Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Defter, kayıt ve belgelerin vergi incelemesine ibraz edilmemesi, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 359. maddesi kapsamında hapis cezasını gerektiren ciddi bir suçtur. 7394 sayılı Kanun'la getirilen etkin pişmanlık (Effective Remorse) düzenlemesi ise bu suçtan yargılananlar için önemli bir ceza indirimi imkânı sunar. Bu yazıda, ortada bir vergi ziyaı (Tax Loss) bulunmayan hallerde bu indirimin nasıl uygulandığı ele alınmaktadır.
İçindekiler
Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu (Concealment of Business Records), vergi kanunlarına göre tutulması ve saklanması zorunlu olan defter, kayıt ve belgelerin, varlığı noter tasdik kayıtları veya başka bir şekilde sabit olduğu hâlde vergi incelemesine yetkili kişilere ibraz edilmemesiyle oluşur. Suç, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 359/a-2 maddesinde düzenlenmiştir.
Suçun oluşması için mükellefe veya temsilcisine usulüne uygun bir ibraz yazısının tebliğ edilmesi ve verilen süre içinde defter/belgelerin sunulmaması gerekir. Fiilin kasten işlenmesi de aranan unsurlardandır; unutkanlık veya basit ihmal tek başına bu suçu oluşturmaz.
ℹ️ Gizleme, Tahrif ve Yok Etme Ayrımı
VUK 359, "gizleme/tahrif" (a fıkrası, 18 ay-5 yıl) ile "yok etme/sahte belge düzenleme" (b fıkrası, 3 yıl-8 yıl) fiillerini farklı cezai yaptırımlara bağlamıştır. Hangi fiilin işlendiği, uygulanacak ceza aralığını doğrudan etkiler.
VUK 359/a-2 kapsamında defter, kayıt ve belgeleri gizleyenler hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Yargılama Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılır ve dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Suçun oluşabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır: defter ve belgelerin varlığının noter tasdiki veya başka bir yolla sabit olması, ibraz yazısının usulüne uygun tebliğ edilmesi ve verilen sürenin geçmesine rağmen ibrazın yapılmamış olması. Yangın, deprem veya sel gibi mücbir sebep hâllerinde beraat kararı verilebilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Suç tarihi, ibraz yazısının tebliğ tarihinden itibaren tanınan sürenin bitimine göre belirlenir. Tebliğ tarihinin ve sürenin hatalı hesaplanması, suç tarihinin yanlış tespit edilmesine ve buna bağlı usuli sorunlara yol açabilir.
15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun, VUK 359. maddesine yeni fıkralar ve Kanuna geçici 34. maddeyi eklemiştir. Bu değişiklikle, vergi kaçakçılığı suçlarında ilk kez etkin pişmanlık (Effective Remorse) imkânı tanınmıştır.
Etkin pişmanlıktan yararlanmanın genel şartı; vergi ziyaının tamamının, buna ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammının tamamının ve kesilen cezaların yarısı ile buna isabet eden gecikme zammının ilgili aşamada ödenmesidir. İndirim oranı, ödemenin yapıldığı aşamaya göre değişir.
Evet. VUK 359. maddesine 7394 sayılı Kanun'la eklenen hükme göre, ortada bir vergi ziyaı ve buna bağlı tarh edilmiş vergi veya ceza bulunmasa dahi, sanık hakkında verilecek cezada yarı oranında indirim yapılması gerekir.
Defter, kayıt ve belge gizleme suçunun doğası gereği, birçok olayda doğrudan bir vergi ziyaı ortaya çıkmayabilir; zira fiil, verginin eksik veya hatalı beyan edilmesinden değil, incelemeye yetkili kişilere defter ve belgenin sunulmamasından kaynaklanır. Bu durumda tarh edilmiş bir vergi veya buna bağlı kesilmiş bir ceza da bulunmayabilir.
Kanun koyucu bu ihtimali özel olarak düzenlemiş ve tarh edilen vergi ile buna bağlı kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek cezanın yarı oranında indirileceğini hükme bağlamıştır. Güncel Yargıtay uygulaması da bu hükmün vergi ziyaı aranmaksızın uygulanması gerektiği yönündedir; ilk derece mahkemelerinin bu indirimi gözden kaçırması, kararın bozulmasına yol açabilecek bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilmektedir.
Bu yorum, özellikle salt ibraz etmeme fiiline dayanan davalarda sanık lehine önemli bir sonuç doğurur: vergi ziyaının bulunmaması, yalnızca idari vergi cezaları açısından değil, ceza yargılamasındaki hapis cezasının miktarı açısından da dikkate alınması gereken bir husustur.
✔️ Kritik Kural
Vergi ziyaı ve buna bağlı tarh edilmiş vergi/ceza bulunmayan defter-belge gizleme suçlarında, alt sınırdan belirlenen temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılmaması, tek başına bozma sebebi sayılabilmektedir.
Vergi ziyaı bulunan dosyalarda indirim oranı, ödemenin yapıldığı sürece göre değişiklik gösterir:
Süreç genel olarak şu şekilde işler:
Defter-belge gizleme suçuna ilişkin yargılamalarda iki husus ayrıca önem taşır: suç tarihinin doğru tespiti ve sanığın şirketi temsile yetkili olup olmadığı.
Suç tarihi, ibraz yazısının tebliğ edildiği tarihten itibaren mükellefe tanınan sürenin bitimine göre belirlenir; bu tarihin hatalı gösterilmesi tek başına usuli bir sorun oluşturabilir. Öte yandan, sanığı şirket müdürü olarak atayan bir kararın sonradan mahkeme kararıyla hükümsüz sayıldığı hallerde, suç tarihinde fiilen temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır; zira temsil yetkisi yoksa defter ve belgeleri ibraz yükümlülüğü de tartışmalı hâle gelir. Bu tür durumlarda ticaret sicili kayıtlarının incelenmesi belirleyici olur.
Hakkında VUK 359 kapsamında soruşturma veya dava bulunan mükellef ve şirket yetkilileri için değerlendirilmesi gereken başlıca noktalar:
VUK 359/a-2 kapsamında bu suç, on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Yargılama Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılır.
Evet. Tarh edilmiş bir vergi veya buna bağlı kesilmiş bir ceza bulunmadığı hallerde, kanun verilecek cezanın doğrudan yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.
Vergi ziyaı bulunan dosyalarda; soruşturma aşamasında ödeme yapılması hâlinde yarı, kovuşturma aşamasında üçte bir, kesinleşmiş dosyalarda infaz aşamasında ise bir yıl içinde ödeme yapılması şartıyla yarı oranında indirim uygulanır.
Öncelikle tebliğ edilen sürenin ve yazının usulüne uygunluğunun kontrol edilmesi, defter ve belgelerin mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi ve süresi içinde bir vergi ceza avukatından destek alınması önerilir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Defter, kayıt ve belge gizleme suçlamasıyla karşı karşıya kalan mükellefler ve şirket yetkilileri için vergi ziyaının bulunmaması tek başına savunma teşkil etmese de, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânı mutlaka değerlendirilmelidir. Sürecin her aşamasında uygulanacak indirim oranları farklılık gösterdiğinden, zaman kaybetmeden bir vergi ceza avukatına danışılması önem taşır. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek dosyanızı değerlendirebilirsiniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 13.01.2026 T. 2025/3667 E. 2026/355 K.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62, 53. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesime, karar verilmiş, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 25.05.2022 /5788 Esas ve 2022/9896 Karar sayılı ilamı ile "Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin 3, 4, 5. ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulması kararı verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine, karar verilmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın kamuyu uğrattığı zarar giderilmeden yerel mahkemece sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; dava dışı ...'in şirketin iş ve işlerini gerçekte yürüten kişi olduğunu, şirket hisselerini ...'e, sonra sanığa devrettiğini, devir senedini aldıktan sonra sanığın şirket müdürü olarak atanmasını sağlayan usulsüz bir toplantı düzenlediğini, ...'nın usulsüz kararların iptali için açtığı Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2016 tarih ve 2015/100 E. ve 2016/807 K. sayılı davada bu kararların hükümsüz sayıldığı, bu karar üzerine ticaret sicilinde ona göre bu karara dayalı geçmişte yapılmış tüm işlemlerin karar öncesi duruma iade edildiğini, dolayısıyla sanığın beraatı gerektiğini, defter ve belgelerin ibrazının istenildiği tarih itibariyle mükelleflerin iş yerlerinin faal olduğu, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından kararın bozulması gerektiğine ilişkinidir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın suç tarihinde ... Akaryakıt Nakliyat Ltd. Şti ortağı ve yetkilisi olduğu, sanığın 0...7 Vergi Kimlik Numaralı vergi mükellefi olduğu, ...-... karayolunun .... kilometresinde benzin istasyonu işlettiği, ... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 15/09/2014 tarihli yazısında şirketin 2012-2013 hesap dönemi işlemlerinin incelenmesinde sanığın şirket ortağı ve yetkilisi olduğunun tespit edildiği, 22/04/2015 tarihinde defter ve belge inceleme yazısının tevdii edildiği, 04/05/2015 tarihinde şirket temsilcisi ... tarafından ek süre talep edildiği, sürenin bittiği, 20/05/2015 tarihine kadar istenen defter ve belgelerin ibraz edilmemesi sebebiyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Defter ve belgeleri gizleme suçunda suç tarihi, defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edildiği 22.04.2015 tarihinden 15 gün sonra olan 08.05.2015 tarihi olduğundan, gerekçeli karar başlığında "2015" olarak gösterilmesi,
2.Sanık müdafiinin, sanığı şirket müdürü olarak atayan kararın hükümsüz sayılması üzerine Ticaret sicilinde geçmişte yapılmış tüm işlemleri karar öncesi duruma iade ettiği beyanı karşısında, suç tarihi olan 08.05.2015 tarihinde sanığın şirketi temsil yetkisi ve defter, kayıt ve belgeleri ibraz zorunluluğu olup olmadığının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden araştırılması,
3.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359/son maddesinden önce gelmek üzere; "Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir." fıkralarının eklendiği ve 7394 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34'üncü maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359'uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359'uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir." hükmünün getirildiği anlaşılmakla; defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde bir vergi ziyaı oluşmadığı gibi tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir cezanın da bulunmadığı, yine özel usulsüzlük cezasının aynı Kanun'un 359. ve 371. maddelerinde belirtilen tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir ceza olmadığı nazara alındığında; 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen "Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranından indirilir." şeklindeki hüküm uyarınca sanık hakkında, alt sınırdan tayin edilen temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321'inci maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


