Yaya Geçidinde Hız İhlali Bilinçli Taksir Midir? Taksirle Öldürme Davalarında Kritik Sınır

Bir sürücünün yaya geçidine yasal hız limitinin çok üzerinde yaklaşması ve hiç yavaşlamaması ciddi cezai sonuçlar doğurur. Peki bu durum otomatik olarak bilinçli taksir (conscious negligence) sayılır mı? Hız ihlali ile bilinçli taksir tespiti aynı şey midir?

Bu makale; taksirle öldürme suçunun hukuki çerçevesini, bilinçli taksirle basit taksir arasındaki kritik sınırı ve Yargıtay'ın güncel içtihadını — hem sanık hem mağdur ailesi perspektifinden — ele almaktadır.

Taksirle Öldürme Suçu Nedir? (TCK m. 85)

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi, gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin bir başkasının ölümüne neden olmayı taksirle öldürme suçu olarak tanımlamaktadır. Suç, sonucun ağırlığına göre iki farklı ceza tavanıyla düzenlenmiştir:

  • TCK m. 85/1 — Tek kişinin ölümü: 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası
  • TCK m. 85/2 — Birden fazla ölüm veya ölüm + yaralama: 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası

ℹ️ Bilinçli Taksirde Zorunlu Artırım

Eylemin bilinçli taksirle gerçekleştirildiği tespit edilirse mahkeme, TCK m. 22/3 uyarınca belirlenen temel cezayı üçte birden yarısına kadar artırmak zorundadır. Bu artırım zorunludur; yalnızca oranı takdire bırakılmıştır.

Basit Taksir mi, Bilinçli Taksir mi? Farkı Belirleyen Ölçütler

Bu iki kavram arasındaki fark, trafik ölüm davalarında hükmedilecek cezayı belirleyen en kritik ayrımdır.

Basit Taksir (TCK m. 22/2) Dikkat ve özen yükümlülüğü ihlal edilmiştir; ancak fail zararlı sonucu öngörememiştir. Tehlikenin bilincinde değildir.
Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3) Fail zararlı sonucu öngörmüştür; ancak bu sonucun gerçekleşeceğini kabul etmemiştir. Tehlikeyi bilerek göze almıştır.

Bilinçli taksirin oluşması için şu iki koşulun eş zamanlı varlığı aranmaktadır:

  • Failin zararlı neticenin gerçekleşebileceğini somut olarak öngörebilecek konumda olması
  • Bu öngörüye karşın gerekli önlemi almamış olması

⚠️ Olası Kast ile Karıştırılmaması Gereken Kavram

Bilinçli taksir, olası kast (dolus eventualis) ile sıklıkla karıştırılır. Olası kastta fail zararlı sonucu kabullenerek devam eder. Bilinçli taksirde ise sonucun gerçekleşmeyeceğini ümit eder. Bu ince sınır, savunma stratejisini doğrudan belirler.

Yaya Geçidinde Öncelik Kuralı: KTK m. 74 ve Cezai Sonuçları

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 74. maddesi, 2018 yılında 7148 sayılı Kanun ile önemli ölçüde pekiştirilmiştir. Güncel hüküm şöyledir:

"Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar."

Bu kural yalnızca idari para cezasıyla sınırlı kalmaz. Ölümlü trafik kazalarında KTK m. 74 ihlali, mahkemelerce bilinçli taksir varlığını destekleyen güçlü bir gösterge olarak değerlendirilmektedir.

Yaya Geçidine Yaklaşırken Sürücünün Yükümlülükleri

1
Hızı Kesmek: Yaya geçidi levhasının görüldüğü andan itibaren hız kademlenim azaltılmak zorundadır. Hız limitini aşarak yaklaşmak bu yükümlülüğün açık ihlalidir.
2
Geçitte Yaya Varsa Durmak: Geçitten geçen veya geçmek üzere olan yayaya karşı sürücünün tam anlamıyla durma yükümlülüğü doğar.
3
İlk Geçiş Hakkı Tanımak: Yaya geçişini tamamlamadan sürücünün harekete geçmesi yasaktır. Bu, yasal bir öncelik kuralıdır.

Yargıtay'ın Bilinçli Taksir Tespiti: Hız Tek Başına Yeterli mi?

Bu soru, trafik davalarında yanıltıcı sonuçlara yol açan kritik bir meseledir. Yargıtay'ın içtihadı konuyu net biçimde yanıtlamaktadır:

✅ Yargıtay'ın Temel Tespiti

Hız ihlali tek başına bilinçli taksiri kanıtlamaz. Bilinçli taksir; sürücünün önünde görüş engeli bulunmaksızın yaya geçidi uyarı levhalarını görmesine rağmen hiç yavaşlamadan ve durmadan seyrine devam etmesinden doğar. Belirleyici olan, tehlikeli sonucun öngörülebilir olduğu koşullarda dahi gerekli önlemin alınmamış olmasıdır.

Bilinçli Taksir Tespitinde Aranan Koşullar

  • Sürücünün yaya geçidi uyarı levhalarını görmüş olması (önünde görüş engeli bulunmaması)
  • Yasal hız limitinin belirgin biçimde üzerinde seyredilmesi
  • Yaya geçidine yaklaşırken fren izinin bulunmaması — yavaşlama girişiminin olmadığının kanıtı
  • Yaya geçidini gösteren yatay ve düşey trafik işaretlerinin açıkça mevcut olması

⚠️ Her Dava Kendine Özgüdür

Yargıtay, hız sınırının iki katı veya daha fazlasında seyreden bir sürücünün otomatik olarak bilinçli taksirle hareket ettiğini kabul etmemektedir. Görüş mesafesi, levhaların yerleşimi, yolun yapısı ve tüm somut koşullar birlikte değerlendirilmektedir. Bu nedenle her davanın kendi gerçekliği içinde analiz edilmesi zorunludur.

Cezanın Belirlenmesinde Orantılılık İlkesi (TCK m. 3 ve m. 61)

Bilinçli taksirin tespit edilmesi, otomatik olarak azami cezayı gerektirmez. Mahkeme cezayı belirlerken orantılılık ilkesini (principle of proportionality) gözetmek zorundadır. TCK m. 3/1 bu ilkeyi açıkça hüküm altına almaktadır: Ceza, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.

Temel Ceza Belirlenmesinde Ölçütler (TCK m. 61/1)

  • Failin kusur ağırlığı
  • Meydana gelen zararın boyutu
  • Suçun işleniş biçimi
  • Suçun işlendiği yer ve zaman

Bilinçli Taksir Artırımında Sınırlar

TCK m. 22/3 uyarınca bilinçli taksir tespit edildiğinde temel ceza üçte birden yarısına kadar artırılabilir. Yargıtay içtihadı, azami oranın uygulanmasının somut ve bireysel gerekçelere dayandırılmasını zorunlu kılmaktadır:

ℹ️ Pratikte Ne Anlam Taşır?

Alt sınırdan uzaklaşmak isabetli bulunabilir; ancak ne ölçüde uzaklaşıldığı, somut gerekçelerle desteklenmelidir. Mahkeme azami artırım yapıyorsa bu tercihin neden zorunlu olduğunu gerekçeli kararında açıklamak zorundadır. Aksi hâlde karar, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılır.

Sanık Cephesi: Bilinçli Taksir İddiasına İtiraz Yolları

Taksirle öldürme iddiasıyla yargılanan bir sürücü için savunma stratejisi erken aşamada ve çok boyutlu biçimde kurulmalıdır. Davanın koşullarına göre aşağıdaki itiraz yolları değerlendirilebilir:

  • Bilinçli taksirin unsurlarına itiraz: Görüş koşulları, yaya geçidi levhalarının konumu, yaya tarafına atfedilebilecek kusur payı tartışmaya açılabilir.
  • Bilirkişi raporuna itiraz: ATK ve trafik bilirkişi raporlarının eksik ya da hatalı olduğu öne sürülerek karşı bilirkişi görüşü talep edilebilir.
  • Kusur oranına itiraz: Tam asli kusur kabulüne karşı çıkılabilir; yayanın da dikkate alınması gereken bir kusur payı bulunduğu savunulabilir.
  • Teşdidin oranına itiraz: Bilinçli taksir kabul edilse bile artırım oranının azami değerde uygulanamayacağı, orantılılık ilkesiyle çeliştiği ileri sürülebilir.
  • TCK m. 62 indirimi talebi: İyi hal ve kişisel koşullar gerekçesiyle takdiri indirim istenebilir.

⚠️ İfade Vermeden Önce

Soruşturmanın ilk aşamasında yapılan hatalar ilerleyen süreçte telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Şüpheli sıfatı kazanılır kazanılmaz, avukat desteği alınmadan ifade verilmemesi son derece önemlidir.

Mağdur Ailesi Cephesi: Haklarınız ve Talep Yolları

Trafik kazasında yakınını kaybeden bireyler, ceza davasına katılan (müdahil) sıfatıyla dahil olma hakkına sahiptir. Bu sıfat; duruşmalara katılma, delil sunma, bilirkişi raporuna itiraz etme ve karara karşı kanun yoluna başvurma gibi geniş bir hak yelpazesi tanımaktadır.

Katılan Olarak İleri Sürülebilecek Başlıca Talepler

  • Eylemin bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesini talep etmek
  • Bilinçli taksir artırımının üst sınıra yakın uygulanmasını savunmak
  • Sürücü belgesinin uzun süreli geri alınmasını istemek
  • Yetersiz ceza hâlinde istinaf veya temyiz başvurusu yapmak
  • Ayrı bir hukuk davası açarak tazminat talep etmek

✅ Bilmeniz Gereken

Ceza davasına katılmak, ayrı bir tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Aksine, ceza mahkûmiyeti hukuk mahkemesindeki tazminat davasında güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin eşi, çocukları ve ekonomik desteğine muhtaç diğer yakınları, destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m. 53) talep edebilir. Bu tazminat; kaybedilen kişinin yaşamaya devam etseydi sağlayacağı maddi katkının karşılığı olarak hesaplanır. Dava; kazaya sebebiyet veren sürücüye, araç işletenine ve zorunlu trafik sigortası kapsamında sigorta şirketine karşı yöneltilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazasında öldürme suçundan kaç yıl hapis cezası alınır?
TCK m. 85/1 kapsamında tek bir kişinin ölümü hâlinde 2 ila 6 yıl; m. 85/2 kapsamında birden fazla ölüm ya da ölüm artı yaralama hâlinde 2 ila 15 yıl hapis öngörülmektedir. Bilinçli taksir tespit edilirse bu temel ceza üçte birden yarısına kadar ayrıca artırılır. Nihai ceza; kusur ağırlığı, olayın koşulları ve mahkemenin bireysel takdirine göre şekillenir.
Hız ihlali tek başına bilinçli taksiri kanıtlar mı?
Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre hız ihlali, bilinçli taksirin tespiti için tek başına yeterli değildir. Sürücünün yaya geçidi levhalarını görmüş olması, görüş engeli bulunmaması ve hiç yavaşlamamış olması gibi koşulların bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir.
Trafik kazasında ölen kişinin ailesi ne yapabilir?
Yakınlar; şikâyetle ceza soruşturması başlatılmasını talep edebilir, davaya katılan sıfatıyla müdahil olabilir, bilinçli taksir ve üst sınıra yakın ceza uygulanmasını savunabilir; ayrı bir hukuk davasıyla destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep edebilir. Bu sürecin etkin biçimde yönetilmesi için erken aşamada hukuki destek alınması büyük önem taşır.
Bilinçli taksirde azami artırım her zaman uygulanır mı?
Hayır. Yargıtay, azami artırımın somut ve bireysel gerekçelerle desteklenmesini şart koşmaktadır. Mahkemenin neden üçte bir değil de yarı oranında artırım tercih ettiğini gerekçeli kararında açıklaması gerekir; aksi hâlde karar bozma riskiyle karşı karşıya kalır.

✅ Trafik Ceza Davasında Hukuki Destek Alın

Bilinçli taksir tespiti ve ceza oranı, davanın seyrini belirleyen en kritik aşamalardır. İster sanık ister mağdur ailesi tarafında olun, bu süreci bir avukat desteğiyle yönetmeniz hem usul haklarınızı hem de sonucu doğrudan etkiler. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — 24.11.2025 T. — 2025/6735 E. — 2025/8112 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3,62/1, 63... /6 maddeleri uyarınca 6 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 63... /6 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın en üst hadden cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, ATK raporunun yetersiz olduğuna, ölenlerin aniden yola atladığına, alt sınırdan uzaklaşılmaması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 14.07.2025 tarihinde saat 15:30 sıralarında sanık ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile seyir halinde iken meskun mahalde, 7 metre genişliğinde, asfalt kaplama, düz, eğimsiz, 2 şeritli bölünmüş yolda, yatay ve düşey işaretleme ile belirlenmiş yaya geçidi üzerinde, kuru zeminde, açık havada, azami hız limitinin 50 km/s olduğu caddede yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek isteyen ... ve ...'ya aracının sol ön kısmı ile çarpması sonucu vefat ettikleri olayda; meydana gelen kazada kaza tespit tutanağı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları ve ATK raporunda kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, müteveffaların ise kusursuz olduklarının belirtildiği, kaza mahallinin yaklaşık 100 metre gerisinde sol orta refüjde hız sınırının 50 km/s olduğu ve yaya geçidine yaklaşıldığına ilişkin trafik uyarı levhalarının bulunduğu, yaya geçidi üzerinde ve gerisinde fren izi olmadığı, yaya geçidi üzerinde her iki yönde uyarı levhası bulunduğu, araç sürücüsünün yaya geçidi alanını görüş açısının yeterli olduğu önünde görüşe engel araçların olmadığı, görüşüne engel bir durumun bulunmadığı, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde bölünmüş yolda seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde yola gerekli dikkatini vermeyerek hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamayıp (alınan bilirkişi raporlarına göre sanığın hızının 88km-90km arasında olduğu mahkemece kabul edilmiş) yatay ve düşey işaretleme ile belirlenmiş yaya geçidine yaklaşırken buradan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını verebileceği şekilde uygun hızla tedbirle yaklaşmamış bu haliyle geldiği yaya geçidinde seyrine göre soldan orta refüj aralığından yola giren yayalara önlemsiz şekilde çarparak ölümlerine sebep olduğu için sanığın taksirli davranışı ile 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a ve 74/a maddelerini ihlal ettiği için asli kusurlu olduğu, ölenlerde herhangi bir kusur tespit edilmediği, sanığın 50 km/s hız sınırının bulunduğu yolda 88-90 km hızla aracını kullanması, yaya geçidinin bulunduğu yönündeki trafik işaretlerini dikkate almadan yüksek hızla aracını sevk ve idare etmeye devam ederek yaya geçidine geldiğinde yavaşlamadan ve durmadan yayalara çarpmak suretiyle ölümlerine sebep olması nedeniyle neticenin öngörülebilir olduğu, bu haliyle sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE ve KARAR

2918 sayılı Kanun'un 74. maddesinde 18.10.2018 tarihinde 7148 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe göre; "Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar" hükmüne göre yaya geçidinde durmayan sanığın eylemini bilinçli taksirle ile gerçekleştirdiği ve hükmedilen temel cezadan 5237 sayılı Kanun'un 22/3. fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiği hususu dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesince ''sanığın 50 km/s hız sınırının bulunduğu yolda 88-90 km hızla aracını kullanması, yaya geçidinin bulunduğu yönündeki trafik işaretlerini dikkate almadan yüksek hızla aracını sevk ve idare etmeye devam ederek yaya geçidine geldiğinde yavaşlamadan ve durmadan yayalara çarpmak suretiyle ölümlerine sebep olması nedeniyle neticenin öngörülebilir olduğu, sanığın bilinçli taksir ile hareket ettiği kanaatine varılmakla'' şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulandığı, hız sınırının iki kat üzerinde olmasına yönelik herhangi bir gerekçesinin olmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1. İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulması üzerine yapılan yargılamada; 5237 sayılı TCK'nın 61/1. ve 22/4. maddelerinde düzenlenen ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda tam kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan uzaklaşmak isabetli ise de, çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,

2. Sanık hakkında tayin edilen temel cezanın bilinçli taksirle artırılması sırasında, bilinçli taksir oluşturan ihlalin yalnızca olay mahallinin gerisindeki yaya geçidi yaklaşım levhasını dikkate alıp hızını her an duracak şekilde azaltmadığı, olay mahallinde işaretlerle belirlenmiş yaya geçidi bulunmasına rağmen tedbirsizce seyrine devam etmesinden ibaret bulunduğu gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK'nın 22/3 maddesi uyarınca cezanın üçte birden yarısına kadar arttırılabileceği amir hükmüne rağmen azami oranda artırılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1