Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Alacağın Tahsili Amacıyla Cebir veya Tehdit Kullanmak Yağma Suçu Sayılır mı? (TCK m.150/1)

Bir kişiden alacaklı olduğunu düşünen taraf, bu alacağını tahsil ederken bazen cebir veya tehdide başvurabiliyor. Böyle bir durumda karşılaşılan suçlama çoğunlukla "yağma" olarak nitelendirilir; oysa Yargıtay içtihadına göre bu her zaman doğru bir değerlendirme değildir. Aşağıda, alacağın tahsili amacıyla işlenen eylemlerin ceza hukukunda nasıl ele alındığı ve nitelikli yağmadan (TCK m.149) hangi noktalarda ayrıldığı açıklanmaktadır.

Alacak İçin Zor Kullanmak Neden Doğrudan Yağma Sayılmaz?

Kısa Cevap: Bir kişi, gerçekten var olduğuna inandığı bir alacağını tahsil etmek amacıyla karşı tarafa cebir veya tehdit uygularsa, bu eylem Yargıtay içtihadına göre doğrudan yağma suçu olarak değerlendirilmez.

Türk Ceza Kanunu'nda 765 sayılı eski kanundaki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yerine, bazı malvarlığı suçlarının hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi hâlinde failin daha hafif bir suçtan sorumlu tutulması öngörülmüştür. Bu yaklaşım; hırsızlıkta TCK m.144, dolandırıcılıkta TCK m.159, belgede sahtecilikte TCK m.211 ve yağmada TCK m.150/1 olarak kanunda karşılık bulmuştur.

ℹ️ Bilinmesi Gereken Nokta

Kanun koyucu burada failin saikine önem vermiştir. Amaç bir malı haksız yere ele geçirmek değil, var olduğuna inanılan bir hakkı tahsil etmekse, suçun hukuki niteliği değişmektedir.

TCK 150/1 Maddesinin Uygulanma Şartları Nelerdir?

Kısa Cevap: TCK 150/1'in uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran meşru bir hukuki ilişkinin bulunması ve failin bu alacağı tahsil amacıyla özel kastla hareket etmesi gerekir.

  • Taraflar arasında alacak hakkı doğuran meşru bir hukuki ilişki bulunmalıdır.
  • Bu ilişkinin resmi bir şekil şartına uygun kurulmuş olması zorunlu değildir.
  • Fail, alacağın gerçekten var olduğuna inanarak ve bu hakkı elde etme amacıyla (özel kast) hareket etmelidir.
  • Kullanılan cebir veya tehdit, doğrudan bu alacağın tahsiline yönelik olmalıdır.

ℹ️ Bilinmesi Gereken Nokta

Şekil şartına uyulmadan kurulan bir ilişkinin özel hukuk alanında sonuç doğurmaması, bu ilişkinin ceza hukuku bakımından dikkate alınmasına engel değildir. Önemli olan, meşru kabul edilebilir bir ilişkinin bulunup bulunmadığıdır.

Hukuki İlişkinin İspatında Ceza Yargılaması Hangi Kuralları Uygular?

Kısa Cevap: Alacağın varlığını kanıtlamak için ayrı bir hukuk (alacak) davası açılmasına veya sonuçlanmasına gerek yoktur; ceza yargılaması kendi ispat kurallarını uygular.

Hukuk yargılamasında iddia ve ispat, tarafların ileri sürdükleriyle sınırlıdır. Ceza yargılamasında ise maddi gerçeğin araştırılması esastır; taraflarca özellikle ileri sürülmese dahi dosyaya yansıyan tüm deliller değerlendirmeye alınabilir. Bu nedenle tanık beyanları, yazışmalar ve diğer somut veriler, aralarında bir alacak-borç ilişkisi bulunduğunu göstermeye yeterli olabilir.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Bu Davalarda Nasıl Devreye Girer?

Kısa Cevap: Hukuki ilişkinin veya alacağın varlığı konusunda gerçek bir şüphe oluşmuşsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanır.

Mağdurun yargılama sırasında yalnızca "borcum yok" şeklinde beyanda bulunması, tek başına hukuki ilişkinin yokluğunu ispatlamaz. Tanık ifadeleri, yazışmalar veya diğer deliller taraflar arasında bir hesaplaşma ya da anlaşmazlığın varlığını gösteriyorsa, mağdurun aksi yöndeki beyanına rağmen hukuki ilişkinin varlığı kabul edilebilir.

Nitelikli Yağma (TCK 149) ile Arasındaki Fark Nedir?

Kısa Cevap: TCK 150/1 şartları oluştuğunda, olayda TCK 149'daki nitelikli haller (silah kullanılması, birden fazla kişi tarafından işlenmesi gibi) bulunsa dahi eylem tamamen yağma kapsamından çıkar ve kasten yaralama ve/veya tehdit hükümlerine göre değerlendirilir.

Bu ayrım, davanın seyrini ve uygulanacak hukuki çerçeveyi doğrudan etkileyen kritik bir noktadır. Aşağıdaki karşılaştırma, üç farklı hukuki değerlendirmenin temel çizgilerini özetlemektedir:

Nitelikli Yağma (TCK 149) Mal edinme amacıyla, silah kullanılarak veya birden fazla kişiyle işlenen klasik yağma hâli. Alacak/borç ilişkisi bulunmaz.
TCK 150/1 Hâli Meşru bir alacak ilişkisi mevcut, fail bu alacağı tahsil özel kastıyla hareket ediyor. Eylem yağma kapsamından çıkar.
Sonuç Suç Tipi Kasten yaralama ve/veya tehdit hükümleri uygulanır; nitelendirme ve ceza aralığı yağmadan tamamen farklıdır.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Bu değerlendirme her somut olayın kendi koşullarına göre yapılır. Alacağın varlığına ilişkin delillerin niteliği ve failin özel kastının ispatı, sonucu doğrudan belirler.

Bu Suçlamayla Karşılaşırsanız İlk Yapmanız Gerekenler

Kısa Cevap: Alacak ilişkisini destekleyen delillerin toplanması ve ifade öncesinde hukuki destek alınması, savunmanın doğru kurgulanması için belirleyicidir.

1
Delilleri toplayın: Senet, sözleşme, mesajlaşma kayıtları ve tanık bilgileri hukuki ilişkinin varlığını göstermek açısından önemlidir.
2
İfade vermeden önce hukuki destek alın: İlk ifade, dosyanın seyrini önemli ölçüde etkiler.
3
Alacak ilişkisinin niteliğini netleştirin: Yazılı bir belge olmasa dahi tanık ve yazışma delilleri hukuki ilişkiyi destekleyebilir.
4
Yasal süreleri kaçırmayın: İtiraz, istinaf ve temyiz başvuruları kanunda öngörülen süreler içinde yapılmalıdır.
5
Ceza avukatından destek alın: Hukuki ilişkinin doğru şekilde ortaya konması, suçun nitelendirilmesini doğrudan etkiler.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Yağma suçlamasıyla karşı karşıya kalınması, otomatik olarak en ağır cezai sonucun uygulanacağı anlamına gelmez. Olayda gerçek bir alacak ilişkisi bulunup bulunmadığının doğru şekilde ortaya konması, dosyanın seyrini kökten değiştirebilir. Somut olayınızın TCK 150/1 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin belirlenmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Alacağım için birini tehdit ettim, bu doğrudan yağma sayılır mı?

Hayır. Ortada gerçek bir alacak ilişkisi varsa ve bu alacağı tahsil amacıyla hareket edilmişse, eylem yağma değil kasten yaralama ve/veya tehdit olarak değerlendirilebilir.

Alacağımı ispat edemezsem ne olur?

Ayrı bir hukuk davası açıp kazanmanız şart değildir. Tanık ifadeleri ve yazışmalar gibi deliller hukuki ilişkinin varlığını gösterebilir; şüphe hâlinde sanık lehine yorum yapılır.

Olayda silah kullanıldıysa değerlendirme değişir mi?

TCK 150/1 şartları oluşuyorsa, olayda TCK 149'daki nitelikli haller (silah kullanılması, birden fazla kişi vb.) bulunsa dahi eylem yağma kapsamından çıkabilir.

Bu tür bir suçlamada avukat tutmak zorunlu mu?

Zorunlu olmasa da, hukuki ilişkinin doğru şekilde ortaya konması ve savunmanın etkili biçimde yürütülmesi açısından ceza avukatından destek alınması önemle tavsiye edilir.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 18.02.2026 T., 2025/2417 E., 2026/2060 K.

Şikayetçi ...'ın duruşmada alınan beyanında davaya katılmak istemediğini bildirdiği, katılan sıfatını almadığı, bu nedenle temyiz hakkının da bulunmadığı belirlenmiştir.

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Bozma

Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2017 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.03.2023 tarihli ilamı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

Bozma üzerine Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2024 tarihli ve 2024/309 Esas, 2024/421 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 168/3 ve 62 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır.

Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir.

Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır.

Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır.

Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. (Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461)

Dosya kapsamına göre somut olay değerlendirildiğinde; müşteki ... ile temyiz dışı sanık..... arasında bir alacak verecek meselesinden dolayı husumet bulunduğu, ...'ın beyanına göre kendisinde bulunan senedin ....'in akrabalarının kendi öz oğlu olan ...'ın bir olaya karışmasına ve ceza almasına sebebiyet verdiklerinden dolayı kendisine teminat olarak bırakıldığını ancak ... ...'in alınan ifadesinde ise söz konusu senedin müşteki ...'ın kendisine aracı olduğu ve tuttuğu avukatın, oğlunun karışmış olduğu ve yargılandığı bir suçtan dolayı hükmedilecek cezada indirim yaptırabileceğinden bahisle avukata vermiş olduğu paranın karşılığı olduğunu beyan ettiği, söz konusu senet nedeni ile taraflar arasında devam eden husumet sonucu aracıların araya girdiği ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamaması üzerine senetin ...'da kaldığı, ...'ın oğlu olan ... ve kardeşi ... ile birlikte kardeşine ait olan ofis güzellik salonunun önünde bulunduğu sırada sanıklar ... ve temyiz dışı sanıklar ... ..., ... ..., ....ve ..... ...'in söz konusu dosyada bulunan kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere arabalar ile müştekilerin bulunduğu ...'e ait olan işyerinin önüne geldikleri, araçlardan iner inmez şahıslar ile kavga etmeye başladıkları, sanıkların ..., ... ve....'i sopalar ile darp ettikleri, sanıkların alınan beyanlarında olay yerine müşteki ...'da bulunan senedi almaya gittiklerini, vardıklarında ... ...'in ...'dan senedi istediğini ...'ın da kim gelirse gelsin vermem demesi üzerine kavgaya karıştıklarını beyan ettikleri, temyiz dışı sanık ...'nin ise suça konu senedi müşteki ...'tan aldığını ikrar ettiği, her ne kadar müşteki ... boynunda asılı kolyenin alındığını iddia etse de, dairemizce izlenen kamera görüntülerinden bu durumun tespit edilemediği, sanığın eylemini bir alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket etmek suretiyle gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin alacağın tahsili amacıyla yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle kasten yaralama ve tehdit suçları kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

A. Şikayetçi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Şikayetçi ...'ın 21.04.2015 tarihli celsede şikayetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini beyan ettiği anlaşılmakla, katılan sıfatı almayan şikayetçi vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

18.02.2026 tarihinde karar verildi.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2