Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Anonim şirketlerde pay senedi bastırılmamış "çıplak pay" devirleri, uygulamada en çok tartışılan ortaklık uyuşmazlıklarından biridir. Şirket pay defterine kayıt yapılmaması, devri geçersiz kılar mı? Devralan ortak hangi haklara sahiptir? Bu makalede, Yargıtay içtihadı ışığında çıplak pay devrinin hukuki niteliği ve devralanın başvurabileceği yollar ele alınmaktadır.
İçindekiler
Kısa cevap: Çıplak pay, anonim şirket ortağının sahip olduğu ortaklık payını temsil eden bir hisse senedi (nama veya hamiline yazılı) bastırılmamış olan paydır. Payın varlığı devam eder, ancak senede bağlı olmadığı için devri farklı kurallara tabidir.
Türk Ticaret Kanunu, anonim şirket ortaklarına pay senedi bastırma konusunda kısa bir süre tanımakla birlikte, uygulamada birçok şirket yıllarca (hatta hiç) pay senedi çıkarmamaktadır. Bu durumda ortaklık payı hukuken var olmaya devam eder; ancak fiziki bir senede bağlı olmadığından "çıplak pay" olarak adlandırılır.
Kısa cevap: Devir şekli, payın hangi türde bulunduğuna göre değişir. Senede bağlı paylarda ciro veya teslim aranırken, çıplak paylarda yazılı bir sözleşme yeterlidir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan hata, "hisse devri her durumda noterde yapılmalıdır" ya da "şirket onayı olmadan devir geçersizdir" şeklindeki yanlış kanaatlerdir. Oysa çıplak pay devrinde belirleyici olan, tarafların yazılı ve iradelerini açıkça ortaya koyan bir sözleşme düzenlemiş olmalarıdır.
Kısa cevap: Senede bağlanmamış bir pay, kıymetli evrak niteliği taşımadığından, devri kıymetli evrak hukuku değil, alacak hakkının devrine ilişkin genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Bu çerçevede aranan tek şekil şartı, devir sözleşmesinin yazılı yapılmış olmasıdır. Sözleşmede devredilen pay oranının, tarafların kimliğinin ve iradelerinin açık biçimde yer alması, sonradan doğabilecek ispat sorunlarının önüne geçer.
ℹ️ Bilgi
Devir sözleşmesinin başlığında veya metninde "geçici" ya da "işlemlerin hızlandırılması amacıyla" gibi ibarelerin bulunması, tek başına sözleşmenin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Yargı, sözleşmenin bütününden çıkan gerçek iradeyi esas alır.
Kısa cevap: Hayır. Pay defterine kayıt, devrin taraflar arasındaki geçerliliğini değil, payın şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliğini ilgilendiren ayrı bir işlemdir.
Yazılı şekil şartına uygun düzenlenmiş bir devir sözleşmesi, tarafları bağlar. Şirket yönetim kurulunun bu devri pay defterine işlememesi ya da ihtarnameye rağmen sessiz kalması, devri geçersiz hale getirmez; devralan ortağın hukuki yollara başvurma hakkını doğurur.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Şirketin pay defterine kayıt yapmaması, uygulamada "hisse hiç devredilmemiş" gibi algılanabilmektedir. Bu yanlış algı, devralan ortağın haklarını zamanında aramamasına ve ispat güçlüğü yaşamasına yol açabilir.
Kısa cevap: Devralan, geçerli bir devir sözleşmesine rağmen kaydı yaptırılamıyorsa, mahkemeden payın kendi adına tesciline karar verilmesini (hükmen tescil) talep edebilir.
✔️ Karar Özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, pay defterine kayıt edilmemiş olmasına rağmen yazılı hisse devir sözleşmesinin geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğunu, devralanların hükmen tescil talep edebileceğini kabul etmiştir.
Kısa cevap: Sözleşmenin yazılı olması tek başına yeterli değildir; ileride ispat sorunu yaşanmaması için belirli unsurların açıkça yer alması gerekir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Çıplak pay devirlerinde şirketin veya diğer ortakların kaydı geciktirmesi ya da reddetmesi, tek başına hakların kaybı anlamına gelmez. Ancak sürecin doğru şekilde yürütülmesi, doğru ihtarname ve dava stratejisi gerektirir. Somut durumunuzu değerlendirmek ve haklarınızı korumak için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Anonim şirket ortağının sahip olduğu, ancak nama veya hamiline yazılı bir senede bağlanmamış ortaklık payıdır. Payın varlığı hukuken sürer, yalnızca fiziki bir senet çıkarılmamıştır.
Çıplak pay devri için yasal olarak yazılı şekil yeterlidir, noter şartı aranmaz. Ancak ispat kolaylığı açısından noterde düzenlenmesi tavsiye edilir.
Evet. Geçerli bir yazılı sözleşme varsa, devralan ortak hükmen tescil davası açarak payın kendi adına tescilini talep edebilir.
Süre; dosyanın ispat yüküne, tarafların itirazlarına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Her somut olay kendi koşulları içinde farklılık gösterir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 13.07.2026 T. 2026/4286 E. 2026/4179 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 29.03.2013 tarihinde o zamanki unvanı ... İnş. A.Ş. olan davalı şirketin ortakları ile şirket hisselerinin devri hususunda anlaştığını, aynı sözleşme ile davalı şirketin %17'şer oranında hissedarı haline geldiklerini, 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi neticesinde, şirketin yeni ortakları müvekkilleri ile halihazırda şirket yönetim kurulu ve tek hissedar olan ... ve...olduğunu, sözleşme mukabilinde müvekkillerinin uzunca bir süre şirket yetkilileri ile görüştüğünü, ancak şirket hisselerinin şirket pay defterine kaydını bir türlü sağlayamadığını, bunun üzerine taraflarınca ihtarname ile davalı şirkete ve şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'a, müvekkillerine usulüne uygun olarak devredilmiş bulunan hisselerin pay defterine kaydı için müracaat edildiğini, ancak bir aydan fazla süre geçmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, bu konuda kendilerine bir bildirim de yapılmadığını, hisse senetlerinin nama yazılı ya da hamiline yazılı hisse senetleri değil çıplak hisse denilen hisseler olduğunu, bu hisselerin devrinin artık yazılı şekilde yapılabildiğini ileri sürerek davalılardan ... adına kayıtlı davalı şirket hisselerinin %17'sinin müvekkili ... adına, %17'sinin ise müvekkili ... adına hükmen tesciline karar verilmesini, bu tescil işlemlerinin sözleşme tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğinin tespitine karar verilmesini, tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'dan belirsiz alacak talebi olarak ve daha sonra arttırılmak üzere 10.000,00'er TL'nin müştereken ve müteselsilen 29.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, ilgili sözleşmenin konu başlığının altında açıkça "Bu Sözleşme; bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alınmıştır.(Geçici A.Ş. Hisse devir sözleşmesidir.)" denildiğinden ve hisse devri bedeli dahi yazılmadığından, iş bu sözleşmenin hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacıların ve dava dışı ...'ın, dava dışı ...'ndan İstanbul/...'te bulunan gayrimenkulü kiraladığını, kira bedelini aylar boyunca ödeyemediklerini, davacıların müvekkili şirket ortaklarına kiralanan yerde ortak bir işletme açılması için teklif götürdüklerini, müvekkili şirketin teklifi ile hali hazırda mevcut olan müvekkili şirket olarak yeni bir kira sözleşmesine taraf olmayı kabul ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketten hisse satın almaları gerektiğini, tapu kaydına uygun olarak ilgili gayrimenkulün okul ve yurt olarak faaliyete geçirilmesi için sermaye koymaları, davacılar adına ödenen kira borçlarının elde edilecek kâr payından mahsup edilmesi koşulları ile kabul ettiğini, müvekkillerinin önce davacılar adına ve hesabına oluşmuş ve ödenmemiş kira borcunu ödediğini, daha önce temerrüte düşmüş bir kira sözleşmesine taraf olmak istemediği için dava dışı ... ile müvekkili şirket arasında yeni bir kira sözleşmesi akdedildiğini, bu sırada davacıların, oluşan avukatlık ücretlerine, noter masraflarına hiçbir suretle katılmadığını, müvekkillerinin bu süreçten rahatsızlık duyarak davacılar ile bir araya geldiğini, müvekkillerine yaptırılan haksız ödemeler ardından davacıların, zaten aylardır kira bedeli ödeyerek nakitlerini tükettiklerini, hisse devrine ayıracak nakit bir yana; işletmenin faaliyete geçmesi için gereken sermayeyi dahi sağlamalarının mümkün olmadığını, hatta adlarına ve hesaplarına ödenen kira bedelini dahi geri ödeyemeyeceklerini beyan ettiklerini, adeta müvekkillerini ortada bıraktıklarını, müvekkillerinin yüklü krediler kullanarak, sermaye sağlayarak ilgili gayrimenkulü okul haline getirdiğini, faaliyete soktuğunu, bu nedenle davacıların herhangi bir alacak talebinde bulunmalarının olağan olmadığını, müvekkillerinin kâr amacı güden özel bir hukuk tüzel kişisi olduğu düşünüldüğünde, davacıların bir karşılık ödemek sureti ile hisse sahibi olacağına hiç şüphe duyulamayacağını, bu şekilde ticari ilişkinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğuna da şüphe olmadığını, kendi borcunu ifa eden veya sözleşmeye uygun ifayı teklif eden kişinin akdin ifasını isteyebileceğini, ancak davacının ne kendi ediminden söz ettiğini ne de edimini ifa edeceğini belirttiğini, davacı tarafların, iddialarını ispatlar bir delil dahi sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ile davalılar arasında 29.03.2013 tarihli bir hisse devri sözleşmesi aktedildiği, söz konusu hisse devri sözleşmesi ile davalı şirket hisselerinin % 17'sinin ayrı ayrı her iki davacıya devredildiğinin kararlaştırılmasına rağmen söz konusu hisse devirlerinin davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket pay defterine kayıt edilmediği, bu anlamda davacıların resmi anlamda şirkette pay sahibi olamadıkları, davalı şirket yönetim kuruluna ve payı devreden kişilere gönderilen ihtarnameye rağmen payların devredilmediği, devredilen anonim şirket hisselerinin hamiline veya nama yazılı hisseler olmaması nedeniyle çıplak pay niteliğinde bulundukları, çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olması nedeniyle yazılı bir sözleşmenin yeterli olduğu, bu anlamda 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin pay devrini sağlayabileceği, sözleşmede payı devredenler ile devralanların pay oranlarının yazılı olduğu, ayrıca payı devredenlerin, hisselerin tamamının değerini nakden ve haricen almış olduklarını açıkça belirtilmesi nedeniyle davacıların kendi edimlerini yerine getirmediğinin ileri sürülemeyeceği, her ne kadar her bir payın hangi bedel üzerinden devredildiği sözleşmede yazılı değilse de, payı devredenler tarafından pay bedelinin tamamen alınmış olduğunun kabul edilmesi nedeniyle sözleşmede pay bedelinin yazılı olmadığı hususunun ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşme ile son ortaklık yapısının belirlenmesi, bundan sonra payı devredenlerin (eski ortakların) başkalarıyla herhangi bir devir sözleşmesi yapamayacağının kararlaştırılmış olması dikkate alındığında sözleşmenin her açıdan geçerli ve tarafları bağlayıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. EK KARAR
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararı ile; davalılar ..., ... ve ... yönünden temyiz başvurusunun süre yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden yapılan temyiz başvurusunun, başvuran vekilin bu davalılar tarafından kendisine verilmiş bir vekâletnamesinin bulunmaması nedeni ile yapılmamış sayılmasına, temyiz işlemlerinin davalı ... A.Ş. yönünden devamına karar verilmiş, ek karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi gereği davacıların şirket ortağı olduklarının tespiti ve ticaret siciline hükmen tescili; bu talebin reddi halinde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dairemizin 2025/6808 E., 2026/17 K. sayılı geri çevirme kararı uyarınca davalı Mehmet Ulubaş tarafından 12.02.2026 tarihli dilekçe ile vekil Avukat ...'ın temyiz dilekçesine muvafakat ettiği anlaşıldığından davalı ... yönünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.10.2025 tarihli ek kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar ..., , ..., ... yönünden usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı şirket ve davalı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ..., ...'in temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararının bu davalılar yönünden onanmasına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 13.07.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


