Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Arkadaşını ziyarete giden ya da birkaç günlüğüne konaklayan bir kişi, evde yapılan aramada uyuşturucu bulunduğunda kendisini birdenbire şüpheli sıfatıyla bulabilir. Tutanakta ev sahibi ile misafir çoğu zaman yan yana yazılır ve soruşturma bu noktadan başlar.
Ceza hukuku ise bu durumu farklı değerlendirir. Ceza sorumluluğu şahsidir; bir kişinin uyuşturucu bulunan yerde bulunması, o maddeyle bağlantılı olduğunu göstermez. Mahkûmiyet için maddenin kişiyle somut bir irtibatı olduğunun ispatlanması gerekir. Bu yazıda misafir sıfatıyla bulunan kişinin sorumluluğu, aynı odada ele geçen maddenin delil değeri, aramada komşu hazır bulundurma şartı ve savunmada dikkat edilecek hususlar ele alınmaktadır.
İçindekiler
Hayır. Uyuşturucu bulunan bir evde misafir olarak bulunmak, tek başına suç oluşturmaz. Türk Ceza Kanunu m. 20/1 uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamaz. Ev sahibinin ya da evdeki başka bir kişinin bulundurduğu madde nedeniyle misafirin sorumlu tutulabilmesi için, maddenin o kişinin de hâkimiyet alanında olduğunun somut delillerle gösterilmesi gerekir.
Uygulamada sorun, arama anında evde birden fazla kişinin bulunmasıyla başlar. Kolluk, evde ele geçen maddeyi orada bulunan herkese yöneltebilir. Oysa suç isnadı, kişinin bulunduğu yerden değil, işlediği fiilden doğar.
ℹ️ Masumiyet Karinesi
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m. 38/4). Suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse beraat kararı verilir (CMK m. 223/2-e).
Yetmez. Maddenin aynı odada ele geçmesi bir şüphe işareti olabilir; ancak şüphe, mahkûmiyet için gereken kesin ispat yerine geçmez. Mahkemenin, maddenin odanın neresinde bulunduğunu, hangi eşyanın içinden çıktığını ve sanıkla bu yer arasında nasıl bir bağlantı bulunduğunu somut olarak ortaya koyması gerekir.
Madde ile paranın aynı poşet veya aynı gizleme yerinde bulunması, sanıkla madde arasında bağ kurulmasına imkân verebilir. Ayrı yerlerde bulunmaları ise bu bağı zayıflatabilir. Bu değerlendirme, dosyadaki tutanaklara ve tanık beyanlarına dayanılarak yapılır; varsayımla yapılamaz.
İrtibat, maddenin kişinin fiilî hâkimiyet alanında bulunup bulunmadığının araştırılmasıdır. Mahkeme bu araştırmayı arama tutanağı, tutanak mümzilerinin ve tanıkların beyanları, maddenin ele geçiriliş biçimi ve dosyadaki diğer delillerle yapar. İrtibat araştırılmadan kurulan hüküm, eksik araştırma nedeniyle Yargıtay denetiminde bozulabilir.
✅ İrtibat Kurulamazsa
Maddenin sanıkla bağlantısı ortaya konulamıyorsa, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından beraat kararı verilir (CMK m. 223/2-e). Arama hukuka aykırı bulunup deliller dışlandığında da dosyadaki diğer deliller mahkûmiyet için yeterli olmayabilir.
Aramada Cumhuriyet savcısı hazır bulunmuyorsa, konut ve işyeri gibi kapalı yerlerde o yerin ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişinin hazır bulundurulması gerekir (CMK m. 119/4). Bu kişiler arama sırasında orada değilse aramanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tartışmalı hâle gelir ve elde edilen delillerin hükme esas alınıp alınamayacağı sorusu doğar.
Tutanağa komşuların hazır bulunduğunun yazılmış olması, bu bilginin gerçeğe uygun olup olmadığının araştırılmasına engel değildir. Komşular tanık olarak dinlendiklerinde arama yerine sonradan geldiklerini ya da arama sırasında orada bulunmadıklarını söylerlerse, tutanak ile beyanlar arasında çelişki doğar. Bu çelişkinin giderilmesi için tutanak mümzileri ile hazirunların aynı oturumda dinlenmesi, gerektiğinde yüzleştirilmesi istenebilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Arama usulüne aykırı yapılmış sayılırsa, bu aramayla elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılır ve hükme esas alınamaz (CMK m. 206/2-a, m. 217/2). Arama hukuka uygun bulunursa bu kez maddenin sanıkla irtibatı ayrıca araştırılır. İki değerlendirme birbirinin yerine geçmez.
Arama usulündeki eksikliklerin sonuçları, hukuka aykırı arama nedeniyle verilen beraat kararları yazısında da incelenmiştir. Arama emrinin kapsamı ve üçüncü kişinin evinde bulunan delil konusu ise uyuşturucu davalarında hukuka aykırı arama ve rızaen teslim yazısında ele alınmaktadır.
Maddenin sanıkla bağlantısı kurulabilirse, hangi suçun oluştuğu fiilin niteliğine göre belirlenir. Satmak, satışa arz etmek ya da ticari amaçla bulundurmak TCK m. 188/3 kapsamında değerlendirilir ve on yıldan az olmamak üzere hapis cezasını gerektirir. Kişisel kullanım amacıyla bulundurma ise TCK m. 191/1 kapsamındadır ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. Ceza aralıkları kanun değişiklikleriyle güncellenebileceğinden, somut dosyada güncel metin kontrol edilmelidir.
Ayrım yapılırken şu hususlar birlikte değerlendirilir:
Telefon mesajlarının ve dijital kayıtların ticaret iddiasındaki ağırlığı uyuşturucu ticaretinde telefon mesajı ve dijital delil yazısında; kullanım sınırının altındaki miktarın ticaret suçu bakımından değerlendirilmesi ise kullanım sınırının altında uyuşturucu nedeniyle ticaretten ceza verilebilir mi yazısında anlatılmıştır.
Savunmanın temelini, maddenin kişiyle bağlantısının bulunmadığını somut olgularla göstermek oluşturur. Soyut inkâr yerine aramanın nasıl yapıldığı, nerede ne bulunduğu ve aramada kimlerin hazır olduğu üzerinden ayrıntılı bir savunma kurulması gerekir.
Yalnızca orada bulunmak ceza için yeterli değildir. Mahkûmiyet için maddenin sizinle somut bir bağlantısının, yani sizin de hâkimiyetinizde olduğunun ortaya konulması gerekir. Bağlantı kurulamıyorsa beraat kararı verilir.
Paraların uyuşturucuyla aynı yerde ya da aynı poşet içinde bulunması, ticaret iddiasında delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum tek başına kesin ispat sayılmaz; paraların nerede ve nasıl ele geçirildiği, kaynağı ve miktarı birlikte incelenir.
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir (CMK m. 100). Tutuklama kararına itiraz edilebilir (CMK m. 268) ve soruşturma ya da kovuşturma boyunca tahliye talep edilebilir.
Cumhuriyet savcısı hazır değilse kapalı yerlerdeki aramada ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişinin bulundurulması gerekir (CMK m. 119/4). Bu şart yerine getirilmemişse arama usulüne aykırı sayılabilir. Aramanın hukuka uygun olup olmadığına mahkeme, tutanak mümzileri ile hazirunların beyanlarını da dinleyerek karar verir.
Tutanak mümzilerinin ve komşuların tanık olarak dinlenmesi, beyanlar çelişiyorsa yüzleştirilmeleri talep edilmelidir. Komşuların arama sırasında orada bulunmadığı anlaşılırsa aramanın hukuka uygunluğu yeniden tartışılır.
Hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller reddedilir ve hükme esas alınamaz (CMK m. 206/2-a, m. 217/2). Arama hukuka uygun bulunursa deliller kullanılabilir; bu durumda maddenin sanıkla irtibatı ayrıca araştırılır.
Ayrım, maddenin bulundurulma amacına dayanır. Ticari amaçla bulundurma TCK m. 188/3 kapsamında değerlendirilir; kullanmak için bulundurma ise TCK m. 191/1 kapsamındadır. Madde miktarı, paketleme biçimi, terazi gibi eşyalar, paralar ve mesajlar bu ayrımda dikkate alınır.
Dosya, eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilir. Mahkeme eksik bırakılan araştırmayı tamamlayarak yeniden hüküm kurar. Bozma kararı, sanığın beraat ettiği anlamına gelmez; yalnızca yargılamanın eksikliklerinin giderilmesini sağlar.
Şüpheli ve sanık, soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir (CMK m. 149). İfade verilmeden önce avukatla görüşülmesi, savunmanın doğru kurulması bakımından önem taşır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Uyuşturucu bulunan bir evde misafir olarak bulunduğu için soruşturma geçiren ya da yargılanan kişinin dosyasında iki konu birlikte incelenmelidir: aramanın usulüne uygunluğu ve maddenin kişiyle irtibatı. Dosya bilgileri iletişim sayfası üzerinden Maya Avukatlık Bürosu'na iletilebilir. İstanbul'da, özellikle Anadolu Yakası'nda (Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir) yürütülen dosyalar için İstanbul uyuşturucu suçları avukatı sayfasına da bakılabilir.
T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Esas No: 2025/7013
Karar No: 2026/1069
Karar Tarihi: 04-02-2026
UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇU - SANIĞIN SUÇ KONUSU UYUŞTURUCU MADDELERLE İRTİBATININ BELİRLENMESİ SONUCUNA GÖRE SANIKLARIN HUKUKİ DURUMLARININ BELİRLENMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Aramanın CMK'nın 119/4. maddesi uyarınca hukuka uygun olduğunun kabulü halinde, tutanakta aynı odada ele geçtiği belirtilen sanık ...'a ait paralar ile suça konu uyuşturucu maddelerin nerede ve ne şekilde ele geçirildiklerinin, aynı poşet vb. birşey içinde bulunup bulunmadıklarının tutanak mümzilerine sorulup bu hususta detaylı beyanlarının alınarak, sanık ...'un suç konusu uyuşturucu maddelerle irtibatının belirlenmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
(5271 S. K. m. 119, 299)
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesince, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'in beraatine, sanıklar ... ve ...''un mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; beraat eden ve kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanık lehine maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiğine,
B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Keşif yapılmayarak eksik inceleme sonucu karar verildiğine,
3. Tutanak tanıklarının arama sırasında hazır bulundurulmaması nedeniyle aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesine aykırı olduğuna, elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına,
C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak, yeterli ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Sanığa ait HTS kayıtları dosyaya alınmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğine,
3. Tutanak tanıklarının arama sırasında hazır bulundurulmaması nedeniyle aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesine aykırı olduğuna, elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekâlet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer verilen; “Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafi bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden;
Olay tarihinde şüphe üzerine durdurulan ...'ın üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi aldığını beyan ettiği adrese gidildiği, söz konusu adreste sanık ...'ın ikamet ettiğinin ve sanık ...'un misafir olarak bulunduğunun tespit edildiği, sanık ...'a ait evde yapılan arama sonucu suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda;
Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan yazılı arama emrine istinaden sanık ...'ın evinde yapılan aramada iki komşunun hazır bulunduğunun belirtilmesine karşın, sanık ...'ın aramada hazirun bulundurulmadığını, sanık ...'un ise arama başladıktan bir süre sonra bir kişinin getirildiğini savundukları, kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanı alınan komşular ...ile ...'nin arama yerine sonradan geldiklerini, arama sırasında ve uyuşturucu maddeler bulunurken kendilerinin arama yerinde olmadıklarını beyan ettikleri, sanık ...'ın uyuşturucu maddelerin bir kısmının kendisine ait olmadığını savunduğu ve sanık ...'un suçlamayı kabul etmediği anlaşılmakla;
1. 04.12.2023 tarihli olay tutanağında imzası bulunan tüm tutanak mümzilerinin araştırılarak tespiti halinde, aramada hazirun olarak gösterilen komşular ...ve ... ile aynı celse hazır edilerek, tutananak mümzileri ile hazirunların sanıkların iddia ve savunmaları doğrultusunda beyanlarının alınması, gerektiğinde tutananak mümzileri ile hazirunların yüzleştirilmelerinin sağlanması, aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesi uyarınca hukuka uygun olup olmadığının tartışılması,
2. Aramanın CMK'nın 119/4. maddesi uyarınca hukuka uygun olduğunun kabulü halinde, tutanakta aynı odada ele geçtiği belirtilen sanık ...'a ait paralar ile suça konu uyuşturucu maddelerin nerede ve ne şekilde ele geçirildiklerinin, aynı poşet vb. birşey içinde bulunup bulunmadıklarının tutanak mümzilerine sorulup bu hususta detaylı beyanlarının alınarak, sanık ...'un suç konusu uyuşturucu maddelerle irtibatının belirlenmesi,
Sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
Yargılama giderlerine ilişkin paragrafından sonra gelmek üzere, "Sanık ... kendisini 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafi ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince kovuşturma için ödenmesi gereken 48.000,00 TL maktu vekâlet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekâlet ücretinin hazineden alınıp sanığa verilmesine." ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.02.2026 tarihinde karar verildi. (¤¤)
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


