
Evlilik sırasında veya evlendikten sonra noter huzurunda mal ayrılığı sözleşmesi imzaladınız — ve bu sözleşmenin sizi tam anlamıyla koruduğunu düşündünüz. Oysa o sözleşmeden önce biriktirdiğiniz paranın izi, satın aldığınız araca veya taşınmaza sirayet etmiş olabilir.
📋 İÇİNDEKİLER
Boşanma sürecinde tarafların en çok şikâyet ettiği konuların başında mal paylaşımı gelmektedir. Kimi çiftler bu sorunu öngörerek evlilik süresince ya da boşanma sürecinin dışında bir mal rejimi sözleşmesi imzalamakta ve mal ayrılığına geçmektedir. Bu sözleşme, sözleşme tarihinden sonra edinilen mallar üzerinde belirleyici bir etki yaratır. Ancak şunu bilmek gerekir: mal ayrılığı döneminde alınan bir mal, önceki edinilmiş malların satış bedeli kullanılarak alınmışsa, bu mal hâlâ tasfiyeye dahil edilebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren evlenen çiftler için yasal mal rejimi, aksine bir sözleşme yapılmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202). Bu tarihten önce evlenmiş çiftler ise 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde mal ayrılığı rejimine tabi bulunmaktaydı. 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, eski kanun döneminde evlenmiş olan çiftler de TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine geçmiştir.
Mal rejimine ilişkin uyuşmazlıklar, boşanma ve aile hukuku davalarının en teknik ve hesap yoğun bölümünü oluşturmaktadır. Hangi malın hangi rejim dönemine denk düştüğünü, hangi değerlerin tasfiyeye dahil olduğunu ve katılma payının nasıl hesaplanacağını doğru belirleyebilmek, ciddi bir hukuki analiz gerektirmektedir.
Mal rejimi sözleşmesi, yalnızca ileriye dönük etki doğurur. Yani sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren edinilen mallar, seçilen yeni rejimin kurallarına tabi olur. Sözleşme öncesinde edinilmiş malların niteliği değişmez; bu mallar hâlâ eski rejim — çoğu zaman edinilmiş mallara katılma — kurallarına göre tasfiye edilir.
Birçok kişi, mal ayrılığı sözleşmesi imzalamanın geçmişi de "sıfırladığını" sanmaktadır. Bu yaygın bir yanılgıdır. Sözleşme, ilerleyen dönemde alınacak malları koruyabilir; ancak sözleşmeden önce birikilenler üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Üstelik şu kritik tuzak da mevcuttur:
⚠️ Dikkat: Sözleşme Sonrası Alınan Mal da Tasfiyeye Girebilir
Mal ayrılığı sözleşmesi imzalandıktan sonra edinilen bir mal bile, o malın daha önce edinilmiş malların satış bedeli kullanılarak alındığı ispat edilirse tasfiye kapsamına girebilir. Bu, "edinilmiş malın yerine geçen değer" ilkesinin sonucudur. Mahkemeler bu bağlantıyı araştırmak zorundadır; araştırmadan verilen kararlar Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesinin dördüncü fıkrası, "kişisel mallar yerine geçen değerlerin" de kişisel mal sayılacağını hükme bağlamaktadır. Aynı mantık, edinilmiş mallar için de işler: Bir edinilmiş malın satılıp yerine başka bir mal alınması durumunda, yeni mal da edinilmiş mal niteliğini korur. Hukuk literatüründe bu ilkeye "ikame" veya "dönüşüm ilkesi" de denilmektedir.
Bu ilke, mal ayrılığı döneminde edinilen mallara da uygulanabilir. Şöyle ki:
✅ Yargıtay 2. HD, 25.12.2025 — Bozma Gerekçesi
Mahkemece, edinilmiş mal olduğu iddia edilen dava dışı araçların satışından elde edilen para ile karşı davada tasfiye konusu araçların alınıp alınmadığına yönelik bir araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Trafik kayıtları getirtilerek ve tüm deliller değerlendirilerek dava dışı araçların satışından elde edilen para ile tasfiye konusu araçların alınıp alınmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu ilke, tam tersi yönde de işleyebilir — ve özellikle erkek tarafının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Edinilmiş mallara katılma döneminde edinilen bir mal, kişisel mal niteliğindeki bir değer kullanılarak ya da mal ayrılığı döneminde biriktirilmiş bir sermaye ile alınmışsa, bu katkı tasfiyede denkleştirme (iade) alacağı olarak gündeme gelir.
TMK'nın 230. maddesi bu durumu açıkça düzenlemektedir: Bir eşin kişisel malları, diğer mal topluluğuna katılmış ya da bir topluluktan diğerine geçmiş ise, o topluluk lehine ya da aleyhine denkleştirme alacağı doğar. Hukuki sonuçları bakımından şu pratik tablolar gündeme gelebilir:
Boşanma davalarında mal rejiminin tasfiyesi yapılırken mahkemenin ilk işi, evliliğin hangi döneminde hangi rejimin geçerli olduğunu tespit etmektir. Bu tespit, özellikle uzun süreli evliliklerde son derece karmaşık bir hal alabilmektedir. Yargıtay kararında somutlaşan tablo şu şekildeydi:
📅 Somut Dava Örneği — Rejim Zaman Dökümü
Bu tabloda dikkat çeken husus şudur: Araçlar mal ayrılığı sözleşmesinin yapıldığı tarih ile boşanma dava tarihi arasındaki dönemde erkek adına tescil edilmiştir. Mahkeme bu gerekçeyle tasfiye talebini reddetmiştir. Oysa Yargıtay'a göre doğru yaklaşım, bu araçların hangi kaynakla alındığını araştırmaktır.
Edinilmiş malın yerine geçen değer ilkesinden yararlanmak isteyen taraf, bu iddiasını somut kayıtlarla desteklemek zorundadır. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, mahkeme bu araştırmayı trafik kayıtları dahil tüm delilleri inceleyerek yapmalıdır. Pratikte belirleyici delil türleri şunlardır:
ℹ️ Mahkemenin Resen Araştırma Yükümlülüğü
Yargıtay'ın bu kararında öne çıkan bir diğer önemli husus, mahkemenin bu araştırmayı kendiliğinden yapması gerektiğidir. Tarafın bu konuda ayrıca delil sunmamış olması ya da talebi net biçimde formüle etmemiş olması, mahkemenin araştırmadan karar verebileceği anlamına gelmez. Bu, mal rejimi tasfiyesine hâkim olan resen araştırma ilkesinin bir yansımasıdır.
Boşanma davası açılmadan önce ya da dava sürerken mal rejimi tasfiyesine ilişkin doğru bir hazırlık yapmak, ilerleyen süreçte ciddi farklar yaratabilmektedir. Her iki taraf için pratik öneriler aşağıda yer almaktadır.
✅ Sonuç: Mal Ayrılığı Sözleşmesi Bir Güvence Değil, Bir Başlangıç Noktasıdır
Mal ayrılığı sözleşmesi, sözleşme tarihinden sonraki döneme ait mallar için önemli bir koruma sağlar — ancak geçmişi silmez. Daha önce edinilmiş malların satış bedeliyle alınan yeni mallar tasfiyeye dahil edilebilir; kişisel mallar ya da mal ayrılığı dönemi birikimlerinin edinilmiş mal havuzuna katıldığı durumlarda ise denkleştirme alacağı gündeme gelir. Mal rejimi tasfiyesi, aile hukukunun en teknik ve hesap gerektiren alanlarından biridir. Boşanma ve aile hukuku alanında hukuki destek almak için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Sözleşmenin yapıldığı tarihten sonra edindiğiniz mallar prensipte tasfiyeye dahil değildir. Ancak bu mallar, sözleşmeden önceki dönemde edinilmiş olan malların satışından elde edilen para ile alındıysa —"edinilmiş malın yerine geçen değer" ilkesi uyarınca— tasfiyeye girebilir. Mahkeme bu bağlantıyı araştırmak zorundadır. Her davanın koşulları farklıdır; bir avukatla somut durumunuzu değerlendirmeniz gerekir.
Evlenmeden önce sahip olduğunuz araç kişisel malınızdır. Bu aracın satışından elde edilen parayla alınan yeni araç, "kişisel malın yerine geçen değer" olarak yine kişisel mal niteliğini korur ve tasfiyeye dahil edilmez. Ancak bunu ispat etmek, yani kişisel kaynakla alındığını belgelemek sizin sorumluluğunuzdadır.
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce ya da evlilik süresince herhangi bir zamanda noter huzurunda yapılabilir. Sözleşme, yapıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanır. Boşanma davası açıldıktan sonra yapılan sözleşmeler ise oldukça sınırlı bir etki doğurur; mahkemeler bu tür sözleşmeleri muvazaa açısından yakından inceler.
Mal rejimi tasfiyesine ilişkin davalar Aile Mahkemelerinde görülür. Boşanma davasıyla birlikte ya da boşanma kesinleştikten sonra bağımsız olarak açılabilir. İstanbul'da Anadolu yakası için Kartal, Kadıköy, Üsküdar, Maltepe ve Pendik Aile Mahkemeleri; Avrupa yakası için ise Bakırköy, Şişli ve Beyoğlu Aile Mahkemeleri görev yapmaktadır. Boşanma ve aile hukuku hizmetlerimiz için iletişime geçebilirsiniz.

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2024/10455, K. 2025/12022, T. 25.12.2025
Mahkemesi: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi — 2024/1254 E., 2024/2187 K.
İlk Derece Mahkemesi: Yalova 1. Aile Mahkemesi — 2021/678 E., 2024/510 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından asıl ve karşı dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
1. Asıl Dava Yönünden:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Dosya içeriğine göre asıl davada davalı-davacı kadın aleyhine tespit edilen (230.000,00 TL), hükmedilen (52.000,00 TL) ve temyize konu edilen alacak miktarı (230.000,00 TL), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından; davalı-davacı kadın vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Karşı Dava Yönünden:
Somut olayda eşler, 04.04.1999 tarihinde evlenmiş; 31.01.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 02.05.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler, 04.05.2012 tarihinde yaptıkları mal rejimi sözleşmesi ile mal rejimlerini mal ayrılığı olarak değiştirmişlerdir. Mal rejimi, başka mal rejiminin kabulüyle sona ermiştir (TMK md. 225/1). Evlilik tarihinden TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı Kanun md. 170), bu tarihten mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı tarihe (04.05.2012) edinilmiş mallara katılma rejimi (4722 sayılı Kanun md. 10, TMK md. 202/1, 225/1); mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı tarihten (04.05.2012) boşanma dava tarihine kadar da seçimlik mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi geçerlidir (TMK md. 225/1,2). Tasfiyeye konu araçlar eşler arasında seçtikleri mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde erkek adına satış nedeniyle tescil edilmiştir.
Mahkemece karşı davada tasfiye konusu araçlar yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, davalı-davacı kadının tasfiye konusu araçların taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen araçların satışından elde edilen para ile alındığını, yani edinilmiş malın yerine geçen değer olduğunu iddia ettiği; Mahkemece, edinilmiş mal olduğu iddia edilen dava dışı araçların satışından elde edilen para ile karşı davada tasfiye konusu araçların alınıp alınmadığına yönelik bir araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, edinilmiş mal olduğu iddia edilen dava dışı araçların edinme ve devir tarihlerini içeren trafik kayıtları getirtilerek ve tüm deliller değerlendirilerek dava dışı araçların satışından elde edilen para ile karşı davada tasfiye konusu araçların alınıp alınmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
A. Asıl dava yönünden davalı-davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Karşı dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Detaylı bilgi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


