Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Yazılım Eserinde Ayıp İddiası: İspat Yükü Kimdedir, Bedel Ne Zaman Ödenir?

Yazılım Eserinde Ayıp İddiası: İspat Yükü Kimdedir, Bedel Ne Zaman Ödenir?

Yazılım geliştirme, kurulum veya optimizasyon hizmeti alan işletmeler, proje sonunda beklenen sonucu alamadıklarında haklı bir soru sorar: Bu durum hukuken "ayıp" mıdır ve bedel ödenmeli midir? Aynı soru, işini eksiksiz teslim ettiğini düşünüp ücretini tahsil edemeyen yazılımcılar için de geçerlidir. Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri, bu uyuşmazlıklarda hem iş sahibinin hem yüklenicinin haklarını dengeleyen somut kriterler ortaya koymaktadır.

Yazılım Geliştirme ve Kurulum Sözleşmesi Hukuken Nasıl Nitelendirilir?

Kısa Yanıt: Kişiye özel yazılım geliştirme, entegrasyon veya optimizasyon hizmetleri, genellikle bir hizmet sözleşmesi değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olarak nitelendirilir.

Eser sözleşmesinde yüklenici, belirli ve somut bir sonucu (eseri) meydana getirmeyi; iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenir (TBK m.470). Bu nitelendirme önemlidir; çünkü yüklenicinin yalnızca "gayret göstermesi" değil, vaad edilen somut sonucu gerçekleştirmesi beklenir. Yüklenici, işi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlüdür (TBK m.471/1).

Bir yazılım işinin eser sözleşmesi sayılabilmesi için genellikle şu unsurlar aranır:

  • Sözleşmenin konusunun somut, ölçülebilir bir sonuç (belirli bir işlev, performans değeri veya entegrasyon) olması
  • Bedelin bu sonuca karşılık ödenmesinin kararlaştırılması
  • Yüklenicinin işi bağımsız biçimde, kendi organizasyonu içinde yürütmesi

Yazılımın "Ayıplı" Sayılması İçin Hangi Şartlar Aranır?

Kısa Yanıt: Bir yazılım, sözleşmede kararlaştırılan niteliklere sahip değilse veya olağan kullanım amacına uygun değilse hukuken ayıplı kabul edilir; ancak bu iddianın sözleşmedeki somut taahhütlere dayanması gerekir.

Sözleşmede belirli bir performans, verim veya işlevsellik açıkça taahhüt edilmişse ve teslim edilen yazılım bu sonucu sağlamıyorsa, ayıptan söz edilebilir. Burada "eksik ifa" (işin kısmen yapılmaması) ile "ayıplı ifa" (iş tamamlanmış ancak nitelik sorunu bulunması) ayrımına dikkat edilmelidir; ikisinin hukuki sonuçları ve ispat yükü farklılık gösterir.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Sadece "beklentimi karşılamadı" demek yeterli değildir. Ayıp iddiası, sözleşmede yazılı somut taahhütlere ve teknik verilere dayanmalıdır. Genel memnuniyetsizlik, hukuki anlamda ayıp iddiası için tek başına yeterli görülmez.

Ayıp İhbarı Ne Zaman ve Nasıl Yapılmalıdır?

Kısa Yanıt: Açık ayıplar imkân bulunur bulunmaz, gizli ayıplar ise ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m.474 ve m.477/son).

Açık Ayıp – Gizli Ayıp Ayrımı

  • Açık ayıp: İş sahibi, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve tespit ettiği ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m.474).
  • Gizli ayıp: Sonradan ortaya çıkan ayıplar, fark edilir edilmez gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m.477/son).

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Süresinde ihbar yapılmazsa eser, olduğu gibi kabul edilmiş sayılır ve yüklenici ayıba dayalı taleplerden kurtulur. Bu nedenle ihbarın yazılı yapılması ve gönderim tarihinin ispatlanabilir olması büyük önem taşır.

ℹ️ Bilgi Notu

Türk Ticaret Kanunu'nun ticari satışlarda öngördüğü kısa (iki günlük) ihbar süresi, eser sözleşmelerine uygulanmaz. Eser sözleşmesinde ihbar süresi, somut olayın koşullarına göre "uygun süre" ölçütüyle değerlendirilir.

Yazılımın Ayıplı Olduğunu Kim, Nasıl İspat Etmelidir?

Kısa Yanıt: Ayıp iddiasını ispat yükü, bu iddiayı ileri süren tarafa (genellikle iş sahibine) aittir; salt iddia veya tanık beyanı yeterli değildir.

Ayıp iddiasında bulunan taraf, yazılımın sözleşmede taahhüt edilen sonucu sağlamadığını somut ve teknik verilerle ortaya koymalıdır. Tanık beyanları, olsa olsa ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispatlayabilir; yazılımın gerçekten ayıplı olup olmadığı ve ayıbın derecesi, teknik inceleme gerektiren ayrı bir konudur.

✅ Yerleşik İlke

Ürün veya sistem üzerinde fiilen inceleme yapılmadan, yalnızca dosya üzerinden hazırlanan soyut/teorik bilirkişi raporları, tek başına ayıp iddiasını ispata yeterli kabul edilmemektedir. Mahkemenin hüküm kurabilmesi için somut, keşfe dayalı bir teknik inceleme şarttır.

Ürün/Sistem İncelemeye (Keşfe) Hazır Edilmezse Ne Olur?

Kısa Yanıt: Ayıplı olduğu iddia edilen ürün veya sistem teknik incelemeye hazır edilemezse, ispat imkânı fiilen ortadan kalkar ve ayıp iddiası genellikle reddedilir.

Yazılımın yüklü olduğu cihaz, makine veya sistemin satılması, elden çıkarılması ya da erişilemez hale gelmesi, teknik keşfin yapılmasını imkânsızlaştırır. Bu durumda mahkeme, dosyadaki bilgilerle sınırlı, keşfe dayanmayan bir bilirkişi raporuna itibar etmeyebilir ve ayıp iddiasının ispatlanamadığı sonucuna varabilir.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Ayıp iddiasında bulunan iş sahibi, dava veya icra süreci devam ederken ilgili ürünü/sistemi satarsa ya da devrederse, ispat imkânını kendi eliyle ortadan kaldırmış olabilir. Uyuşmazlık sürerken delil niteliğindeki ürünlerin muhafaza edilmesi büyük önem taşır.

İş Sahipleri İçin Pratik Öneriler

  • Ayıplı olduğunu düşündüğünüz ürünü/sistemi satmayın veya elden çıkarmayın
  • Ayıp iddianızı somut verilerle (loglar, performans ölçümleri, ekran görüntüleri) destekleyin
  • İhbarınızı yazılı yapın ve gönderim tarihini ispatlayın (noter, e-posta, KEP)
  • Dava açılmadan önce delil tespiti talep etmeyi değerlendirin

Ayıp İddiası İspatlanamazsa Bakiye Bedel Ödenir mi?

Kısa Yanıt: Ayıp iddiası ispatlanamazsa, iş sahibi ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz ve bakiye bedeli ödemek zorunda kalır.

Bedel ödeme borcu, kural olarak eserin tesliminde muaccel hâle gelir (TBK m.479/1). Ayıp iddiası süresinde bildirilmemiş veya usulüne uygun şekilde ispat edilememişse, yüklenicinin bakiye alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itiraz haksız kabul edilebilir ve itirazın iptali davası yüklenici lehine sonuçlanabilir.

ℹ️ Bilgi Notu

İtirazın iptali davasının kabulü hâlinde, mahkeme koşulları oluştuğunda borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedebilir. Bu, haksız itirazın ekonomik bir yaptırımıdır.

İş Sahibi Ne Zaman Bedelde İndirim veya Ücret İadesi İsteyebilir?

Kısa Yanıt: Ayıp usulüne uygun bildirilmiş ve teknik olarak ispatlanmışsa, iş sahibi TBK m.475 uyarınca onarım, bedelde indirim veya (ciddi ayıplarda) sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilir.

Onarım Talebi Yüklenicinin uygun bir süre içinde ayıbı gidermesi (hatanın düzeltilmesi, eksik işlevin tamamlanması) istenebilir.
Bedelde İndirim Ayıp, eserin kullanımını tamamen engellemiyorsa, ayıp oranına göre bedelden indirim talep edilebilir.
Sözleşmeden Dönme Ayıp, eserin hakkaniyete göre kabulünü imkânsız kılacak ölçüde ciddiyse, sözleşmeden dönülebilir (TBK m.475/I).

Bu seçimlik hakların kullanılabilmesi, ayıp ihbarının süresinde yapılmış ve ayıbın teknik olarak ispatlanmış olması şartına bağlıdır. Bir önceki bölümde açıklanan ispat külfeti yerine getirilmeden bu haklara başvurmak mümkün değildir.

Yazılımcı Alacağını Tahsil Edemiyorsa Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?

Kısa Yanıt: Ödenmeyen yazılım bedeli için önce yazılı talep, ardından icra takibi; itiraz hâlinde ise itirazın iptali davası yoluna gidilir.

1
Yazılı Ödeme Talebi / İhtarname: Bakiye bedelin talep edildiği, süre veren yazılı bir bildirim gönderilir.
2
İcra Takibi Başlatma: Ödeme yapılmazsa, ilamsız icra takibi başlatılarak alacağın tahsili istenir.
3
İtirazın İptali Davası: Borçlu itiraz ederse ve takip durursa, itirazın iptali davası açılarak takibin devamı talep edilir.
4
Bilirkişi İncelemesi ve Yargılama: Karşı taraf ayıp savunması yaparsa, teknik bilirkişi incelemesi ve gerekirse keşif süreci yürütülür.
5
İcra İnkâr Tazminatı Talebi: İtirazın haksız bulunması hâlinde, borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istenebilir.

ℹ️ Zamanaşımı Notu

Ayıba dayanmayan iş bedeli alacaklarında zamanaşımı süresi genel olarak 5 yıldır. Ayıba dayalı taleplerde ise süre, teslim tarihinden itibaren taşınmaz dışı eserlerde 2 yıl, taşınmaz eserlerde 5 yıl, yüklenicinin ağır kusuru bulunması hâlinde ise 20 yıldır. Somut olaya uygulanacak süre, uzman bir avukatla birlikte değerlendirilmelidir.

Yazılımcılar İçin Pratik Öneriler

  • Sözleşmede performans/verim taahhütlerini net, ölçülebilir kriterlerle yazılı hâle getirin
  • Her teslimde imzalı teslim tutanağı alın
  • Ödeme takvimini ve gecikme faizini sözleşmede açıkça belirleyin
  • İcra takibine geçmeden önce mutlaka yazılı ihtarname gönderin

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Yazılım eser sözleşmelerinde ayıp iddiaları, ihbar süresi, ispat yükü ve delillerin muhafazası gibi teknik usul kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Gerek ödemesini alamayan yazılımcılar gerekse ayıplı yazılım teslim aldığını düşünen iş sahipleri için, süreç en baştan doğru yönetilmezse haklar kaybedilebilir. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek somut durumunuza özgü değerlendirme talep edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yazılımın ayıplı olduğunu ne zaman bildirmem gerekir?

Açık ayıplarda mümkün olan en kısa sürede, gizli ayıplarda ise ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye yazılı bildirim yapılmalıdır. Süresinde yapılmayan ihbar, eserin kabul edildiği anlamına gelebilir.

Yazılım hizmeti verdim ama ücretimi alamadım, ne yapabilirim?

Öncelikle yazılı ihtarname gönderilmesi, ardından icra takibi başlatılması önerilir. Borçlu itiraz ederse, itirazın iptali davası açılarak hem alacağın tahsili hem de icra inkâr tazminatı talep edilebilir.

Bilirkişi raporu, yazılımın ayıplı olduğunu kanıtlamaya yeter mi?

Tek başına yeterli değildir. Yerleşik içtihada göre, ürün veya sistem üzerinde fiili inceleme (keşif) yapılmadan hazırlanan soyut raporlar, ayıp iddiasını ispatlamaya elverişli kabul edilmez.

Ayıplı yazılım nedeniyle sözleşmeden dönebilir miyim?

Ayıp, eserin hakkaniyete göre kabulünü imkânsız kılacak ölçüde ciddiyse dönme hakkı doğabilir. Daha hafif ayıplarda ise bedelde indirim veya onarım talep etmek gerekir.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 14.04.2026 T. 2026/222 E. 2026/1435 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2014/13243 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı iş sahibi vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin ... plakalı araca yakıt tasarruf yazılımı yüklediğini, ancak üründen istenen verimin alınamadığını belirterek ödenen 3.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu yazılımın vaad edilen yakıt tasarrufunu sağlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı yüklenici vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının ürünü iki ay boyunca test edip, memnun kaldığı için asıl sözleşmenin imzalandığını ve diğer araçlara yakıt tasarrufu için yazılım yüklendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından ayıp ihbarının birleşen dava tarihinden önce olduğuna ilişkin davalı tarafından bildirimde bulunulmadığı ve sistemin yüklü olduğu araçlardan ayıplı olduğu iddia edilen 8 adet araçtan 6 adetinin yurt dışında olması ve malikinin tespit edilememesi nedeniyle incelenemediği, 2 adedinin Türkiye'de bulunduğu, ancak dava dışı kişilere satıldığı, talimat mahkemesince de davalı tarafça incelemeye sunulmadığı için incelenemediği, davalı tarafından da sözleşmenin deneme süresi içerisinde tespit de yaptırılmadığı anlaşılmakla, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, ayıp iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarının tamamında araçları optimize ederek yakıt tasarrufu yazılımı yüklemesi işini yapan yüklenicinin vaad ettiği yakıt tasarrufu değerini sağlayamadığı ve teknik olarak sağlamasının da mümkün olmadığı, eserin gizli ayıplı olduğu ve yüklenicinin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı yüklenicinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı iş sahibi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı – birleşen davada davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde;

a. Yazılımın ayıplı olduğunun davalı tarafça ispat edilemediğini, araçlar ve ürünler üzerinde keşif yapılarak rapor düzenlenmediğini, teorik olarak düzenlenen raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını,

b. Araçların 3. kişilere satılmış olması nedeniyle ürün iadesinin mümkün olmadığını, birleşen davada ürün iade edilmeden alacağa faiz başlatılmasının doğru olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık asıl davada eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkin olup; birleşen davada ise aynı sözleşme uyarınca eserin kabul edilemeyecek seviyede ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemlerine ilişkindir.

1. Dosya içeriğine göre birleşen davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 3.000,00 TL olup dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL'nin altında kaldığından birleşen davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

2. Asıl davaya ilişkin davacının temyiz itirazlarına gelince;

16.07.2012 tarihli taraflar arasında imzalanan "Test Sözleşmesi" ile davacı yüklenici, belirlenmiş olan süreyle sınırlı olmak kaydıyla araçlarda yakıt tasarrufu sağlayan ürünü davalıya deneme imkanı sunmuş, sözleşmede deneme süresinin ise her bir araç için ürünün kullanım tarihinden itibaren bir ay olduğu kararlaştırılmıştır. Bu test sözleşmesi uyarınca davalıya ait olan iki araca 18.07.2012 tarihinde yazılım yüklemesi yapılmıştır. Test süresi tamamlandıktan sonra taraflar arasında bu kez 28.09.2012 tarihli asıl sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme uyarınca davacı yüklenici, davalıya ait olan plaka, marka ve model bilgileri verilmiş olan araçların kumandasının optimize edilerek yakıt tasarruf yazılımını araç başına 1.250,00 Euro'dan toplam 22.500,00 Euro bedelle yapmayı üstlenmiştir. Davacı yüklenici belirlenen tarihlerde test araçları dahil toplam 18 araca yakıt tasarrufu yazılımı yüklemiştir. Davalı iş sahibinin sözleşme uyarınca yazılım yüklemesi yapılan 10 araç için iş bedelini ödediği, kalan 8 araç için ise iş bedelini ödemediği dosya kapsamı ile sabittir. Davacı yüklenici asıl davada, ödenmeyen bu iş bedeli alacağının tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise yüklenen yazılımın ayıplı olduğunu, yakıt tasarrufu sağlamadığını savunmuştur.

Eser sözleşmelerinde iş sahibinin eseri teslim aldıktan sonra varsa eserdeki açık ayıpları işlerin normal seyrine göre imkânını bulur bulmaz, gizli ayıpları ise ayıbı gecikmeksizin yükleniciye ihbar etmesi gerekli olup, bu ihbar külfeti yerine getirilmediği takdirde eseri olduğu gibi kabul edilmiş sayılacağından yüklenici ayıba dayalı taleplerden kurtulmuş olur. Bölge Adliye Mahkemesince, dinlenen davacı yüklenici tanıkları ile davalıca ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilmiş ise de, bu beyanlar sadece ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispatlayabilir. Somut olayda, mahkemece dava konusu yazılımın yüklü olduğu araçların bulunduğu yerin bildirilmesi için kesin süre verildiği, davalı vekilince 04.10.2023 tarihinde verilen dilekçe ile iki araç hariç diğer araçların Bulgaristan plakalı olup satıldığı ve şimdiki maliklerinin bilinmediği, Türkiye plakalı iki aracın ise satıldığı bildirilmiş, 09.02.2024 tarihli dilekçesi ile de yurt dışında bulunan araçların keşif için hazır edilemeyeceği belirtilmiştir. Türkiye plakalı diğer iki araç da farklı kişilere satıldığından keşif mahallinde davalıca hazır edilememiş, böylelikle davacı yüklenici tarafından yapılan işin kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olduğu davalı iş sahibi tarafından kanıtlanamamıştır. Çünkü, bedeli uyuşmazlık konusu olan ürünler üzerinde teknik inceleme yapılamamış ve davacı yüklenici tarafından yapılan işin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise derecesi saptanamamıştır. Bilirkişi kurulu tarafından araçlar üzerinde keşif yapılmadan soyut olarak değerlendirmeler yapılarak rapor düzenlendiği anlaşılmış olup, sonuçta ayıpların varlığı ve niteliği ispatlanamadığından kanıtlanamayan ayıp savunması reddedilerek asıl davanın kabul edilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin soyut bilirkişi kurulu raporunu hükmüne esas alarak asıl davanın reddine karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,

2. Asıl dava bakımından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dairemizdeki duruşmada taraflar vekille temsil olunduğundan takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1