
Yayın Tarihi: Aralık 2025 | Konu: Maden Hukuku, İdare Hukuku
📋 İçindekiler
Türkiye'de maden arama ve işletme faaliyetleri, 3213 sayılı Maden Kanunu çerçevesinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsatlandırılmaktadır. Anayasa'nın 168. maddesi gereği tüm yeraltı kaynakları Devlet'in hüküm ve tasarrufu altında olup; bu kaynakların aranması ve işletilmesi hakkı, kanunla belirlenen koşullar dahilinde gerçek ve tüzel kişilere devredilebilmektedir.
Maden arama ruhsatı almak isteyen şirket veya bireyler, belirlenmiş koordinat sınırları içindeki sahalar için MAPEG'e doğrudan başvurur. Başvuruda ön inceleme raporu, mali yeterlilik içeren maden arama projesi ve ruhsat bedelinin yatırılması yeterlidir. Mevzuat bu şartları eksiksiz yerine getiren başvuru sahibine ruhsat verilmesini zorunlu kılmakta; başka bir deyişle idarenin takdir alanı oldukça sınırlı tutulmaktadır.
Ancak uygulamada zaman zaman maden şirketleri, yasal şartların tamamını karşıladıkları hâlde ret kararlarıyla karşılaşmaktadır. Bu ret kararlarının önemli bir kısmının, kanuni dayanağı tartışmalı idari düzenlemelere —özellikle de 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne— dayandığı görülmektedir. İşte bu noktada normlar hiyerarşisi ilkesi kritik bir hukuki araç olarak devreye girmektedir.
Normlar hiyerarşisi (hierarchy of norms), hukuk sisteminin temel ilkelerinden biridir. Her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan alır ve alt norm, üst norma aykırı düzenlemeler içeremez.
Türk hukuku açısından bu hiyerarşi şu şekilde sıralanır:
ℹ️ Temel İlke
Bir genelge, yalnızca mevcut kanun ve yönetmeliklerin uygulanma biçimini gösterebilir. Kanunda yer almayan yeni bir izin şartı, onay mercii veya kısıtlama getiremez. Aksi hâlde o genelge, kanun karşısında geçersiz sayılır.
3213 sayılı Maden Kanunu, madencilik faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların nasıl yapılabileceğini açık ve emredici bir dille düzenlemiştir. Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi şu hükmü içermektedir:
"Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir."
Aynı maddenin 14. fıkrası ise şunları hükme bağlamıştır:
"Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir."
Bu hükümler son derece açıktır: Maden arama ruhsatı almak için kanunda sayılanların dışında hiçbir makamın ek şart, ek izin veya ek onay talep etme yetkisi yoktur. Bir yönetmelik, genelge ya da komisyon kararı —hangi merci tarafından çıkarılmış olursa olsun— bu sınırı aşamaz.
2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan taşınmazlara yönelik satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri tasarruflara ilişkin işlemlerin bakanlık bünyesinde oluşturulacak komisyonlar vasıtasıyla yapılmasını öngörmektedir.
Bu genelge uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde bir Taşınmaz Komisyonu teşkil edilmiştir. Komisyon, Bakan Yardımcısı başkanlığında MAPEG Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısını da bünyesinde barındırmaktadır.
Ancak bu noktada kritik hukuki sorun belirmektedir: Maden arama ruhsatı başvuruları, Maden Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca yalnızca MAPEG'e doğrudan yapılmakta ve başvuruyu değerlendirme yetkisi münhasıran MAPEG'e tanınmaktadır. Bu yetkinin üzerinde —kanun tarafından öngörülmeyen— ayrı bir komisyon onay aşamasının eklenmesi, Maden Kanunu'nun yukarıda aktarılan emredici hükümleriyle doğrudan çelişmektedir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Taşınmaz Komisyonu kararlarının Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayandırılması, söz konusu kararların hukuka uygunluğunu tek başına güvence altına almaz. Bir genelge, kanun hükmünün üzerinde yer alamaz; Maden Kanunu'nun açıkça yasakladığı ek izin aşamasını genelge aracılığıyla hayata geçirmek normlar hiyerarşisini ihlal eder.
Danıştay 8. Dairesi'nin yerleşik içtihadı, bu soruya olumlu yanıt vermektedir. Maden arama ruhsatı başvurusunun Taşınmaz Komisyonu kararına dayanılarak reddedilmesi en az iki ayrı hukuka aykırılık gerekçesini beraberinde getirmektedir:
Maden Kanunu, arama ruhsatına ilişkin karar verme yetkisini MAPEG'e tanımıştır. Kanunda yer almayan bir komisyona bu yetkinin devredilmesi —ya da yetki üzerinde onay makamı oluşturulması— yetki gaspı niteliği taşır.
Maden Kanunu'nun 7/1. ve 7/14. maddeleri, maden arama faaliyetlerine yalnızca kanunla yeni kısıtlamalar getirilebileceğini ve kanunda sayılanlar dışında ek izin talep edilemeyeceğini emretmektedir. Genelgeye dayanan Komisyon onay şartı bu hükümlere aykırı olduğundan, bu şarta dayanan ret işlemi de konu unsuru bakımından hukuka aykırıdır.
✅ Danıştay'ın Tespiti
Madenlere yönelik her türlü tasarrufa ilişkin işlemlerin komisyonlar aracılığıyla yapılması şeklinde yeni bir şart getiren ve kanunda sayılanlar dışında bir izne/onaya tabi tutulması sonucunu doğuran düzenlemeler, Maden Kanunu'na aykırıdır. Bu düzenlemelere dayanılarak tesis edilen ret işlemleri iptal edilmelidir.
İdare hukukunda her işlemin beş asli unsuru vardır: yetki, şekil, sebep, konu ve amaç. Bu unsurlardan birinin eksikliği, işlemin iptali sonucunu doğurur.
Sebep unsuru, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi veya hukuki durumların bütünüdür. İdare hukukunda sebepsiz idari işlem olamaz; idarenin her işleminin kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen somut bir sebebe dayanması zorunludur.
Özellikle maden ruhsatı başvurularında, başvuru sahibi kanuni şartları karşıladığını ortaya koyduğunda idarenin ret kararını somut, hukuki gerekçelerle desteklemesi gerekmektedir. Salt takdir yetkisine dayanan, maddi veya hukuki sebep içermeyen ret kararları:
ℹ️ Takdir Yetkisinin Sınırı
MAPEG'in maden başvuruları üzerinde sınırlı bir takdir yetkisi mevcuttur. Ancak bu yetki kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek, somut gerekçelerle desteklenerek kullanılabilir. Gerekçesiz ret, takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanımıdır ve idare mahkemesince denetlenebilir.
İdare mahkemesinin ret işlemini iptal etmesi, maden ruhsatının otomatik olarak verildiği anlamına gelmez. Bu husus başvuru sahipleri tarafından sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır.
İptal kararının hukuki sonuçları şöyle özetlenebilir:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
İptal kararı alındıktan sonra sürecin yakından takip edilmesi büyük önem taşır. İdarenin yeniden tesis ettiği işlemin hukuka uygunluğu da bağımsız bir inceleme gerektirebilir; bu nedenle avukatlık desteğinin iptal sonrası süreçte de sürdürülmesi tavsiye edilir.
Maden arama veya işletme ruhsatı başvurusu reddedilen ya da ret kararı tebliğ edilen başvuru sahipleri için izlenecek hukuki süreç aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Maden arama veya işletme ruhsatı başvurunuz; Taşınmaz Komisyonu kararına, yetersiz gerekçeye ya da kanunda sayılmayan ek şart koşulmasına dayalı olarak reddedildiyse, bu işlem idare mahkemesinde iptal ettirilebilir. Danıştay içtihadı bu yönde yerleşmiş durumdadır. Ancak 60 günlük dava açma süresi son derece kritiktir. Hak kaybına uğramamak için ret kararını tebliğ aldığınız anda uzman bir maden hukuku avukatına danışmanız önerilir. Maya Avukatlık Bürosu olarak maden hukuku alanında hukuki değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Danıştay 8. Daire | E: 2025/2903 | K: 2025/9647 | T: 09.12.2025
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; Bingöl ili, Karlıova ilçesi, … köyü hudutları dahilinde bulunan ER:… sayılı maden sahasına ilişkin arama ruhsatı talebinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedildiğinin bildirimine ilişkin MAPEG'in … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yargısal denetimin beş asli unsurundan biri olan idari işlemin sebep unsurunun, davalı idarelerin savunmalarında ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacının başvurusunun reddine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; madenlere (taşınmazlara) yönelik her türlü tasarrufa ilişkin (ruhsat, izin, rödövans vb.) işlemlerin komisyonlar aracılığıyla yapılması ve bu komisyonlarca karara bağlanması şeklinde yeni bir şart getiren, dolayısıyla Maden Kanunu'nda açıkça düzenlenmesine karşın, kanunda sayılanlar dışında bir izne/onaya tabi tutulması sonucunu doğurması nedeniyle Maden Kanunu'na aykırı düzenlemeler içerdiği anlaşılan Genelge uyarınca oluşturan Taşınmaz Komisyonu kararına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmış, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi eklenerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idareler tarafından, madenlerin taşınmaz mal niteliğinde olduğu, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Taşınmaz Komisyonunun dava konusu işlemi tesis etme yetkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE — MADDİ OLAY:
Bingöl ili, Karlıova ilçesi, … Köyü hudutları dahilinde bulunan ER:… sayılı maden sahasına ilişkin IV-C grubu maden arama ruhsatı verilmesi talebiyle davacı şirket tarafından başvuru yapıldığı, anılan başvurunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedildiğinin bildirilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 168. maddesinde "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir…" düzenlemesi yer almaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlamanın ancak kanun ile düzenlenebileceği; 14. fıkrasında ise maden arama faaliyetlerinin, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tabi olmadığı hükme bağlanmıştır.
2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin birinci fıkrasında ise; kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarla ilgili olarak gerçek veya tüzel kişilere yönelik satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerini, bakanlıklar bünyesinde teşkil ettirilen komisyonlar vasıtasıyla yapacakları düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 1. ve 14. fıkraları uyarınca, bu kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlamanın ancak kanun ile düzenlenebileceği, maden arama faaliyetlerinin, bu kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu itibarla, madenlere (taşınmazlara) yönelik her türlü tasarrufa ilişkin (ruhsat, izin, rödövans vb.) işlemlerin komisyonlar aracılığıyla yapılması ve bu komisyonlarca karara bağlanması şeklinde yeni bir şart getiren, dolayısıyla Maden Kanunu'nda açıkça düzenlenmesine karşın, kanunda sayılanlar dışında bir izne/onaya tabi tutulması sonucunu doğurması nedeniyle Maden Kanunu'na aykırı düzenlemeler içerdiği anlaşılan Genelge uyarınca oluşturan Taşınmaz Komisyonu kararına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davalı idareler tarafından hem dava konusu işlemde, hem de dava konusu uyuşmazlıkta verilen savunmalar ile temyiz dilekçelerinde dava konusu işlemin tesis edilmesine yönelik haklı bir sebep ortaya konulamadığından, salt takdir yetkisine dayalı olarak ve hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, işbu iptal kararı doğrudan arama ruhsatının verilmesi sonucunu doğurmamakta olup, davalı idarece söz konusu talep hakkında 3213 sayılı Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında değerlendirme yapıldıktan sonra yeniden işlem tesis edilebileceği ve bu işleme karşı ayrıca dava açılabileceği de açıktır.
KARAR SONUCU:
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Kesin olarak, 09/12/2025 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY:
2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yürürlükte olup, hukuka aykırılığına karar verilmemiştir. MAPEG'e kanun kapsamında tanınan yetki, Taşınmaz Komisyonu bünyesinde kullanılmış; Komisyon, Bakan Yardımcısı başkanlığında MAPEG Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısını da bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle Komisyon kararına dayanılarak tesis edilen işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı görüşündeyiz.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


