
Miras bırakanın (muris) sağlığında sahip olduğu taşınmazları çocuklarına, torunlarına veya diğer yakınlarına devretmesi, miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar arasında önemli uyuşmazlıklara neden olabilir. Özellikle devir tarihinde henüz küçük yaşta olan ve taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücü bulunmayan bir toruna yapılan taşınmaz devri, işlemin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı bakımından ayrıca önem taşır.
Tapuda satış olarak gösterilen bir işlemin gerçekte bağış niteliğinde olması ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıması hâlinde muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Ancak yalnızca taşınmazın toruna devredilmiş olması, tek başına muris muvazaasının varlığını göstermez.
Devir tarihi itibarıyla torunun yaşı, ekonomik ve satın alma gücü, murisin mali durumu, taşınmazın gerçek bedeli, satış bedelinin ödenip ödenmediği, murisin taşınmazı kullanmaya devam edip etmediği ve taraflar arasındaki ailevi ilişkiler gibi olgular birlikte değerlendirilir.
Bilgi
Muris muvazaası değerlendirmesinde işlemin yalnızca tapu sicilindeki görünüşüne bakılmaz. Önemli olan, tarafların gerçek iradesi ile görünürdeki işlem arasındaki uyumsuzluğun ve mirasçılardan mal kaçırma amacının somut olayın bütün özellikleri üzerinden ortaya konulabilmesidir.
📋 İÇİNDEKİLER
Muris muvazaası, uygulamada miras bırakanın gerçek iradesi ile tapuda gerçekleştirdiği görünürdeki işlem arasında farklılık bulunması ve işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıması hâlinde gündeme gelen hukuki uyuşmazlık türüdür.
Özellikle taşınmazların tapuda satış olarak gösterilmesine rağmen gerçekte bağışlanması ve bu işlemin mirasçıların miras hakkını etkisiz bırakma amacı taşıması, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil taleplerinin temelini oluşturabilir.
Bu nedenle muris muvazaası davasında yalnızca “taşınmaz kime devredildi?” sorusunun cevaplanması yeterli değildir. İşlemin yapıldığı tarihteki koşullar, murisin ve devralanın ekonomik durumu ile tarafların gerçek iradesinin belirlenmesine yardımcı olan diğer olgular birlikte ele alınmalıdır.
Miras bırakanın taşınmazını işlem tarihinde küçük yaşta olan bir torununa devretmesi, satış işleminin ekonomik ve fiilî gerçekliğinin araştırılmasını gerektirebilir. Özellikle torunun kendi gelirine veya bağımsız bir malvarlığına sahip olmadığı durumlarda, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği önem kazanır.
Küçük yaşta olan kişinin hukuken taşınmaz edinmesi mümkün olmakla birlikte, somut olayda taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunup bulunmadığı muris muvazaası iddiası bakımından dikkate alınabilecek bir olgudur.
Özellikle taşınmazın yüksek ekonomik değer taşıdığı, devralanın işlem tarihinde gelirinin bulunmadığı ve satış bedelinin gerçekten ödendiğine ilişkin yeterli açıklama veya delil bulunmadığı durumlarda, işlemin görünüşteki satış niteliği ayrıca sorgulanabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Torunun küçük olması tek başına taşınmaz devrinin muvazaalı olduğunu göstermez. Devir işleminin hukuki niteliği, somut olayın bütün koşulları ve özellikle işlemin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı üzerinden değerlendirilmelidir.
Muris muvazaasına ilişkin uyuşmazlıklarda olayın yalnızca tek bir yönü üzerinden sonuca gidilmesi yerine, işlemin yapıldığı tarihteki tüm koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Murisin işlem tarihinde ciddi bir ekonomik ihtiyacının bulunup bulunmadığı, satış işleminin hayatın olağan akışına uygunluğunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Özellikle malvarlığı güçlü olan ve nakit ihtiyacı bulunmayan bir kişinin yüksek değerli taşınmazlarını çok düşük bedellerle veya ekonomik gücü bulunmayan yakınlarına satış göstermesi, diğer olgularla birlikte değerlendirilir.
Tapu işleminde satış bedelinin gösterilmiş olması, bedelin fiilen ödendiğini her durumda tek başına ortaya koymaz. Bedelin hangi tarihte, kim tarafından ve hangi kaynakla ödendiği; varsa banka hareketleri, ödeme belgeleri ve diğer mali kayıtlar uyuşmazlığın ispatında önem taşıyabilir.
Muris muvazaası iddiasında özellikle küçük yaştaki torunun satın alma gücü, görünürdeki satış işleminin gerçekliğinin değerlendirilmesinde önemli bir olgu hâline gelebilir.
Örneğin işlem tarihinde henüz reşit olmayan, düzenli geliri bulunmayan ve kendi adına yüksek değerli bir taşınmaz satın alabilecek malvarlığına sahip olmadığı anlaşılan bir kişinin satış bedelini nasıl karşıladığı sorusu gündeme gelebilir.
Bu durumda yalnızca torunun küçük olması değil, satış bedelinin kaynağı ve gerçekten ödenip ödenmediği de araştırılmalıdır. Bedelin torunun anne veya babası tarafından karşılanması da somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Miras bırakanın sağlığında taşınmazlarını aile bireyleri arasında paylaştırmak amacıyla devrettiği yönündeki savunma, muris muvazaası uyuşmazlıklarında önem taşıyabilir. Ancak böyle bir savunmanın kabul edilip edilmeyeceği, yapılan devirlerin tüm miras ilişkileri ve somut olayın koşulları içerisinde değerlendirilmesine bağlıdır.
Özellikle devralanların mirasçı olup olmadığı, diğer mirasçılara herhangi bir kazandırma yapılıp yapılmadığı ve murisin malvarlığını nasıl dağıttığı önem taşır.
Mirasçı olmayan küçük yaştaki torunlara yapılan devirlerde ise “aile içinde paylaştırma” açıklamasının somut olayın diğer unsurlarıyla desteklenmesi gerekir. Yalnızca taşınmazların aile bireyleri arasında dağıtılmış olduğunun ileri sürülmesi, tek başına gerçek satış iradesini ortaya koymaya yeterli olmayabilir.
Karar Özeti
03.02.2026 tarihli Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararında, temlik tarihinde küçük olan ve alım gücü bulunmayan torunlara yapılan taşınmaz devirleri; murisin ekonomik durumu, satış için makul ve haklı neden bulunmaması, bedelin ödendiğinin ispatlanamaması ve diğer mirasçılara yönelik malvarlığı dağılımı gibi olgularla birlikte değerlendirilmiştir.
Muris muvazaası davalarında ispat bakımından taşınmazın tapu kaydı tek başına yeterli olmayabilir. İşlemin gerçek niteliğini ortaya koyabilecek ekonomik, ailevi ve fiilî olgular birlikte değerlendirilir.
Somut olayın özelliklerine göre özellikle şu hususlar önem taşıyabilir:
Muris muvazaası iddiasının değerlendirilmesinde tanık anlatımları, taraflar arasındaki ilişkileri ve işlemin gerçekleştirilme koşullarını açıklayabilir. Bunun yanında tapu kayıtları, banka kayıtları, ödeme belgeleri, ekonomik durum araştırmaları ve taşınmazın değerine ilişkin kayıtlar da önem taşıyabilir.
Delillerin hangi ölçüde etkili olacağı somut olayın özelliklerine göre değişir. Bu nedenle dava açılmadan önce devir zincirinin, murisin tüm malvarlığı hareketlerinin ve mirasçıların durumunun birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Miras hakkının ihlal edildiğini ve taşınmaz devrinin muris muvazaası niteliğinde olduğunu ileri süren mirasçı, koşulları varsa tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilir. Davanın sonucu, işlemin gerçekten muris muvazaası kapsamında olup olmadığının mahkeme tarafından belirlenmesine bağlıdır.
Özellikle küçük yaştaki toruna yapılan taşınmaz devrinde dava dosyasının yalnızca tapu işlemine indirgenmemesi gerekir. Devir tarihi, torunun yaşı, satın alma gücü, bedelin kaynağı, murisin ekonomik durumu ve aile içindeki diğer taşınmaz devirleri birlikte değerlendirilmelidir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Küçük yaştaki bir toruna yapılan taşınmaz devrinin muris muvazaası oluşturup oluşturmadığı, yalnızca torunun yaşına bakılarak belirlenemez. Devir tarihindeki yaş ve satın alma gücü; satış bedelinin ödenip ödenmediği; murisin ekonomik durumu; satış için makul bir neden bulunup bulunmadığı; taşınmazın kullanım şekli ve diğer mirasçılara yapılan kazandırmalar birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayınızda taşınmaz devirlerinin miras hakkınızı etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi için tapu kayıtları ve diğer delillerle birlikte hukuki değerlendirme yapılması önemlidir. Maya Avukatlık Bürosu, muris muvazaası, tapu iptali ve tescil ve miras uyuşmazlıkları konusunda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Tek başına torunun küçük olması muris muvazaasını göstermez. Ancak torunun işlem tarihinde taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmaması, satış bedelinin ödendiğinin ortaya konulamaması ve diğer koşullar, işlemin gerçek niteliğinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Somut olayın koşullarına göre değerlendirilebilir. Murisin gerçek iradesi, taşınmazın devir şekli, devralanın ekonomik durumu, satış bedeli, murisin mali durumu ve diğer mirasçılara yapılan kazandırmalar birlikte incelenir.
Tapuda satış gösterilen bir işlemin ekonomik olarak gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinde devralanın satış bedelini karşılayabilecek durumda olup olmadığı önem taşıyabilir. Özellikle küçük yaştaki ve bağımsız geliri bulunmayan bir kişinin yüksek değerli bir taşınmazın bedelini nasıl karşıladığı araştırılabilir.
Tapu kayıtları, satış ve ödeme belgeleri, banka kayıtları, taşınmazın değeri, devralanın ekonomik durumu, murisin mali durumu, tanık anlatımları ve diğer taşınmaz devirlerine ilişkin kayıtlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 03.02.2026 T. 2025/5601 E. 2026/604 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, muris ...’nın maliki olduğu 1 12... , 7, 13, 15... ada 9, 11 parsel sayılı taşınmazlarını davalılardan torunu ...’ya, 1 12... , 3, 5, 8, 11; 1 14... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazlarını ise diğer davalı torunu ...’ya satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, davalıların yaşlarının işlem tarihlerinde küçük olması nedeniyle anne ve babalarının velâyeten işleme katıldıklarını, yapılan tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin paraya ihtiyacı olmadığı gibi taraflar arasında satımı gerektirecek bir neden ve davalıların da yaşlarının küçük olması nedeniyle satın alma güçlerinin bulunmadığını, satış işlemlerinin gerçek iradeyi yansıtmaması, bağış işlemlerinin de şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, murisin kendisine bakılması karşılığı taşınmazları devrettiğini, murisin 51... parsel sayılı taşınmaza bir apartman inşa ettirerek davacı adına tapuya tescil ettirdiğini, murisin vefat edene kadar tüm sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının kendisi ve ailesi tarafından karşılandığını, dava konusu taşınmazları ise paylaştırma amacıyla kendisine temlik ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli ve 2018/105 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararıyla; davacı henüz on sekiz yaşındayken ve taşınmaz satın alacak maddi geliri bulunmazken murisin dört adet bağımsız bölümü davacıya verdiği, bu şekilde lehine kazandırmada bulunduğu, dava konusu edilmeyen fakat muris tarafından alındığı beyan edilen taşınmazlar ile birlikte değerlendirme yapıldığında davaya konu temliklerin makul düzeyde kaldığı, murisin mal kaçırma niyeti ile hareket ettiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği ancak dinlenen davacı tanıklarının temlikin bu amaçla yapıldığı yönünde beyanlarının bulunmadığı, beşerî ilişki bakımından davacı ile muris arasında mal kaçırmayı gerektirir somut bir husumetin ortaya konulmadığı, murisin mal kaçırma niyeti ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17.05.2022 tarihli ve 2022/697 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacı ile yapıldığının ispat yükü altında olduğu ancak ispatlayamadığı, tanık olarak dinlenen anne ...'nin beyanının durumu özetlediği, murisin davacı ile husumetinin şahsi bir düşmanlıktan değil davacıya devredilen taşınmazlardan kaynaklandığı, murisin paylaştırma amacıyla dava konusu temlikleri yaptığının ve davacıya da fazlasıyla mal devrinin yapıldığının belirtildiği, murisin mal paylaşımından bu tanığa hisse vermemiş olmasının, murisin çocukları arasındaki taksim iradesini ortadan kaldırmayacağı ve bu durumu davacının öne süremeyeceği, dava konusu edilen temliklerin mal kaçırma değil, paylaştırma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairenin 07.12.2022 tarihli 2022/5035 Esas, 2022/7952 Karar sayılı kararı ile; murisin önemli miktarda malvarlığını devir tarihlerinde yaşları küçük olan ve alım güçleri bulunmayan davalı torunlarına devrettiği ve kendisinin taşınmazları kullanmaya devam ettiği hususlarının bir arada değerlendirilmesi neticesinde, asıl amacının arasının iyi olmadığı davacı oğlu ...’den mal kaçırma olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli 2023/248 Esas, 2023/217 Karar sayılı kararı ile, önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.02.2025 tarihli 2023/1-1083 Esas, 2025/71 Karar sayılı kararı ile; murisin sağlığında hak dengesini gözeten paylaştırma savunmasının ancak mirasçılar arasında söz konusu olabileceği ve davalıların da mirasçı olmadığı dikkate alındığında bu savunmaya değer verilemeyeceği, temlik tarihlerinde murisin ekonomik durumunun yerinde olduğu, dava konusu taşınmazları satmasını gerektirir makul ve haklı bir nedenin varlığı ortaya konulamadığı gibi davalı tarafça satışa konu edilen malların devrinin semen karşılığında, diğer bir anlatımla murisin sağlığında tüm ihtiyaçlarının karşılanması suretiyle ödendiğinin savunulduğu ancak bu savunmanın da ispat edilemediği, murisin sağlığında tüm mirasçılarını kapsar şekilde yapılan bir taksim işleminin olmaması, torun olan davalıların temlik sırasında yaşlarının oldukça küçük olması ve alım güçlerinin bulunmaması gibi olgular, muris tarafından yapılan temliklerin küs olduğu mirasçısı davacıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ortaya koymakta olup davanın kabulü gerektiğine değinen bozma ilâmına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 66.471,57 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
```
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


