Vasiyetnamenin İptalinde "Baskı ve Yönlendirme" İddiası: Yargıtay Neden Somut Delil Arıyor?

Miras hukuku pratiğimizde en sık karşılaştığımız tablolardan biri şudur: İleri yaştaki bir mirasbırakan (muris) vefat eder, geride bir vasiyetname bırakır ve mirastan beklediği payı alamayan yasal mirasçılar haklı olarak şu itirazla ofisimizin kapısını çalar: "Babam/Annem bu vasiyetnameyi kendi hür iradesiyle yazmış olamaz, kesin baskı yaptılar!"

Müvekkil açısından son derece insani ve çoğu zaman gerçeği yansıtan bu iddia, mahkeme salonuna taşındığında maalesef "hisler" üzerinden yürütülemiyor. Yargıtay'ın güncel içtihatları, özellikle manevi baskı (ikrah) ve yönlendirme iddialarında ispat çıtasını oldukça yüksek tutuyor.

Güncel Yargıtay Kararı Ne Diyor?

Yargıtay 7. HD, 06.10.2025 T. (2025/2897 E. 2025/4083 K.) sayılı kararında oldukça net bir çizgi çekmiştir: 88 yaşındaki murisin vasiyetnameyi davalıların baskısıyla yaptığı yönündeki davacı tanıklarının beyanları "soyut ifade" olarak değerlendirilmiş ve sırf bu beyanlara dayanılarak vasiyetnamenin iptaline karar verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Kararda, Adli Tıp Kurumu'nun murisin fiil ehliyetinin tam olduğuna dair raporu da bu sonucu desteklemiştir.

Tanık Beyanları Neden Tek Başına Yeterli Görülmüyor?

Vasiyetname, sıkı şekil şartlarına tabi, resmi memur (genelde noter) huzurunda yapılan bir işlemdir. Noter, işlemi yaparken ilgilinin iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığını yüzeysel de olsa kontrol etmekle yükümlüdür. TMK kapsamında resmi bir işlemin iptali talep ediliyorsa, ispat yükü davacıdadır (HMK m. 190).

Uygulamada, "Tanıklarımız var, babamın baskı altında olduğunu gördüklerini söyleyecekler" yaklaşımı genellikle davayı kaybettirir. Çünkü hakim şu soruyu soracaktır: "Baskı hangi tarihte, nerede, hangi somut eylemle gerçekleşti ve murisin iradesini nasıl fesada uğrattı?" "Sürekli telkin ediyorlardı", "Yanından hiç ayrılmıyorlardı" gibi ifadeler, hukuken manevi ikrah (korkutma) seviyesine ulaşmadıkça vasiyetnameyi geçersiz kılmaz.

Vasiyetnamenin İptalinde İspat Stratejisi

ZAYIF İSPAT Soyut Tanık Beyanı
"Onu kandırdılar, baskı yaptılar."
GÜÇLÜ İSPAT (SOMUT DELİL) Zaman ve Mekan İçeren Eylem + Sağlık Raporları
"İmza günü hastanedeydi, şu kişi tehdit etti, kamera/HTS kayıtları vb."

Somut Delil Nedir? Nasıl İspatlanır?

Vasiyetnamenin iptali davasında "baskı ve ikrah" argümanını başarıya ulaştırmak için iddiaların şu tarz somut olgularla desteklenmesi gerekir:

  • Sağlık Durumu ve Ehliyet: Murisin yaşı tek başına ehliyetsizlik nedeni değildir (Yargıtay 88 yaşındaki muris için fiil ehliyeti vardır demiştir). Ancak murisin vasiyetname tarihindeki sağlık evrakları, kullandığı ilaçlar, psikolojik durumunu gösterir raporlar ikrah iddiasını destekleyici yan delil olarak sunulmalıdır.
  • Olay Odaklı Tanık Beyanı: Tanığın genel geçer değil; "Vasiyetnamenin yapıldığı gün davalı, murisi odaya kilitleyerek şu sözlerle tehdit etti, ben de kapıdan duydum" gibi doğrudan görgüye dayalı, zaman ve mekan belirten net beyanları.
  • Fiziksel / Dijital İzler: Vasiyetname sürecinde murisin iradesinin hapsedildiğini gösteren HTS kayıtları (kimseyle görüştürülmemesi), kamera kayıtları, varsa savcılık şikayetleri.

Sonuç ve Stratejik Öneri

Eğer elinizde iptal sebebini kanıtlayacak derecede "somut" deliller yoksa, davayı sırf vasiyetnamenin iptali üzerinden kurgulamak büyük bir usul riskidir. Yukarıda paylaştığımız 2025 tarihli kararda da görüldüğü üzere, sadece soyut tanık beyanlarına dayalı iptal talepleri reddedilmektedir.

Böyle bir tabloda, yasal mirasçıların korunması için davanın terditli (kademeli) açılması, yani "Vasiyetnamenin iptali, bu mümkün olmazsa saklı payımızın ihlali nedeniyle Tenkis (İndirim)" talep edilmesi en güvenli hukuki stratejidir.

EMSAL KARAR TAM METNİ

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Tarih: 06.10.2025
Esas: 2025/2897
Karar: 2025/4083

Asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili, birleştirilen davada İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı ... vekilinin duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili 23.12.2011 tarihli dava dilekçesinde; tarafların mirasbırakanı ...'ın 24.10.2011 tarihinde vefat ettiği, muris tarafından ... . Noterliğinin 19.02.2010 tarihli ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile bir kısım mal varlığının davalılara bırakıldığı, 88 yaşında olan murisin davalıların baskı ve kandırması sonucu yaptığı vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/62 Esas sayılı davada davacı vekili 08.02.2012 tarihli dava dilekçesinde; tarafların mirasbırakanı ...'ın 24.10.2011 tarihinde vefat ettiği, muris tarafından ... . Noterliğinin 19.02.2010 tarihli ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile bir kısım mal varlığının davalılara bırakıldığı, 88 yaşında olan murisin davalıların baskı ve kandırması sonucu yaptığı vasiyetnamenin iptali; olmaz ise tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Birleştirme kararından önce Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 02.04.2013 tarihli ve 2012/62 Esas, 2013/183 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı
1. Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 02.04.2013 tarihli ve 2012/62 Esas, 2013/183 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 13.01.2014 tarih ve 2013/15647 Esas, 2014/77 Karar sayılı ilamında; davacı tanıklarının vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında davalıların baskı yaptıklarına ilişkin beyanlarının soyut ifadeden ibaret olup itibar edilemeyeceğini, mahkemece; vasiyetnamenin iptali için bir sebebin bulunmadığı gözetilerek iptal isteminin reddi ile davacı tarafın terditli olarak ileri sürdüğü tenkis talebinin incelenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Birleştirme Kararı
Mahkemeye açılan 2021/423 Esas sayılı eldeki dava dosyası ile Mahkemenin 2012/6 Esas sayılı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması gerekçesiyle, eldeki dava dosyasının Mahkemenin 2012/6 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme, 14.07.2023 tarihli ve 2012/6 Esas, 2023/303 Karar sayılı kararında; dava konusu vasiyetnamenin davalının telkin ve baskılarıyla yapıldığına dair iddianın davacı tarafça ispatlanamadığı, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumunun 27.02.2017 tarihli raporuna göre mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği, vasiyetnamenin iptalini gerektirir koşullarının oluşmadığından vasiyetnamenin iptali talebinin yerinde görülmediği, asıl ve birleştirilen davalarda davacıların terditli olarak talep ettikleri tenkis istemine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda vasiyetname ile saklı payın ihlal edilmediğinin tespit edildiği, bu nedenle tenkis talebinin de yerinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

D. Mahkemesine İade Kararı
1. Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 02.04.2013 tarihli ve 2012/62 Esas, 2013/183 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili ve birleştirilen davada davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2024/359 Esas, 2024/345 Karar sayılı kararı ile birleştirilen dosyada birleştirilme kararından önce verilen ilk kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesince bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyulduğu ve daha sonra asıl davayla birleştirme kararı verildiği, istinafa konu dosyanın daha önce temyize konu olması nedeniyle incelemesinin Yargıtayca yapılması gerektiği gerekçesiyle dosyanın Yargıtaya gönderilmek üzere geri çevrilmesine karar verilmiş, dosya Yargıtaya gönderilmiştir.
2. Dairemizin 22.10.2024 tarih ve 2024/1812 Esas, 2024/4727 Karar sayılı ilamında; daha önce Yargıtay denetiminden geçen birleştirilen 2021/423 Esas sayılı dosyanın “İstinaf’ kanun yoluna tabi olmadığı, ancak asıl dava olan 2012/6 Esas sayılı dosya yönünden ise karar tarihi 14.07.2023 olduğu ve bu dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararın "İstinaf" kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

V. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya yönelik yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, birleştirilen davanın kanun yolu incelemesi yapılması için dosyanın her halükarda Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece vasiyetnamenin iptali yönünden dinlenen tanıkların yok sayıldığını, mirasbırakanın dava konusu vasiyetnameyi manevi ikrah altında düzenlediğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin yerinde olmadığını, tenkis hesabı yapılırken taşınmazların satış bedelinin nazara alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, karar tarihine yakın güncel değerlerin esas alınması gerektiğini, Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine kaldırılmasını istemiştir.
2. Birleştirilen davada davacı temyiz dilekçesinde özetle; ... . Noterliğinde imzaladığı feragatnamenin geçersiz olduğunu, bu nedenle feragatnamede bahsi geçen taşınmazların tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğu, vekalet ücretinin hatalı olarak takdir edildiğini ileri sürerek Mahkemesi kararının lehine bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemine ilişkindir.
1. Asıl dava yönünden; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Birleştirilen dava yönünden; Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; birleştirilen davada davacı tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda VI-B-1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2. Yukarıda VI-B-3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleştirilen davada davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Birleştirilen dava yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Asıl dava yönünden kesin olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, her somut olay kendi özel şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hukuki süreçleriniz için mutlaka profesyonel destek alınız.

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1