Boşanma Kararı Kesinleşmeden Taraflardan Biri Olan Eş Ölürse, Mirasçıları Kusur Tespiti İçin Davayı Sürdürebilir

Boşanma davası sürerken ya da karar verilmiş ancak henüz kesinleşmemişken eşlerden biri hayatını kaybederse, sahneye tamamen farklı bir hukuki tablo çıkar. Evlilik ölümle sona erer; boşanma davası ise konusuz kalır. Ancak bu noktada pek çok mirasçının farkında olmadığı kritik bir hak devreye girer: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ölen eşin mirasçıları, sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunu tespit ettirmek amacıyla davayı sürdürebilir. Bu hakkın kullanılması, sağ kalan eşin miras payını doğrudan etkileyebilir. Hakkın kullanılmaması ise sessizce bir kaybı beraberinde getirir.

Boşanma Davası Devam Ederken Eş Ölürse Ne Olur?

Boşanma davalarında zaman zaman beklenmedik bir tablo ortaya çıkar: Mahkeme kararını vermiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemişken ya da dava tüm boyutlarıyla sürmekteyken eşlerden biri hayatını kaybeder. Bu durum, hem hukuki nitelendirme hem de pratik sonuçlar açısından birden fazla sorunu beraberinde getirir.

Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesinin birinci fıkrası bu durumu düzenlemektedir: Evlilik, eşlerden birinin ölümüyle sona erer. Boşanma kararının verilmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Karar kesinleşmeden ölüm gerçekleşmişse, evlilik ölüm tarihinde — boşanma kararının sonuçlarına göre değil, ölüm hükmüne göre — sona ermiş sayılır.

⚠️ Kritik Uyarı: Kesinleşmemiş Boşanma Kararı Miras Hukukunu Etkilemez

Boşanma kararı kesinleşmeden eşlerden biri ölürse, sağ kalan eş evli sıfatını ve buna bağlı tüm miras haklarını korur. Yerel mahkemenin ya da Bölge Adliye Mahkemesi'nin boşanmaya hükmetmiş olması, bu sonucu tek başına engelleyemez. Ölüm tarihindeki hukuki durum, mirasın paylaştırılmasında belirleyici noktadır.

Bu tablo, farklı senaryolara göre birbirinden keskin biçimde ayrışan sonuçlar doğurur. Aşağıdaki üç senaryo, uygulamada en sık karşılaşılan durumları özetlemektedir:

Senaryo A: Karar Kesinleşmeden Ölüm Evlilik ölümle sona erer. Sağ kalan eş mirasçı sıfatını korur. Boşanma davası konusuz kalır; mirasçılar TMK 181/2 kapsamında davaya devam edebilir.
Senaryo B: Karar Kesinleştikten Sonra Ölüm Evlilik boşanmayla sona ermiştir. Sağ kalan eski eş yasal mirasçı değildir. Boşanmanın tüm hukuki sonuçları geçerliliğini korur.
Senaryo C: Dava Açılmamışken Ölüm Boşanma davası söz konusu değildir. Sağ kalan eş tam miras payıyla mirasçı olur. TMK 181/2'nin uygulanma koşulu yoktur.

Evliliğin Ölümle Sona Ermesi ve Davanın Konusuz Kalması

Boşanma davası, evlilik birliğini mahkeme kararıyla sona erdirmeye yönelik bir hukuki talepten ibarettir. Evlilik zaten ölümle sona ermiş olduğunda, bu talebin konusu ortadan kalkar. Hukuki terminolojide bu duruma "davanın konusuz kalması" denir ve mahkeme bu saptamanın ardından boşanma talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" hükmeder.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Boşanma davasının konusuz kalması, o davanın diğer boyutlarını — nafaka, tazminat, mal rejimi tasfiyesi, velayet — otomatik olarak sona erdirmez. Her talebin akıbeti ayrı ayrı değerlendirilir. Ölüm tarihinden önceki dönemde işlemiş nafaka alacakları ve mal rejimine ilişkin haklar, mirasçılar arasındaki tartışmanın konusu haline gelebilir.

Boşanma davasının konusuz kalmasının bir diğer önemli sonucu, mal rejimi tasfiyesinin nasıl yapılacağıdır. Boşanmanın kesinleşmesiyle sona eren evliliklerde mal rejimi boşanma hükümleriyle tasfiye edilirken; ölümle sona eren evliliklerde mal rejimi, miras hukuku kurallarıyla birlikte ve farklı bir çerçevede ele alınır. Bu fark, özellikle büyük gayrimenkul varlıklarının söz konusu olduğu durumlarda belirleyici bir etki yaratabilir.

TMK 181/2: Mirasçıların Davaya Devam Hakkı

İşte tam bu noktada hukuk, ölen eşin mirasçılarına önemli bir kapı açmaktadır. TMK'nın 181. maddesinin ikinci fıkrası şunu öngörür: Ölen eşin mirasçıları, kusur tespiti yönünden davayı sürdürme hakkına sahiptir. Bu düzenlemenin amacı açıktır: Boşanma davası sürerken ölüm gerçekleşse bile, sağ kalan eşin evlilik birliğinin sarsılmasındaki payı belirsiz bırakılmamalıdır.

ℹ️ TMK 181/2'nin Özü

Mirasçılar, davayı yeni bir boşanma kararı almak için değil; yalnızca sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığını tespit ettirmek amacıyla sürdürebilir. Bu aşamadan itibaren dava artık boşanma davası niteliği taşımaz; bir kusur tespiti davasına dönüşür.

Mahkeme Ne Sorar? Ne Araştırır?

Mahkeme, önce mirasçıların davaya devam edip etmeyeceklerini araştırır. Mirasçılar bu hakkı kullanmak isterlerse, inceleme odak noktasına doğrudan geçilir: Sağ kalan eş, boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu mudur?

Bu değerlendirme, olağan bir boşanma davasındaki kusur tespitinden özünde farklı değildir. Tarafların tutumları, toplanan deliller, tanık beyanları ve dosyaya sunulan tüm belgeler ışığında sağ kalan eşin evlilik birliğini sarsmadaki rolü belirlenir. Kusurlu davranışların niteliği, yoğunluğu ve süresi, mahkemenin bu değerlendirmede göz önünde bulundurduğu başlıca unsurlardır.

Boşanma davalarında kusur tespitine ilişkin genel ilkeler burada da geçerliliğini korur: Tanık beyanlarının somut ve görgüye dayalı olması, belgelerin usule uygun biçimde dosyaya sunulması ve kusurlu davranışların ağırlıklı olarak karşılaştırılması bu sürecin temel unsurlarını oluşturur.

Kusur Tespitinin Miras Hukukuna Etkisi

Mirasçıların davayı sürdürmesindeki temel motivasyon çoğunlukla miras hukukuyla ilgilidir. Boşanma kararı kesinleşmeden ölüm gerçekleştiğinde sağ kalan eş, evli sıfatını koruduğu için yasal mirasçı olmaya devam eder. Mirasçılar ise bu tabloya itiraz etmek için TMK 181/2'yi kullanır.

✅ Kusur Tespit Edilirse Ne Olur?

Mahkeme, sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunu tespit ederse, sağ kalan eş miras hakkını yitirir. Bu sonuç, mirasın önemli ölçüde yeniden dağılmasına yol açar. Büyük mal varlıkları ya da birden fazla gayrimenkul söz konusu olduğunda bu tespitin maddi önemi son derece yüksektir.

Üç Olasılık ve Miras Sonuçları

Kusur Tespit Edilmez Sağ kalan eş yasal mirasçı sıfatını ve tüm miras payını korur. TMK hükümleri çerçevesinde tam miras hakkı geçerliliğini sürdürür.
Kusur Tespit Edilir Sağ kalan eş miras hakkını yitirebilir. Miras, ölen eşin diğer mirasçılarına (çocuklar, anne-baba vb.) intikal eder.
Mirasçılar Davaya Devam Etmez Kusur tespiti yapılmaz. Sağ kalan eş miras payını korur. Bu seçim, sessiz ama somut bir hak kaybına yol açabilir.

Mal Rejimi Tasfiyesiyle Bağlantı

Boşanma kararı kesinleşmeden ölüm gerçekleştiğinde, mal rejimi tasfiyesi de farklı bir seyir izler. Edinilmiş mallara katılma rejiminde sağ kalan eş, boşanma hükmüne göre değil; evlilik ölümle sona ermiş sayıldığından miras hukuku kurallarına tabi tutulur. Bu iki yol arasındaki pratik farklar özellikle büyük gayrimenkul varlıkları bakımından belirgin biçimde ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca şu husus da göz ardı edilmemelidir: Kusur tespitinin ardından miras hakkı yitirilen sağ kalan eşin, edinilmiş mallara katılma alacağı, katkı payı alacağı veya benzeri talepler gibi başka hukuki zeminlerde ayrıca değerlendirilen hakları olabilir. Bu taleplerin her biri, kusur tespit davasından bağımsız olarak ele alınır.

Davaya Devam Süreci: Adım Adım

Boşanma davası sürerken eşin vefat ettiğini öğrenen mirasçıların izlemesi gereken yol bellidir. Ancak bu yolun her aşamasında dikkat gerektiren kritik karar noktaları bulunmaktadır.

1
Ölümün Tespiti ve Mahkemeye Bildirim: Eşin vefat ettiği belgelenir; nüfus kaydı ve ölüm belgesi dosyaya sunulur. Mahkeme bu bilgiyi resen araştırabileceği gibi mirasçılar da durumu doğrudan dosyaya iletebilir.
2
Davanın Konusuz Kaldığının Tespiti: Mahkeme, evliliğin ölümle sona erdiğini saptayarak boşanma davası hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" hükmeder. Dava bu aşamada boşanma niteliğini yitirir.
3
Mirasçıların Davaya Devam İradesinin Araştırılması: Mahkeme, ölen eşin mirasçılarına kusur tespiti için davaya devam edip etmeyeceklerini sorar. Bu hakkı kullanmak isteyen mirasçıların taleplerini açıkça ve zamanında bildirmesi gerekir.
4
Kusur Tespiti Yargılaması: Mirasçılar davayı sürdürmek isterse mahkeme esas incelemeye geçer: Sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığı araştırılır. Delil, tanık ve belgeler bu aşamada tartışılır.
5
Kararın Miras Hukukuna Yansıması: Sağ kalan eşin kusurlu olduğunun tespiti, miras paylaşımında bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurur. Bu tespit, aynı zamanda mirasçılar arasındaki diğer taleplerin seyrine de etki edebilir.

ℹ️ Süre Kritiktir — Gecikmeden Hareket Edin

Mirasçıların bu hakkı kullanıp kullanmayacaklarını mahkemeye bildirmeleri için belirli bir süre verilir. Bu süre içinde harekete geçilmemesi, hakkın kullanılamamasına ve sağ kalan eşin miras payını sessizce korumasına yol açabilir. Dava sürecinin her aşaması yakından takip edilmelidir.

Pratik Rehber: Ne Yapmalısınız?

Ölen Eşin Mirasçısıysanız

  • Boşanma davasının hangi aşamada olduğunu ve kararın kesinleşip kesinleşmediğini derhal öğrenin. Karar kesinleşmemişse ya da dava sürmekteyse, TMK 181/2'den doğan hakkınız gündemdedir.
  • Sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğuna dair delilleri bir an önce derlemeye başlayın. Yazışmalar, tanıklar, belgelenmiş davranışlar bu süreçte belirleyicidir.
  • Mahkemenin davaya devam iradesi sorusuna yanıt vermeden önce mutlaka bir avukatla görüşün. Bu sorunun yanıtı, sonraki tüm süreci şekillendirir.
  • Miras paylaşımını, mal rejimi tasfiyesini ve sağ kalan eşin tüm haklarını bir bütün olarak değerlendiren hukuki danışmanlık alın. Bu iki alan birbirinden bağımsız gibi görünse de birbirini doğrudan etkiler.

Sağ Kalan Eşseniz

  • Eşinizin vefatıyla birlikte boşanma davasının konusuz kaldığını ve miras hakkınızın kural olarak devam ettiğini bilin. Ancak mirasçıların TMK 181/2 kapsamında bu hakkınıza itiraz edebileceğini göz ardı etmeyin.
  • Boşanma davasındaki delil durumunu, taraflara yüklenen kusurları ve mirasçıların davayı sürdürme olasılığını avukatınızla birlikte değerlendirin.
  • Mirasçılar davayı sürdürmek isterse, kusur tespiti yargılamasına aktif biçimde katılın ve lehinize olan tüm delilleri usule uygun biçimde dosyaya sunun.
  • Miras payınızı ve mal rejiminden doğan haklarınızı eş zamanlı olarak takip edin; bu iki alan arasındaki bağlantıyı gözden kaçırmayın.

Yabancı Uyruklu Taraflar İçin 

Taraflardan biri ya da her ikisi yabancı uyruklu ise uygulanacak hukuk 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK — Private International Law) çerçevesinde ayrıca belirlenir. Türk mahkemelerinin yetkili olduğu bir boşanma davasında TMK'nın 181/2. maddesi uygulanabilir; ancak miras paylaşımında miras bırakanın son yerleşim yeri hukuku veya milli hukuku devreye girebilir. Bu çakışma noktaları özenle ve uzmanlıkla değerlendirilmelidir.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Boşanma kararı kesinleşmeden eşin vefat etmesi, hem miras hem boşanma hukukunu iç içe geçiren ve acele karar gerektiren bir tablo ortaya koyar. Mirasçıların TMK 181/2'den doğan davaya devam hakkı, sağ kalan eşin miras payını doğrudan etkileyebilecek kritik bir hukuki araçtır. Bu hakkı zamanında kullanmak ya da karşısında haklarınızı korumak için sürecin başından itibaren uzman hukuki destek almak belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma kararı kesinleşmeden eşim öldü; sağ kalan eş miras alır mı?

Kural olarak evet, alır. Boşanma kararı kesinleşmeden ölüm gerçekleşirse evlilik ölümle sona ermiş sayılır ve sağ kalan eş yasal mirasçı sıfatını korur. Ancak ölen eşin mirasçıları, TMK'nın 181. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sağ kalan eşin kusurunu tespit ettirmek için davayı sürdürerek bu miras hakkına itiraz edebilir. Bu hakkın kullanılıp kullanılmaması, somut sonucu belirler.

Mirasçılar olarak davayı sürdürme hakkımızı nasıl kullanabiliriz?

Mahkeme, eşin vefatını tespit ettikten sonra mirasçılara davaya devam edip etmeyeceklerini sorar. Bu aşamada avukatınız aracılığıyla davaya devam iradenizi açıkça ve zamanında bildirmeniz gerekir. Aksi takdirde hak kullanılmamış sayılabilir ve sağ kalan eşin miras payına itiraz imkânı ortadan kalkabilir.

Kusur tespit edilirse sağ kalan eş hiçbir şey alamaz mı?

Kusur tespiti kararı, sağ kalan eşin yasal miras hakkını etkileyebilir; ancak sonuç somut koşullara ve mirasın bileşenine göre değişir. Saklı pay, edinilmiş mallara katılma alacağı (katılma payı) ve katkı payı gibi talepler ayrı hukuki zeminlerde değerlendirilir. Bu nedenle her durumun kendine özgü koşulları içinde analiz edilmesi zorunludur.

Bu tür davalarda avukattan destek almak şart mıdır?

TMK 181/2 kapsamındaki süreç, hem boşanma hukukunu hem miras hukukunu hem de usul hukukunu bir arada gerektiren teknik bir yargılama sürecidir. Sürelerin takibi, delillerin usule uygun biçimde sunulması, kusur dengesinin doğru kurulması ve mirasın hukuki boyutlarının eş zamanlı olarak yönetilmesi ancak deneyimli bir avukatla mümkündür. Hak kayıplarının büyük bölümü, bu süreçte zamanında harekete geçilmemesinden kaynaklanmaktadır.


Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2025/3148, K. 2025/10150, T. 24.11.2025

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise davanın kabulü ve kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı erkek vekiline 25.02.2025 tarihinde elektronik yolla tebliğ edilmiş; davacı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 12.03.2025 tarihinde verilmiştir. Bu durumda erkeğin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı kadın vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Somut uyuşmazlıkta nüfus kaydına göre, davacı erkeğin boşanma kararı verilmesinden sonra, hüküm henüz kesinleşmeden 23.07.2025 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Bu hale göre, evlilik ölümle sona ermiş, boşanma davası konusuz kalmış olup, bu nedenle erkeğin konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir. Ayrıca 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ölen eşin mirasçılarının kusur tespiti yönünden davaya devam etme hakları bulunmaktadır. Bu husus gözetilerek, davacı erkek mirasçılarının davaya devam edip etmeyecekleri hususu araştırılarak devam etmeleri halinde sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti yönünde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.11.2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


KARŞI OY

Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu md.7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği md. 9/6).

Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24.00'den ertesi gece 24.00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00.00'dan başlayıp ertesi gece 24.00'e kadardır. Ertesi gece saat 24.00'de diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.

Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada "beşinci günün sonunda yapılmış sayılır" ibaresinde yer alan "sonunda" sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, "muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün" hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün "başında", "ortasında", "sonunda" yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, "izleyen beşinci günün sonunda" ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, "izleyen beşinci günün sonunda" ibaresinin yerine "izleyen beşinci günde" tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla "beşinci günün sonunda" şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.

Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davacı vekilinin elektronik adresine 20.02.2025 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davacı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (20.02.2025 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 25.02.2025 gününün bittiği ve 26.02.2025 gününün başladığı gece saat 00.00'da yapılmış sayılacaktır. 26.02.2025 tarihi Çarşamba gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davacının iki haftalık istinaf süresi 12.03.2025 Çarşamba günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (6100 sayılı Kanun md. 445/4).

Davacı vekili, 12.03.2025 Çarşamba günü (son gün) kararı temyiz ettiğine göre, davacının temyiz başvurusu da süresinde olup her iki tarafın temyiz isteminin de esas yönüyle incelenmesi gerekmektedir. Bu sebeple değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Detaylı bilgi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2