Denetimli Serbestlikte "Israr Şartı" ve İkinci Tebligat Zorunluluğu: Yükümlülüklerinizi Yerine Getirmediğinize Dair Dava Nasıl Açılır?

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkınızda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildi ve size denetimli serbestlik tedbiri uygulandı mı? Bu süreçte tek bir tebligatın yapılmamış olması, hakkınızda açılan davanın tamamen usulsüz olmasına yol açabilir. Bu yazıda, denetimli serbestlik sürecinde "ısrar şartı"nın nasıl oluştuğunu ve neden ikinci bir uyarılı tebligatın zorunlu olduğunu, sanık/şüpheli hakları perspektifinden anlatıyoruz.

⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Denetimli serbestlik müdürlüğünün tek bir çağrı yazısına cevap vermemeniz, tek başına "ısrar" anlamına gelmez. Kanun, ısrarın oluşması için size ikinci bir uyarılı tebligat yapılmasını şart koşar. Bu tebligat yapılmadan açılan dava, usule aykırıdır.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Nedir?

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu (TCK m. 191) işlendiğinde, savcılık ilk kez bu suçu işleyen şüpheliler hakkında doğrudan dava açmaz. Bunun yerine, 5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Bu süre içinde şüpheliye 1 yıla kadar denetimli serbestlik tedbiri ve gerekiyorsa tedavi yükümlülüğü uygulanır.

Şüpheli bu süreçte kendisine verilen yükümlülüklere uyarsa, erteleme süresi sonunda dava açılmadan dosya kapanır. Ancak yükümlülüklere uyulmadığı iddia edilirse, süreç kritik bir aşamaya girer.

Denetimli Serbestlik ve Tedavi Tedbirinin Hukuki Niteliği

Denetimli serbestlik tedbiri, şüphelinin belirli aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmasını, gerekiyorsa tedaviye devam etmesini gerektirir. Bu bir yargılama şartı niteliğindedir; yani yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediği, kamu davasının açılıp açılamayacağını doğrudan belirler.

"Israr" Şartı Nasıl Oluşur?

6545 sayılı Kanun ile 28.06.2014 tarihinden itibaren TCK m. 191/4-a'ya göre, dava açılabilmesi için şüphelinin yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerekir. Bu tarihten önceki eylemlerde ise sadece "uygun davranmama" yeterlidir; ısrar şartı aranmaz. Bu ayrım, dosyanızın hangi tarihte işlenen bir fiile ilişkin olduğuna göre büyük önem taşır.

28.06.2014 Öncesi Fiiller Sadece yükümlülüklere uygun davranmamak yeterlidir. "Israr" şartı aranmaz.
28.06.2014 Sonrası Fiiller Israr şartı aranır. İkinci uyarılı tebligat yapılmadan dava açılamaz.

İkinci Uyarılı Tebligat Neden Zorunlu?

Denetimli serbestlik müdürlüğü size ilk çağrı yazısını gönderdiğinde ve siz başvurmadığınızda, bu tek başına "ısrar" sayılmaz. Kanun, ısrarın gerçekleşmiş sayılabilmesi için size ikinci bir tebligat yapılmasını ve bu tebligatta açıkça şu uyarının yer almasını arar:

1
İlk Çağrı Yazısı: Denetimli serbestlik müdürlüğü sizi başvurmaya davet eder.
2
Başvuru Yapılmaması: Şüpheli süresi içinde başvurmazsa, tek başına dava açma sebebi oluşmaz.
3
İkinci Uyarılı Tebligat: "Önceki tebligata rağmen başvurmadığınız, bu tebligat üzerine de öngörülen sürede başvurmamanız halinde ısrar etmiş sayılacağınız" açıkça belirtilmelidir.
4
Yine Başvurulmazsa: Ancak bu aşamadan sonra ısrar şartı gerçekleşmiş sayılır ve dava açılabilir.

ℹ️ Önemli Bilgi

Uyarılı ikinci tebligat yapılmadan doğrudan dava açılması, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlamına gelir. Bu durumda mahkemenin davayı esastan incelemesi mümkün değildir.

Doğrudan MERNİS Adresine Tebligat Sorunu

Tebligat Kanunu'na göre tebligat süreci iki aşamalıdır: önce bilinen en son adrese normal tebligat çıkarılır; bu tebligat "bila tebliğ" iade edilirse, ikinci aşamada adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adrese tebligat yapılabilir. Uygulamada bazen bu iki aşama atlanarak doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkarılmaktadır. Bu, usule aykırı bir tebligat işlemidir ve sonuçları ağırdır.

Usulsüz Tebligatın Sonucu: Dava Durur mu?

İkinci uyarılı tebligat yapılmadan veya usulsüz tebligat üzerine dava açılmışsa, kovuşturma şartı gerçekleşmemiş demektir. Bu durumda mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da mahkumiyet kararı vermesi mümkün değildir; mahkeme, CMK m. 223/8 uyarınca "durma" kararı vermek zorundadır.

✅ Karar Özeti

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, ikinci uyarılı tebligat yapılmadan açılan davada kovuşturma şartının gerçekleşmediğini, mahkemenin durma kararı vermesi gerektiğini vurgulayarak, aksi yöndeki itiraz reddi kararını kanun yararına bozmuştur.

Hakkınızda Dava Açıldıysa Ne Yapmalısınız?

Denetimli serbestlik yükümlülüğünü ihlal ettiğiniz gerekçesiyle hakkınızda dava açıldıysa, öncelikle dosyanızdaki tebligat işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekir. İkinci uyarılı tebligatın eksik olması, savunmanızda öne sürebileceğiniz güçlü bir usul itirazıdır.

✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Denetimli serbestlik sürecinde tebligat usulsüzlüğü, davanın seyrini kökten değiştirebilecek teknik bir konudur. Dosyanızın detaylı incelenmesi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Denetimli serbestlik çağrı yazısına bir kez cevap vermedim, dava açılır mı?

Tek başına yeterli değildir. 28.06.2014 sonrası fiillerde, ısrar şartının oluşması için size ikinci bir uyarılı tebligat yapılması ve bu tebligata da uyulmaması gerekir.

Tebligatım muhtara teslim edilmiş, bu geçerli mi?

Tebligatın doğrudan MERNİS adresine çıkarılıp muhtara teslim edilmesi, öncesinde normal tebligatın denenmemiş olması halinde usulsüz kabul edilebilir.

Usulsüz tebligat tespit edilirse dava düşer mi?

Dava düşmez, ancak mahkeme kovuşturma şartı gerçekleşene kadar "durma" kararı vermek zorundadır.

Bu itirazı kendim mi yapmalıyım, avukat gerekli mi?

Tebligat usulsüzlüğünün tespiti teknik bir inceleme gerektirir; bu nedenle bir avukattan destek almanız faydalı olacaktır.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 08.04.2025 T. 2024/4305 E. 2025/3970 K.

Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli ve 2023/921 Değişik iş sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/81 Esas, 2015/182 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli ve 2023/22666 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18701 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18701 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen tarihsiz ve 2014/4055 soruşturma, 2014/37 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına dair kararı müteakip, şüphelinin erteleme süresi içerisinde yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2015 tarihli ve 2015/81 esas, 2015/182 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2023 tarihli ve 2023/921 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;

Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2023 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiş ise de;

1-Dosya kapsamına göre;

Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği,

7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda ise, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın bilinen son adresine doğrudan "mernis" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına 10/11/2014 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, Uşak Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan 05/12/2014 tarihli çağrı yazısının da aynı şekilde şüphelinin adresine doğrudan "mernis" şerhi ile aynı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğe çıkartılarak, mahalle muhtarına 19/12/2014 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edilmesi üzerine, ısrar şartı gerçekleştiğinden bahisle denetim dosyasının kapatılarak kamu davasının açıldığının anlaşılması karşısında,

Kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmiyor ise de, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan çağrı yazısının da usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bu durumda kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davanın durmasına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,

2-Kabule göre de;

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/05/2019 tarihli ve 2018/2861 esas, 2019/3321 karar sayılı ilâmında, "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde düzenleme yer aldığı, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şartın "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olduğu, hükümden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartının önceden aranmadığı, bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulunun 6545 sayılı Kanun ile getirildiği belirtilmiş olup, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki mevcut düzenlemeler kapsamında "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı arandığı nazara alındığında, şüpheliye 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve şüphelinin başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için şüpheliye "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde şüpheli hakkında denetim süresi içerisinde yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle dava açılabileceği,

Somut olayda ise, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını müteakip, Uşak Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan 05/12/2014 tarihli çağrı yazısının şüphelinin adresine doğrudan "mernis" şerhi ile aynı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğe çıkartılarak, mahalle muhtarına 19/12/2014 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edilmesi üzerine, şüpheli adına uyarılı çağrı yazısı çıkartılmaksızın Uşak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 19/01/2015 tarihli ve 2015/90 İİDK sayılı kararıyla denetim dosyasının kapatılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, ısrar şartı gerçekleşmediği ve kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden de kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 20.07.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2014 tarihli ve 2014/4055 Soruşturma, 2014/37 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz süresi ve merciinin gösterildiği, kararın, 10.11.2014 tarihinde MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca çıkarılarak muhtara teslim edildiği, tedbirin infazı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2015 tarihli ve 2014/4055 Soruşturma, 2015/276 Esas, 2015/215 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

C. Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/81 Esas, 2015/182 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı TCK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin karara itiraz ettiği,

D. İtirazı inceleyen mercii Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.07.2023 tarihli ve 2023/921 Değişik iş sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

E. 1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, sanığın 20.07.2014 tarihli eylemi nedeniyle verilen 16.10.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla usulüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi,

2- Kabule göre de; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191/2,3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde, tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamak üzere çıkarılan ilk uyarılı başvuru davetiyesinin tebliği üzerine, müracaatta bulunmayan şüphelinin, aynı Kanunun 191/4-a maddesi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için; "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı takdirde, şüpheli hakkında kamu davasının açılması gerektiğinden; inceleme konusu olayda ikinci uyarı yapılmadığı için de kamu davası açma koşulları oluşmadan dava açılmış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi,

Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli ve 2023/921 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1