
Çatıya teras açtınız. Balkonunuzu kapattınız. Binanın dış cephesine müdahale ettiniz. Belediyeye başvurdunuz, yapı kayıt belgesi aldınız. "Artık bu iş yasal," dediniz.
Ardından kat malikleri mahkemeye başvurdu.
Ve mahkeme size şunu söyledi: Yapı kayıt belgeniz burada hiçbir şey ifade etmiyor.
Türkiye'de binlerce kat maliki bu yanılgıyla karşı karşıya kalmaktadır. Yapı kayıt belgesi, idare hukukundaki bazı yaptırımları geçici olarak askıya alabilir; ancak özel hukuk ilişkilerini, özellikle kat mülkiyetinden doğan hakları hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz.
3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. madde kapsamında düzenlenen yapı kayıt belgesi, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılara tanınan bir idari af mekanizmasıdır. Bu belge alındığında:
İlgili belediye tarafından idari para cezası tahakkuk ettirilmez
Mevcut yıkım kararları infaz edilmez
Yapı, kayıt altına alınmış sayılır
Buraya kadar her şey yerli yerinde gibi görünmektedir. Ancak bu belgenin sağladığı koruma, yalnızca kamu idaresiyle olan ilişkinizi düzenler. Komşularınızla olan özel hukuk ilişkinize dokunamaz.
⚠️ Kritik Ayrım: Yapı kayıt belgesi bir yapıyı imara uygun hale getirebilir; ancak onu projeye uygun yapmaz. Kat mülkiyeti hukuku, projeye uygunluğu esas alır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (Condominium Law), bir bağımsız bölüm malikinin ortak alanlardaki haklarını ve sınırlarını açıkça düzenler. Buna göre:
Çatı, merdiven, asansör boşluğu, dış cephe gibi alanlar bütün kat maliklerinin ortak kullanımındadır
Bir kat maliki, diğer kat maliklerinin oybirliğiyle onayı olmaksızın bu alanlarda değişiklik yapamaz
Yapılan değişiklik hem projeye hem de ruhsata aykırıysa, diğer kat malikleri müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davası açabilir
Bu dava açıldığında mahkeme; mimari projeyi, vaziyet planını ve bilirkişi raporunu birlikte değerlendirir. Ortada bir yapı kayıt belgesi olsa bile bu belge, davayı sonlandırmaz.
Uygulamada sıkça görülen şu savunma, Yargıtay tarafından defalarca reddedilmiştir:
"Dava açıldığında değişiklik imara aykırıydı, kabul ediyorum; ama yapı kayıt belgesi alarak artık kanuna uygun hale getirdim. Dolayısıyla müdahaleden söz edilemez."
Yargıtay bu savunmayı şu gerekçeyle çürütmektedir:
1. YKB, KMK'yı devre dışı bırakamaz. Söz konusu taşınmaza 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanacak olmakla, yapı kayıt belgesinin bu kanun kapsamındaki uyuşmazlıkta muteber bir yönü bulunmamaktadır.
2. İmara uygun ≠ Projeye uygun. Yapı kayıt belgesi bir yapıyı belediye gözünde "kayıt altına" alır; ancak binanın mimari projesinde o alanın nasıl göründüğünü değiştirmez. Mahkeme projeye bakar.
3. Ortak alandaki tasarruf hakkı devredilmemiştir. Kat maliki, yapı kayıt belgesi alarak diğer kat maliklerinin rıza hakkını ortadan kaldıramaz.
Kat maliklerinin en sık şikâyet ettiği ve mahkemelerin müdahale olarak nitelendirdiği durumlar şunlardır:
Çatı arasının projeye aykırı biçimde açık terasa dönüştürülmesi
Dış cephede bina görselini bozan pergole, cam balkon veya ek yapı inşası
Ortak kullanım alanlarına PVC doğrama, kapı veya duvar eklenmesi
Çatı eğiminin değiştirilerek su ve ısı yalıtımının bozulması
Yalnızca bir bağımsız bölümün erişebildiği "özel alan" yaratılması
Müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davası açmak isteyen kat maliki için temel şartlar şunlardır:
Aktif dava ehliyeti: Dava açan kişi, o binanın kat maliki olmak zorundadır. Kiracılar bu davayı doğrudan açamaz; ancak yönetim aracılığıyla hak arama yoluna gidebilir.
Müdahalenin tespiti: Mimari proje ile mevcut durumun karşılaştırılması gerekir. Bu aşamada bilirkişi incelemesi belirleyici rol oynar.
Diğer kat maliklerinin rızasının olmadığının gösterilmesi: Eğer tüm kat malikleri onay vermişse dava düşebilir. Oybirliğiyle alınan kararlara yönelik tekil itiraz ise ayrı bir hukuki süreç gerektirir.
⚠️ Önemli Süre: Projeye aykırılığın öğrenilmesinden itibaren genel zamanaşımı süreleri işlemeye başlar. Müdahaleyi fark eder etmez bir hukuki danışmana başvurmanız kritik önem taşır.
Birden fazla bloktan oluşan yapılarda sıkça gündeme gelen bir savunma şudur: "A bloğun çatısı B bloğun ortak alanı değil; o alan yalnızca A blok kat maliklerinin ortak alanıdır. Dolayısıyla B blok maliki bu davayı açamaz."
634 sayılı Kanun'un 66. maddesi, aynı parsel üzerindeki bloklara ilişkin bazı düzenlemeler içermektedir. Bu hüküm, her bloğun kendi kat malikleri kurulunu toplamasına ve yönetim kararlarını kendi içinde almasına imkân tanır.
Ancak bu durum, bir blokta yapılan projeye aykırı inşai müdahalenin yalnızca o bloğun iç meselesi olduğu anlamına gelmez. Özellikle binanın genel görselini, taşıyıcı sistemini veya su yalıtımını etkileyen değişiklikler; diğer blok kat maliklerini de doğrudan etkileyebilir ve dava hakkı doğurabilir.
Yapı kayıt belgesi, kamuoyunda çoğu zaman "af belgesi" olarak algılanmaktadır. Bu algı kısmen doğrudur: Belirli idari yaptırımları durdurur. Ancak özel hukuk, özellikle de kat mülkiyeti hukuku söz konusu olduğunda bu belgenin koruyuculuğu sıfıra iner.
Ortak alana müdahale nedeniyle dava açıldığında mahkeme şu soruyu sorar: "Mimari projeye göre bu alan ne olmalıydı?" Yapı kayıt belgesinin bu soruya verecek bir cevabı yoktur.
Kat maliki olarak hakkınızın çiğnendiğini düşünüyorsanız ya da aleyhinize böyle bir dava açıldıysa, hukuki sürecin başında doğru adımları atmak son derece önemlidir.
Maya Avukatlık Bürosu, kat mülkiyeti uyuşmazlıkları ve inşaat hukuku alanında müvekkillerine hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Durumunuzu değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yapı kayıt belgesi aldıysam kat maliklerinin davası düşer mi? Hayır. Yapı kayıt belgesi yalnızca idari yaptırımları (para cezası, yıkım kararı) etkiler. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında açılan müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davaları üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.
Tek başıma dava açabilir miyim, yoksa tüm kat maliklerinin dava açması mı gerekir? Her kat maliki, ortak alana yapılan hukuka aykırı müdahaleye karşı bireysel olarak dava açabilir. Tüm kat maliklerinin birlikte hareket etmesi zorunlu değildir.
Mahkeme eski hale getirmeye karar verirse ne olur? Karar kesinleştikten sonra belirlenen süre içinde (genellikle 30 gün) projeye aykırı yapılar sökülerek çatı veya ortak alan eski haline getirilmek zorundadır. Aksi hâlde ilam icrası yoluna gidilebilir.
Müdahale eden kişi kiracıysa ne olur? Kat mülkiyeti hukuku bakımından asıl muhatap kat malikidir. Kiracının müdahalesi nedeniyle malik sorumlu tutulur; malik de kiracıya rücu hakkına sahiptir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi – 12.05.2025 T. 2025/5185 E. 2025/7307 K.
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ortak alan olan çatıya proje ve ruhsata aykırı olarak teras açtığını, binanın dış görüntüsünün diğer kat maliklerinin rızası olmadığı halde bozarak haksız müdahalede bulunduğunu, bu nedenle ortak alandaki projeye aykırılığın giderilerek projeye uygun hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından projeye aykırılık iddialarının yerinde olmadığını, yapı kayıt belgesi alınan yapılar bakımından ilgili belediyeler tarafından idari para cezası tahakkuk ettirilmeyeceğini, yıkım kararları verilemeyeceğini daha önce verilen bu tür kararların da infaz edilemeyeceğini, davalının yapı kayıt belgesi aldığını, ancak bu başvuru sırasında bağımsız bölüm ve teras alanlarının ölçülerinde bazı teknik yanlışlıklar yapıldığı anlaşıldığından yine yasal süresi içinde düzeltme beyanı başvurusu yapıldığını ve gerekli koşullar yerine getirilerek yeni bir yapı kayıt belgesi alındığını, belirtilen bu durum karşısında davalının A Blok çatı piyesinin örtüsünü kaldırmak suretiyle teras açmasının dava tarihi itibarıyla kanuna aykırı olmaktan çıktığını, bu nedenle de herhangi bir haksız müdahale ya da projeye aykırılıktan bahsedilemeyeceğini, davanın bu yönü ile de hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; dava konusu taşınmazda ortak kullanımı içerisinde kalan projeye aykırı olarak yapılan pergolenin ve terasa çıkış için yapılan PVC doğramanın sökülmesine, çatı eğimine göre yüksek kalan duvarların yıkılmasına, çatı eğimine uygun olacak şekilde ahşap veya çelik dikmelerin dikilerek alanın OSB levha malzemesi kullanılarak ve üstünün kiremit kaplanarak kapatılıp su ve ısı izolasyonu yapılarak çatının eski hale getirilmesine, taraflara projeye aykırılıkları gidermesi için kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün süre verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mimari projesi, vaziyet planı ve teknik bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davalının çatıyı kaldırarak açık teras düzenlenmesi yaptığını, duvarlar tesis ettiğini, bunun yanı sıra bina görselini etkileyecek tarzda pergole ile yükselterek bu alanı kapattığını; söz konusu imalatın onaylı mimari projeye aykırı olduğunun tespit edildiğini, taşınmazın çatısının ortak kullanım alanı olduğunu, davalının ortak kullanım alanında projesine aykırı kendi tasarruf edebileceği alan tesis ettiğini, söz konusu imalatın mimari projeye ve ruhsata aykırı olduğunu, bunun yanı sıra davalı yanca yapı kayıt belgesi verildiği savunulmuş ise de söz konusu taşınmaza 634 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olmakla yapı kayıt belgesinin muteber yönü bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


