
Deniz ticaretinde uyuşmazlıkların büyük bölümü mahkemelerde değil, tahkim masasında çözülür. Çarter sözleşmelerinin neredeyse tamamı, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların Londra'da, İngiliz hukukuna göre tahkim yoluyla çözüleceğini öngörür. Ancak tahkim kararını elde etmek, alacağı tahsil etmek anlamına gelmez.
Borçlu şirketin malvarlığı Türkiye'deyse, elinizdeki yabancı hakem kararının Türk icra dairelerinde işleyebilmesi için önce Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Bu yazıda, navlun, ölü navlun ve sürastarya alacakları için verilmiş bir Londra tahkim kararının Türkiye'de nasıl icra edilebilir hale getirileceğini, alacaklı perspektifinden adım adım ele alıyoruz.
ℹ️ Temel Kavram
Tenfiz (Enforcement), yabancı bir hakem kararına Türkiye'de icra kabiliyeti kazandıran mahkeme kararıdır. Tanıma (Recognition) ise kararın yalnızca kesin hüküm ve kesin delil etkisinin kabulüdür. Para alacağını tahsil etmek istiyorsanız ihtiyacınız olan şey tanıma değil, tenfizdir.
1. Çarter Sözleşmelerinde Londra Tahkiminin Yeri
2. Navlun, Ölü Navlun ve Sürastarya Alacakları Nedir?
3. Uygulanacak Hukuk: New York Sözleşmesi mi, MÖHUK mu?
4. Tenfiz Davasında Aranan Belgeler ve Şartlar
5. Gemi Bağlama Özetindeki Atıf Yoluyla Tahkim Şartı Geçerli midir?
6. Arabuluculuk Dava Şartı ve Harç Meselesi
7. Tenfize İtiraz Sebepleri ve İspat Yükü
8. Tenfiz Davası Adım Adım Süreç
9. Döviz Alacakları, Faiz ve Yargılama Giderleri
Çarter sözleşmesi (charter party), bir geminin tamamının veya bir kısmının yük taşınması amacıyla kiralanmasına ilişkin sözleşmedir. Uygulamada bu sözleşmeler GENCON, NUVOY, SYNACOMEX gibi standart matbu formlar üzerinden kurulur.
Bu standart formların hemen hepsinde bir tahkim maddesi bulunur. Yaygın tercih, uyuşmazlığın İngiliz hukukuna tabi olarak Londra'da çözülmesidir. Tahkim çoğunlukla LMAA (London Maritime Arbitrators Association) kuralları çerçevesinde, tek hakem veya üç hakemli bir kurul önünde yürütülür.
Ancak burada kritik bir gerçek vardır: Londra'da alınan karar, borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede otomatik olarak icra edilemez. Türk bayraklı ya da Türkiye'de yerleşik bir şirketten alacağınızı tahsil edecekseniz, yolunuz mutlaka Türk mahkemesindeki tenfiz davasından geçer.
Tahkim kararlarında en sık hükmedilen üç alacak kalemi bulunur. Tenfiz talebinizin doğru kurgulanması için bu kalemlerin hukuki niteliğini bilmek önemlidir.
Bu üç kalem, uygulamada boşaltmanın tamamlanmasının ardından düzenlenen nihai hesap faturası (final invoice) ile birlikte talep edilir. Faturanın ödenmemesi, tahkim sürecinin başlangıç noktasıdır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Sürastarya alacağı, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça zamanaşımına ve sözleşmesel hak düşürücü sürelere tabidir. Bazı çarter formları, sürastarya taleplerinin boşaltmadan itibaren belirli bir süre (örneğin 90 gün) içinde belgeleriyle birlikte sunulmasını şart koşar. Bu süre kaçırıldığında alacak, esasa girilmeden reddedilebilir.
Yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi için iki ayrı hukuki kaynak bulunur:
MÖHUK'un 1. maddesinin 2. fıkrası, Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Bu nedenle, kararın verildiği ülke de New York Sözleşmesi'ne taraf ise, tenfiz şartları öncelikle bu Sözleşme'ye göre değerlendirilir.
✔ Pratik Sonuç
Birleşik Krallık ve Türkiye'nin her ikisi de New York Sözleşmesi'ne taraftır. Bu, iki devlet arasında hakem kararlarının tenfizi bakımından mütekabiliyetin (karşılıklılık) mevcut olduğu anlamına gelir. Londra kaynaklı bir tahkim kararı için ayrıca ikili anlaşma aramaya gerek yoktur.
New York Sözleşmesi'nin IV. maddesi, tenfiz talebinde bulunan tarafın ibraz etmesi gereken belgeleri sınırlı biçimde sayar. Alacaklının yükümlülüğü bu belgelerle sınırlıdır:
Mahkeme yalnızca iki hususu kendiliğinden inceler:
ℹ️ Revision au Fond Yasağı
Tenfiz mahkemesi, hakemin uyuşmazlığı doğru çözüp çözmediğini denetleyemez. Alacağın hesabının hatalı olduğu, delillerin yanlış değerlendirildiği gibi iddialar tenfiz davasının konusu değildir. Mahkeme yalnızca şekli ve usuli şartların varlığını inceler. Bu ilke, alacaklı açısından tenfizi güçlü bir hukuki yol haline getirir.
Deniz ticaretinde sözleşmeler çoğu zaman ıslak imzalı tek bir belge olarak kurulmaz. Süreç genellikle şöyle işler: broker aracılığıyla teklifler değiş tokuş edilir, mutabakat sağlandığında "temiz anlaşma teyidi" (clean fixture recap) e-posta ile gönderilir ve bu teyit, belirli bir standart forma atıf yapar.
Bu noktada borçlu tarafın en sık başvurduğu itiraz şudur: "Ortada imzalı bir tahkim anlaşması yok, dolayısıyla yazılı şekil şartı sağlanmamıştır."
Türk yargı uygulaması bu itiraza itibar etmemektedir. New York Sözleşmesi'nin II. maddesindeki yazılı şekil şartı, taraflarca imzalanmış tek bir belgeyi zorunlu kılmaz. Mektup veya telgraf teatisi — günümüzde e-posta yazışması — de yazılı şekil şartını karşılar.
Alacaklı açısından buradaki pratik ders açıktır: broker yazışmalarının, anlaşma teyitlerinin ve e-posta zincirinin eksiksiz saklanması, ileride tahkim şartının varlığını ispatlamanın en güçlü aracıdır.
Ticari davalarda para alacağı taleplerinde arabuluculuk dava şartıdır. Ancak tenfiz davası, niteliği itibarıyla farklıdır.
Tenfiz talebi, tarafların üzerinde anlaşarak sonuçlandırabileceği bir alacak talebi değildir; mahkeme kararını zorunlu kılan, tarafların iradesine bağlı olmayan bir taleptir. Bu nedenle tenfiz davası arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Dava dilekçesinde hakem kararında hükmedilen meblağların tahsilinin ayrıca talep edilmiş olması da bu sonucu değiştirmez. Bu ikinci talep, esasen tenfiz talebinin kapsamını açıklayıcı niteliktedir; tenfiz kararıyla birlikte alacak zaten icra yoluyla tahsil edilebilir hale gelir.
Yabancı hakem kararının tenfizi davalarında nispi harç alınacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu davalarda maktu harç yatırılması yeterlidir.
✔ Alacaklı Lehine Kritik Avantaj
Yüz binlerce dolarlık bir hakem kararının tenfizinde dahi maktu harç ödenmesi, tenfiz davasını alacaklı için maliyet açısından son derece verimli bir yol haline getirir. Alacağınızın büyüklüğü harç yükünü artırmaz.
New York Sözleşmesi'nin V. maddesi, tenfizin reddedilebileceği halleri sayar. Bu sebeplerin büyük bölümü yalnızca aleyhine tenfiz istenen tarafça ileri sürülebilir ve ispat yükü ona aittir.
⚠️ İtiraz Sebepleri Süreye Tabidir
Bu sebepler mahkemece resen dikkate alınmaz. Aleyhine tenfiz istenen taraf, ilk derece yargılamasında süresi içinde cevap dilekçesi vererek bu savunmaları ileri sürmek ve delillerini sunmak zorundadır. Cevap dilekçesi verilmemişse, aynı iddiaların istinaf aşamasında ilk kez ileri sürülmesi sonuç doğurmaz.
Alacaklı açısından bu, çok önemli bir stratejik avantajdır. Karşı taraf tahkim usulüne ilişkin itirazlarını ilk derecede usulüne uygun olarak ileri sürmemişse, aynı itirazları üst derece mahkemelerinde canlandıramaz. Tenfiz davası, doğru kurgulandığında hızlı sonuçlanabilen bir davadır.
Uygulamada davalılar sıklıkla genel bir "kamu düzenine aykırılık" iddiası ileri sürer. Ancak kamu düzeni istisnası dar yorumlanır. Faiz oranının yüksekliği, alacağın miktarı veya İngiliz hukukunun Türk hukukundan farklı olması tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmaz.
Deniz ticareti tahkim kararlarında alacak çoğunlukla birden fazla para biriminde hükmedilir: navlun ABD Doları, tahkim masrafları İngiliz Sterlini, hakem ücreti Norveç Kronu gibi.
Tenfiz kararı, hakem kararında yazılı para birimlerini olduğu gibi icra edilebilir kılar. Alacaklı, icra takibinde yabancı para alacağının aynen ödenmesini veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığını talep edebilir. Kur riski yönetimi açısından bu tercih önemlidir ve takip talebinde açıkça belirtilmelidir.
Hakem kararında faize hükmedilmişse, bu faiz de tenfiz kapsamındadır. Kararda öngörülen faiz oranının Türk hukukundaki oranlardan farklı olması, tek başına tenfize engel değildir.
Damga vergisi, noter onayı ve yeminli tercüme giderleri, tenfiz davasının zorunlu masraflarıdır. Bu kalemler dava dilekçesinde yargılama gideri olarak açıkça talep edilmelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Londra'da elde ettiğiniz tahkim kararı, Türkiye'deki alacağınızın tahsili için güçlü bir hukuki dayanaktır; ancak tek başına yeterli değildir. Kararın kesinleşme belgesini, tahkim şartını içeren sözleşmeyi ve bildirimlerin usulüne uygun yapıldığını gösteren yazışmaları eksiksiz derleyin. Belgelerin apostil ve yeminli tercüme işlemlerini gecikmeden tamamlayın. Borçlunun malvarlığını kaçırma riski varsa, tenfiz davasıyla eş zamanlı ihtiyati haciz talebini mutlaka değerlendirin. Deniz ticaretine ilişkin tahkim kararlarının tenfizi, hem uluslararası özel hukuk hem de deniz ticareti hukuku bilgisi gerektiren teknik bir alandır. Dosyanıza özgü yol haritasının belirlenmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilir, sürecinizi hukuki destek eşliğinde yürütebilirsiniz.
Hayır. Yabancı hakem kararı, Türk icra dairelerinde doğrudan takibe konulamaz. Öncesinde yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Tenfiz kararı kesinleştikten sonra hakem kararı, Türk mahkeme ilamı gibi ilamlı icra yoluyla takip edilebilir.
Hayır. Tenfiz mahkemesi, uyuşmazlığın esasını yeniden ele almaz. İnceleme, New York Sözleşmesi'nde sayılan şekli ve usuli şartlarla, tahkime elverişlilik ve kamu düzeni denetimiyle sınırlıdır.
Hayır. Tenfiz talebi, tarafların iradesiyle sonuçlandırılabilecek bir alacak talebi olmayıp mahkeme kararını zorunlu kılan bir taleptir. Bu nedenle arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Zorunlu olarak hayır. Broker aracılığıyla teati edilen ve standart bir çarter formuna açıkça atıf yapan anlaşma teyidi ile e-posta yazışmaları, yazılı şekil şartını karşılayabilir. Belirleyici olan, tahkim iradesinin yazılı delillerle ortaya konulabilmesidir.
Yabancı hakem kararının tenfizi davalarında nispi harç öngörülmemiştir; maktu harç uygulanır. Alacağın miktarı ne olursa olsun harç yükü değişmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.04.2026 T. 2025/5174 E. 2026/1864 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 31.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında akdedilen 30.09.2020 tarihli çarter sözleşmesinin şartları gereğince müvekkilinin ...'den İskenderun'a gübre yükü taşınması için davalıya ... isimli gemiyi kiraladığını, taraflar arasında imzalanan çarter sözleşmesi tahtında uyuşmazlıkların tahkim yoluyla İngiliz Hukuku'na göre Londra'da ... tahkimi yoluyla çözülmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin boşaltma işleminin bitmesinin ertesi günü, 20.11.2020 tarihinde navlun, ölü navlun ve sürastarya bakiyesi için nihai bir fatura düzenlediğini ve davalıya gönderdiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine tahkime başvurulduğunu, müvekkilinin temiz anlaşma teyidi ve taraflarca belirlenen geçerli tahkim şartı uyarınca ...'ya başvurarak davalı aleyhine tahkim sürecini 13.01.2021 tarihinde başlattığını, tahkim sürecinde tek hakem atanması hususunda anlaşma teklif edildiği yönündeki bildirimin, davalıya broker üzerinden e-posta yoluyla ve aynı zamanda kurye yoluyla gönderildiğini, davalının 29.01.2021 tarihinde gönderdiği cevabi e-posta ile tahkim sürecine hazır olduklarını bildirdiğini, hakem seçimine ilişkin usulün eksiksiz yerine getirildiğini, ... usullerinin yanı sıra tahkim yargılamasının başlatıldığının davalıya 14.04.2021 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, davalının tahkim yargılamasına iştirak ettiğini, 11.06.2021 tarihinde savunma dilekçesi ve 06.07.2021 tarihinde ikinci savunma dilekçesi sunduğunu, ... nezdindeki tahkim süreci sonuçlanarak kararın kesinleştiğini, davalının ödeme yapmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca 24.09.2021 tarihinde verilen ve 27.10.2021 tarihinde kesinleşen yabancı tahkim kararının tenfizi gerektiğini ileri sürerek ... Birliği tarafından Londra, Birleşik Krallık'ta gerçekleştirilen 24.09.2021 tarihli tahkim kararının tenfizi ile tenfizi talep edilen karar kapsamında 84.013,62 USD, 149.000 NOK ve 3.855 GBP'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, toplam 22.325,30 TL damga vergisi ve noter masrafları ile 3.581,60 TL tercüme masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yabancı hakem kararlarının tenfizinin mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, 30.09.2020 tarihli çarter parti ile davacıya ait geminin ...'den İskenderun'a gübre yükü taşınması için davalıya kiralandığı, davacının gemi bağlama özeti ve çarter partideki tahkim şartına dayanarak navlun, ölü navlun ve sürastarya bakiyesi ölü navlun bedelinin tahsili için Londra'da tahkime başvurduğu, tahkim yargılaması sonucunda tek hakem ... tarafından 24.09.2021 tarihli hakem kararı ile 84.013,62 USD, 149.000 NOK ve 3.855 GBP'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK'un 1/f.2 hükmünde Milletlerarası Antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen Hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi koşullarının New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirileceği, İngiltere ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında, hakem kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyetin bulunduğu, hakem kararı çarter partiden ... navlun alacağına ilişkin olduğundan uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, davacının New York Konvansiyonu'nun IV. maddesinde anılan belgeleri dosyaya ibraz ettiği, hakem kararında Türk kamu düzenine aykırılık görülmediği, New York Konvansiyonu hükümlerine göre tenfizine engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu hakem kararının tenfizine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin sonuç kısmında tablo halinde gösterilen meblağın tahsiline denilmiş ise de söz konusu alacakların hakem kararı ile hükmedilen alacaklar olduğu ve tenfiz kararı verilmesiyle birlikte icra yoluyla tahsil edilebileceği, ikinci talebin esasen birinci talebin kapsamını açıklar mahiyette olduğu, davada tenfiz talebi dışında bir alacak talebinde bulunulmadığından arabuluculuk dava şartının aranmayacağı, yabancı hakem kararının tenfizi davalarında nispi harç alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığından maktu harç alınması gerektiği, davacı tarafça da maktu harç yatırıldığı, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, taraflar arasında akdedilen 30.09.2020 tarihli çarter sözleşmesinde atıf yapılan ... 94... 'da taraflar arasında söz konusu çarter sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlığın, 19 50... tarihli tahkim yasaları ya da hali hazırda yürürlükte olan tüm kanuni tadiller veya yeniden düzenlemeler uyarınca Londra'da tahkim yoluna götürüleceğinin kabul edildiği, davacı tarafça davalıya mail yolu ile gönderilen temiz anlaşma teyidinde de söz konusu ... 94'de yer verildiği ve bu şekilde taraflar arasında yazılı tahkim anlaşmasının bulunduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalı vekilince hakem tarafından yürütülen yargılama usulünün, tarafların anlaşmasına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de hakemlerin uyguladıkları usulün tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı olduğuna dair tenfiz şartının taraflarca ileri sürülebilecek ve ispatı halinde tenfiz kararı verilmesine engel olacak şartlardan olup, davalı tarafça süresi içerisinde davaya cevap verilmediği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında bu yönde bir savunma ve delilin sunulmadığı anlaşıldığından söz konusu istinaf sebebinin yerinde görülmediği, dava konusu hakem kararında kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


