
📋 İçindekiler
Sıfır kilometre bir araç satın aldığınızda, o araçtan belirli bir kalite ve performans standardı beklemeniz hem meşru hem de yasal bir haktır. Ne var ki bazı arızalar teslim anında görülmez; günler, haftalar hatta aylar sonra kendini belli eder. İşte bu türden, teslim sırasında makul bir dikkatle fark edilemeyen nitelik eksikliklerine gizli ayıp adı verilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), tüketiciyi bu tür ayıplara karşı güçlü biçimde korumaktadır. Motor bozuklukları, elektrik sistemi arızaları, şanzıman sorunları ve bunlara benzer mekanik aksaklıklar gizli ayıp kapsamında en sık karşılaşılan örnekler arasında yer almaktadır. Bu aksaklıklar, aracın sıfır kilometre olduğundan haberdar olarak sözleşmeyi imzalayan tüketicinin meşru beklentilerini doğrudan zedeler.
Sıfır araçlarda gizli ayıp meselesi ve seçimlik hakların nasıl kullanılacağına ilişkin kapsamlı bir çerçeve için sıfır araçta misli ile değişim davası başlıklı makalemizi de incelemenizi tavsiye ederiz.
ℹ️ Bilgi: Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Farkı
Açık ayıp: Teslim anında makul bir dikkatle fark edilebilen kusur. Teslim sırasında bildirilmesi gerekir, aksi hâlde kabul edilmiş sayılabilir.
Gizli ayıp: Teslim sırasında fark edilemeyen, kullanım sürecinde ortaya çıkan kusur. Ayıbın öğrenilmesinden itibaren makul süre içinde ihbar yükümlülüğü doğar.
Gizli ayıp davalarında tüketicilerin en çok merak ettiği sorulardan biri şudur: "Araçtaki ayıbı ben mi kanıtlamak zorundayım?" Yanıt çoğu zaman hayırdır.
TKHK'nın 10. maddesi uyarınca, teslim tarihinden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında mevcut olmadığını ispat etmek satıcıya düşer. Başka bir ifadeyle, arızanın kullanıcı hatası veya dış etkenlerden kaynaklandığını kanıtlama yükümlülüğü satıcının üzerindedir; tüketici bu noktada ayrıca bir ispat külfeti taşımaz.
Yargıtay da bu yorumu tutarlı biçimde benimsemektedir. Araçtaki arızanın kullanıcı hatasına dayanmadığı durumlarda ispat yükü davalı tarafa geçmekte; satıcı ve/veya distribütörün teslim anında aracın ayıpsız olduğunu kanıtlayamaması hâlinde tüketicinin seçimlik hakları devreye girmektedir. Bu ilke, özellikle sıfır araçların kısa süre içinde arıza yapması hâlinde büyük pratik önem taşımaktadır.
⚠️ Dikkat: İhbar Yükümlülüğünü Atlamayın
Gizli ayıbı fark ettiğiniz andan itibaren makul bir süre içinde satıcıya yazılı olarak bildirmeniz gerekir. İhbar gecikmesi, ilerleyen süreçte hukuki konumunuzu zayıflatabilir. Bildirimi noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü posta ile yapmanız, ileride çıkabilecek ispat sorunlarını en aza indirir.
Bir sıfır aracın teslim alındıktan yalnızca birkaç gün içinde arıza yapması, hukuki anlamda son derece ağırlıklı bir karinedir. Böyle bir durumda arızanın kullanıcı kaynaklı olmadığının kabulü çok daha kolay hâle gelir; aksini ispat etmek satıcıya düşen ağır bir yüktür.
Uygulamada bu sürecin seyri çoğu zaman şu şekilde gelişir:
Bu tabloda tüketicinin seçimlik haklarını kullanma zemini son derece güçlüdür. Arıza teslim tarihine yakın bir zamanda ortaya çıkmışsa ve servis müdahalelerine rağmen devam ediyorsa, satıcının "teslim anında ayıpsızdı" savunmasını ispat etmesi giderek güçleşir.
TKHK'nın 11. maddesi, ayıplı mal karşısında tüketiciye dört temel seçimlik hak tanımaktadır. Bu haklar yenilik doğurucu haklardır; yani yalnızca biri tercih edilebilir ve bir kez kullanıldıktan sonra diğerine geçilemez. Hangi hakkın seçileceği hem somut olayın koşullarına hem de hukuki stratejiye göre şekillenir.
Özellikle motor gibi kritik bir sistemin arıza gösterdiği hâllerde, mahkemeler misli ile değişim talebini hakkaniyete uygun bulabilmektedir. Onarım girişimlerinin ardından değişim hakkının nasıl korunduğuna ilişkin ayıplı araçta onarım sonrası değişim hakkı başlıklı emsal kararımız bu konuya somut bir perspektif sunmaktadır.
Misli ile değişim (replacement with equivalent), en güçlü tüketici haklarından biri olmakla birlikte her somut olayda otomatik olarak kabul görmez. Mahkemelerin bu talebi onaylamasında belirleyici olan başlıca ölçütler şunlardır:
Döviz cinsinden bedel ödenen araçlarda misli değişim ya da iade kararlarının nasıl uygulandığına ilişkin misli değişim davasında döviz araç bedelinin iadesi emsal kararımız, bu şartların pratikte nasıl işlediğini somutlaştırmaktadır.
Satıcı ve distribütörlerin hukuki süreçlerde sıklıkla başvurduğu savunmalardan biri şudur: "Araçtaki arıza orijinal parça değişimiyle kısa sürede ve düşük maliyetle giderilebilir; onarım sonucunda değer kaybı da doğmaz."
Bu savunma, görünürde makul gibi dursa da tüketicinin seçimlik hakkını doğrudan ortadan kaldırmaz. Yargıtay'ın yerleşik tutumuna göre belirleyici olan husus, önerilen onarımın ayıbı gerçekten ve kalıcı olarak giderip gidermeyeceğidir. Arızanın servis müdahalesinden sonra tekrarlaması ya da sıfır araçtan beklenen performansın yine sağlanamaması hâlinde, misli ile değişim talebine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olmaz.
Motor gibi kritik bir sistemin arıza gösterdiği durumlarda, önerilen onarımın sıfır araç standardını karşılayıp karşılamadığı bilirkişi incelemesiyle ortaya konulur. Mekanik motor arızasının misli değişime nasıl dönüştüğünü gösteren mekanik motor arızası nedeniyle misli değişim emsal kararımız bu konuyu somut biçimde ele almaktadır.
⚠️ Dikkat: Onarıma Yazılı Onay Vermeden Önce Mutlaka Danışın
Yetkili servisin önerdiği onarıma yazılı olarak onay vermeden önce bir hukuk uzmanına danışmanız büyük önem taşır. Belirli koşullar altında verilen onay beyanı, sonraki aşamada ileri süreceğiniz seçimlik hakları olumsuz etkileyebilir.
TKHK kapsamında ayıplı maldan doğan sorumluluk yalnızca araç satıcısıyla sınırlı değildir. Üretici, distribütör (ithalatçı) ve satıcı, tüketiciye karşı müteselsilen sorumludur. Bu yapı tüketiciye önemli bir koruma sağlar: Dava birden fazla tarafa yöneltilebilir; birinden tam karşılık alınamayan kısım diğerinden talep edilebilir.
Davanın hangi taraflara yöneltileceği ve hangi mahkemede açılacağı, somut olayın koşullarına ve talep edilen seçimlik hakkın niteliğine göre değişir. Bu açıdan herhangi bir adım atmadan önce hukuki destek almanız, sürecin doğru kurgulanması bakımından kritik önem taşımaktadır.
Ayıplı araçtan kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuki yol, talep miktarına göre belirlenmektedir. Belirlenen yıllık parasal sınırlar çerçevesinde belirli bir tutara kadar olan talepler İl Tüketici Hakem Heyeti'ne, bu eşiğin üzerindeki uyuşmazlıklar ise doğrudan Tüketici Mahkemesi'ne taşınır. Sıfır km araç bedellerinin büyük bölümü günümüzde hakem heyeti sınırını aşmaktadır.
Silindir basınç kaybı ve şaft arızası gibi teknik nitelikteki arızaların misli değişim talebine nasıl dönüştüğünü merak ediyorsanız silindir basınç kaybı ve şaft arızası nedeniyle misli değişim emsal kararımızı da inceleyebilirsiniz.
✅ Sonuç: Sıfır Araçta Gizli Ayıpla Karşılaştıysanız Ne Yapmalısınız?
Sıfır araçta gizli ayıp tespit edilmesi hâlinde en kritik adım, doğru seçimlik hakkı doğru zamanda kullanmaktır. İspat yükünün satıcıya geçtiği bu süreçte yanlış bir beyan ya da onarım onayı, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir. Maya Avukatlık Bürosu olarak tüketici hukuku alanındaki uyuşmazlıklarınızda hukuki değerlendirme için iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Ayıbı fark ettiğiniz anda aracı servise teslim ederken bir yandan da satıcıya yazılı olarak —tercihen noter aracılığıyla— ihbarda bulunmanız gerekir. Servis kayıtlarını, işlem fişlerini ve tüm yazışmaları eksiksiz saklayın. Hukuki süreç için destek almadan seçimlik hakkınızı kullandığınıza dair yazılı bir beyan vermekten kaçının.
Yalnızca teklif edilmesi hakkınızı ortadan kaldırmaz. Ancak onarıma açıkça ve yazılı olarak onay vermeniz durumunda hukuki konumunuz değişebilir. Önerilen onarımı kabul etmeden önce mutlaka bir avukattan görüş alın.
Bu tür davalar bilirkişi incelemesi ve keşif aşamalarını kapsadığından ilk derece yargılaması genellikle 1 ile 2 yıl arasında sürmektedir. Bilirkişi raporuna itiraz, istinaf ve temyiz aşamaları da hesaba katıldığında toplam süre uzayabilir. Eksiksiz bir dosya hazırlığı hem süreyi hem de sonucu doğrudan etkiler.
Evet. TKHK uyarınca üretici, ithalatçı ve satıcı tüketiciye karşı müteselsilen sorumludur; dava birden fazla tarafa yöneltilebilir. Hangi tarafların davaya dahil edileceği, somut olayın koşullarına ve talep edilen seçimlik hakkın niteliğine göre avukatınızla birlikte belirlenmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi — 21.10.2025 T. — 2025/1199 E. — 2025/4999 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin belirli model ve markada sıfır aracı 1.420.134,48 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını, aracın satın alındıktan yalnızca iki gün sonra çalışmadığını, aracın aynı anda bütün arıza ikaz lambalarının yanmaya başladığını, aracın davalı şirketin yetkili yol servis hizmetleri kapsamında çekici marifetiyle servise çekildiğini, servis tarafından yapılan inceleme sonucu aracın sigortasında basit bir arıza olduğu, basit bir parça ile arızanın giderileceği belirtilerek aracın aynı gün teslim edildiğini ileri sürmüştür.
Davacı vekili; müvekkilinin aracı teslim alıp tekrardan eve döndüğünde aracın tüm ikaz ışıklarının yine yandığını, daha sonra aracın çalışmaz bir hal aldığını, bunun üzerine aracın tekrardan servise çekildiğini, işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla çalışamaz bir vaziyette çözümsüz bir şekilde beklemeye devam ettiğini, aracın motorunun arızalı olduğunu ve sıfır bir motorun sipariş edileceğinin bildirildiğini belirtmiştir. Motoru arızalı olan araca ilişkin değişim talebi karşılanmayan müvekkilinin 6502 sayılı Kanun'un emredici hükümlerine aykırı biçimde ayıplı ifaya zorlandığını ileri sürerek aracın misli ile değiştirilmesine, aksi kanaatte ise 1.420.134,48 TL'nin 02.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek orandaki banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı satıcı vekili; davaya konu aracın ayıpsız ve kullanıma hazır olarak teslim edildiğini, araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, satın alındıktan sonra araçta meydana geldiği iddia edilen arızaların davacının başvuruları neticesinde yetkili servis tarafından incelendiğini, davacının aracına herhangi bir işlem yapılmasını istemediği için herhangi bir parça siparişi veya işlem yapılmadığını, ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulünün orantısız güçlükler ile hak ve menfaatler arasında dengesizliğe yol açacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı distribütör vekili; davalı şirkete süresinde bir bildirim yapılmadığını, söz konusu kanun hükmünde tanınmış olan seçimlik hakların yenilik doğurucu haklardan olduğunu ve yalnızca birinin kullanılabileceğini, müvekkili şirketin tüketicilere doğrudan satış gerçekleştirmediğini, dava konusu araçta müvekkiline atfedilebilecek bir problem bulunmadığını, araçta yapılacak basit onarım sonrası aracın sorunsuz bir şekilde çalışır olarak teslim edileceğini ve bu onarımın araçta herhangi bir değer kaybı yaratmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin kararıyla; alınan bilirkişi raporunda aracın araçtan beklenen faydayı ortadan kaldıracak şekilde gizli ayıplı olduğunun belirtildiği, tüketicinin satın aldığı aracın sıfır kilometre araçtan haklı olarak bekleneceği üzere hasarsız olduğu düşüncesi ile sözleşmeyi imzalamış ve bu niteliğe göre bedelini ödemiş olduğu, gerek ayıbın açıklanan mahiyeti gerekse kusurlu onarımlarla kendisinden gizlenen ayıbın satımdan çok kısa bir süre sonra ortaya çıkması ve hemen akabinde tüketicinin hakkını elde edebilmek için tüm yasal yolları takip etmesi göz önünde bulundurulduğunda olayda malın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiştir.
Aracın aynı marka ve özelliklerde 0 kilometre ayıpsız yeni misli ile davalılar tarafından mütereken ve müteselsilen değiştirilmesine, birlikte ifa kuralı gereği araç misli ile değiştirildiğinde dava konusu aracın her türlü takyidatlardan ari olarak davalılara teslimine karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla; hükme dayanak bilirkişi raporuna göre davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı satıcı vekili; dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, dava konusunun otomobil olması nedeniyle üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiğini, keşfin gerçekleştirileceği talimat dosyasından diğer davalı distribütör şirkete keşif gün ve saatine ilişkin tebligat yapılmadığını, bilirkişinin tespitlerinin varsayımsal olduğunu, araç üzerinde gerekli inceleme ve testlerin yapılmadığını, aracın orijinal parça değişimi ile basit bir şekilde ve kısa sürede onarılmasının mümkün olduğunu ve onarım sonucunda değer kaybı doğmayacağını, araçta kullanımdan kaynaklı meydana gelen değer kaybının hesaplanması yönündeki taleplerinin değerlendirmeye alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı distribütör vekili de benzer gerekçelerle bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan bir bilirkişi heyetinden keşif yapılmak suretiyle rapor alınması gerektiğini, aracın orijinal parça değişimi ile kısa sürede onarılabileceğini, araçta parça değişimiyle giderilebilecek bir durum söz konusu iken misli ile değişime hükmedilmesinin hak ve nesafet kurallarıyla örtüşmeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup kullanıcı hatasına dayanmadığı, ispat yükünün yani araçta ayıp bulunmadığının davalı tarafa ait olduğu, araçtaki arızaların hâlen devam ettiği, sıfır kilometre araçtan beklenen faydanın elde edilemediği ve davacının seçimlik hakkını misli ile değişim şeklinde kullanmasının hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine de uygun olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


