savunma ve beyanında belirttiği üzere sanık ... ile TEM otoyolunda ... civarında yolun sağındaki boş bir alanda buluştukları, sanık ...'ın suça konu eşyaları paketlenmiş bir halde diğer sanık ...'a bunları daha sonra ismini ve telefon numarasını bildireceği yurt dışındaki bir kişiye teslim etmesi gerektiğini söyleyerek teslim ettiği, sanık ...'un da suça konu eşyaları alarak aracın bir kısmını aracın torpido gözüne bir kısmını ise sürücü kabinindeki koltuğun altına koyduğu, .. Gümrük Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabına göre sanık ...'un sevk ve idaresinde ki 34 ... - 34 .... numaralı plaka sayılı tır ve ona bağlı dorse ile 26.09.2016 tarihinde .... Gümrük Müdürlüğünde Tır Karnesiyle tescil işlemi yapılarak yurt dışı edilmek üzere .... Gümrük Müdürlüğüne sevk edildiği, sanık ...'dan suça konu eşyaları alarak yurt dışına çıkan sanık ...'un sevk ve idaresindeki aracın 29.09.2016 tarihinde saat 23:50 sularında ... Ulusal Vergi ve Gümrük İdaresi ..-... ilçesi Vergi ve Gümrük Dairesi Emniyet Müdürlüğü ve Gümrük Memurları tarafından M-5 otoyolunda bir istasyonda durdurularak kontrol edildiği, yapılan kontrol sırasında sürücü kabininde bir çantada 14 madeni para ve koltuğun altında bir kap ve iki bakır nesne bulunduğu, bunun üzerine kamyonda yapılan detaylı incelemede farklı şekil ve dekorasyonlarda 101 adet nesnenin ele geçirildiği, ele geçirilen eşyalar üzerinde ... ülkesi adli birimlerince yapılan incelemelerde suça konu eşyaların bir kısmının sahte olduğunun fakat bir kısım eserlerin tarihi eser niteliğinde olduğunun, tarihi eser niteliğindeki objelerin ise ..., ... ve Türkiye kökenli olduklarının anlaşıldığı, bunun üzerine ...'un Macaristan adli makamlarınca ifadesinin alınarak 30.09.2016 tarihinde tutuklandığı, daha sonraki süreçte ... adli makamlarınca soruşturmanın Türkiye'ye devredildiği yine ele geçen eşyaların da ülkemize iade edildiği, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde muhafa altında tutulan suça konu nesneler üzerinde yaptırılan incelmemeye göre düzenlenen 17.10.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda suça konu eşyaların iki gruba ayrıldığı, birinci grupta incelenen 1-85 envanter numaralı olanların Anadolu kökenli eserler olduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 23. Maddesinin "a" bendinde belirtilen arkeoloji ve sanat tarihi açısından belge değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile birlikte seviyesini yansıtan taşınır kültür varlıkları kapsamında tescil ve tasnife tabi tutularak müzelerde korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olduğu, ikinci grupta incelenen 86-100 envanter numaralı olanların ise Mezopotamya kökenli eserlerin modern taklitleri olduğu ancak 2863 sayılı Yasa kapsamında kültür varlığı olmayıp tescil ve tasnife tabi tutularak müzelerde korunması gerekli, kültür varlığı niteliğinde olmadığının belirtildiği anlaşılmakla dosya kapsamı ile oluşan vicdani kanaate göre, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde üzerlerine atılı müsnet suçu işledikleri kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar sanık ... üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek diğer sanık ...'un olaydan önce kendisinden araç tipi bir soğutucu aldığı, bunun parasını ödemediğini ve bundan kaynaklanan alacak-verecek meselesinden dolayı aralarında bir husumet bulunduğunu belirterek sanık ...'un bu nedenle kendisine iftira attığını beyan etmiş ise de; Sanık ...'un savunma ve beyanlarında olay tarihinden önce sanık ...'dan araçlarda kullanılmak üzere 2. el araç tipi bir buzdolabını 150 Euro 'ya satın aldığını ancak bunun parasını kendisine ödediğini, bir müddet aynı firmada çalıştıklarını, olay tarihi öncesi ve sonrasında zaman zaman görüştüklerini, gerek araç tipi buzdolabı satın alınması gerekse başkaca herhangi bir meseleden dolayı, olay tarihinden önce aralarında bir husumet yada düşmanlık bulunmadığını, nedensiz bir yere sanık ...'a bir iftirada bulunacak şekilde aralarında bir tartışma yada çekişme bulunmadığını beyan etmesi, yine dosyada celp edilen HTS kayıtlarına göre sanıklar ..n ile .. arasında olay tarihinden önce değişik gün ve saatlerde bir çok kez görüşme bulunduğu, aralarında husumet ve düşmanlık bulunan kişiler arasında bu şekilde telefon görüşmesi bulunmasının olağan hayatın akışına uygun olmadığı, sanık ...'ın alacağını alamadığından bahisle diğer sanık ...'a karşı açmış olduğu bir dava veya icra takibi bulunmadığı, sanık ...'un .. Gümrük Müdürlüğünde gümrükleme işlemleri yapıldığı sırada suça konu eserlerin TEM otoyoluna çıkmadan Sancaktepe-Samandıra civarında yolun kenarındaki bir boşlukta buluştuklarında diğer sanığın kendisine verdiğini belirttiği şeklindeki beyanın dosyaya celp edilen HTS kayıtlarına göre her iki sanığın 24.09.2016 tarihinde "TEM otoyolu Sancaktepe mevkindeki baz istasyonundan sinyal almış olmaları nazara alındığında sanık ...'un suça konu obje veya eserleri yurt dışında kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilere teslim etmek üzere sanık ... ile buluşarak teslim aldığının sabit olduğu anlaşılmış olup, tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın savunma ve beyanlarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir,

Sanık ... ve müdafii savunma ve beyanlarında, suça konu eşyaların sanık ... tarafından kapalı paketler halinde verildiğinin sanık ...'ın bahse konu eşyaları verirken bir kaç kutuyu açarak bunların içerisindeki paslanmış, küflü ve kısmen çürümüş haldeki çubuk yada boru şeklindeki objeleri göstererek .. ülkesinde tamir edileceğini söyleyerek verdiğini, suça konu eşyaların bir kısmının 2863 sayılı Yasa kapsamındaki korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olduğunu sanığın ... ülkesinde yakalandığında bu eşyalar üzerine kolluk görevlilerince veya uzman kişilerde inceleme yapıldığında öğrendiklerini bu bakımdan sanık ...'un suç işleme kastının bulunmadığının bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğini beyan etmişler ise de; tüm dosya kapsamına göre sanık ...'un suça konu eşyaları aracın şoför mahalinde dışarıdan bakıldığında gözle görülemeyecek şekilde aracın koltuğunun altına, torpido gözü gibi yerlere koyarak bir anlamda suça konu eşyaların başkaları tarafından veya ülkemizdeki gümrük kapısından geçerken görevlilerce görünmesini engellemeye çalıştığı, suça konu eşyalar ile birlikte yakalanmış olması ile mesleği ve uğraşısına göre uzun süredir uluslar arası yük taşımacılığı yapan firmalarda şoför olarak çalışmış olması nazara alındığında kendi savunma ve beyanlarına göre kısmen paslanmış çürümüş veya küflenmiş çubuk şeklindeki bir nesnenin tamirinin ülkemizdeki teknoloji, sanayi ve teknik anlamdaki olanaklara göre tamiri mümkün iken .. ülkesine tamir amaçlı götürülmek üzere teslim aldığı şeklindeki savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, kanaatine varılarak bu yöndeki savunma ve beyanlarına itibar edilmeyerek yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararına karşı sanık ... müdafii tarafından ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca sanık ... .. yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

A. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık ...'ın aşamalarda alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, diğer sanığın beyanlarının atfı cürum niteliğinde olduğu, HTS kayıtlarının tek başına mahkumiyet için yeterli olmayacağı dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Hukuka aykırı olup, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.07.2025 tarihinde karar verildi

Yargıtay Kararı (19.01.2023)

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2013 tarihli ve 2013/12080 iddianame nolu iddianamesi ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması talebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2014 tarihli ve 2014/2 Esas, 2014/154 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun üst sınırının 12 yıl olduğu, görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

3.... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2014/308 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında CMK'nın 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz isteği,

1. Beraat kararının ve suça konu eşyanın sanığa iadesine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna

2. Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Yerel Mahkemenin Kabulü

1.30/03/2015 Bilirkişi heyeti raporuna göre iddianameye konu anahtarın, kalıba döküm tekniğinde yapıldığı, tutanak kısmında kalıp ek izlerinin bulunduğu, gövde kısmındaki kalıp izlerinin taşlama yapmak suretiyle silindiği, anahtarın kilidin içerisindeki dilleri çevirmeye yarayan uç kısmındaki işlemenin, bir anahtarda olması beklenmeyecek biçimde, ön ve arkasının simetrik olduğu, eski bir görüntü elde edebilmek için bakır oranı yüksek bir alaşımdan imal edildiği, bu görüntüyü elde etmek amacıyla kimyasal bir işleme tabi tutulduğu, bu haliyle 2863 sayılı yasa kapsamında kalmadığı eylemin suç teşkil etmediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık kollukta müdafii huzurunda ve tercüman eşliğinde alınan beyanında, Almanya vatandaşı olduğunu, 04.12.2013 tarihinde Almanya'dan ...'ya tatil yapmak için uçak ile geldiğini, 11.12.2013 tarihinde 13:30 sıralarında ise ülkesine dönmek için ... havalimanına geldiğini, valizinden bir adet demir anahtar bulunduğunu, söz konusu anahtarı Kapadokya turunda iken hediyelik eşya satan ve ismini hatırlayamadığı bir mağazadan 9 euro karşılığında satın aldığını, bu mağazada bu tür hediyelik eşyaların olduğunu, anahtarı beğendiği için aldığını, bu anahtarın yurt dışına çıkarılmasının yasak olduğunu bilmediğini, bilseydi bu anahtarı almayacağını, ucuz fiyata da satıldığı için tarihi eser niteliği taşıyacağını düşünemediğini, bilseydi bu anahtarı kesinlikle almayacağını beyan etmiştir.

3. Mahkemece dava konusu 1 adet anahtar üzerinde bağımsız bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 30.03.2015 tarihli üç kişilik arkeolog- sanat tarihçi bilirkişi heyeti raporu ile dava konusu anahtarın 2863 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, seri üretim hediyelik eşya niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE

Sanığın çantasında, havalimanında yurt dışına çıkacağı esnada, 40 cm uzunluğunda demir anahtar ele geçirildiği, sanığın savunmasında söz konusu anahtarı Kapadokya'da hediyelik eşya satan bir mağazadan satın aldığını beyan ettiği, mahkemece anahtar üzerinde yapılan bağımsız bilirkişi incelemesi neticesinde, dava konusu anahtarın 2863 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, seri üretim hediyelik eşya niteliğinde olduğunun tespit edildiği dosya kapsamında, sanığın üzerine atılı suçtan beraatine ve 2863 sayılı Kanun kapsamında kalmayan dava konusu eserin sanığa iadesine karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2014/308 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.01.2023 tarihinde karar verildi.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2