Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn ve Rusya gibi ülkelerde Türk şirketleri bünyesinde çalışmış işçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve fazla mesai alacaklarına ilişkin hakları.
İçindekiler
Hızlı Cevap: Hayır. Yurt dışında, özellikle Körfez ülkelerinde veya Rusya'da bir Türk şirketi bünyesinde çalışmış olmak, Türk hukukunun tanıdığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacağı haklarını ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, hangi ülkede fiilen bulunduğunuz değil, işvereninizin hukuki bağlantılarıdır.
Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Bahreyn'deki inşaat, taahhüt ve enerji projelerinde; Rusya'daki sanayi ve altyapı yatırımlarında çalışan çok sayıda Türk vatandaşı bulunmaktadır. Bu kişiler arasında demirci, kaynakçı ve operatör gibi saha personeli kadar; şantiye şefi, proje müdürü ve mühendis gibi beyaz yakalı çalışanlar da yer almaktadır.
Proje tamamlandığında, işveren şirketin iş hacmini daraltması hâlinde ya da öngörülemeyen küresel krizlerde toplu işten çıkarmalar gündeme gelebilmektedir. Bu noktada işçinin aklına gelen ilk soru şudur: "Yurt dışında çalıştım, haklarımı Türkiye'de arayabilir miyim?"
Maya Avukatlık Bürosu, yurt dışında istihdam edilmiş işçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve fazla mesai alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarında hukuki süreç takibi yapmaktadır. Bu yazıda, yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin nasıl belirlendiğini ele alıyoruz.
Hızlı Cevap: Evet. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 44. maddesi, işçinin işverene karşı açacağı davalarda işverenin Türkiye'deki yerleşim yerinin, işçinin kendi yerleşim yerinin veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerini de yetkili kılmaktadır.
Bu düzenleme, işinizi fiilen Kuveyt'te, Suudi Arabistan'da, Katar'da, Rusya'da ya da başka bir ülkede yürütmüş olsanız dahi; sizi istihdam eden şirketin Türkiye merkezli olması veya kendi yerleşim yerinizin Türkiye'de bulunması hâlinde Türk mahkemelerinde dava açabilmenizi sağlar.
ℹ️ Bilgi
İş sözleşmenizde "uyuşmazlıklarda yabancı ülke mahkemeleri yetkilidir" şeklinde bir hüküm bulunsa dahi, işçiyi koruyan bu yetki kuralları taraflar arasındaki anlaşmayla bertaraf edilemez.
Görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir; iş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu davalara, 7036 sayılı Kanun'daki usul ve esaslara göre asliye hukuk mahkemesi bakar.
Hızlı Cevap: Öncelikle sözleşmede seçilmiş bir hukuk varsa bu hukuk uygulanır; ancak seçilen hukuk, işin fiilen yürütüldüğü ülkenin (mutad işyeri) emredici asgari koruma kurallarının altında kalamaz. Geçerli bir hukuk seçimi yoksa doğrudan mutad işyeri hukuku uygulanır.
Bu esaslar, MÖHUK'un 27. maddesinde düzenlenmiştir. Taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yürüttüğü ülkenin hukuku uygulanır. İşçi tek bir ülkede değil, sürekli olarak birden fazla ülkede çalışıyorsa (ör. bölgesel proje ekiplerinde), bu kez işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku -çoğunlukla Türkiye- devreye girer.
ℹ️ Güncel Değişiklik
Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024 tarihli ve E.2023/158, K.2024/187 sayılı kararıyla MÖHUK m.27/1'in önceki hâlini işçiyi yeterince korumadığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Kanun koyucu, 7550 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle yaptığı ve 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle, işçinin mutad işyeri hukukunun sağladığı asgari korumayı güvence altına almıştır.
Hangi hukukun uygulandığı, uyuşmazlığın esasını -alacağın var olup olmadığını, hesaplama yöntemini, tazminat şartlarını- belirler; ancak davanın Türkiye'de görülmesine engel değildir. Uygulanacak hukuk ile yetkili mahkeme, birbirinden bağımsız iki ayrı sorudur.
Hızlı Cevap: Aylık sabit ücretle çalışan işçinin günlük ücreti, uygulanacak hukukun öngördüğü sabit bir güne bölünerek hesaplanır; fiilen kaç gün çalışıldığına bakılmaz.
Bu ayrım; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve diğer tüm alacak kalemlerinin doğru hesaplanabilmesi açısından belirleyicidir. Hesaplamanın yanlış bir bölen üzerinden (örneğin fiilen çalışılan gün sayısına bölünerek) yapılması, alacaklarınızın önemli ölçüde eksik çıkmasına yol açabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Bilirkişi raporlarında sıkça karşılaşılan bir hata, aylık ücretin fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesidir. Oysa aylık ücretle çalışan işçinin günlük ücreti, o ay kaç gün çalıştığından bağımsız olarak, ilgili hukukun öngördüğü sabit gün sayısına bölünerek bulunmalıdır. Bu hata, alacak miktarınızı ciddi biçimde etkileyebilir.
Ayrıca, işveren tarafından tek taraflı ve imzasız olarak düzenlenmiş puantaj veya "payroll" niteliğindeki belgeler, işçi aleyhine delil olarak kullanılamaz; bu tür belgelerdeki çalışma günü bilgileri işveren lehine yorumlanarak hesaplamaya esas alınamaz.
Hızlı Cevap: Kıdem tazminatı, en az bir yıllık kıdemi bulunan işçinin iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerde sona ermesiyle doğar (1475 sayılı mülga İş Kanunu m.14); ihbar tazminatı ise bildirim sürelerine uyulmadan yapılan fesihlerde gündeme gelir (4857 sayılı İş Kanunu m.17).
Yurt dışı projelerde en sık karşılaşılan fesih nedenleri; projenin tamamlanması, işveren şirketin iş hacmini daraltması veya öngörülemeyen küresel/bölgesel krizlerdir. Projenin bitmiş olması ya da ekonomik gerekçeler, tek başına işçiyi kıdem ve ihbar tazminatından mahrum bırakmaz.
İşveren, feshin işçinin devamsızlığına veya başka bir haklı sebebe dayandığını iddia ediyorsa, bu iddiayı ispat yükü işverene aittir. Salt iddia, tazminat talebini ortadan kaldırmaz.
⚠️ Zamanaşımına Dikkat
İşçilik alacaklarında (kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai vb.) zamanaşımı süresi kural olarak 5 yıldır. İş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bu süre içinde hukuki yollara başvurulmaması hak kaybına yol açabilir.
Hızlı Cevap: İşçi, yurt dışında kurulmuş yerel bir şirket bünyesinde çalıştırılmış görünse dahi; bu şirketin, projeyi yürüten Türk ana yüklenici ile "organik bağ" içinde olduğu tespit edildiğinde, işçilik alacaklarından Türk şirket de sorumlu tutulabilir.
Yurt dışı taahhüt işlerinde, ana yüklenici çoğu zaman projenin yürütüldüğü ülkede ayrı bir yerel şirket kurar ya da yerel bir taşeronla çalışır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, salt bu yapılanmanın işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını kabul etmektedir.
Organik bağın varlığı; şirketler arasındaki sermaye, yönetim, faaliyet alanı ve iş organizasyonu ilişkileri incelenerek tespit edilir. Bu tespit, dava sürecinde dosyaya sunulan ticari kayıtlar ve şirket yapılanmasına ilişkin belgeler üzerinden yapılır; işçinin hangi şirkete karşı dava açacağını tek başına bilememesi hak kaybına yol açmamalıdır.
Hızlı Cevap: Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları kural olarak işçi tarafından ispatlanmalıdır; imzalı puantaj kayıtları, tanık beyanları ve yazışmalar bu ispatta belirleyici rol oynar.
Yurt dışı projelerde işçiler çoğunlukla işverenin tuttuğu saha kayıtlarına, e-posta yazışmalarına veya vardiya çizelgelerine bağımlıdır. Bu belgelerin işveren tarafından tek taraflı ve imzasız düzenlenmiş olması, işçi lehine olan kısımların dikkate alınmasına engel değildir; ancak işçi aleyhine kullanılamaz.
Yurda giriş-çıkış kayıtları -pasaport damgaları, uçuş bilgileri, ikamet/çalışma izni kayıtları- işçinin ilgili ülkede fiilen bulunduğu ve çalıştığı süreyi ortaya koymak bakımından önemli bir delil kaynağıdır.
Hafta tatili ücretli bir haktır (4857 sayılı İş Kanunu m.46); işçi hafta tatilinde çalıştırılmışsa bu güne ilişkin ücreti zamlı olarak talep edebilir. Yıllık ücretli izin ise 4857 sayılı İş Kanunu m.53 vd. hükümlerine göre kıdem süresine bağlı olarak belirlenir; iş sözleşmesinde daha uzun bir izin süresi kararlaştırılmışsa bu süre esas alınır.
Hızlı Cevap: Ücretin yabancı para birimi üzerinden kararlaştırıldığı hâllerde, işçi alacağını doğrudan o para birimi üzerinden talep edebilir; mahkeme alacağı ilgili döviz cinsinden hüküm altına alabilir.
Uygulamada, alacağın fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının da talep edilebileceği ileri sürülebilir. Hangi tarihin kur hesabında esas alınacağı, dosyanın somut koşullarına ve talebin nasıl kurgulandığına göre değişir.
Döviz alacaklarına da, Türk Lirası alacaklarında olduğu gibi faiz işletilebilir. Sözleşmede farklı bir oran kararlaştırılmamışsa yasal faiz oranları esas alınır.
Hızlı Cevap: Çalıştığınız ülke ister Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn ister Rusya olsun; işvereniniz Türkiye merkezli bir şirketse veya kendi yerleşim yeriniz Türkiye'deyse, işçilik alacaklarınız için Türk mahkemelerinde dava açma hakkınız saklıdır.
Her ülkenin kendi iş mevzuatı, çalışma izni/sponsorluk sistemi ve kıdem tazminatına karşılık gelen kıdem/ihbar benzeri uygulamaları farklılık gösterir. Bu farklılıklar alacağın hesaplanma yöntemini etkileyebilir; ancak davanın Türkiye'de açılabilirliğini ortadan kaldırmaz.
Hangi ülkede çalışmış olursanız olun; iş sözleşmenizi, bordrolarınızı, banka dekontlarınızı ve varsa vardiya/puantaj kayıtlarınızı saklamanız, olası bir uyuşmazlıkta alacaklarınızın doğru tespiti açısından büyük önem taşır.
Hızlı Cevap: Süreç delillerin toplanmasıyla başlar; kıdem, ihbar ve ücret alacaklarında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir; anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Kuveyt'te, Suudi Arabistan'da, Katar'da, Birleşik Arap Emirlikleri'nde, Umman'da, Bahreyn'de veya Rusya'da bir Türk şirketi bünyesinde çalıştıysanız ve iş ilişkiniz sona erdiyse, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve fazla mesai alacaklarınızın bulunup bulunmadığını değerlendirmeniz önemlidir. Elinizdeki sözleşme, bordro ve banka kayıtlarını saklayın; zamanaşımı süresini geçirmeden hukuki değerlendirme yaptırın. Maya Avukatlık Bürosu, yurt dışında çalışan işçilerin işçilik alacağı ve tazminat uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır; durumunuzu değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Bu durumda Türk mahkemelerinin yetkisi, işverenin Türkiye'de bir yerleşim yeri bulunup bulunmadığına ya da sizin kendi yerleşim yerinizin/mutad meskeninizin Türkiye'de olup olmadığına bağlı olarak ayrıca değerlendirilmelidir. Somut duruma göre hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Hayır. İşçiyi koruyan yetki kuralları taraflar arasındaki anlaşmayla ortadan kaldırılamaz; işçi, sözleşmede aksi yazsa dahi MÖHUK'un tanıdığı Türk mahkemelerinde dava açabilir.
İşçilik alacaklarında zamanaşımı süresi kural olarak 5 yıldır. Bu sürenin dolup dolmadığı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe göre değerlendirilir; süreyle ilgili tereddüt varsa vakit kaybetmeden hukuki danışmanlık almanız önemlidir.
Alacağınızı sözleşmede kararlaştırılan döviz cinsinden talep edebilirsiniz; mahkeme bu para birimi üzerinden de hüküm kurabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 17.02.2026 Tarihli, 2026/45 E. - 2026/1399 K. Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... Havalimanı projesinde demirci ustası olarak çalıştığını, ücretin aylık olduğu belirtilmesine rağmen fiilen çalışılmayan günlerin ücreti kesilmek sureti ile eksik ödeme yapıldığını, işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde işçiye yıllık 30 günlük izin verileceği düzenlenmesine rağmen bu izinlerin kullandırılmadığını, müvekkilinin çalışmış olduğu projenin bitme aşamasına gelmesi üzerine davalı Şirketin işçi sayısını azaltmaya başladığını, sonrasında Covid-19 salgınıyla beraber işçilerin toplu şekilde işten çıkartıldığını ileri sürerek kısmi alacak davası olarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, eksik ödenen ücret ve belirsiz alacak davası olarak fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ... dinarı (KWD) cinsinden faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı def'ini ileri sürmüş ve davacının ... İnşaat ... Şirketine bağlı olarak çalıştığını, müvekkili Şirket ile ... İnşaat ... Şirketi arasında herhangi bir organik bağın bulunmadığını, uyuşmazlığın ... kanunlarına göre ...'te çözülmesi gerektiğini, iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, müvekkiline ait şantiyede işin gerektirdiği durumlarda fazla çalışma yapılması hâlinde fazla çalışılan saatlere ilişkin ücretlerin bordrolara yansıtılarak zamlı şekilde işçilere ödendiğini, her işçiye mutlaka haftada bir gün izin kullandırıldığını, bu durumun puantaj cetvellerinde sabit olduğunu, davacının ücretinin eksiksiz ödendiğini ve yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine devam edilen yargılamada, dava konusu uyuşmazlığa yabancılık unsuru içermesi nedeniyle ... hukukunun uygulanması gerektiği, davalı Şirketin ...'teki işlerini yürütmek amacı ile ... İnşaat ... Şirketini kurduğu, işçilik alacaklarından davalı Şirketin sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiği, davacı işçinin fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığına ilişkin iddiasının usulünce ispatlanmadığından söz konusu taleplerin reddi gerektiği, yapılan ödeme miktarları mahsup edildiğinde işçinin bakiye ücret alacağının varlığının da tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlık hakkında maddi hukuk yönünden ... hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, Dairenin kaldırma kararında vurgulandığı üzere dosyaya sunulan davacı işçi ile işveren arasında düzenlenen bireysel iş sözleşmesi ve diğer yazılı belgelerden davacının aylık ücretinin 473,00 KWD olarak düzenlendiği tespit edilmekle, davacı ücretinin aylık net 473,00 KWD olarak tespiti ve ücrete 26 gün üzerinden (fiilen çalışılan gün sayısına göre) değil, aylık ücretine göre hak kazandığı yönündeki hesaplamanın yerinde olduğu, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı öncesinde fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil çalışmalarının ispat edilemediği gerekçesiyle bu çalışmaların karşılığı ücret taleplerinin reddine karar verilmiş olup davacı tarafça bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı nazara alındığında bu alacak taleplerine yönelik istinaf itirazının usuli kazanılmış hak ilkesi kapsamında yerinde bulunmadığı, dosyaya sunulan " ..." başlıklı ücret ödeme makbuzunda belirtilen " ..." adı altındaki ödemeye ilişkin tüm alacak kalemlerinin (yıllık izin de dâhil) bu belgede ayrıca gösterildiği ve dosya kapsamındaki banka kayıtları çerçevesinde davacıya ödendiği tespit edilmekle, davalı tarafın bu ödemenin yıllık ücretli izin alacağına mahsuben yapıldığına dair savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacı işçinin hesaplamaya esas aylık ücretinin hatalı tespit edildiğini, hesaplama yapılırken ücretin brütleştirilmemesinin de hatalı olduğunu,
b. Bakiye ücret alacağının eksik hesaplandığını,
c. Davalı tarafından düzenlenen imzasız "..." başlıklı belgeye göre müvekkilinin alacaklarından yapılan mahsup işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu,
d. Davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Husumet itirazının dikkate alınması gerektiğini,
b. İş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını,
c. Davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; husumet, aylık ücretin miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, hüküm altına alınan alacakların ispatı ile hesaplama yöntemine ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. ... İş Kanunu'nun 55. maddesine göre "Ücret, işçiye temel ücret olarak veya çalışması ve iş sözleşmesi veya işverenin yönergesinde belirtilen unsurların tamamı kapsamında ilave olarak ödenen veya ödenmesi gereken miktar demektir.
2000 tarihli ve 19 sayılı Kanun uyarınca kararlaştırılan sosyal yardımlar ve çocuk yardımları saklı kalmak kaydıyla yardımlar, ikramiyeler, bedeller, ödentiler, bağışlar veya nakdi ödemeler gibi periyodik olarak işçiye yapılan tüm ödemeler ücret hesabına girer.
İşçinin ücreti net kazançtan pay miktarı olarak belirlenmiş ve işyeri hiç kazanç sağlayamamış veya gerçekten çok düşük kar etmişse, işçinin payının yaptığı iş ile orantısız olması hâlinde, işçi için emsal veya mesleki geleneklere göre ya da adaleti sağlayacak şekilde bir ücret belirlenir."
Sözü edilen Kanun'un 56. maddesine göre "Ücret aşağıdaki hususlar gözetilerek iş günlerinden birinde ve tedavüldeki para cinsinden ödenir:
a- Aylık ücret alması belirlenen işçilere ücretleri, her ay en az bir kere ödenir.
b- Diğer işçilerin ücretleri, en az iki haftada bir kez ödenir. Ücretin ödenmesi hak edildiği günden itibaren yedi günden fazla geciktirilemez."
... İş Kanunu'nun hafta tatilini düzenleyen 67. maddesi ise şöyledir:
"İşçi, her 6 iş gününün sonunda aralıksız 24 saat olarak belirlenen ücretli hafta tatilini hak eder. İşle ilgili koşulların gerektirdiği zorunlu durumlarda işveren hafta tatilinde işçiyi çalıştırabilir. İşçiye asıl ücretine ilave olarak en az % 50 oranında fazla ücret ödenir ve tatil günü başka bir gün ile telafi edilir.
Önceki fıkra hükmü işçinin günlük ücret ve izin hakkının hesaplanmasında ihlal edilemez. Bu hakkın hesaplanması, aldığı maaşı ücretli tatil günü olmasına rağmen hafta tatili günleri dışındaki fiilî çalışma günlerinin sayısına bölünerek yapılacaktır."
Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen ... İş Kanunu ile mülga 1964 tarihli ... İş Kanunu'ndan farklı olarak hafta tatilinin ücretli olduğu, hafta tatilinin ücretli olmasının işçinin günlük ücret belirlemesini etkilemeyeceği, günlük ücretin hafta tatili günleri dışındaki fiilî çalışma günlerinin sayısına bölünerek bulunacağı düzenlenmiştir.
Uyuşmazlıkların çözümünde, öncelikle işçilerin aylık sabit ücretle mi yoksa günlük ücretle mi çalıştıkları belirlenmelidir. ... İş Kanunu'na göre aylık ücretle çalışan işçilerin günlük ücretinin, aylık ücretin 26'ya bölünmesi suretiyle bulunması gerekir. Bu noktada işçinin fiilî çalışma günlerinin tespitinin ancak imzalı puantaj kaydı gibi bir belge ile mümkün olabileceği gözetilerek, imzasız olarak sunulan "Payroll" başlıklı belgede bulunan çalışma günlerinin, işveren lehine değerlendirme yapılarak hesaplamada dikkate alınamayacağının göz önünde bulundurulması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacıya 30 gün karşılığı 473,00 KWD ücret ödendiği kabul edilmiş, buna göre davacının günlük net ücreti 473,00 KWD/30=15,77 KWD kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve yukarıdaki mevzuat hükümleri ile örtüşmemektedir.
Davacının aylık ücretli çalıştığı dikkate alındığında hesaba esas günlük ücretin, 473,00 KWD olan aylık ücretin 26'ya bölünmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarına göre yurt dışında bulunduğu davalı işyerindeki çalışma süresi boyunca hak kazandığı (aylık ücreti olan 473,00 KWD üzerinden) ücret alacağı toplamından, davacıya aylık ücret için yapılan ödemeler mahsup edilerek eksik ödenen ücret alacağı belirlenmelidir.
Dosya kapsamı ve mevzuat göz önünde bulundurulmadan, yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Ücretin belirlenmesine dair yapılan bozma gerekçesi doğrultusunda, dava konusu diğer alacak kalemlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


