Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

İşverenin İşçiye Hakaret ve Kötü Davranışı Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

İşverenin İşçiye Hakaret ve Kötü Davranışı Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

İşyerinde bağırma, küfür, aşağılama, ahlaki itham ve tehdit içeren mesajlar yalnızca "gergin bir çalışma ortamı" değildir. Bu davranışlar işçinin kişilik haklarına saldırı oluşturabilir ve manevi tazminat sorumluluğu doğurabilir.

Aşağıda bu hakkın şartları, sorumlular, deliller ve dava süreci kısa başlıklar halinde anlatılmaktadır.

İşverenin Hakaret ve Kötü Davranışı Manevi Tazminat Sebebi Olur mu?

Kısa cevap: Evet. İşveren veya işveren adına hareket eden yönetici; işçiye hakaret eder, onu aşağılar ya da kişilik haklarını zedeleyen davranışlarda bulunursa işçi, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 417 ve m. 58 uyarınca manevi tazminat (non-pecuniary damages) talep edebilir.

Manevi Tazminat İçin Aranan Unsurlar

  • İşçinin kişilik haklarına yönelik bir saldırı (hakaret, aşağılama, haksız itham)
  • Davranışın hukuka aykırı olması
  • Failin kusurlu olması
  • İşçinin yaşadığı elem ve ızdırap ile davranış arasında bağlantı bulunması

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Hakaret nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek (İş Kanunu m. 24/II-b) isteyen işçi bakımından süre kısadır. İş Kanunu m. 26 uyarınca fesih hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü içinde kullanılmalıdır. Fesih zorunlu değildir; işçi işe devam ederek de tazminat davası açabilir.

İşverenin İşçinin Kişiliğini Koruma Yükümlülüğü Nedir? (TBK 417)

Kısa cevap: TBK m. 417 uyarınca işveren; işçinin kişiliğini korumak, ona saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamakla yükümlüdür.

  • İşçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramaması için gerekli önlemleri almak
  • Tacize uğramış işçilerin daha fazla zarar görmemesini sağlamak
  • İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini eksiksiz uygulamak

ℹ️ Sorumluluğun Niteliği

İşverenin bu yükümlülüklere aykırı davranışı nedeniyle işçinin kişilik haklarının ihlaline bağlı zararlar, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir (TBK m. 417/3).

Hangi Söz ve Davranışlar Kişilik Hakkı İhlali Sayılır?

Kısa cevap: İşçinin onurunu, şeref ve itibarını zedeleyen, onu küçük düşüren veya sindirmeyi amaçlayan söz, davranış ve yazılı mesajlar kişilik hakkı ihlali olabilir.

Küfür ve HakaretYüz yüze, telefonla veya mesajla yöneltilen küfürlü ve onur kırıcı ifadeler.
Aşağılayıcı Benzetmelerİşçiyi değersiz gösteren, insanlık onurunu hiçe sayan kıyaslamalar.
Ahlaki ve Namus İthamlarıİş arkadaşlarıyla ilişkisi olduğuna dair asılsız, küçük düşürücü isnatlar.
İş Kaybı Tehdidi"Sektörde iş bulamazsın" türünden baskı ve tehdit içeren mesajlar.

Her sert söz mobbing (psikolojik taciz) sayılmaz. Mobbing, tekrarlayan ve sistemli davranışları anlatır. Ancak mobbing şartları oluşmasa bile hakaret ve aşağılama tek başına kişilik hakkı ihlali ve ayrıca hakaret suçu oluşturabilir. İşverenin işçinin bir davranışından rahatsız olması, hakaret ve aşağılamayı hukuka uygun hale getirmez.

Hakaret Eden Yönetici ile İşveren Şirket Birlikte Sorumlu Olur mu?

Kısa cevap: Evet. Hakaret eden kişi kendi eyleminden bizzat sorumludur. İşveren şirket ise işçiyi koruma ve önlem alma yükümlülüğünü ihlal ettiği için ayrıca sorumlu tutulabilir. Mahkeme her ikisini müştereken ve müteselsilen (jointly and severally liable) sorumlu kılabilir.

Fiili İşleyen Kişinin Sorumluluğu

Şirket yetkilisi, yönetici veya işveren vekili hakaret ve aşağılama içeren söz ya da mesajlarla kişilik haklarını ihlal ederse fiili bizzat işleyen olarak kendi adına sorumlu olur.

İşveren Şirketin Sorumluluğu

  • İşyerinde dürüstlük ilkelerine uygun düzeni sağlamamak
  • Mobbing ve benzeri davranışlara karşı önlem almamak
  • İşyerinde fiilen yönetici gibi davranan kişilerin tutumunu engellememek

✅ Müteselsil Sorumluluğun Sonucu

Müteselsil sorumlulukta işçi, tazminatın tamamını sorumlulardan dilediğine yöneltebilir. Bu nedenle dava dilekçesinde genellikle hem eylemi gerçekleştiren kişi hem de işveren şirket davalı gösterilir.

Ceza Davası Manevi Tazminat Davasını Nasıl Etkiler?

Kısa cevap: Ceza mahkemesi kararı kural olarak hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74). Ancak ceza yargılamasında kesinleşen maddi olgular hukuk hâkimi bakımından da bağlayıcıdır.

  • Hakaret (TCK m. 125) ve tehdit (TCK m. 106) fiilleri ayrıca suç oluşturabilir; işçi savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
  • Delil yetersizliğinden beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hukuk hâkimini bağlamaz.
  • Ceza dosyası sürüyorsa hukuk mahkemesi dosyanın akıbetini araştırmalı, gerekirse sonucu beklemelidir (bekletici mesele).

⚠️ Şikâyet Süresi

Hakaret suçu şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi, fiilin ve faili öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır (TCK m. 73). Süre geçtikten sonra ceza yolu kapanabilir.

Hakaret ve Kötü Davranış Nasıl İspatlanır?

Kısa cevap: Yazılı mesajlar, tanık beyanları, suç duyurusu dosyası ve işyeri kayıtları birlikte değerlendirilir. İspat yükü, ihlali ileri süren işçidedir.

1
Mesajları saklayın: Mesaj, ekran görüntüsü ve arama kayıtları tarih ve saat bilgisiyle yedeklenmelidir.
2
Tanıkları belirleyin: Olaya şahit olan veya mesajları gören iş arkadaşları tanık olarak bildirilebilir.
3
Suç duyurusunda bulunun: Savcılık dosyası ve mesaj çıktıları, hukuk davasında önemli delil oluşturabilir.
4
İşyeri kayıtlarını talep edin: SGK kayıtları ve işyeri personel dosyası çalışma ilişkisini ve görevi ortaya koyar.

Hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtların delil değeri tartışmalıdır. Delil toplamadan önce bir avukata danışılması bu riski azaltır.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Kısa cevap: Kanunda sabit bir tutar yoktur. Hâkim, TBK m. 56, m. 58 ve Medeni Kanun m. 4 (hakkaniyet) çerçevesinde olayın özelliklerini gözeterek miktarı takdir eder.

  • Saldırının niteliği ve ağırlığı
  • Hakaretin tekrarlanıp tekrarlanmadığı
  • Tarafların kusur oranı ve sosyal-ekonomik durumu
  • İşçinin duyduğu elem ve ızdırap

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Manevi tazminat bir ceza değildir ve zenginleşme aracı olamaz. Talep edilen tutarın tamamının kabul edilmesi garanti değildir; hâkim daha düşük bir miktara hükmedebilir. Ayrıca TBK m. 58 uyarınca hâkim, tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir.

Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır? Arabuluculuk, Mahkeme ve Süreler

Kısa cevap: İş ilişkisinden doğan manevi tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Uygulamada dava açmadan önce arabulucuya başvurulması aranmaktadır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3).

1
Delillerin hazırlanması: Mesajlar, tanık listesi ve varsa savcılık dosya bilgileri toplanır.
2
Arabuluculuk başvurusu: Anlaşma sağlanamazsa son tutanakla dava yoluna gidilir.
3
İş mahkemesinde dava: Fail ve işveren şirket birlikte davalı gösterilerek dava dilekçesi sunulur.
4
Karar ve istinaf: İlk derece kararına karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 345).

Zamanaşımı Konusunda Dikkat

Süre, talebin haksız fiile mi yoksa sözleşmeye aykırılığa mı dayandırıldığına göre değişebilir. Haksız fiil hükümlerinde zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl söz konusudur (TBK m. 72). Somut olayda hangi sürenin uygulanacağı, hak kaybı yaşanmaması için erkenden bir avukatla değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İşveren bana küfrettiği için manevi tazminat alabilir miyim?

Evet. Küfür ve hakaret, işçinin kişilik haklarına saldırı sayılabilir. Olayın ağırlığı, ispat durumu ve tarafların durumu dikkate alınarak hâkim uygun bir miktara hükmedebilir.

Tek seferlik hakaret için de dava açılabilir mi?

Mobbing için tekrar ve sistematiklik aranır. Ancak tek seferlik ağır bir hakaret de kişilik hakkı ihlali oluşturabilir ve tazminata konu edilebilir.

İşten ayrılmadan manevi tazminat davası açılabilir mi?

Evet. İşçi iş sözleşmesini feshetmek zorunda değildir. Çalışmaya devam ederek de manevi tazminat talep edebilir. Haklı fesih yolu tercih edilecekse kısa fesih süresine dikkat edilmelidir.

Hakaret mesajları tek başına delil olur mu?

Mesaj çıktıları önemli bir delildir. Tanık beyanları ve savcılık dosyasıyla desteklendiğinde ispat gücü artar. Mesajların hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.

Emsal İş Mahkemesi Kararı

T.C. GEBZE 4. İŞ MAHKEMESİ
Esas-Karar No: 2024/173 Esas - 2026/275

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/173 Esas
KARAR NO : 2026/275 Karar

HAKİM : [Karartıldı]
KATİP : [Karartıldı]

DAVACI : Davacı [kimlik bilgileri karartılmıştır]
VEKİLLERİ : Av. [Karartıldı]
Av. [Karartıldı]
Av. [Karartıldı]

DAVALILAR : 1- Davalı 1 (Şirket Yetkilisi) [kimlik ve adres bilgileri karartılmıştır]
2- Davalı Şirket [vergi numarası ve adres bilgileri karartılmıştır]
VEKİLLERİ : Av. [Karartıldı]
Av. [Karartıldı]

DAVA : Tazminat (Manevi Tazminat)
DAVA TARİHİ : 28/07/2020
KARAR TARİHİ : 24/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Manevi Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Davacı'nın Davalı Şirket unvanlı şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, müvekkilinin Davacı'nın aldığı maaşın asgari ücret olduğunu, yol ve yemek ücretlerinin davalı işveren tarafından ayrıca karşılandığını, davalı işverenin lojistik sektöründe faaliyet gösterdiğini ve resmi şirket yetkilisinin Davalı 1 olduğunu, ancak şirket yetkilisi Davalı 1 olmasına rağmen annesi (Yetkilinin Annesi) ve babası (Yetkilinin Babası) da hergün şirkete geldiğini ve şirket yetkilisi gibi hareket ettiklerini, özellikle Davalı 1'in annesinin her işyerine geldiğinde personele bağırıp, çağırdığını, aşağıladığını ve hakaretler ettiğini, bu hakaretleri sadece müvekile değil yine aynı şirkette çalışan Tanık 1, Çalışan A, Tanık 2 ve Çalışan B'ye de yapıldığını, müvekkilinin bu kötü muamele, aşağılama ve hakaretler karşında işini kaybetme korkusuyla birşey yapamadığını, aşağılama ve hakaretlerin arkasının kesilmediğini, müvekkiline cep telefonundan hakaret ve küfür içerikli mesajlar attığını belirterek 30.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı'nın, müvekkili şirkette 26.09.2019 - 01.05.2020 tarihleri arasında muhasebeci olarak, asgari ücretle çalıştığını, davacı ve diğer üç arkadaşı ile birlikte hareket ederek, ( Çalışan A - Tanık 1 - Tanık 2 ) işi bıraktıklarını, müvekkili şirket yetkilisi olan Davalı 1 ve annesi Yetkilinin Annesi'nin davacıya hakaret, küfür ettiği ve tehditte bulunduğu iddiası ile davacı tarafın, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinden suç duyurusunda bulunduğunu, aynı savcılık dosyası kapsamında, müvekkilinin de davacıdan şikayetçi olduğunu, davacı tarafın; müvekkilim ya da annesinin " siz salaksınız, aptalsınız, beyinsizsiniz, hepiniz defolup gideceksiniz, sokak kadınısınız " ve benzer sözleri sarfettiğini kabul etmediklerini, müvekkili şirketin lojistik sektöründe önde gelen, nitelikli hizmet veren bir firma olduğunu, davacı taraf ve arkadaşlarının şirket içerisinde, şirkette dışarıdan gelmiş bir misafir ( müşteri ) varken, birbirlerine bağırarak ve kaba bir bir üslupla konuşmalarının neticesinde; olaya şahit olan işverenin davacı ve arkadaşlarını uyardığını, burası bir işyeri, birbirinize bağırarak, sokaktaki gibi konuşamazsınız, işyerinde özellikle misafirler varken iş arkadaşlarınıza da bey ya da hanım diye hitap edilmesi gerektiğini kendilerine söylendiğini, davacı tarafın öncelikle, çalışma disiplinine uymaması üzerine uyarıldığını, akabinde yukarıda belirtilen çalışanların, birlikte hareket ederek topluca işi bırakarak, müvekkili işverenliği zor durumda bıraktığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.

DELİLLER:
SGK kayıtları, işyeri şahsi dosyası, tanık beyanları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE:
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkememizin 2020/223 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve dosya davalılar vekilinin itirazı üzerine İstinafa gönderilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 2022/1024 E., 2024/1032 K.sayılı ilamında: "HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda;

Somut uyuşmazlık, davacı yararına somut olayda psikolojik taciz (mobbing) nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda “İşçinin Kişiliğinin Korunması” başlıklı 417 ve devamı maddeleri düzenlenmiştir. Bu maddenin getirdiği yenilik, psikolojik taciz terimine açıkça yer vermiş olması ve işçinin kişiliğinin korunmasını yoruma yer vermeyecek biçimde özel olarak düzenlemesidir. Buna göre;

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir”

Psikolojik taciz olgusunun somut olayda gerçekleştiğinin kabulü halinde davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. (Bknz.Yargıtay HGK 2012/9-1925 E.- 2013/1407 K.)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü mevcuttur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." hükmü mevcuttur.

Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Mahkemece, davalılardan Davalı 1'in Dilovası Polis Merkezi Amirliğindeki beyanında davacıya mesajları kızgınlık ile gönderdiğini beyan ettiği, davacıya karşı kullanılan ifadelerin kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğu, davalı Davalı 1'in kişilik haklarını ihlal eden fiillerden bizzat ika eden olarak sorumlu olduğu, diğer davalı işveren firma da işçiyi koruma ve gözetme, mobbing ve diğer davranışlara karşı önlem alma yükümlülüğünü ihlal etmekle, manevi zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne kara verilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta verilen hükmün eksik inceleme sonucu tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Zira, dava dilekçesinde davacının Yetkilinin Annesi ve Davalı 1 hakkında suç duyurusunda bulunduğu, soruşturmanın Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/8415 Sor. numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğü ifade edilmiştir.

Kural olarak, 6098 Sayılı TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar) Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından delil yetersizliğinden beraat kararı; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir.

Ceza dosyası sonucu beklenilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

İlk derece mahkemesince yapılacak iş savcılık soruşturmasının sonucunu araştırmak ve dava açılması veya Ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi halinde, mahkumiyet kararı Hukuk Mahkemesini bağlayacağından, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini gözönüne alarak karar vermekten ibarettir.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/8409 Soruşturma sayılı dosyasının akıbeti araştırılmadan hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

İlk derece mahkemesince yapılacak iş, savcılık soruşturmasının sonucunu araştırmak ve kamu davası açılmış ise, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan ifadeler ve ceza mahkemesi kararı da gözetilmek suretiyle manevi tazminatın miktarını belirlemek; yine, manevi tazminat talebinin kabulü veya reddi yönünde hüküm tesis etmektir." şeklinde bildirilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosyanın 2024/173 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda ceza dosyasının kesinleşmesi beklenilmiştir.

Davacı tanığı Tanık 1 beyanında: "Ben Davalı Şirket'te 19/11/2019 yılında yemekhane bölümünde yemek dağıtma görevlisi çay dağıtma görevlisi temizlik işleri yapıyordum 2020 yılı nisan ayına kadar çalışmam devam etti ve oradan ayrıldım Benim de davalı taraf ile görülen bir davam bulunmaktadır, Davacı benden 2 ay kadar önce Davalı Şirket'te çalışmaya başlamış davacı Davalı Şirket'in yöneticisi olarak çalıştı. DAVALI 1 VE ANNESİ YETKİLİNİN ANNESİ davacıya hakaret ettikleri için iş akdini sonlandırdı. Davacı hakarete uğradığı için iş akdine kendisi son verdi. Davalı 1 davacıya mesaj ile ve telefon ile konuşarak davacıya hakarette bulundu bende mesajları gördüm davacıya hakaret ettiğini telefondan duydum Davalı 1 telefonda: davacıya " sen onursuz ve gurursuz bir insansın ki kapımdaki köpekler bile senden daha değerli sen orosbusun ben aslında daha önce senin iş yerinde ayrılmanı istemiştim ama annem istemişti siz ne boka yarıyorsunuz ki " dedi. Yetkilinin Annesi ise yüzümüze karşı: "siz varoşsunuz, karaktersizsiniz, onursuzsunuz kişiliksizsiniz hepiniz sokak kadınısınız kapımdaki paspas olamazsınız, kapımdaki köpekler sizden daha değerli " dedi. bu hakaretlerin aynısına bende maruz kaldım ayrıca davacı dışında Çalışan A adlı bir kişiye de aynı kelimeleri sarf etmiştir. Ayrıca davacı sekreter olarak çalıştığından Davalı 1 iş yerinde çalışan eşi Yetkilinin Babası davacıdan evrak istemiş davacı da görevi gereği evrakı getirmiş Davalı 1 ın annesi olan Yetkilinin Annesi benim kocamda gözünüz mü var? diyerek kızmıştı bunu davacıya hitaben söylüyordu sonrasında Yetkilinin Annesi davacıyı arayarak yukarıda belirtiğim sözleri söylemişti. Davacı bu şekilde hakaretlere maruz kalmıştı. Davalı iş yerinde normalde kapılar otomotik olarak açıldığında Yetkilinin Annesi otomotik kapısına basıp otomotik açılmasını durdurup kapıya vurup sen malmısın benim gelmiğimi görüp kapıyı açmıyorsun diyerek sürekli bir şekilde yapıyordu. Bu şekilde davacı ya kötü davranmakta idi. Diğer çalışanlar ve bana da benzer şekilde davranırdı Davacı bildiğim kadarıyla asgari ücret tutarında maaş alırdı. İşe gelinen bir öğün günlerde yemek ve servis vardı. Geliş gidişleri işveren karşılamakta idi. Hafta ta 5 gün çalışma günü idi. Başka bir sosyal hak ödememiz yoktu Davalı vekili tanıktan davacı ile aynı gün sonlandırıldığını sordu; biz davacı ile aynı gün istifa ederek ayrıldık." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı tanığı Tanık 2 beyanında:"Davalı 1 Davalı Şirket'in yöneticisi idi. Ben davalı iş yerinde 2020 yılının 2 ayında çalışmaya başladım ben bakımcı olarak görev yapmaktaydım Taraflar ile benim herhangi açılan bir davam ve husumetim yoktur, Davacının işe giriş tarihini bilmiyorum ben işe başladığımda davacı davalı firmada çalışıyordu. Davacı bilgi işlem görevlisi ve sekreterlik işleri ile çalışıyordu Davacının çalışması 2020 yılının 4 ayında sona ermişti. İşveren çalışanlara hakaret ve küfürler ettiğinden davacı kendisi ayrılmıştı. Ben çalıştığım süre içinde neredeyse her gün işveren yöneticilerinin hakaretine maruz kalıyordum davacı da kalıyordu. Davalı 1 annesi Yetkilinin Annesi hakaret ve küfür ediyordu. Davacınnı iş akdini sona erdiği gün bir olay yaşanmıştı yaşanan olayda Davalı 1 hanım davacıyı kastederek bana o orospuya söyle ben onu yaşatmam bu kapıda o fahişedir aranızda ilişki mi var burada çalışanların altına yatıyor gibi sözler söylüyordu ben şirketin sağladığı araçla bazı bayan arkadaşlara servis yapıyordum ayrıca gündüz de normal görev yapmakta idim ben onarım bakım görevi yapıyordum sabah işe almam akşam işe bırakmam nedeniyle bir kısım yakıştırmalar yapıldığını yöneticiler tarafından duymuştum araçta taşığıdım bayanla aramda ilişki olduğunu iddia ediyordu bu durum davacı ile ilgili olarak da ileri sürülüyordu. Bunu tüm personelin yanında söyleyerek rencide ederek söylüyordu ben de bu durumdan rencide olmuştum ortaya atılan iddialar asılsız dı bu şekilde iftira atarak çalışanları üzüyorlardı. Her sabah işe geldiğinde Yetkilinin Annesi benim hakkımda kim konuşuyor dedikodu yapıyor bana söyleyceksiniz diyordu. Davacıya normal çalışma günü içerisinde siz sokak kadınısınız işinizi yapacaksınız gibi sözler söylüyordu. Parasal ödemeler bankadan yapılır maaşını tam olarak bilmiyorum işe gelinen günlerde bir öğün yemek gidiş gelişlerde servis işveren tarafından karşılanıyordu. Bunun dışında başka bir sosyal hak ödemesi bulunmuyordu hafta da 6 gün çalışma yapılırdı. Benim dışımdaki davacının dahil olduğu toplamda 4 kişi aynı gün istifa ederek işimize son verdik dedi. Davalı iş yerinde çalışanlar sürekli değişirdi eski eleman olmuyordu nedeni patronların hakaret etmesi idi." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı tanığı Tanık 3 beyanında:"Davalı 1 Davalı Şirket'in yönetici idi. ben Davalı Şirket'te yaklaşık 20 yıl kadar önce tam ay ve gününü hatırlayamadığım tarihte çalışmaya başladım bakım ve onarım görevinde çalışmaktayım Taraflar ile benim herhangi açılan bir davam ve husumetim yoktur, Davacının işe başladığı tarihi hatırlayamıyorum, davacının çalışması yaklaşık 6-1 yıl önce sona ermişti ancak sona erdiği tarihi hatırlayamıyorum davacı sekreter olarak çalışmakta idi. Davacının çalışmasının tam olarak nasıl sonlandığını bilmiyorum kendisi mi çıktı işveren mi çıkardı net bir bilgim yoktur dedi. Şahit olduğum durumlara göre davacı verilen emir ve talimatları yerine getirmiyor idi. Tanıktan davacının hangi emir ve talimatlara uyması konusundaki bilgisi soruldu; tanık cevabında, davacı iş arkadaşlarına ayrımcılık yapardı. Davacı da depo anahtarı dururdu kendisi ile iyi geçinen çalışma arkadaşlarına deponun anahtarını verirdi iyi geçinmeyenlere anahtarı vermezdi çalışanlar anahtarı alınca depodan malzeme alınabiliyordu. Bu mevzularla ilgili bir tutanak tutulduğunu hatırlamıyorum patronomuz Davalı 1 hanım davacıya güvendiği için anahtarı kendisine veriyordu. Ancak kendisine güvenildiği için verilen anahtarı çalışanların bazıları ile paylaşıyordu. Depodan alınan malzemeler iş ile ilgili eşyalar olurdu bazı çalışanlara anahtar verildiğinden onlar eldiven ile çalışır anahtar verilmeyen kişiler eldivensiz çalışırdı bu nedenle yaklaşık 10 çalışan bazı malzemeleri alamadıkları için işten ayrılmışlardı. Davacıya daha sonrasında sözlü olarak neden bazı kişilere iş ile ilgili araç ve gereçkleri almak için depoya gitmek için vermedikleri sorulunca kendisi Davalı 1 ın emri olduğunu söylüyordu. Oysa Davalı 1 ın böyle bir emri ve talimatı yoktu en son bu ve benzer konularda çalışmasına bildiğim kadarıyla son verildi. Benim çalışmasına sona ermesine ilişkin başka bir bilgim yoktur dedi. Davacının çalıştığı süre içerisinde kendisinin diğer çalıanlardan farklı bir uygulama ya tabi tutulduğunda kendisine kötü davranıldığına kötü söz söylendiğine şahit olmadığımı kendisi Davalı 1 yanında neşeli şekilde kahkalar atardı ayrıca yine patronumuzun annesi Yetkilinin Annesi ile arası çok iyiydi kendisine kötü bir söz söylendiğine şahit olmadım dedi. Maaşı ve sosyal haklarına ilişkin bilgim yoktur parasal ödemeler bankadan yapılırdı işe gelinen günlerde bir öğün yemek ve servis işveren tarafından karşılanır hafta da 5 gün çalışma yapar mavi yakalı personel 6 gün işe gelirlerdi." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Uyuşmazlığa konu somut olayda; davacının Yetkilinin Annesi ve Davalı 1 hakkında suç duyurusunda bulunduğu, soruşturmanın neticelenerek mahkemede dava açıldığı, Gebze 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/307 Esas sayılı dosyasında Davalı 1 hakkında hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin adli para cezasına hükmedildiği, tehdit suçuna yönelik cezanın kesin olarak verildiği, Mahkemenin gerekçesinde "...Yapılan yargılama, sanık savunması, katılanların ve tanıkların beyanları, mesaj çıktıları ve tüm kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın Davalı Şirket yetkilisi olduğu, katılanların da bu işyerinde çalıştıkları, katılanlar tarafından 04/05/2020 tarihinde ayrı ayrı sanık hakkında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na hakaret ve tehdit eylemleri nedeni ile şikayette bulunulduğu, dava dosyalarının Cumhuriyet Başsavcılığı'nca birleştirilerek her üç katılan yönünden soruşturmaya devam edildiği, katılanlar ve vekillerinin sunmuş oldukları dilekçeler ekinde sanığın cep telefonundan katılanlara gönderilen hakaret ve tehdit içerir mesaj çıktılarının bulunduğu, sanığın katılan Tanık 1'e aynı gün içerisinde birbirini takip edecek şekilde hakaret ve tehdit içeren mesajlar gönderdiği, diğer katılanlar Çalışan A ve Davacı'ya ise aynı şekilde hakaret ve tehdit içeren mesajlar gönderdiği, ancak hakaret içeren mesajların gönderilme saat ve tarihleri itibari ile kastın yenilendiği, sanığın savunmasında katılanların işi bırakarak sahibi bulunduğu şirketi zor durumda bırakmaları sebebi ile mesajları gönderdiğini beyanla suçlamayı kabul ettiği, gönderilen mesajlarda sanığın her üç katılana yönelik basit tehdit kapsamında " ben sana yapacağımı bilirim, ben sizin tüm ekmek kapılarınızı kapatacağım, size iş buldurmayacacağım" şeklinde mesajlar olduğu, hakaet mesajlarında ise "karaktersiz, onursuz insanlar iğrençssiniz, pisliksiniz , varoşlar, berbatsınız , sizin gibi karaktersiz, onursuz insanlar görmedim" vb şekilde birden fazla hakaret içeren mesajlar göndermiş olduğu, katılanların sanıktan şikayetçi olup taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediğine dair rapor tanzim edilmediği, hakaret ve tehdite ilişkin iddiaların sanığın ikrara yönelik savunması, mesaj çıktıları ve dinlenen tanık beyanlarıyla doğrulandığı, katılanların iş bırakmalarının sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyeceği, bu hususun iş mahkemelerinde dava konusu edilebileceği anlaşılmakla sanığın her üç katılana yönelik işlediği sabit olan hakaret ve tehdit suçları nedeni ile adli para cezası tercih edilmek sureti ile cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde açıklama bulunduğu, karara karşı itiraz edilmesi ile dosyanın istinafa gönderildiği, İstinaf ilamı ile kararın kaldırıldığı, İstinaf ilamında ön ödeme işlemlerinden sonra sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesinin belirtildiği, İstinaf ilamı doğrultusunda ön ödeme işlerinin yapıldığı, sanığın ön ödemede belirlenen miktarı ödemesi nedeniyle düşme kararı verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre davacının Davalı Şirket'te muhasebeci olarak çalıştığı, şirket yetkilisinin Davalı 1'in tanık beyanları ve mesaj kayıtları ile de sabit olduğu üzere davacıya yönelik "sen onursuz ve gurursuz bir insansın ki kapımdaki köpekler bile senden daha değerli sen orosbusun ben aslında daha önce senin iş yerinde ayrılmanı istemiştim ama annem istemişti siz ne boka yarıyorsunuz ki", "sana gebzede ekmek yok, hobi olsun diye sizinle uğraşacağım", "o kadar acizdin ki kapımda köpek oluyordun", "siz varoşsunuz, karaktersizsiniz, onursuzsunuz kişiliksizsiniz hepiniz sokak kadınısınız kapımdaki paspas olamazsınız, kapımdaki köpekler sizden daha değerli ", "mal mısın benim gelmiğimi görüp kapıyı açmıyorsun", " bana o orospuya söyle ben onu yaşatmam bu kapıda o fahişedir aranızda ilişki mi var burada çalışanların altına yatıyor" vb hakaretlerde bulunduğu, davacıyı Tanık 2 isimli başka bir çalışanla gönül ilişkisi kurmakla itham eder söz ve davranışlarda bulunduğunun anlaşıldığı, davalılardan Davalı 1'in Dilovası Polis Merkezi Amirliğindeki beyanında davacıya mesajları kızgınlık ile gönderdiğini beyan ettiği, Davalı 1'in davacıya yönelik eylemlerinin ceza yargılaması ile kesinleştiği, davacıya karşı kullanılan ifadelerin kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğu, davalı Davalı 1'in kişilik haklarını ihlal eden fiillerden bizzat ika eden olarak sorumlu olduğu, diğer davalı işveren firma da işçiyi koruma ve gözetme, mobbing ve diğer davranışlara karşı önlem alma yükümlülüğünü ihlal etmekle, manevi zararlardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Dava tarafça 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu görülmüştür. TBK 50, 51, 52, 58 ve TMK. nun 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi ile davacının duyduğu acı ve ıstırap, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın gelişim biçimi, hakaret içeren söz ve mesajların ağırlığı, olay tarihi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kazanılmış haklar da gözetilerek takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın Kısmen Kabulü İle;
15.000 TL manevi tazminatın 28/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

2-Alınması gereken 1.024,60 TL karar harcından, peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan bakiye 512,32 TL karar ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 512,33 TL peşin harç olmak üzere toplam 566,73 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine;

4-Arabuluculuk ücreti olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 720,00 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan toplam 215,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri uyarı kabul edilen kısım üzerinden 15.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine;

7-Taraflarca yatırılan ve artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran taraflara iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer İş Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere istinaf yasa yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip [Karartıldı]
e-imzalıdır

Hakim [Karartıldı]
e-imzalıdır

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

İşverenden veya işveren adına hareket eden kişilerden gelen hakaret, aşağılama ve tehdit içeren söz ve mesajlar; delillerin erken toplanması ve sürelerin kaçırılmaması halinde manevi tazminat talebine konu edilebilir. Somut olayınızın değerlendirilmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2