Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Banka havalesinin açıklama kısmına “borç verilmesi” yazılması, ödünç ilişkisinin ispatında önemli bir iz bırakır. Peki bu ibare tek başına yeterli midir? Parayı gönderen de, parayı alan da hangi delillere ihtiyaç duyar?
Bu yazıda tüketim ödüncü (Consumption Loan), ispat yükü (Burden of Proof) ve itirazın iptali davası (Action for Annulment of Objection) çerçevesinde süreci iki tarafın bakış açısıyla ele alıyoruz.
İçindekiler
Kısa cevap: Havale açıklamasında “borç verilmesi” ifadesinin yer alması, paranın ödünç (tüketim ödüncü) olarak gönderildiği yönünde güçlü bir karine oluşturur. Bu karinenin aksini iddia eden taraf, iddiasını kesin delillerle ispat etmek zorunda kalabilir.
Tüketim ödüncü, bir miktar paranın devredilmesi ve aynı miktarın geri verilmesi taahhüdüne dayanan sözleşmedir (TBK m. 386). Kural olarak ödünç sözleşmesi için özel bir şekil şartı aranmaz. Senet düzenlenmemiş olsa bile sözleşme kurulabilir; asıl sorun ispat noktasında yaşanır.
Banka dekontu, paranın bir hesaptan diğerine geçtiğini gösterir. Açıklama bölümü ise paranın hangi amaçla gönderildiğine dair yazılı bir kayıt bırakır. Bu nedenle “borç verilmesi”, “ödünç” gibi ifadeler ispat sürecinde ağırlık taşır.
Kısa cevap: Havale yalnızca paranın hesaba geçtiğini gösterir. Paranın neden gönderildiği ayrıca ortaya konmalıdır; dekont açıklaması bu bağı kurmada belirleyici olabilir.
Para transferi; ödeme, iade, hibe, ticari alışveriş gibi pek çok sebeple yapılabilir. Açıklamasız bir havalede “borç verdim” iddiasını ispatlamak bu yüzden güç olabilir. Dekontta borç ibaresi bulunuyorsa, ödünç ilişkisi ile ödeme arasındaki bağın kurulması kolaylaşır.
ℹ️ Açıklamasız Havalelerde Durum Farklıdır
Dekontta hiçbir açıklama yoksa ispat külfeti ayrı bir değerlendirmeye tabidir. Bu konunun ayrıntıları için açıklamasız havale ödemesinde karine ve ispat külfeti yazısına bakılabilir.
Kısa cevap: Dekontta borç ibaresi bulunuyorsa havalenin ödünç olarak gönderildiği karine kabul edilir. Bu karinenin aksini ileri süren taraf, iddiasını kesin delillerle ispatlamakla yükümlü olur.
✅ Özet Kural
Yargıtay uygulamasında, açıklamasında borç verildiği yazan banka havalesi bakımından ödünç karinesi kabul edilmekte; havalenin başka bir sebeple yapıldığını söyleyen taraf aksini kesin delille ispat etmek durumunda kalmaktadır. Somut olayın koşulları her zaman ayrıca değerlendirilir.
Kısa cevap: Parayı aldığını kabul edip bunun başka bir sebeple (örneğin eski bir alacağın iadesi) yapıldığını söyleyen taraf, bu ek savunmayı kendisi ispatlamak zorunda kalabilir.
Hukukta bu durum bileşik ikrar (Compound Admission) olarak adlandırılır. Karşı taraf, parayı aldığını kabul ederken aleyhine bir sebep daha ileri sürer. Ek savunma, ikrar edilen olguyla doğrudan bağlantılı değilse ikrar bölünebilir.
Kısa cevap: Senet, ikrar ve yemin gibi kesin deliller gerekir. Tanık beyanı ve imzasız yazışmalar çoğu zaman tek başına yeterli sayılmaz.
ℹ️ Senetle İspat Sınırı
HMK m. 200 uyarınca, belirli parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı gerekir. Sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir ve hukuki işlemin yapıldığı tarihteki tutar esas alınır. 2026 yılı için bu tutar 41.000 TL olarak uygulanmaktadır; güncel rakam ayrıca kontrol edilmelidir.
Kısa cevap: Borçlu ilamsız icra takibine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın iptali davası (Action for Annulment of Objection) açarak takibin devamını isteyebilir ve şartları varsa alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edebilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 67). Bu sürenin kaçırılması hak kaybına yol açabilir.
Kısa cevap: Önce deliller toplanır, ardından vade ve ihtar durumu değerlendirilir; sonrasında icra takibi ve gerekirse itirazın iptali davası gündeme gelir.
Kısa cevap: Açıklama kısmı, paranın gönderilme amacına dair en erken yazılı kayıttır. İleride çıkabilecek uyuşmazlıkta hem gönderen hem alan taraf için belirleyici olabilir.
Farklı ilişkilerde de benzer ispat tartışmaları yaşanabilir. Örneğin, işçiye açıklamasız havale gönderilmesi durumunda da ödemenin hukuki niteliği ayrıca ortaya konmalıdır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Dekont, açıklama ve yazışmalar birlikte değerlendirildiğinde ödünç ilişkisinin ispatı güçlenebilir. Süreler (özellikle itiraz ve itirazın iptali süreleri) kaçırılmadan hareket etmek önemlidir. Konuyla ilgili somut durumunuzu hukuki açıdan değerlendirtmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu ibare ödünç yönünde bir karine oluşturur; ancak karine aksi ispat edilebilen bir karinedir. Her somut olayda dekont, banka kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Ödünç sözleşmesi kural olarak şekle bağlı değildir. Ancak belirli parasal sınırı aşan işlemlerde senetle ispat kuralı gündeme gelir; banka dekontu ve açıklaması bu noktada önemli bir delil olabilir.
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 67). Ticari uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk şartı da ayrıca kontrol edilmelidir.
Alacak likit ise ve dava kabul edilirse, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalının banka hesabına 11.12.2017 tarihinde 96.300,00 TL, 20.12.2017 tarihinde 51.000,00 TL, 17.08.2017 tarihinde 80.000,00 TL, 24.08.2017 tarihinde 80.000,00 TL, 01.11.2017 tarihinde 150.000,00 TL, 03.11.2017 tarihinde 125.000,00 TL, 23.11.2017 tarihinde 150.000,00 TL ve 24.11.2017 tarihinde 69.000,00 TL olmak üzere toplam 801.300,00 TL borç para gönderdiğini, davalının değişik tarihlerde bu borcun 455.000,00 TL tutarını ödediğini, bakiye 346.300,00 TL'nin ise ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili için davalı hakkında ... (...) İcra Müdürlüğünün 2019/93 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan böyle bir borç para almadığını, aksine müvekkilinin daha önce göndermiş olduğu paraları davacının geri gönderirken borç veriyorum şeklinde gönderdiğini, müvekkilinin davacı hakkında Ortaköy Cumhuriyet Başsavcılığına nitelikli dolandırıcılıktan dolayı şikayetçi olduğunu, müvekkilinin banka dekontlarındaki açıklamalara dikkat etmediğini, müvekkilinin ... Müh. İnş. Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin sorumlusu ...'ü arayarak ... Hay. Tar. Ür. Gıda. İnş. Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'ye yapmış oldukları inşaatın projeye uygun yapılmadığını bir çok eksik iş olduğunu, bu nedenle alacaklı olduklarını, gelip eksik işleri yapmalarını aksi halde dava açılacağını söylemesi üzerine davacı tarafın müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya banka havalesi yolu ile gönderilen paralara ilişkin dekontların açıklama kısmına "Borç Verilmesi" yazıldığı, bu nedenle davacının davalıya göndermiş olduğu paranın ödünç olarak gönderildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde her ne kadar davacı tarafından müvekkiline gönderilen paraların müvekkilinin davacıya daha önce vermiş olduğu paraların müvekkiline geri ödenmesine ilişkin olduğuna dair savunma yapmış ise de davalı vekilinin savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu bağlantısız bileşik ikrarın bölünebilir olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu, bu nedenle davalının davacı tarafından gönderilen paraların, daha önce kendisinin davacıya göndermiş olduğu paraların geri ödenmesine ilişkin olduğuna dair savunmasını kesin deliler ile ispat etmesi gerektiği, davalı vekilinin yemin deliline dayanmayacaklarını bildirdiği, davalının havalelerdeki açıklamanın aksini kesin olarak ispat edemediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının ... (...) İcra Müdürlüğünün 2019/93 E sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranındaki 69.260,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu havale dekontlarında gönderilen paranın borç olarak verildiğine ilişkin açıklama bulunduğuna göre karine olarak havalelerin tüketim ödüncü kapsamında geri ödenmek amacıyla gönderildiğinin kabulü gerektiği, davalı havalelerin mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davalıya geçeceğinden havalelerdeki açıklamanın aksini kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davalının yemin deliline dayanmayacağını bildirdiği, dava konusu olan ve borç açıklaması ihtiva eden banka havalelerinin borç verildiği karinesinin aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2025 tarihli ek kararıyla; davalı aleyhine kabul edilen miktarın 346.300,00 TL olduğu, karar tarihi itibariyle HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca temyiz yasa yoluna başvurmak için gereken parasal sınırların altında kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; HMK’da 2025 yılında yapılan değişiklikle, istinaf ve temyiz parasal sınırlarının belirlenmesinde karar tarihi değil, davanın açıldığı tarihin esas alınacağını, eldeki itirazın iptali davasının da 14.03.2019 tarihinde açıldığını, dikkate alınması gereken parasal sınırın, 2019 yılı için yürürlükte bulunan temyiz kesinlik sınırı olduğunu, davacının müvekkiline gönderdiği banka transferleri için dekontlara “borç verilmesi” şerhini düştüğünü, bu ibarenin tek başına ispat yükünü tersine çevirmeyeceğini, tarafların uzun yıllara dayalı tanışıklıklarının olmadığını, bu kadar yüklü miktarın senet vb belge olmadan gönderilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin, ... Hayvancılık adına ... Mühendislik ile besi çiftliği inşaatı için anlaştığını; inşaat bedelini nakit ve/veya çekle peşin ödediğini, aralarında borç-alacak ilişkisi kalmadığına dair ibraname de düzenlendiğini, TKDK tarafından, proje ödemelerinin banka dekontlarıyla ispatlanması gerektiği, aksi halde projenin onaylanmayacağının bildirildiğini, danışman firma Duka aracılığıyla, ödemelerin ...–... arasında banka üzerinden gösterilmesi gerektiğinin taraflarına iletildiğini, davacı ile aralarındaki para akışının da bu çerçevede yapıldığını, davacının, müvekkilinden borcun istediğine dair; bir SMS, bir WhatsApp mesajı, bir e-posta, bir noter ihtarı, bir ses kaydı gibi en küçük somut delilin dahi sunulamadığını, tanık anlatımlarının BAM ve yerel mahkeme tarafından gerektiği ölçüde tartışılmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık tüketim ödüncünden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle, 28.11.2025 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'nun 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince dava tarihi 14.03.2019 itibari ile (temyiz) kesinlik sınırı 58.800,00 TL olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 28.11.2025 tarihli ek kararının kaldırılarak davalı vekilinin temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerekmiştir.
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, davacının davalıya gönderdiği paralara ilişkin olarak paranın borç olarak gönderildiğine ilişkin dekontta açıklama bulunması nedeniyle davacının iddiasını ispatlamasına, aksinin davalı tarafça kesin delillerle ispatlanmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 28.11.2025 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2025 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


