Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Almanya'da hayatını kaybeden bir Türk vatandaşının Türkiye'de bıraktığı arsa, daire, banka hesabı veya araç; mirasçılar için ilk günden itibaren çok katmanlı bir hukuki süreç başlatır. Ölümün Türk nüfus kaydına işlenmesi, mirasçılık belgesi (veraset ilamı), terekenin tespiti, tapuda intikal ve gerekirse ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) adımlarının her biri ayrı bir süre, belge ve usul gerektirir.
Mirasçılar arasında Alman vatandaşı, Mavi Kartlı veya Türkiye'de yaşamayan kişiler varsa tablo daha da hassaslaşır. Bu rehber; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, gurbetçi aileler ve yabancı uyruklu mirasçılar için hazırlanmıştır. Yurt dışı vasiyetnameler, miras paylaşım sözleşmeleri ve tereke paylaşımı da ayrı başlıklar altında ele alınmıştır.
📌 Kısa Özet
Türkiye'deki taşınmazlara Türk hukuku uygulanır. Bu nedenle Almanya'da alınan belgeler Türkiye'deki malvarlığı için çoğu zaman tek başına yeterli olmaz. Ölümün Türk nüfus kaydına işlenmesi, Türk makamlarından mirasçılık belgesi alınması, vergi sürelerine uyulması ve yabancı mirasçıların statüsünün baştan netleştirilmesi sürecin temelini oluşturur.
📑 İçindekiler
Kısa cevap: Türk vatandaşının mirası kural olarak millî hukuka, yani Türk hukukuna tabidir. Türkiye'deki taşınmazlar her halükârda Türk hukukuna tabidir. Almanya'daki taşınmazlar ise Alman hukukuna ve Alman makamlarına tabidir.
Miras ilişkisi yabancılık unsuru taşıdığında 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) devreye girer. MÖHUK m. 20'ye göre miras, ölenin millî hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından ise Türk hukuku uygulanır.
Türkiye ile Almanya arasında ayrıca 28 Mayıs 1929 tarihli Konsolosluk Sözleşmesi'ne ekli Miras Ek Protokolü (Almanca: Nachlassabkommen) yürürlüktedir. Bu protokol, mirası taşınır ve taşınmaz olarak ayırır:
2015'ten bu yana Almanya'da uygulanan AB Miras Tüzüğü (650/2012), 75. maddesiyle üye devletlerin üçüncü ülkelerle yaptığı mevcut sözleşmeleri saklı tutar. Alman uygulamasında Türkiye ile yapılan 1929 tarihli protokol bu sebeple halen dikkate alınmaktadır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Almanya'da alınan bir Erbschein (Alman mirasçılık belgesi), Türkiye'deki taşınmazın tapuda mirasçılara geçmesi için kendiliğinden yeterli değildir. Türkiye'deki malvarlığı için Türk mahkemesi veya yetkili noter aracılığıyla Türk hukukuna göre belge alınması gerekir. Çifte vatandaşlık veya vatandaşlık değişikliği varsa uygulanacak hukuk ayrıca değerlendirilmelidir.
Kısa cevap: Yurt dışında vefat eden Türk vatandaşının ölümü, yerel makamlardan alınan ölüm belgesinin Türk konsolosluğuna (dış temsilciliğe) verilmesiyle bildirilir. Dış temsilcilik ölümü sistem üzerinden tescil eder ve kayıt Türk nüfus kütüğüne yansır.
Ölüm Türk nüfus kaydına işlenmeden Türkiye'deki resmî işlemler aksayabilir. Kişi resmî kayıtlarda hayatta görünmeye devam edebilir. Bu nedenle sürecin ilk adımı ölümün kayda geçirilmesidir.
Kısa cevap: Mirasçılık belgesi, Türk Medeni Kanunu m. 598 uyarınca sulh hukuk mahkemesi veya noter tarafından verilir. Mirasçılar arasında yabancı uyruklu kişi veya yabancılık unsuru varsa noter yolu çoğunlukla kapalıdır. Bu durumda başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Yurt dışında yaşayan mirasçı, Türkiye'ye gelmeden de mirasçılık belgesi alabilir. Bunun için özel yetkili bir vekâletname düzenlenir. Vekâletname Türk konsolosluğunda veya Almanya'da noter huzurunda hazırlanabilir. Yabancı resmî belgeler apostil veya konsolosluk onayından geçirilir ve yeminli tercüme ile sunulur.
Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilene kadar mirasçılık sıfatını gösteren resmî bir belgedir. Belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Eksik mirasçı bildirilmesi veya yanlış pay hesabı sonraki aşamalarda ciddi uyuşmazlıklara yol açar. Bu nedenle başvuruda tüm mirasçıların eksiksiz belirtilmesi gerekir.
Kısa cevap: Tereke, ölenin alacak ve borçlarıyla birlikte tüm malvarlığıdır. Mirasçılık belgesi alındıktan sonra tapu, banka, araç ve diğer kayıtlar üzerinden tespit edilir. Veraset ve intikal vergisi beyannamesi, ölüm yurt dışında olduysa mirasçıların bulunduğu yere göre 4, 6 veya 8 ay içinde verilir.
Terekenin borca batık olması ihtimali varsa mirasın reddi veya diğer koruyucu seçenekler süre kaçırılmadan değerlendirilmelidir. Aksi halde mirasçılar borçlardan sorumlu hale gelebilir.
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m. 9 uyarınca süre, ölüm tarihini takip eden günden başlar:
Aynı terekede mirasçılar farklı ülkelerde yaşıyorsa her mirasçının süresi kendi bulunduğu yere göre değerlendirilir. Vergi dairesinden alınan belge, tapuda intikal işlemleri için de gerekir. İstisna tutarları ve vergi oranları her yıl güncellendiğinden güncel tutarlar işlem tarihinde kontrol edilmelidir.
Kısa cevap: Almanya'da, Alman hukukunun şekil kurallarına uygun yapılan bir vasiyetname şekil bakımından geçerli olabilir. Ancak Türkiye'deki taşınmazlar söz konusu olduğunda Türk hukukunun aradığı şekil şartlarının da incelenmesi gündeme gelebilir. Bu nedenle her vasiyetname somut olarak değerlendirilmelidir.
Hukuki işlemler yapıldıkları ülke hukukunun öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir (MÖHUK m. 7). Vasiyet tasarruflarının şekline ilişkin 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi de bu yaklaşımı destekler. Yargıtay, yabancı ülkede yapılan vasiyetnamenin geçerliliği tartışıldığında yabancı hukukun içeriğinin araştırılmasını ve gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınmasını aramaktadır. Mahkemenin yabancı hukuku kendiliğinden araştırması ve tarafların bu konuda yardımının istenmesi gerekir.
Alman hukukunda eşlerin birlikte düzenlediği ortak vasiyetname (gemeinschaftliches Testament) mümkündür. Türkiye'de nasıl değerlendirileceği ise somut olayın özelliklerine göre incelenir.
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/11537, K. 2010/20219, T. 09.12.2010
"Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. (MÖHUK. m. 7.) Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir... Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Somut olayda; vasiyetname ile murisin kardeşi davalı tüm servetin varisi tayin edilmiştir. Murisin serveti taşınmaz mallardan oluşmaktadır. O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir. Medeni Kanunun 532. ve takip eden maddelerine göre; resmi vasiyetname iki tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenir... Oysa vasiyetname içeriğinden murisin Alman dilini yeterince bilmemesi nedeniyle tercüman kullanıldığı, tanık bulunmadığı ve okunup, vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunun tasdik edilmediği anlaşılmaktadır."
Almanya'da tereke mahkemesi (Nachlassgericht) tarafından düzenlenen vasiyetname açılış protokolünün MÖHUK m. 50 anlamında tenfize konu olup olmayacağı uygulamada tartışmalıdır. Bazı değerlendirmelerde bu protokol, teknik anlamda ilam niteliği taşımayan bir tespit işlemi olarak görülmektedir. Aşağıdaki gerekçe ise tenfizi mümkün gören yaklaşımı yansıtmaktadır.
⚖️ Emsal Karar — Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Direnme Gerekçesi (Frankfurt am Main Tereke Mahkemesi Kararının Tenfizi)
"Vasiyetnamenin açılması işlemi, Mahkeme çatısı altında ve Mahkeme gözetiminde yapılmış olup, konuya ilişkin yazışmalar da Frankfurt am Main Asliye Hukuk Mahkemesi-Tereke Mahkemesi ile yapılmıştır. Vefata bağlı tasarruf belgesini açanın adli memur olması, belgenin mahkemeye ait bir belge olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz... Frankfurt am Main Tereke Mahkemesinin vasiyetnamenin açılmasına ilişkin tespit işlemi o yabancı ülkenin hukukuna göre yapıldığından uygulanan hukuku tartışamayacağımız gibi, tenfizin doğurduğu sonuç da kamu düzenimize aykırı olmayacağından tenfize karar verilmelidir... MÖHUK 50/1 inci maddesinde de yabancı mahkemelerden verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların tenfizi belirtilmektedir. O devlet usul kanununa göre kesinleşme mümkün değilse artık kesinleşmiş olmasını aramak uygun olmayacaktır."
Kısa cevap: Alman mahkemesinde yapılan mirasın reddi, MÖHUK'taki tanıma ve tenfiz şartları sağlandığında Türkiye'de de sonuç doğurabilir. Ancak bunun için Türk mahkemesinden tanıma-tenfiz kararı gerekir. Reddin kimin tarafından yapıldığı ve talep edenin hukuki yararı da ayrıca incelenir.
Türk hukukunda mirasın reddi süresi, ölümü öğrenme tarihinden başlayan üç aydır (TMK m. 606). Alman hukukunda ise ret süresi genel olarak çok daha kısadır ve yaklaşık altı hafta olarak uygulanır. Süreler farklı işlediği için Almanya'da yaşayan mirasçıların Türkiye'deki terekeye ilişkin kararı gecikmeden vermesi gerekir. Mirasın reddi süresi kaçırılırsa mirasçı mirası kabul etmiş sayılabilir.
En yakın mirasçıların tamamı mirası reddettiğinde tereke iflas hükümlerine göre resmî tasfiyeye tabi tutulur (TMK m. 612). Bu durumda sonraki zümrede yer alan mirasçının tanıma-tenfiz davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı yargılamada tartışılır.
⚖️ Emsal Karar — Bölge Adliye Mahkemesi Kararı (Almanya Tempelhof-Kreuzberg Yerel Mahkemesi Mirasın Reddi Kararının Tanınması Talebi)
"davaya konu mirasın reddine ilişkin yabancı mahkeme ilamının yapıldığı yer hukukuna uygun olmakla Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, Almanya Tempelhof - Kreuzberg Yerel Mahkemesinin 03.04.2017 tarih ve 61 VI 447/17 sayılı kararıyla muris ...'ın en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından mirasın reddolunduğu belirtildiğine göre muris ...'ın kardeşi olan davacının mirasçı konumuna geçtiğinin söylenemeyeceği, zira ölenin en yakın mirasçıları tarafından reddedilen mirasın Sulh Hakimi tarafından iflas hükümlerine göre resmi tasfiyesi yoluna gidileceği, dolayısıyla da mirasçı konumunda olmayan davacının tanıma ve tenfiz talebi bakımından hukuki yararının mevcut olmadığı anlaşıldığından..."
⚖️ Emsal Karar — Köln Asliye Hukuk Mahkemesi Mirasın Reddi Kararının Tanınması ve Tenfizi
"5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 50 ve 54. maddelerinde yer alan tenfiz şartlarının yabancı mahkeme kararında bulunduğu,18.01.2018 tarihli mirasın ret kararının ve eklerinin yargılamanın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi içerisinde bulunmadığı, karar tarihi dikkate alındığında zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, Almanya ülkesi, Köln Asliye Hukuk Mahkemesinin No:3 VI 4366/17 sayılı, 18.01.2018 tarihli mirasın ret kararının ve eklerinin tanınmasına ve tenfizine... karar verilmiştir."
Kısa cevap: Yabancı uyruklu kişiler Türk vatandaşlarına mirasçı olabilir. Ancak Türkiye'deki taşınmazı miras yoluyla edinebilmeleri, Tapu Kanunu m. 35 gereği karşılıklılık (mütekabiliyet) şartına bağlıdır. Doğumla Türk vatandaşı olup izinle çıkan Mavi Kartlılar bu sınırlamaya tabi değildir.
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay Kararı, T. 05.11.2020
"2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesinde ise, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilecekleri belirtilmiştir. Karşılıklılığın miras bırakanın ölüm günü itibarıyla aranması gerekir... Bu hükümlerin taşınır mallar, alacak ve diğer haklar yönünden uygulanamayacağı, yabancı uyruklu mirasçıların hiçbir kayıt ve sınırlandırmaya tabi olmaksızın miras bırakanın Türkiye'de bulunan taşınır mallarını, hak ve alacaklarını miras yolu ile edinebilecekleri kuşkusuzdur... mirasbırakanın Türkiye'de taşınmazı bulunması nedeni ile mirasçı olduğunu iddia eden davacının yabancı uyruklu olduğu dikkate alınarak Tapu Kanununun 35. maddesine göre mirasbırakanın ölüm tarihi... esas alınarak ülkemiz ile davacının vatandaşı olduğu Almanya arasında miras yolu ile taşınmaz mülkiyetini edinme konusunda karşılıklılık bulunup bulunmadığının araştırılmamış olması doğru görülmemiş..."
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/453, K. 2018/6342, T. 05.11.2018
"Hukukumuzda, yabancı uyruklu gerçek kişilerin Türk vatandaşlarına mirasçı olmalarına engel herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Taşınmaz mal edinimi konusunda Türkiye ile arasında karşılıklılık anlaşmaları bulunan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2008/12 sayılı genelge eki listede belirtilen ülkelerin (ABD, Almanya vb.) vatandaşı olan yabancı gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz mülkiyeti ile sürekli nitelikteki sınırlı ayni hak edinmeleri Tapu Kanunu'nun 35.maddesinde belirtilen yasal sınırlamalar çerçevesinde mümkündür. Buna rağmen somut olayda çekişmeli taşınmazın tespit maliklerinden olan ...'ın mirasçısı Alman uyruklu ... davaya dahil edilip yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmiştir."
Kısa cevap: Mirasçılık belgesi ve vergi dairesi belgesi hazır olduğunda tapu müdürlüğünde intikal işlemi yapılır. Mirasçılar paylaşma konusunda anlaşırsa sözleşmeyle ayrılırlar. Anlaşamazlarsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılır.
Ortaklığın giderilmesi davasında karar, kural olarak taşınmazın aynen paylaştırılması veya satılarak bedelin paydaşlar arasında bölüşülmesi şeklinde verilir. Taşınmazı satın almak isteyen bir paydaş varsa paydaşlar arasında artırma yapılabilir. Elbirliği (miras ortaklığı) ile paylı mülkiyet ayrımı dava türünü ve davalı taraf listesini etkileyebilir. Bu nedenle somut dosyada hangisinin söz konusu olduğu baştan tespit edilmelidir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Ortaklığın giderilmesi davalarında tüm paydaşların davada taraf olması gerekir. Almanya'da yaşayan bir paydaşın yurt dışı adresi araştırılmadan ilanen tebligat yapılması veya kayyım atanması usulsüz sayılabilir. Böyle bir durumda verilen karar bozma nedeni olur ve dava aylarca uzar. Ayrıntılar "Yetkili Mahkeme ve Yurt Dışına Tebligat" bölümünde yer almaktadır.
Kısa cevap: Mirasçılar tüm terekeyi veya bir kısmını kendi aralarında yapacakları miras paylaşım sözleşmesiyle paylaşabilir. Sözleşme yazılı olmalı ve tüm mirasçılar tarafından imzalanmalıdır. Taşınmazların tapuda devri için resmî şekil ve tapu işlemleri ayrıca yerine getirilir.
Mahkeme yoluna gitmeden yapılan anlaşmalı paylaşım, yurt dışında yaşayan mirasçılar için çoğu zaman en az maliyetli ve en hızlı çözümdür. Sözleşmenin imza ve onay aşaması yurt dışında da yürütülebilir. Mirasçılar Almanya'da noter huzurunda veya Türk konsolosluğunda vekâletname düzenleyebilir ve Türkiye'de bir temsilci aracılığıyla işlem yapabilir.
Kısa cevap: Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı görünürde satış, gerçekte bağış niteliğindeki devirdir. Almanya'dan gelen çocuğun bakımı ve duyulan minnet gibi gerekçeler muvazaa iddiasının sonucunu değiştirebilir.
Almanya'da yaşayan mirasçıların Türkiye'deki taşınmazların kime devredildiğini zamanında öğrenememesi sık görülen bir sorundur. Devirlerin mal kaçırma amacıyla mı yoksa bakım veren evlada duyulan minnetle mi yapıldığı delillerle ortaya konur. Mirasbırakanla aralarında mal kaçırmayı gerektirecek bir husumet bulunup bulunmadığı, mirasbırakanın diğer taşınmazları ne yaptığı ve bakım ihtiyacının niteliği değerlendirmede etkili olur.
⚖️ Emsal Karar — Bölge Adliye Mahkemesi Kararı (Muris Muvazaası / Bakım ve Minnet Duygusu)
"mirasbırakanın çok sayıda taşınmaz sahibi olup varlıklı bir kişi olduğu, uzun süre önce felç geçiren mirasbırakanın bakım ihtiyacı içinde olduğu, davalı kızının Almanya'da yaşamakla birlikte mirasbırakanın tedavi ve bakım ihtiyaçlarının arttığı dönemlerde sık sık Türkiye'ye geldiği, mirasbırakanı Almanya'ya götürmek suretiyle de tedavisiyle ilgilendiği, diğer yandan mirasbırakan ile davacılar arasında mal kaçırmayı gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, mirasbırakanın mal kaçırma kastı olsa terekesindeki diğer taşınmazlarını da devredebileceği, dava konusu taşınmazın değerli olmasının tek başına muvazaanın varlığını kabule yeterli olmadığı, mirasbırakanın davalı kızına duyduğu minnet duygusuyla temliki gerçekleştirdiği, temlikin muvazaalı olmadığı, davacıların iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle... davanın reddine karar verilmiştir."
Yurt dışındaki mirasçılar işlemleri Türkiye'deki bir yakınına vekâletle yaptırdığında, vekâletin kapsamı çok geniş yazılırsa kötüye kullanım riski doğar. Satış, devir ve paylaşma yetkilerinin sınırlı, açık ve işlem bazlı düzenlenmesi önemlidir. Vekâletnamede satış bedeli ve alıcı bilgisi gibi unsurlar belirtilmeli, işlemler düzenli olarak takip edilmelidir.
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay Kararı (Almanya'da Yaşayan Mirasçıların Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması İddiası)
"davacının Almanya'da yaşadığını, babasının hastalığı için Türkiye'ye geldiğini, akabinde babasının öldüğünü... Almanya'da yaşayan mirasçılar olan tüm kardeşler ile birlikte ...'a vekaletname verdiklerini... ancak dava konusu olan ve muristen intikal eden... bağımsız bölümlerin tamamının... sembolik satış bedeli gösterilmek suretiyle davalı ...'a devredildiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket etmek ve hileli şekilde aldıkları vekaleti kötüye kullanmak suretiyle kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline..."
Kısa cevap: Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarında yetki MÖHUK m. 43'e göre belirlenir. Ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesi, yoksa terekedeki malların bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Almanya'daki mirasçılara tebligat ise yurt dışı adres araştırılarak yapılmalıdır.
Almanya ile ilişkili dosyalarda MÖHUK'un yanında 1929 tarihli Miras Ek Protokolü'nün yetki kuralları da değerlendirilir. Mirasçılık belgesi başvurusu ve miras davaları için hangi mahkemenin yetkili olduğu, dosyanın kapsamına göre baştan netleştirilmelidir. Yanlış mahkemede açılan dava zaman ve masraf kaybına yol açar.
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay Kararı (Milletlerarası Yetki / MÖHUK m. 43)
"Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi 5718 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye'de olmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğinden ve dosya kapsamından Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olan murisin Kuşadası ilçesinde terekeye dahil mallarının bulunduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir."
⚖️ Emsal Karar — İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesi, E. 2022/63, K. 2023/2
"Murisin son yerleşim yerinin Türkiye'de olmaması halinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) uygulama alanı bulacağı, ilgili Kanun'un 43 üncü maddesine göre mirasa ilişkin davaların ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye'de olmaması hâlinde ise terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğinin hüküm altına alındığı, murisin son yerleşim yeri adresinin Berlin/Almanya Federal Cumhuriyeti olduğu... davanın terekeye dahil taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi... tarafından görülmesi..."
Almanya'da yaşayan mirasçı veya paydaşların bulunduğu davalarda mahkemenin önce Almanya'daki adresi tespit etmesi, ardından yurt dışı tebligat usulüne (Tebligat Kanunu m. 25) uygun tebligat çıkarması gerekir. Yeterli adres araştırması yapılmadan ilanen tebligata gidilmesi veya taraf teşkili sağlanmadan kayyım atanması, hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) zedeleyen bir usul hatası olarak değerlendirilir.
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, E. 2007/2421, K. 2007/4196, T. 14.05.2007
"Saptanan durum karşısında öncelikle Almanya'da olmaları nedeniyle kendilerine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilemeyen davalılar ..., ..., ... ve ...'in Almanya'daki adreslerinin... tespit edilmesi ve yöntemince adreslerine tebligat yapılarak davada taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması gerekirken; sözü edilen usul işlemleri yerine getirilmeden duruşmada kendisini vekille temsil ettiren... ile dahili davalılar ..., ..., ... ve ...'in kim olduklarının tespit edilemediği gerekçesi ile gazete ilanıyla tebligat yoluna gidilmiş olması, Bundan sonrada yasal koşulları bulunmamasına karşın tüm davalıları davada temsil etmek üzere kayyım atanması... usul ve yasaya aykırıdır."
⚖️ Emsal Karar — Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13148, K. 2012/1724, T. 09.02.2012
"Satışına karar verilen taşınmaza ilişkin olarak davalı paydaşlar adına çıkarılan dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine ilanen tebligat yapılmış ise de Tebligat Kanunun 29 ve tüzüğün 47/2 maddesi gereğince yeterli adres araştırması yapılmadığı gibi tebliğ olunacak evrak suretinin mahkeme divanhanesinde bir ay süreyle asıldığına dair belgeye de dosya kapsamında rastlanılmamıştır... Öte yandan gelen nüfus kayıtlarında davalıların yerleşim yerinin Almanya olduğu bildirilmiş olup mahkemece davalıların yurt dışı adresi araştırılmamıştır. Bu durumda temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olup mahkemece yöntemine uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir."
Maya Avukatlık Bürosu, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına, gurbetçi ailelere ve yabancı uyruklu mirasçılara Türkiye'deki miras işlemlerinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hizmet kapsamında Türkiye'ye gelmeden, vekâletname ile yürütülebilen işlemler de yer alır:
Dosyanıza ilişkin belgeleri iletişim sayfası üzerinden iletebilir, hukuki değerlendirme talep edebilirsiniz.
Türk vatandaşının mirası kural olarak Türk hukukuna göre paylaşılır. Yasal mirasçılar eş, altsoy (çocuklar), anne-baba ve kardeşler gibi yakınlık derecesine göre belirlenir. Türkiye'deki taşınmazlar için Türk mahkemesinden mirasçılık belgesi alınması gerekir.
Yerel makamlardan alınan ölüm belgesi Türk konsolosluğuna verilir ve konsolosluk ölümü tescil eder. Konsolosluğa bildirilemediyse belge Türkçeye çevrilip onaylanarak Türkiye'de nüfus müdürlüğüne sunulur.
Türkiye'deki taşınmazlar için Alman belgesi kendiliğinden yeterli sayılmaz. Bu mallar için Türk makamlarından mirasçılık belgesi alınması esastır. Almanya'daki malvarlığı için ise Alman makamlarından belge istenir.
Evet. Özel yetkili vekâletname ile Türkiye'deki bir avukat veya temsilci başvuruyu yürütebilir. Vekâletname Türk konsolosluğunda veya Almanya'da noter huzurunda düzenlenir ve yabancı belgeler apostil ile yeminli tercümeyle sunulur.
Yabancılık unsuru bulunan dosyalarda noterlerin yetkisi sınırlıdır ve çoğu durumda başvurunun sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekir. Mahkeme; kayıtları, uyrukluk bilgilerini ve yabancı belgeleri inceleyerek mirasçıları belirler.
Türk hukukunda ret süresi üç aydır (TMK m. 606). Alman hukukunda ret süresi çok daha kısadır ve yaklaşık altı hafta olarak uygulanır. Süre kaçırılırsa mirasın kabul edilmiş sayılması riski doğar.
Şekil bakımından yapıldığı ülke hukukuna uygunluk önemlidir (MÖHUK m. 7, 1961 Lahey Sözleşmesi). Türkiye'deki taşınmazlar bakımından ise Türk hukukunun şekil şartlarının aranıp aranmayacağı ayrıca incelenir. Yabancı hukukun içeriği mahkemece araştırılır.
Yabancı uyruklu mirasçı Türk vatandaşına mirasçı olabilir. Taşınmaz edinimi ise Tapu Kanunu m. 35 kapsamında, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla karşılıklılık bulunmasına bağlıdır. Taşınır mal ve alacaklarda böyle bir sınırlama yoktur.
Evet. Doğumla Türk vatandaşı olup izinle çıkanlar, Türk vatandaşlarına tanınan miras haklarından yararlanmaya devam eder. Tapu Kanunu m. 35 sınırlamalarına ve karşılıklılık şartına tabi değildir.
Mirasçılar ölenin bulunduğu ülkede ise ölümü takip eden 4 ay, Türkiye'de ise 6 ay, başka bir yabancı ülkede ise 8 ay içinde verilir (VİVK m. 9). Güncel istisna tutarları işlem tarihinde kontrol edilmelidir.
Paydaşlardan biri ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Mahkeme taşınmazın aynen bölünmesine veya satılarak bedelin paylaştırılmasına karar verebilir. Tüm paydaşların usulüne uygun davaya dahil edilmesi gerekir.
Mahkemenin önce yurt dışı adresi araştırması ve yurt dışı tebligat usulüne uygun işlem yapması gerekir. Yeterli araştırma yapılmadan ilanen tebligat veya kayyım atanması usulsüz sayılabilir.
Evet. Mirasçılar Almanya'da noter huzurunda veya Türk konsolosluğunda vekâletname düzenleyerek Türkiye'deki işlemleri temsilci aracılığıyla yürütebilir. Taşınmazların tapuda devri için ayrıca tapu işlemleri tamamlanır.
Mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı görünürde satışın iptali istenebilir. Yurt dışında yaşayan mirasçı da vekilleri aracılığıyla dava açabilir. Bakım ve minnet duygusu gibi gerekçeler davanın sonucunu etkileyebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/7547, K. 2019/6014, T. 01.07.2019
"İptali istenen 30.10.1987 tarihli vasiyet Alman Hukukuna uygun düzenlenmesi halinde geçerli olacağı açıktır. Ancak mahkemece dava konusu vasiyetnamenin Alman Kanunlarına uygunluğu yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece; dava konusu 30.10.1987 tarihli vasiyetnamenin yapıldığı ülke hukukunun muhtevasının araştırılması, bu hususta tarafların yardımının istenmesi, gerekirse vasiyetnamenin yapıldığı ülke hukukunun öngördüğü şekle uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması; vasiyetnamenin, yapıldığı ülke hukukuna uygun olarak yapıldığının anlaşılması halinde ise davada ileri sürülen diğer iptal sebepleri de araştırılarak; sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekir..."
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Almanya'da vefat eden bir yakınınızın Türkiye'deki malvarlığı için öncelikle ölümün Türk nüfus kaydına işlenmesini sağlayın, ardından mirasçılık belgesi ve vergi sürelerini takip edin. Mirasçılar arasında yabancı uyruklu veya Mavi Kartlı kişiler, Almanya'da yapılmış bir vasiyetname ya da mirasın reddi gibi unsurlar varsa süreç özel dikkat gerektirir. Maya Avukatlık Bürosu, yurt dışında yaşayan mirasçılar için Türkiye'deki miras işlemlerinde hukuki destek sunmaktadır. Dosyanızla ilgili belgeleri iletişim sayfası üzerinden gönderebilir ve hukuki danışmanlık talep edebilirsiniz.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2026
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


