Ana Sayfa / Emsal Kararlar

Yayınlar

Emsal Kararlar

Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.

Velayetin Değiştirilmesi Davasında 14 Yaşındaki Çocuğun Beyanı ve Çocuğun Üstün Yararı

Velayetin Değiştirilmesi Davasında 14 Yaşındaki Çocuğun Beyanı ve Çocuğun Üstün Yararı

Boşanma sırasında verilen velayet kararı, çocuğun yaşamı boyunca değişmeyen bir düzen değildir. Çocuğun yararı gerektirdiğinde velayet, bir ebeveynden alınarak diğerine verilebilir.

Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda "çocuk ne istiyor?" sorusu davanın merkezine yerleşir. Bu rehber; hâkimin hangi hususlara baktığını, çocuğun beyanının ağırlığını ve sürecin nasıl işlediğini anlatır.

✅ Hızlı Bakış

  • Dayanak: TMK m.183, 349 ve 351/1
  • Görevli mahkeme: Aile Mahkemesi
  • Temel ölçüt: Çocuğun üstün yararı
  • İstinaf süresi: Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta

Velayetin Değiştirilmesi Davası Hangi Hallerde Açılır?

Kısa cevap: Velayeti boşanma kararıyla bir ebeveyne bırakılmış çocuğun yararı, sonradan ortaya çıkan yeni olgularla zedeleniyorsa diğer ebeveyn velayetin değiştirilmesini isteyebilir. Dayanak, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 183., 349. ve 351/1. maddeleridir.

Velayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz. Koşullar değiştiğinde veya velayetin değiştirilmesini gerektiren haklı bir sebep ortaya çıktığında hâkim, çocuğun yararına uygun yeni bir düzen kurabilir.

Velayetin Değiştirilmesini Haklı Kılan Başlıca Sebepler

  • Velayet sahibi ebeveynin çocuğa şiddet uygulaması veya çocuğu ihmal etmesi
  • Çocuğun bakım, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanamaması
  • Çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin sistematik biçimde engellenmesi
  • Velayet sahibi ebeveynin yaşam koşullarının çocuğun aleyhine değişmesi
  • Velayet sahibi ebeveynin ölümü

ℹ️ Değiştirme ile Kaldırma Aynı Şey Değildir

Velayetin değiştirilmesinde velayet bir ebeveynden alınıp diğerine verilir. Velayetin kaldırılması ise TMK m.348'deki daha ağır sebeplere bağlıdır ve çocuğa vasi atanmasını gündeme getirebilir.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Ebeveynin yeniden evlenmesi veya başka bir yere taşınması tek başına velayetin değişmesi için yeterli sayılmaz. Bu olguların çocuğun yararını nasıl etkilediği delillerle ortaya konmalıdır.

Velayet Değişikliğinde Hâkim Hangi Hususları Dikkate Alır?

Kısa cevap: Temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı ve gelişimi, görüşü, ebeveynlerin bakım imkânları, uzman raporları ve yaşadığı ortamın güvenliği birlikte değerlendirilir.

Ebeveynlerin istekleri ve aralarındaki çekişme değil, çocuğun gelişimi belirleyicidir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınır; ancak bu durumun çocuğun bakımına ve gelişimine yansıması önem taşır.

Çocuğun Üstün Yararı Tüm değerlendirmenin merkezidir. Ebeveyn talepleri ikinci planda kalır.
Yaş ve Gelişim Düzeyi Ergenlik gibi gelişim dönemlerinin duygusal ve sosyal ihtiyaçları gözetilir.
Çocuğun Görüşü İdrak çağındaki çocuk dinlenir ve tercihi değerlendirmeye alınır.
Bakım İmkânları Konut, hijyen, eğitim desteği, ebeveynin zamanı ve bakım motivasyonu incelenir.
Yaşam Ortamı ve Güvenlik Okul, çevre, şiddet veya ihmal iddiaları ve alınmış koruma tedbirleri araştırılır.
Diğer Ebeveynle İlişkiye Tutum Çocuğun diğer ebeveynle bağını destekleyen veya engelleyen davranışlar tartılır.

Bu Hususlar Hangi Delillerle Değerlendirilir?

  • Sosyal inceleme ve ev incelemesi raporları
  • Çocuğun uzman eşliğinde dinlenmesi
  • Tanık beyanları
  • Okul ve sağlık kayıtları
  • Şiddet iddialarında darp raporu, soruşturma belgeleri ve koruma tedbiri kararları
  • Nüfus kayıtları ve önceki boşanma ilamı

14 Yaşındaki Çocuğun Tercihi Velayeti Belirler mi?

Kısa cevap: Tek başına belirlemez, ancak ağırlığı yüksek bir ölçüttür. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır; son kararı hâkim, çocuğun üstün yararına göre verir.

Çocuğun görüşünün alınması uluslararası sözleşmelerle de güvence altındadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3. ve 6. maddeleri bu hakkı düzenler.

Uygulamada yaklaşık 8 yaş ve üzerindeki çocuklar genellikle idrak çağında kabul edilir. 14 yaşındaki bir çocuğun ise kendisini ilgilendiren konularda bilinçli bir görüş oluşturabilecek gelişim düzeyinde olduğu değerlendirilir.

Çocuğun Beyanı Nasıl Alınır?

Dinleme, çocuğa uygun bir ortamda ve çoğunlukla pedagog gibi bir uzman eşliğinde yapılır. Amaç çocuğu taraf seçmeye zorlamak değil, gerçek duygu ve düşüncesini öğrenmektir.

Çocuğun tercihi, kendi aleyhine bir sonuç doğurmayacaksa dikkate alınır. Bu nedenle beyan, çocuğun güvenliği ve gelişimiyle birlikte değerlendirilir.

Hâkim Beyanın Değerini Nasıl Ölçer?

Beyanı Güçlendiren Unsurlar
  • Açık ve tutarlı olması
  • Zaman içinde istikrarlı kalması
  • Gerekçelerin somut anlatılması
  • Uzman raporlarıyla uyumlu olması
  • Baskı izlenimi vermemesi
Beyanı Zayıflatan Unsurlar
  • Ezberlenmiş veya yönlendirilmiş izlenimi
  • Birbiriyle çelişen beyanlar
  • Yalnızca maddi vaatlere dayanan tercih
  • Raporlardaki tespitlerle uyumsuzluk

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Çocuğun dava sürecinde yönlendirildiği izlenimi, beyanın değerini düşürür. Uzman raporları, çocuğun isteğinin kendi duygu ve düşüncelerine dayanıp dayanmadığını da inceler. Çocuğu baskı altına almak hem çocuğa zarar verir hem de davayı olumsuz etkileyebilir.

Çocuğun beyanı hâkimi bağlamaz. Çocuğun yararı aksini gerektiriyorsa tercih dışında karar verilebilir. Buna karşılık beyan; uzman raporları, fiilî yaşam koşulları ve diğer delillerle örtüştüğünde karar üzerinde güçlü etki yaratır.

Sosyal İnceleme Raporu ve Pedagog Beyanı Neden Önemli?

Kısa cevap: Aile mahkemelerinde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar (4787 sayılı Kanun m.5) ebeveynler ve çocuk hakkında inceleme yapar. Hâkim bu raporlara büyük önem verir, ancak yalnızca raporla bağlı kalmaz.

Uzmanlar ev incelemesi yapar, ebeveynlerle ve çocukla görüşür. Ebeveynin iletişimi, bakım motivasyonu, konutun uygunluğu ve çocukla ilişkisi raporlara yansır.

Raporlarda Genellikle Neler Değerlendirilir?

  • Ebeveynin iletişim ve bakım becerisi
  • Konutun fiziksel koşulları ve hijyen düzeyi
  • Çocuğun gelişim düzeyi ve ihtiyaçları
  • Çocuğun her iki ebeveynle ilişkisi
  • Kişisel ilişkinin nasıl kurulması gerektiğine dair öneri

Rapor yalnızca bir ebeveyni kapsıyorsa mahkeme diğer ebeveyn için de inceleme yaptırabilir. Farklı kurumlardan alınan raporlar farklı sonuçlara varabilir; hâkim tümünü diğer delillerle birlikte değerlendirir.

ℹ️ Rapora İtiraz

Eksik inceleme, hatalı tespit veya tarafsızlığa ilişkin itirazlar dilekçeyle ileri sürülebilir. Mahkeme gerekli görürse ek rapor isteyebilir.

Kurum Bakımı veya Koruma Tedbiri Velayet Davasını Nasıl Etkiler?

Kısa cevap: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında bakım tedbiri alınmış olması velayet davasının sonucunu kendiliğinden belirlemez. Ancak çocuğun yaşam koşulları ve güvenliği hakkında önemli bir veri olarak değerlendirilir.

Bakım tedbiri (5395 sayılı Kanun m.5/1-c) çoğu zaman ayrı bir dosyada yürür. Velayet davasında hâkim; çocuğun kurumda bulunmasını, kurumda kalma veya ayrılmaya ilişkin isteğini ve ebeveynlerin durumunu birlikte tartar.

Şiddet iddiası varsa ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri de gündeme gelebilir.

Şiddet ve İhmal İddialarında Hangi Belgeler Önemlidir?

  • Darp raporu ve sağlık kayıtları
  • Savcılık soruşturma belgeleri
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları
  • Okul rehberlik servisi kayıtları
  • Tanık beyanları, mesaj ve ses kayıtları

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Delil toplarken hukuka aykırı yöntemlerden kaçınılmalıdır. Hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemece karara esas alınamaz (HMK m.189/2).

Velayet Değişince Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenir?

Kısa cevap: Velayeti kaybeden ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı devam eder (TMK m.323). Hâkim; çocuğun yaşını, eğitimini ve ebeveynlerin yaşadığı yerleri gözeterek görüşme günlerini belirler.

Ebeveynler farklı illerde yaşıyorsa görüşmeler genellikle daha uzun, ancak daha seyrek aralıklarla planlanır.

Düzenlemede Sık Görülen Unsurlar

  • Ayda bir hafta sonu görüşme
  • Yaz tatilinde belirli bir süre birlikte geçirme
  • Dini ve milli bayramlarda belirli saatlerde görüşme
  • Doğum günü, gösteri, mezuniyet gibi etkinliklere katılım
  • Telefon ve internet üzerinden görüşme imkânı
  • Eğitim, sağlık ve davranış kuralları konusunda karşılıklı bilgilendirme

Kişisel ilişki düzenine uyulmaması, ileride velayetin yeniden değiştirilmesi sebebi olabilir. Hâkim bu durumu kararda taraflara ihtar eder (TMK m.182/2).

ℹ️ Kararın Uygulanması

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının uygulanması, uygulamada adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri eliyle yürütülür.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır?

Kısa cevap: Dava, yetkili Aile Mahkemesi'ne verilen dilekçeyle açılır. Uygulamada yetki çocuğun yerleşim yerine göre belirlenir; tereddüt varsa dava açılmadan önce netleştirilmelidir.

1
Delillerin hazırlanması: Nüfus kayıtları, boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi, raporlar, mesajlar ve okul-sağlık kayıtları toplanır.
2
Dava dilekçesi: Velayet talebi, gerekçeleri ve istenen kişisel ilişki düzeni açıkça yazılır.
3
Geçici velayet talebi: Gerekirse yargılama sürerken çocuğun geçici olarak diğer ebeveynin yanında kalması istenir.
4
Sosyal inceleme: Uzmanlar ev incelemesi yapar ve ebeveynlerle görüşür.
5
Çocuğun ve tanıkların dinlenmesi: Çocuk uzman eşliğinde dinlenir, tanık beyanları alınır.
6
Karar ve istinaf: Hâkim, kesinleşmeyi beklemeden velayet ve kişisel ilişki düzenini tedbiren uygulatabilir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftadır. Sürenin kaçırılması kararın kesinleşmesine yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Velayetin değiştirilmesi davası ne kadar sürer?

Sabit bir süre yoktur. Sosyal inceleme raporlarının sayısı, çocuğun dinlenmesi, tanık beyanları ve mahkemenin iş yükü süreyi etkiler. Dosyanın baştan eksiksiz hazırlanması süreci kolaylaştırır.

Çocuk bir ebeveynle yaşamak istediğini söylerse velayet otomatik olarak değişir mi?

Hayır. Çocuğun görüşü önemli bir ölçüttür ancak bağlayıcı değildir. Hâkim; uzman raporlarını, çocuğun yaşam koşullarını ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek çocuğun üstün yararına göre karar verir.

Velayet değişirse diğer ebeveyn çocuğu görebilir mi?

Evet. Velayeti kaybeden ebeveynin çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkı devam eder (TMK m.323). Görüşme günleri ve saatleri hâkim tarafından çocuğun yararı gözetilerek belirlenir.

Velayetin değiştirilmesi kararına karşı hangi yola başvurulur?

Karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurulur. Başvuru süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftadır (HMK m.345).

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Velayetin değiştirilmesi, çocuğun yaşamını doğrudan etkileyen ve delillerin doğru kurgulanmasını gerektiren bir davadır. Çocuğun beyanı, uzman raporları ve yaşam koşullarına ilişkin deliller birlikte değerlendirildiği için sürecin başında hukuki destek almak önemlidir. Velayet, kişisel ilişki veya çocuğun korunmasına ilişkin sorularınız için İstanbul Anadolu Yakası'nda Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki danışmanlık için iletişime geçin →

Emsal Aile Mahkemesi Kararı (İlk Derece)

T.C. ARDAHAN AİLE MAHKEMESİ    Esas-Karar No: [KARARTILDI] - 2026/237

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ARDAHAN
AİLE MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : [KARARTILDI]
KARAR NO : 2026/237
HAKİM : [KARARTILDI]
KATİP : [KARARTILDI]
DAVACI : [ANNE] - [KARARTILDI]
VEKİLİ : Av. ABDULLAH GÜRSU - [KARARTILDI] UETS
DAVALI : [BABA] - [KARARTILDI]
DAVA : Velayetin Değiştirilmesi
DAVA TARİHİ : 26/03/2026
KARAR TARİHİ : 25/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Velayetin Değiştirilmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 26/03/2026 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davaya konu çocuğun 25/03/2026 tarihinde koruma altına alındığını, yaşadığı şiddete daha fazla dayanamayan [ÇOCUK], 25/03/2026 tarihinde bizzat şikayetçi olduğunu, şikayet üzerine yetkili makamlar tarafından çocuk hakkında koruma kararı verildiğini, bu husus davacının polis memurları tarafından bilgilendirilmesi üzerine öğrenildiğini, bu koruma kararı, çocuğun mevcut yaşam koşullarında ciddi bir tehlike altında bulunduğunun resmi makamlarca tespit edildiğini gösterdiğini, koruma kararının varlığı, velayetin değiştirilmesi talebinin aciliyetini somut biçimde desteklediğini, boşanma kararı ve mevcut velayet durumu davacı ile davalı [BABA], [KARARTILDI] tarihinde evlendiklerini, bu evlilikten [KARARTILDI] doğumlu [DİĞER ÇOCUK] ve [KARARTILDI] doğumlu [ÇOCUK] isimli iki müşterek çocukları dünyaya geldiğini, taraflar arasındaki boşanma davası İstanbul Anadolu 21. Aile Mahkemesi’nin [KARARTILDI] E., 2024/813 K. sayılı kararıyla sonuçlandığını, TMK m. 166/1 uyarınca tarafların boşanmalarına ve her iki müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacı sonrasında yeni bir evlilik yaparak düzenli bir aile hayatı kurduğunu, [KARARTILDI] ikamet ettiğini, kızının bakımı ve eğitimi için gerekli maddi ve fiziki imkanlara sahip olduğunu, velayetin değiştirilmesi davasında, velayet hakkının kullanıldığı dönemdeki fiili koşullar ve çocuğun üstün yararı olduğunu, [ÇOCUK] [KARARTILDI] doğumlu olup halihazırda 14 yaşında olduğunu, idrak çağında bulunan çocuğun dinlenmesi halinde; annesiyle kalmak istediğini, babasının yanında mutsuz olduğunu, baskı ve şiddete maruz kaldığını beyan ettiğini, tüm bu nedenlerle yargılama süresince [ÇOCUK]'un geçici velayetinin davacı anneye verilmesine, mevcut koruma kararının kaldırılarak çocuğun davacıya teslimine, [KARARTILDI] doğumlu [ÇOCUK]'un velayetinin davalı babadan alınarak davacı anneye verilmesine, babayla bu aşamada kişisel ilişki kurulmamasına, şayet kurulacak ise Adli Destek Biriminde bu ilişkinin kurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Taraflara dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğe çıkartılmış, çıkartılan davetiyeler usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş ve taraf teşkili sağlanmıştır.

Davalının mahkememize sunmuş olduğu 11/05/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Davacının açmış olduğu davayı kabul etmediğini, davacı ile boşanmalarına karar verilen İstanbul Anadolu 21. Aile Mahkemesinin [KARARTILDI] esas sayılı dava dosyasını iş bu dosya arasına delil olarak alınmasını talep ettiğini, kızının 5 yaşından bu yana kendisi ile birlikte yaşadığını, davacının yıllarca çocuklarını arayıp sormadığını, kızının ilk defa 14 yaşına geldiğnide annisini sosyal medya üzerinden bulduğunu, kızının kendisini buluncaya kadar annesi onunla irtibat kurmadığını, kızı ile irtibat kurduktan sonra kızına İstanbul da daha lüks ve rahat hayat sunmayı vaade ederek kafaya aldığını, davacının çocuğunu olumsuz etkilediğini, kızının telefon sahibi olmak ve kontrolsüz şekilde yaşına uygun olmaya bilgi ve olaylarla temas etmek sonucunda kontrol edilemez hale geldiğini, kızının şuan koruma altında olduğnuu, çocuğunun yıllar sonra ortaya çıkarak huzursuz ve rahatsız ettiğini, kızının psikolojisini derinden sarsacak işler yaptırdığını, babası olarak şahsına iftira attırdığını, kızının olumsuz etki altında kalmasından rahatsız olduğunu, kızını İstanbul'a götürecek olursa hayat boyu onu kaybetmekten ve sağlıksız birey olarak yetişeceğinden endişelerinin olduğunu, bu sebeple davacının velayet talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Ardahan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 1912 sayı ve 11/05/2026 tarihli raporunda özetle; Ardahan Aile Mahkemesinin 01.05.2026 tarih ve [KARARTILDI] numaralı Hukuk Davası Dosyası ile çocuk [ÇOCUK] hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 5/1/c maddesi gereğince Bakım tedbiri kararı bulunduğu bilgisi edinilmiş olup çocuk [ÇOCUK] ile ilgili baba [BABA]'ın ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirdiği ve bu konuda istekli olduğu, çocuğuna doğru-yanlış, suç-ayıp vb. eğitsel değerleri verebilecek yeterlilikte olduğu, yaşadığı ortamın çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından uygun olduğu, evin hijyen koşullarının yeterli düzeyde olduğu, çocuğuna olumsuz bir davranış içerisinde olması durumunda doğru davranışa yönlendirebilecek yeterliliğinin olduğu, çocuğunun velayetini istediği ancak anne [ANNE]'nin Ardahan ilinde yaşamadığı, çocuğun velayeti hakkında karar vermek için anne ile de mesleki çalışma yapılması gerektiği düşünüldüğünden çocuk [ÇOCUK]'un velayetinin annenin de durumu değerlendirildikten sonra karara bağlanmasının çocuğun üstün yararına olacağı şeklinde kanaat bildirir rapor tanzim edildiği anlaşıldı.

İstanbul Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri İl Müdürlüğünün talimat yolu ile alınan 15/04/2026 tarihli raporunda özetle; Davacının iletişiminin açık ve akıcı olduğu, beyanlarının tutarlı ve samimi olduğu, çocuğun bakımına yönelik motivasyonunun yüksek olduğunu, ifadelerinde samimi ve içten bulunduğu annelik motivasyonunun yüksek olduğu değerlendirildiğini, yapılan ev incelemesinde ve sosyal değerlendirmede fiziksel ve sosyal koşullarının çocuk bakımına uygun olduğu kanaati edinildiğini, velayet açısından olumsuz bir duruma rastlanmadığını, ancak nihai değerlendirmenin, müşterek çocuk ve davalı baba ile yapılacak görüşmeler doğrultusunda, ilgili mahkeme tarafından verilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir.

Ardahan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 464 sayı ve 04/08/2026 tarihli raporunda özetle; Çocuğun fiziksel gelişimi, düşünce yapısı birlikte değerlendirildiğinde çocuğun gelişiminin ergenlik gelişim dönemi ile paralellik gösterdiği ve ergenlik döneminde bulunan kız çocuğunun kimlik gelişimi, duygusal gereksinimleri ve kadın rol modeline duyduğu ihtiyaç dikkate alındığında, anne ile kurduğu sağlıklı ilişkinin desteklenmesinin çocuğun üstün yararına hizmet edeceği izlenimi oluştuğundan, çocuğun velayet konusunda açık ve tütarlı biçimde annesiyle yaşamak istediğini ifade etmesi, bu isteğin herhangi bir baskı veya yönlendirmeden ziyade kendi duygu ve düşüncelerine dayandığının anlaşılması annenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarına duyarlılık göstermesi ve anne ile kız çocuğu arasındaki ilişkinin baba tarafından engellenmesine rağmen güçlenerek devam etmesinin çocuğun gelişiminin olumlu yönde etkileyeceği değerlendirildiğinde çocuğun velayetinin anne [ANNE]'ye verilmesi çocuğun yüksek yararına uygun olacağı değerlendirildiğini, ve çocuğun baba ile kişisel ilişki kurmasını engelleyerek herhangi bir olumsuzluğun gözlemlenmediği, çocuğun da baba ile görüşme yönünde istekli olduğunu ifade ettiği, ergenlik döteminde bulunan çocuğun her iki ebeveyni ile düzenli ve sağlıklı iletişim kurmasının kimlik gelişimi, duygusal gelişimi ve psiko- sosyal uyumu açısından önem arz ettiği, baba ile sürdürülecek düzenli kişisel ilişkinin baba- çocuk arasındaki duygusal bağın korunmasına ve güçlenmesine, çocuğun kendisini her iki ebeveyni tarafından desteklenmiş ve değerli hissetmesine katkı sağlayacağı bu doğrultuda kişisel ilişkinin çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, eğitim hayatı ve sosyal yaşamı gözetilerek çocuğun üstün yararı esas alınmak suretiyle kişisel ilişkinin baba [BABA] ile tesis edilmesinin uygun olacağına ilişkin rapor tanzim edilmiştir.

Çocuk [ÇOCUK] 20/05/2026 tarihli duruşmadaki beyanında;" Ben velayetimin anneme verilmesini istiyorum. Velayetimin babamdayken annem ile görüşürken benim için sorun oluyordu dolayısıyla annem ile yaşamak istiyorum. Babam benim kaydımı [KARARTILDI] Ortaokuluna almıştı bende o okula devam edemedim dedi." demiştir.

Talimat yolu dinlenen tanık [TANIK] beyanında; Davacı eşimdir, 2025 Eylül ayında evlendik, davacı ve davalı 3 yıl önce boşanmışlar, müşterek 2 çocuğun velayeti babaya verilmiştir, davacının velayeti kendi isteğiyle bırakmadığını biliyorum, kişisel ilişki günlerini bilmiyorum, eşim görüşmek istediğinde çocuklarla görüşemiyor, 6 ay önce çocukları görmeye gittiğimizde onlara birer telefon aldık, en son babası kız çocuğunun telefonunu kırmış genelde o arıyordu, çocuklar uzun tatillerde de davacının yanına gelemiyorlar, kız çocuğu babasından şiddet gördüğünden dolayı kurum bakımına alındı, kız çocuğu davacıya babam beni evlendirecek demiş, davacı [KARARTILDI]'ta çalışıyor, bana ait evde yaşıyoruz bizimle yaşayan başka biri yoktur, benim de ilk evliliğimdir, evimizde kız çocuğu için bir oda hazırladık, eşimin mal varlığı yoktur, maaşı 50.000 TL 'dir, davalı ne iş yapar mali durumu nedir bilmiyorum, kız çocuğu kendilerine bakan kimsenin olmadığını, zaman zaman aç kaldığını söylüyor, ben de eşimin yanında olduğum için bu konuşmaları duyuyorum,

Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu; Ardahan 'a toplam 3 kez gittik, ilk gidişimizde kızı görmeye gitmiştik, babası önce izin verdi daha sonra da yolumuzu kesip " çocuğu kaçıracaksınız " gibi laflar söyleyerek kavga çıkartmaya çalıştı, ikinci gidişimizde de mahkemeye gittik, mahkeme kararı ile bakım evinde görebildik, çocuklardan erkek olanı babadan dolayı anne ile görüşmeye yanaşmıyor, erkek çocuğunu da davalı [KARARTILDI]'ya gönderdiğini kız çocuğuna söylemiş, kız çocuğu davacı eşimin yanına gelmek istediği için bu davayı açtık, kız çocuğu yatılı okulda kalıyor, haftasonu eve geliyor, davalı başka bir evlilik yaptı mı bilmiyorum beyanlarım bundan ibarettir. Dedi. Beyanı okundu, imzası alındı." demiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Gerekçe;

Dava, Babada olan velayetin değiştirilerek anneye verilmesi talebine ilişkindir.

Çocukların velayetinin ve çocuklarla şahsi ilişki hususunda esas olan çocukların üstün yararıdır.

Velayetin değiştirilmesi davası, velayet hakkı kendisinde olmayan eşin, boşanma ile velayet hakkı kendisine bırakılan eş veya çocukta meydan gelen birtakım değişikliklerin gerektirmesi üzerine açtığı bir dava olup bu davalarda çocuğun yüksek yararı gözetilerek ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1575 E. 2018/672 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere velayete ilişkin kararların kesin hüküm oluşturmadığı, velayete ilişkin karardan sonra koşulların değişmesi (TMK m.183, 349, 351/1) veya velayetin değiştirilmesini gerektiren haklı bir sebebin bulunması hâlinde mahkemece velayetin değiştirilmesine karar verilebileceği anlaşılmıştır.

Velayetin anne ya da babaya verilmesi, daha çok çocuğu ilgilendiren, onun menfaatine ilişkin bir husus olduğuna göre, gerek Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6.maddelerinde yer alan hükümler, gerekse velayete ilişkin yasal düzenlemeler karşısında, velayeti düzenlenen çocuğun, idrak çağında olması hâlinde, tercihi onun aleyhine bir sonuç doğurmayacaksa, kendisini yakından ilgilendiren bu konuda ona danışılması ve görüşünün alınması gerekir. O halde velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan, velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır.

Davacının iddiasına, davalının savunmasına, taraflara ait aile nüfus kayıt tablosuna, 15/04/2026, 11/05/2026 ve 04/08/2026 tarihli tarihli uzman raporlarına ve tüm dosya kapsama göre; işbu dosya kapsamına konu velayet değişikliği istenen çocuk [ÇOCUK]'un [KARARTILDI] doğum tarihli olup 14 yaşında olduğu, yaşı ve gelişim düzeyi itibariyle kendisi ile ilgili konularda sağlıklı ve bilinçli bir görüş oluşturabilecek durumda olduğu anlaşılmakla, duruşma esnasında pedagog eşliğinde alınan beyanında annesi ile yaşamak istediğini, velayetinin annesine verilmesini istediğini açık ve istikrarlı bir şekilde ifade etmiş olduğu, yine dosya kapsamında alınan sosyal inceleme raporları ile velayetin anne [ANNE]'ye verilmesinin, baba [BABA] ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasının çocuğun üstün yararına uygun olacağı değerlendirilmiştir. Çocuğun halen kurumda bulunması, babasının yanında kalmak istememesi, annesi ile yaşamak istemesi yönündeki açık beyanı, sosyal inceleme raporlarının da anne yanında yaşamasının çocuğun üstün yararına uygun olduğu yönünde olması, çocuğun yaşı, kız çocuğu olması nedeniyle gelişimsel ihtiyaçları açısından anne yanında olmasının çocuğun üstün yararına olacağı, annenin çocuğun velayetinden doğan görev ve sorumlulukları üstlenebilir durumda olduğu velayetin babadan alınarak anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına olacağı sonuç ve kanaatine varıldığından çocuğun üstün yararı gereği davanın kabulü ile velayeti babada bulunan müşterek çocuk [ÇOCUK]'un velayetinin babadan alınarak davacı anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında uygun şekilde kişisel ilişki kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Açılan davanın KABULÜ ile, [KARARTILDI] de nüfusa kayıtlı [KARARTILDI] T.C. Kimlik nolu, [BABA] ve [ANNE] kızı, [KARARTILDI] doğumlu [ÇOCUK]'un VELAYETİNİN davalı baba [BABA]'dan alınarak, [KARARTILDI] de nüfusa kayıtlı [KARARTILDI] T.C. Kimlik nolu, [KARARTILDI] kızı, [KARARTILDI] doğumlu davacı anne [ANNE]'ye VERİLMESİNE, karar keşinleşinceye kadar velayet hususunun bu şekilde tedbiren UYGULANMASINA,

2-Davalı baba [BABA] ile velayeti davacı anneye verilen müşterek çocuk [KARARTILDI] T.C. Kimlik nolu [ÇOCUK] arasında" Tarafların farklı illerde bulunmaları nedeniyle Her ayın 1. Hafta sonu cumartesi günü saat 10.00'dan pazar günü saat 18.00'a kadar, her yıl ağustos ayının ilk günü saat 10.00'dan son günü saat 18.00'a kadar, dini ve milli bayramların ikinci günü saat 10.00'dan akşam saat 18.00'a kadar, davalı babanın çocuğun doğum günü, gösteri, mezuniyet gibi etkinliklere katılabilmesi çocukla ilgili eğitim, sağlık, davranış kuralları gibi konularda ve sorumlulukların paylaşılması hususunda tarafların birbirlerini bilgilendirmelerinin ve çocuğun ihtiyaç duyduğu her an davalı baba ile telefon internet aracılığı ile görüşebilmesi" şeklinde kişisel ilişki kurulmasına, karar keşinleşinceye kadar kişisl ilişkinin bu şekilde tedbiren UYGULANMASINA,

3-Velayeti kendisine verilen tarafın müşterek çocuğun mallarının dökümünü gösterir defter tutarak mahkememize sunmasına; aksi takdirde TMK'nun 360 ve 361'inci maddelerinin uygulanacağının ihtarına (ihtar edildi)

4-Davaya konu çocuk [ÇOCUK]'un hakkında verilen Acil Koruma kararının mahkememizin [KARARTILDI] esas sayılı dosyası üzerinden değerlendirilmesine,

5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan; 732,00-TL Başvuru Harcı, 732,00-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.068,20-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.532,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Talebi halinde kararın taraflara tebliğine,

9-Davacının yatırmış olduğu gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesini müteakip davacıya iadesine, kalan avansın iadesi için yapılacak tebliğ giderinin 6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca iade edilecek avanstan karşılanmasına,

Dair davacı vekilinin ve davalının yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTALIK YASAL süre içerisinde Erzurum Bölge Adliyeleri Mahkemeleri nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi. 25/09/2026

Katip [KARARTILDI]
e-imzalı
Hakim [KARARTILDI]
e-imzalı

"Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız."

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1